Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Yusuf Hayaloğlu SİİRLERİ

  1. #1
    Status : redstar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Nisan.2007
    Mesajlar: 7
    Konular: 2
    Aldığı Beğeniler: 0

    Standart Yusuf Hayaloğlu SİİRLERİ




    AH ULAN RIZA

    Neden halâ gelmedi, yoksa
    Saati mi şaşırdı hıyar?
    Gerçi hiç saati olmadı ama
    En azından birine sorar.

    Cebimde bir lira desen yok,
    Madara olduk meyhaneye!
    Ah eşşek kafam benim,
    Nasıl da güvendim bu hergeleye!

    Gelse, balığa çıkacaktık,
    Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık.
    Kafamız tam olunca, şarkılar döktürüp
    Enteresan hayâllere dalacaktık.

    Bu sandalı geçen hafta denk getirip
    Çalıntıdan düşürdük.
    Arkadaşlar ısrar etti,
    Biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük.

    Saat sekizde gelecekti,
    Bana birkaç milyon borç verecekti.
    Yoksa o nemrut karısı kaçtı da
    Onun peşinden mi gitti?

    Eğer öyleyse yandık,
    Gudubet gene yaptı yapacağını!
    Geçen sene de merdivenden itip
    Kırmıştı Rıza'nın bacağını.

    Abi, kadında boy şu kadar;
    Kalça fırıldak, göz patlak, kafa çatlak!
    Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
    Ya horlarken Rıza'yı boğacak!

    Bak, şimdi acıdım, aşkolsun adama,
    Ben olsam, vallahi baş edemem!..
    Hele beş tane velet var ki boy-boy,
    Allah'tan düşmanıma dilemem!

    Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur,
    Herkesin suyuna gider.
    Yoksa, kalıba vursan hani,
    Tek başına on tane adam eder!

    Bir keresinde, hiç unutmam
    Üç-beş zibidi haraca dadandı;
    Rıza, sandalyeyi kaptığı gibi
    Herifleri hastaneye kadar kovaladı!

    Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik,
    Aynı kafadaydık.
    Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu,
    Biz, başka havadaydık.

    Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
    Aynı takımı tutardık.
    Fener'in her maçına iddialaşıp
    Millete az mı yemek ısmarladık!..

    Bir tek askerde ayrıldık,
    Bana Bornova düştü, ona Gelibolu.
    Döner dönmez evlendirdiler,
    En büyük salaklığı da bu oldu!..

    Bense hiç düşünmedim, zaten param yoktu.
    Hep tek tabanca gezdim.
    Benim beğendiğimi anam istemedi,
    Onun gösterdiğini ben sevmedim.

    Neyse, bunlar derin mevzu...
    Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek.
    Ufaktan yol alayım
    Anam evde yalnız, şimdi merağından ölecek!..

    Gittim, vurup kafayı yattım;
    Rüyamda gördüm, gülümseyerek geldiğini.
    Ne bilirdim, yolda kamyon çarpıp
    Hastaneye kavuşmadan can verdiğini!..

    Vay be Rıza!..
    Sonunda sen de düşüp gittin Azrail'in peşine!
    Dün, boşuna günahını almışım,
    Ne olur, kızma bu kardeşine!

    Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler
    Ne kolay söylediler!
    Sanki dev bir taş ocağını
    Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!

    Ah dostum... o kocaman gövdene
    O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?
    O zalim tabutun tahtalarını
    Senin üstüne nasıl böyle çivilediler?

    Yani sen şimdi gittin, yani yoksun,
    Yani bir daha olmayacak mısın?
    Yani bir daha borç vermeyecek,
    Bir daha bira ısmarlamayacak mısın?

    Peki, beni kim kızdıracak,
    Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
    Peki, beni bu köhne dünyada
    Senin anladığın kadar kim anlayacak?

    Ulan Rıza... ne hayâllerimiz vardı oysa,
    Ne acayip şeyler yapacaktık...
    Totoyu bulunca dükkân açacak,
    Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık.

    Talih yüzümüze gülecekti be!..
    Karıyı boşayıp sıfır mersedes alacaktık.
    Hafta sonu iki yavru kapıp
    Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık!

    Ah ulan Rıza... bu mahallenin,
    Nesini beğenmedin de öte yere taşındın?
    Ara sıra gıcıklaşırdın ama inan ki,
    Benim en kıral arkadaşımdın!..

