Status :
Üyelik tarihi : Şubat.2011
Mesajlar: 24.890
Konular: 6.643
Aldığı Beğeniler: 3466
Şehir ve İnsan
Mulgan'ın bu anlamlı sözü bana bir kentin insanla, insanın kentle nasıl hoş bir mana kazandığını çağrıştırıyor. Nasıl ki şehirler bir toplumun, bir uygarlığın, bir milletin kimliği ise; insanda bir şehrin aynası, gülen yüzü, hayat sembolü ve o, şehrin efendisidir. Şehirlerin gelişim süreci insanla başlamış ve insanların kolektif beraberlikleri neticesinde şekillenerek anlamlar kazanmıştır. İnsan, bütün bir alemin özetidir. Dolaysı ile insan, duygusal, biyolojik, fizik ve metafizik anlamda zengin bir donanım ve açılım içindedir. İnsan, var olduğu günden beri hep bir arayışla gelişimi takip etmiştir. İçerisinde bulunduğu çevre, bölge ve iklim şartlarına göre daima kendini, yanındakini, karşısındakini ve muhatabını gelişime zorlamıştır. Bu nedenle; insanların yaşadığı sosyal, fiziki ve kültürel çevre sürekli değişim halindedir.
Evrenin merkezinde insan vardır. Ve yeryüzünde her şey insan içindir. Eğitilmeye ve öğrenmeye en çok insanın ihtiyacı vardır. Bu da bir süreç gerektirir; bu süreç insanın doğumuyla başlar ta ki, hayatı son buluncaya kadar devam eder. İnsan, yeryüzünde bulunduğu mekan ve çevrede sürekli ikili ilişki, etkileşim ve beşeri münasebetler kurmak durumundadır. İnsan, çevresinde kurmuş olduğu sosyal ilişkiler neticesinde, bir topluluğu meydana getirecektir. İşte bu topluluk bize paylaşımı, beraberliği, birlikte yaşamayı ve bir çeşit normlar kazandıracaktır. Nasıl ki kentler, sadece insanların beraberlikleri neticesinde bir anlam kazanıyorsa; toplum da, insanların gelişi güzel bir araya toplanmaları keyfiyetini ifade etmeyerek, onların içinde bulundukları durumda yaşadıkları sosyal ilişkiler ve bu ilişkilerin meydana getirdiği sonuç itibariyle bir mana kazanacaktır. İşte bunun içindir ki, şehir ve insan birbirini tamamlayan bir bütündür. İnsan olmadan şehrin hiçbir manası, şehir olmadan da insanın yaratılış gayesi anlam bulmayacaktır.
Şehir denilince ilk aklımıza gelen medeniyetler beşiği İstanbul olmuştur. Çünkü; İstanbul bir çok kültürü bünyesinde toplayarak bir ekol olmuştur. Dolayısı ile burada hayatlarını sürdürme imkanı bulan insanlar, çok şey görmüş, duymuş ve yaşamıştır. Şimdi ise bizler aynı fırsatı yakaladığımızı düşünmekteyim. Her birimiz ayrı iklimlerden, ayrı kültürden ve ayrı bir sosyal çevreden bu şehre yerleşerek hayatımızı sürdürmekteyiz. Tarih boyunca dünyanın göz bebeği olan İstanbul gibi güzide ve şiirsel bir kentin varlıkları olan bizler, acaba ne kadar kendimizi bu şehre ait hissediyoruz! Oysa, dünya devletleri gözünde İstanbul'un ayrı bir yeri olduğu gibi, burayı temsil eden insanlar olarak da bizim ayrı bir önemimizin olduğunu bilmem biliyor muyuz? . Çünkü; biz bir tarihi, medeniyeti ve kültürü temsil ediyoruz. Bu sebebe binaen kent kültürünü bütün yüreğimize, ruhumuza ve damarlarımızdaki akan kana sindirerek kendimizi önemli bir şehrin temsilcisi olarak görmeli, kentli gibi durmalı ve yaşamalıyız. Kentli olmak için her şeyden önce inanmak ve kendimizi öyle görmek gerekir. Her nedense İstanbul'da yaşayan bir çok insan hala kendisini bu şehre ait olarak görmüyor. Oysa bu şehirde yaşamak insan ömrüne ömür, yüreğine aşk, hayatına anlam katıyor. Bu kent acının kalbinden söküyor hayıtı; umuda can vermek için.
Şehri ve ona anlam katan insanı seviyorum...
Benzer Konular:
Tweet