Toplam 14 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 14 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Necip Fazıl'dan Şiirler (Karışık)

  1. #1
    Status : Frank Woods isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mayıs.2011
    Mesajlar: 13.783
    Konular: 3.105
    Aldığı Beğeniler: 845

    Standart Necip Fazıl'dan Şiirler (Karışık)







  2. #2
    Status : Frank Woods isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mayıs.2011
    Mesajlar: 13.783
    Konular: 3.105
    Aldığı Beğeniler: 845

    Standart

    Dönemeç

    Bir gündü, hava ılık
    Ve cadde kalabalık

    Bir kadın sapıverdi önümden dönemece;
    Yalnız bir endam gördüm , arkasından, ipince.
    Ve görmeden sevdiğim, işte bu kadın dedim,
    Çarpıldım sendeledim.

    Bir gündü mevsim bayat
    Ve esmekte hayat.....
    Dönemeçten bir tabut çıktı ve üç beş adam;
    Yalnız bir ahenk sezdim, çerçevede bir endam.
    Ve tabutta , incecik, o kadın var, anladım;

    Bir köşede ağladım.....


  3. #3
    Status : Frank Woods isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mayıs.2011
    Mesajlar: 13.783
    Konular: 3.105
    Aldığı Beğeniler: 845

    Standart

    Sakarya Türküsü

    İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
    Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

    Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
    Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

    Herşey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
    Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.

    Akışta demetlenmiş, büyük-küçük kâinat;
    Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

    Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
    Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;

    Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
    Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

    Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur,
    Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.

    Eyvah eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük?
    Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük! ..

    Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
    Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

    İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
    Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal.

    Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
    Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan;

    Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
    Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

    Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
    Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

    Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
    Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

    Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
    Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

    Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
    Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

    Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
    Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

    İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
    Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

    Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
    Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

    Kafdağı'nı assalar, belki çeker de bir kıl!
    Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

    Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu'nun,
    Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

    Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
    Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

    Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
    Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

    Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
    Sen kıvrıl, ben gideyim, son Peygamber kılavuz!

    Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
    Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! ..




    Konu Frank Woods tarafından (09.Temmuz.2011 Saat 21:55 ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    Status : Frank Woods isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mayıs.2011
    Mesajlar: 13.783
    Konular: 3.105
    Aldığı Beğeniler: 845

    Standart

    Babadan Oğula

    Eve dönmez bir akşam;
    Ve gün yüzlü çocuğu,
    Sorar: Nerede babam?

    Bakarlar, oldu, bitti;
    Gelir, derler çocuğa,
    Baban attaya gitti.

    Uzar gider bu atta;
    Ve neler neler olmaz
    Ve kim bilir ve hatta;

    Bir mahşer gerisinde;
    Babası döner bir gün,
    Oğlunun derisinde...





  5. #5
    Status : Frank Woods isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mayıs.2011
    Mesajlar: 13.783
    Konular: 3.105
    Aldığı Beğeniler: 845

    Standart

    Ölünün Odası

    Bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş;
    Yerde çıplak bir gömlek, korkusundan dirilmiş.
    Süt beyaz duvarlarda çivilerin gölgesi;
    Artık ne bir çıtırdı, nede bir ayak sesi....
    Yatıyor yatağında, dimdik, upuzun, ölü;
    Üstü boynuna kadar bir çarşafla örtülü.
    Bezin üstünde ayak parmaklarının izi;
    Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.
    Son nefesle göğsü boş, eli boş uzanmış yana;
    Gözleri renkli bir cam, mıhlı ahzap tavana.
    Sarkık dudaklarının ucunda bir iz var;
    Küçük bir çizgi, küçük, titreyen bir an kadar.
    Sarkık dudaklarında sılı titrek bir an;
    Belliki birden bire gitmis çarpınamadan.
    Bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm..
    Bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm....