    Ah ulan Rıza... ben şimdi,
    Bu koca deryada tek başıma ne halt ederim?
    Senden ayrılacağımı sanma,
    Bir kaç güne kalmaz, ben de gelirim!..

    Yusuf Hayaloğlu

    AYRILIK HEDİYESİ

    Şimdi saat sensizliğin ertesi
    Yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
    Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
    Bir ben kaldım tenhasında gecenin
    Avutulmamış bir ben...

    Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
    Ki bu yaşlar
    Utangaç boynunun kolyesi olsun
    Bu da benden sana
    Ayrılığın hediyesi olsun

    Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
    Ekmek çalmadan doyurabilmek
    Ve haksızlık etmeden doğan güneşe
    Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
    Mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun...
    Şimdi iyi niyetlerimi
    Bir bir yargılayıp asıyorum
    Bu son olsun be... bu son olsun!
    Bu da benim sana
    Ayrılırken mazeretim olsun!

    Şimdi saat yokluğunun belası
    Sensiz gelen sabaha günaydın!
    İşi-gücü olanlar çoktan gitti
    Bir ben kaldım voltasında sensizliğin
    Hiç uyumamış bir ben...

    Şimdi dişlerimi sıkıp
    Dudaklarıma kanamayı öğrettim
    Ki bu kızıl damlalar
    Körpe yanağında bir veda busesi olsun
    Bu da benden sana
    Heba edilmiş bir aşkın
    Son nefesi olsun...

    Kafamı duvara vurmadan
    Tanıyabilmek seni
    Beyninin içindekileri anlayabilmek
    Ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
    Bütün saatleri öylece durdurabilmek için
    Çıldırasıya paraladım kendimi
    Lanet olsun!
    Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
    Olsun be! ne olacaksa olsun!
    Bu da benim sana
    Ayrılırken şikayetim olsun

    Gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun
    Her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun
    İsterim sen de yan ömrüne hep ağla
    Hep ağla bu benden son dua
    Bu benden ayrılık hediyesi olsun

    Yusuf Hayaloğlu
    __________________
    Bende olduğunu biliyorum artık.Yaşamın yağmuruyla ak pak edilmiş gözlerin vuruyor her geceme… Dünden beri koşuyorum sana, dünümden bu yana, pususundayım umutların, sen, evet sen, kapanıyorum sana, sus payı yok şimdi senden bana, dört duvarım, sabrı otuzüçe bölen zamanımsın.

    BAŞIM BELADA

    Bugün, düşünemeyeceğin kadar
    Başım belada!
    Köşe başları tutulmuş,
    Üstelik yağmur yağmada..
    İler-tutar yanı yok!
    Fişlenmişim, adım-eşkalim bilinmekte.
    Üstelik, göğsümde, yani tam şuramda,
    Kirli sakalıyla
    Bir eşkıya gezinmekte..

    Başım belada!
    Adamın biri vurulmuş sokakta,
    Cebinde adresim bulunmuş..
    Başım belada!
    Tabancamı unutmuşum helada.
    Nerden baksan tutarsızlık,
    Nerden baksan ahmakça!

    Sevdim, inanamayacağın kadar,
    Sevdim seni esmer kız..
    Kirpiklerimde çırpınan
    Şu tuzlu gözyaşımda
    İhanetin adı yok!
    Neylersin ki çember daralmakta..
    Şimdilik hoşça kal yaban çiçeğim.
    Yasal mermisiyle,
    Bir komiser yaklaşmakta..

    Başım belada!
    Üzerime kan sıçramış doğarken.
    Uykularım yarıda kalmış.
    Başım belada!
    Senelerce kuralsız yaşamışım,
    Nere gitsem çaresi yok,
    Nere gitsem yanmışım..

    Yusuf Hayaloğlu

    BAŞKALDIRIYORUM

    Cevap veriyorum:
    Eli böğründe analardan,
    Mahpuslardan ve acılardan
    Çokça bahsediyorum, çünkü;
    Başını kumda saklayanlardan
    Tiksindir, başkaldırıyorum!

    Ve söz veriyorum:

    Kırmızı rujlu sokakların,
    Aşağılık pazarlıkların,
    Adı anılmayacak benle.
    Bir çiçeğim halk ormanında,
    Fışkırdım, başkaldırıyorum!

