Mazeretimdin Her Suçumda
Vazgeçilecek sevda yok bende. Ellerin uzak olabilir yada olmayabilirsin olman gereken anlarda. Ama vazgeçecek değilim senden.
Bir sabah içimde saçları taramayı unutmuş olmanın aptal sersemliği. Saklanarak durakta ki yolculardan, kulaklıkları çözmeye çalışarak ve beklemenin yoruculuğunda duruyordum zamana inat. İşe geç kalma tehlikesi başladığında sen göründün köşede. Kimdin de ben seni farketmemiştim şimdiyede dek. O an öyle geçti hayatımın o yakasından.her sabah saçları tara yıp koşuyordum durağa. Kulaklıklar kazağın içinden cebimde ki telefona hazır- takılı. İki üç günde bir denk geliyordum sana. Sonra aynı otobüse biniyor ve aynı durakta iniyorduk. Sen yokuştan aşağıya ben yukarısına çıkıyordum.Akşam benden erken çıkmış olma ihtimaline binayen boş iniyordum durağa. Sonra sabah ne giyeceğimi eve gelene kadar düşünüyordum. Yatağa uzandığımda yarın kesin konuşacağım diyerek dalıyordum. Bir günaydına bakıyordu işte. Her akşam yarın mutlaka diyordum.
Bir ara gelmedin birkaç gün durağa. Ben çok geç kaldım işe o aralar. Müdür mazeret dinlemekten, beni seni saklayarak içime atmaktan usandık sonra. Ama sen hala yoktun sabahları bende ümidi kestim bu sevdadan. Yine kulaklık elimde indim durağa hatta kasten taramadım saçlarımı ve sen yine de gelmedin. Artık yoktun galiba, artık inanmalıydım yokluğuna. Hatta güzergah değiştirmeliydim.
Uyandım; saat epey olmuş. Giyinip fırladım evden. Durağa geldiğimde kalbim durdu. Sen oradaydın. Hemde en güzel halinle. Yani en çok özlenen halinle: sen olarak...
günaydın....bunu ben diyebilmiştim nihayet. Gülümsedin. Ben nerdeydim kim bilir o anda. Sonra beraber oturduk yanyana hemde. Hızlı gidiyordu bu gün otobüs. Ben trafiğe yalvarıyordum. O inadına akıyordu. Keşmekeş trafiği arayacağım aklıma bile gelmezdi.her sabah durağa yanına sonra işe.
seni seviyorum ben.
bende...
Neredeydim de bunları tatmamışım. Nasıl yaşamıştım ki öyle dolu geçiyordu artık günler. Yemek daha tatlı iş zevkli yol kısa sürüyordu artık.
Bir gün bir şey oldu. Aslında hergün olandı olan. Aynı otobüse biniyorduk yine aynı durakta iniyorduk ve sen yokuşu iniyordun ben çıkıyordum.sen kolayına kaçtın yada senin payına kolayı düştü. Bana da dik yokuşlar kaldı. Yalnız hemde...
Şimdi ellerim bir mermerin üzerinde. Avuçlarımda bir Fatiha. Dizlerim kabrinin garantisinde. Bu ne biçim alışkanlık sevdiğim. İndin yokuşu hemen, banaysa çıkılacak dik bir yokuş bıraktın.
Vazgeçilecek sevda yok bende. Ellerin uzak olabilir yada olmayabilirsin olman gereken anlarda. Ama vazgeçecek değilim senden.Toprağına da olsa dokunacağım. Seni seve seve çıkacağım bu yokuşu.Takılıp düşmeden koşa koşa ve ne zaman duramayacak kadar hızlanırsam anlayacağım sana indiğimi ömür denen yokuştan...
----Alıntı----


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla

Tweet