  6. #6
    Status : Frank Woods isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mayıs.2011
    Mesajlar: 13.783
    Konular: 3.105
    Aldığı Beğeniler: 845

    Standart

    Anneme Mektup

    Ben bu gurbete ile düştüm düşeli,
    Her gün biraz daha süzülmekteyim.
    Her gece, içinde mermer döşeli,
    Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.
    Böylece bir lâhza kaldığım zaman,
    Geceyi koynuma aldığım zaman,
    Gözlerim kapanıp daldığım zaman,
    Yeniden yollara düzülmekteyim.
    Son günüm yaklaştı görünesiye,
    Kalmadı bir adım yol ileriye;
    Yüzünü görmeden ölürsem diye,
    Üzülmekteyim ben, üzülmekteyim.



  7. #7
    Status : Frank Woods isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mayıs.2011
    Mesajlar: 13.783
    Konular: 3.105
    Aldığı Beğeniler: 845

    Standart

    Gurbet

    Dağda dolaşırken yakma kandili,
    Fersiz gözlerimi dağlama gurbet!
    Ne söylemez, akan suların dili,
    Sessizlik içinde çağlama gurbet!
    Titrek parmağınla tutup tığını.
    Alnıma işleme kırışığını
    Duvarda, emerek mum ışığını,
    Bir veremli rengi bağlama gurbet
    Gül büyütenlere mahsus hevesle,
    Renk dertlerimi gözümde besle!
    Yalnız, annem gibi, o ılık sesle,
    İçimde dövünüp ağlama gurbet!..



  8. #8
    Status : Frank Woods isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mayıs.2011
    Mesajlar: 13.783
    Konular: 3.105
    Aldığı Beğeniler: 845

    Standart

    Mezar

    Kapıya ne icra memuru gelir,
    Ne Birinci Şube sivil polisi....
    İçerde kimine kuş tüyü sedir;
    Yüz üstü toprağa düşer kimisi....

    Bir musiki orda zaman ve mekân....
    Yıldız dolu feza küçük camekân....
    İmkân atomunu çatlatan imkân....
    Bir hiç ki, içinde heplerin hepsi



  9. #9
    Status : Frank Woods isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mayıs.2011
    Mesajlar: 13.783
    Konular: 3.105
    Aldığı Beğeniler: 845

    Standart

    Ve Gelir

    Bu yurda her bela içinden gelir;
    `Hep`leri hep, hiçin hiçinden gelir.
    Gelemez bir ithal malidir akil,
    Kaf dağından, Cinden, Macinden gelir.
    Dünküne eş, bu gün küfür yobazı;
    Bütün derdi festen, lap cinden gelir.
    `Allah vardır! ` dersin; sorarlar: Niçin?
    Sonra tokat, puta `niçin` den gelir.
    Benim nur mayama pislik atanlar,
    Şeytan, senin büyük elcinden gelir!
    Biricik selamet yolu tarihte,
    `Sormayın, görmeyin, geçin! ` den gelir.
    Genç Osman'ı lif lif yolan o güruh,
    Kahpe devşirmenin piçinden gelir.
    Bir gün bu gidişle çatlarsa yürek,
    Dile vurdukları perçinden gelir...



  10. #10
    Status : Frank Woods isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mayıs.2011
    Mesajlar: 13.783
    Konular: 3.105
    Aldığı Beğeniler: 845

    Standart

    Yar O Ki...

    Falan, dağın ardında;
    Seslen, seslen, işitmez
    Filan toprak altında;
    Göz yasları diriltmez

    Neye vardın, vardın da?
    Ufuk varmakla bitmez.
    Bir şey göster kadında,
    Tılsımını eskitmez

    Yar o ki, hep yadında;
    Eskimez ve eskitmez.
    Muradı muradında,
    Seni bırakıp gitmez



  11. #11
    Status : Frank Woods isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mayıs.2011
    Mesajlar: 13.783
    Konular: 3.105
    Aldığı Beğeniler: 845

    Standart

    Kaldırımlar 1-2

    1
    Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında
    Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum
    Yolumun karanlığa saplanan noktasında
    Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

    Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
    Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
    İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık:
    Biri benim, biri de serseri kaldırımlar

    İçimde damla damla bir korku birikiyor;
    Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler,
    Üstüme camlarını, hep simsiyah dikiyor
    Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler

    Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi
    Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandir.
    Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi,
    Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

    Bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta,
    Ben bu kaldırımların emzirdiği cocuğum.
    Aman sabah olmasın bu karanlık sokakta,
    Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum

    Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin;
    İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler.
    Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
    Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.


    Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
    Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları.
    Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim,
    Örtün, üstüme örtün serin karanlıkları.


    Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
    Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
    Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya;
    Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...

    2
    Başını bir emele satan kahraman gibi,
    Etinle, kemiğinle sokakların malısın!
    Kurulup üzerine bir tahtırevan gibi,
    Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!

    Bahtın kaldırımlara düştüğü günden beri,
    Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
    Senin gölgeni içmiş onun gözbebekleri;
    Onun taşı erimiş senin kafatasında.

    İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var,
    Sükût gibi kimsesiz, çığlık gibi hürsünüz.
    Dünyada taşınacak bir kuru başınız var
    Onu da ne tarafa olsa götürürsünüz.

    Ömrünüz taş olsa da gide gide yorulur,
    Bir gün ölüme çıkar bu yolun kıvrımları.
    Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur;
    Ne senin anladığın kadar kaldırımları...



  12. #12
    Status : Frank Woods isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mayıs.2011
    Mesajlar: 13.783
    Konular: 3.105
    Aldığı Beğeniler: 845

    Standart

    Kaldırımlar lll

    Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
    Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
    Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
    Yolumu bekliyen genç, haydi düş peşime, der.

    Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
    Tutmak, tutmak isterim, onu göğsümde alıp.
    Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
    Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

    Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
    Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
    Görsem pencerelerde, soyunan bir karaltı.

    Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşlarımdan;
    Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
    Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...

    (1927)



  13. #13
    Status : Frank Woods isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mayıs.2011
    Mesajlar: 13.783
    Konular: 3.105
    Aldığı Beğeniler: 845

    Standart

    Geçen Dakikalarım


    Kimbilir nerdesiniz,
    Geçen dakikalarım
    Kimbilir nerdesiniz?

    Yıldızların,korkarım,
    Düştüğü yerdesiniz;
    Geçen dakikalarım?

    Acaba tütsü yakasam
    Görünür mü yüzünüz?
    Acaba tütsü yaksam?

    Siz benim yüzümsünüz
    Eğilip suya baksam,
    Görünür mü yüzünüz?

    Gitti bütün güzeller;
    Sararmış biri kaldı,
    Gitti bütün güzeller.

    Gün geldi,saat çaldı,
    Aranızda verin yer;
    Sararmış biri kaldı!



  14. #14
    Status : Frank Woods isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mayıs.2011
    Mesajlar: 13.783
    Konular: 3.105
    Aldığı Beğeniler: 845

    Standart

    Otel Odalarında

    Bir merhamettir yanan, daracık odaların
    İsli lambalarında, isli lambalarında.

    Gelip geçen her yüzden gizli bir akis kalmış,
    Küflü aylarında, küflü aynalarında.

    Atılan elbiseler, boğazlanmış bir adam,
    Kırık masalarında, kırık masalarında.

    Bir sırrı sürüklüyor terlikler tıpır tıpır,
    İzbe sofralarında, izbe sofralarında.

    Atıyor sızıların çıplak duvarda nabzı,
    Çivi yaralarında, çivi yaralarında.

    Duyuluyor zamanın tahtayı kemirdiği
    Tavan aralarında, tavan aralarında.

    Ağlayın, aşinasız, sessiz can verenlere,
    Otel odalarında, otel odalarında.



Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  





Takip Et
Sitemizde telif hakkı içeren mp3, film, video vb paylaşılması yasaktır. Eğer telif hakkı ihlaline neden olan bir konu olduğunu düşünüyorsanız BURAYA tıklayarak ilgili konuyu linkiyle birlikte göndererek yöneticiye şikayetinizi dile getirebilirsiniz. En kısa sürede ilgilenilecek ve ilgili konu kaldırılacaktır.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629