    Ben bir bıçak ucuyum,
    Kavga vermiş halkına.
    Başkaldırıyorum işte,
    Varın benim farkıma.

    Yine söylüyorum:

    Gözü bağlanmış korkulardan,
    Yasaklardan ve baskılardan,
    Asla irkilmiyorum, çünkü;
    Kan emici yarasalardan
    Çıldırdım, başkaldırıyorum!

    Yemin ediyorum:

    Üçkağıtçının, pezevengin,
    Teslimiyetin ve mihnetin
    Yolu uğramayacak bana.
    Bir dalgayım halk denizinde
    Köpürdüm, başkaldırıyorum!

    Ben bir namlu ağzıyım,
    Omuz vermiş halkına.
    Başkaldırıyorum hey!
    Herkes varsın farkına.

    Yusuf Hayaloğlu


    BİR ACAYİP ADAM

    Fırtınadan arta kalmış bir teknede,
    Tevekkül içinde;
    Görkemli sakalı ve iğreti parkasıyla,
    Gizlediği macerasıyla,
    Bir acayip adam yaşardı.
    Akşamları susardı,
    Ben konuşsam kızardı...

    Bir sürgün kasabasıydı,
    Bir eski zamandı, Haziran'dı.
    Çocuktum, evden kaçmıştım,
    Gelip ona sığınmıştım...

    Küçücük bir koydu, sığdı,
    Burayı keşfeden belki de oydu.
    Uzaktan, kasabanın ışıkları yanardı,
    İçim anneyle dolardı, ağlardım..
    Suphi şöyle bir göz atardı,
    Gizli bir cıgara sarardı, ağlardı.
    Sonra barışırdık,
    Ben flüt çalardım, cıgara sönerdi,
    Ağlardık...

    Nereden geldiğini bilmezdim,
    Kimsesizdi,
    Belki kimliksizdi...
    Onun macerası onu ilgilendirirdi;
    Kimseye ilişmezdi...

    Bir şeylere küfrederdi hep,
    Tedirgin bir balık gibi uyurdu.
    Bazen kaybolurdu, aradım,
    Yağmurun altında dururdu.

    Bir kalın kitabı vardı,
    Cebinde olurdu, her gün okurdu.
    Ben bir şey anlamazdım,
    Kapağını seyreder, duymazdım.
    Sakallı bir resimdi, kimdi;
    Ne kadar mütebessimdi!Sordum bir gün Suphi'ye:
    Söylediklerini niye anlamıyorum, diye.
    Bildiklerini, dedi, yüzleştir hayatla,
    Ve sınamaktan korkma!.
    Doğru ile yanlışı,
    ancak o zaman ayırabilirsin
    Ve O'nu anlayabilirsin...Sonra gülerdi.
    Günlerim, yüzlerce ayrıntıyı
    Merak etmekle geçerdi.
    Sonra yine akşam olurdu, Suphi susardı,
    Ben konuşsam kızardı.Tekneye martılar konardı,
    Yüreğim Suphi'ye yanardı, ağlardım.
    Suphi denize tükürürdü,
    Gökyüzünü tarardı, ağlardı.
    Sonra barışırdık,
    Ben flüt çalardım, yıldız kayardı,
    Ağlardık...Bir sahil kasabasıydı,
    Bir eski zamandı, Haziran'dı.
    Çocuktum, evden kaçmıştım,
    Gelip ona sığınmıştım...

    Bir gün bir aksilik oldu,
    Annem beni buldu!
    Suphi kaçıp kayboldu.
    Kasaba çalkalandı, olay oldu;
    Ben sustum, kanım dondu!..

    Polisler onu bulduğunda tekti,
    Felâketti..
    Herkes meydanda birikti.
    Karakoldan içeri girerken
    Sanki mağrur bir tüfekti!..
    Ansızın dönüp bana baktı,
    Anladın mı? dedi
    Anladım, dedim; anladım...
    Ve o günden sonra
    Hiç bir zaman,
    Hiç bir yerde,
    Hiç ağlamadım...

    Yusuf Hayaloğlu

    BİR ANKA KUŞU

    Yüzlerce soğuk namlu
    Üzerime çevrildi.
    Yüzlerce demir tetik
    Aynı anda gerildi.
    Anne, beni söğüdün gölgesinde vurdular.
    Öpmeye kıyamadığın,
    Dal gibi oğlun yere serildi..

    Üşüştü birer-birer
    Çakallar üzerime.
    Üşüştü dört bir yandan,
    Göğsüme, ciğerime.
    Anne, beni bir leş gibi
    Yiyip talan ettiler.
    Teşhis edilmem için,
    Parçamı koydular önüne...

    Ben bu acılar ülkesinin
    İnsana reva görülen
    Bütün acılarını tattım.
    Aç yattım, ekmeğime sabır kattım.
    Beni milyon kere dövdüler üst-üste!
    Ben bu yolu, kendim seçtim anne,
    Ben ömrümü kendim kanattım...

    Geceler tanır beni,
    Konarım, göçerim ben.
    Geceler tanır, kan damlar içerim ben.
    Anne, sen beni unut, karanlığın bağrında.
    Kırmızılar ekerim,
    Siyahlar biçerim ben..

    Suçüstü yakalandım,
    Bölüşürken kalbimi.
    Suçüstü kelepçeyle yardılar bileğimi.
    Anne, ben diyar-diyar, umudun savaşçısı..
    Bir tutam sevgi için
    Dağladım gözlerimi..

    Prometheus'tum zincire vurulurken dağlarda,
    Ciğerimi kartallara yedirdim.
    Spartaküs'tüm köleliğin çığlığında,
    Arslanlara yem oldum, tükendim.
    Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum,
    Kerbela çölünde Hüseyin.
    Zindanlarda Cem Sultan,
    Sehpalarda Pir Sultan.
    Ve Madımak'ta otuzyedi can...

    Kaçıncı yok oluşum,
    Kaçıncı var oluşum bu?
    Tanrılardan ateş çaldım
    Yüzyıllarca tutuştum, üst-üste yandım.
    Bir anka kuşu gibi anne,
    Bir anka kuşu gibi;
    Kendimi külümden yarattım..

    Yusuf Hayaloğlu
    __________________

    BİR VEDA HAVASI

    Vakit tamam!.. seni terk ediyorum.
    O bütün alışkanlıklardan
    Ve bütün sıradanlıklardan öteye,
    Yorumsuz bir hayatı seçiyorum.
    Doyamadım inan,
    Kanamadım sevgiye...

    Korkulu geceleri sayar gibi,
    Deprem gecesinde bir yıldız,
    Birdenbire kayar gibi;
    Ellerim kurtulacak ellerinden,
    Bir kuru dal, ağacından
    Çatırdayıp kopar gibi...

    Aşksa bitti...
    Gülse, hiç dermedik.
    Bul kendini kuytularda, hadi dal!
    Seninle bir bütün olabilirdik...
    Hoşça kal gözümün nuru,
    Hoşça kal...

    Vakit tamam!.. seni terk ediyorum.
    Bu, kırık ve incecik
    Bir veda havasıdır.
    Tutuşan ellerimden
    Parmak uçlarına değen sıcaklık,
    İncinen bir hayatın yarasıdır...

    Kalacak tüm izlerin hayatımda.
    Gözümden bir damla yaş,
    Sızlayıp resmine aktığında;
    Bir yer bulabilsem keşke
    Bir yer, seni hatırlatmayan;
    Kan tarlası gelincik şafağında...

    Ölümse, korktun.
    Savaşsa, hep kaçtın...
    Vur kendini kuşkularda, hadi al!
    Sen bir suydun oysa,
    Sen bir ilaçtın...
    Hoşça kal canımın içi,
    Hoşça kal.

    Yusuf Hayaloğlu


  2. #2
    Status : OzaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Şubat.2007
    Nereden : Çatalca
    Mesajlar: 45.141
    Konular: 6.321
    Aldığı Beğeniler: 6302

    Standart

    sağolasın


  3. #3
    Status : redstar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Nisan.2007
    Mesajlar: 7
    Konular: 2
    Aldığı Beğeniler: 0

    Standart

    Tesekkurler


Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  





Takip Et
Sitemizde telif hakkı içeren mp3, film, video vb paylaşılması yasaktır. Eğer telif hakkı ihlaline neden olan bir konu olduğunu düşünüyorsanız BURAYA tıklayarak ilgili konuyu linkiyle birlikte göndererek yöneticiye şikayetinizi dile getirebilirsiniz. En kısa sürede ilgilenilecek ve ilgili konu kaldırılacaktır.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307