Toplam 12 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 12 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: İlhami Çiçek

  1. #1
    Status : oznurrr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Nisan.2007
    Nereden : İzMiRr
    Mesajlar: 1.207
    Konular: 425
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart İlhami Çiçek




    Bir Huylanışın Öyküsü

    kendini bildi bileli
    yalnız
    konumuyla ilgili yalnızlığında
    gerçekten yalnız olduğunu sanarak
    çıldıran
    korkunç kalabalık bir adamdı dünya

    süreli nöbetlerle
    köpükten giysiler biçip ağızlara
    çarpmalarla geliyordu sara

    ufaktı
    onun çok çakısı oldu
    o
    adamın çoğalan ağzını ilk gördüğünde
    bütün çakılarını kaldırıp atacaktı
    bir gece
    yeryüzünün en ağır baltasıyla
    en kuytulardaki ağaçtan
    kesti ve önündeki salkım saçaktan
    bir tutam saçtı kalkan geceye koşaraktan
    ve işte öye oldu
    köye ilk gelen jipin altında
    arkadaşından fışkıran kanda da
    yine öyle bağırarak kalkıp
    ve böyle başladı saçlarının isyanı


  2. #2
    Status : oznurrr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Nisan.2007
    Nereden : İzMiRr
    Mesajlar: 1.207
    Konular: 425
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    Canlar

    umut kesilmiyorsa dostlarım
    kesip
    barikatlar kurarak kangrenli gövdemizden
    şurda güneşe ne kaldı


  3. #3
    Status : oznurrr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Nisan.2007
    Nereden : İzMiRr
    Mesajlar: 1.207
    Konular: 425
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    Dar

    batmış giysileri yok gibi
    öyle bilge
    sürgit birike birike
    taşıyor kan

    inceden geceye inen
    indirmede yarlarını
    kayalarını ve eline ne geçerse
    dar süre

    yakın
    ilk kez az ötede sanki
    ve kaslar darala darala
    gündemde yalnız zaman var

    sığ sularda nice boğulmaları
    tatmış damakları veba
    etinden bölük bölük et koparıldı
    uzandı kısaldı bir dünya saatinde
    arındırılıp becerilerinden ellerinin
    toprağa kazandırıldı

    toprak alabildiğine engin


  4. #4
    Status : oznurrr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Nisan.2007
    Nereden : İzMiRr
    Mesajlar: 1.207
    Konular: 425
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    Kesit

    bir resimdi işte
    tandan ikindiye sarkan
    kara kalem çalışılmış sürekli
    ışık yoktu

    önünde saçlarımızı tarardık
    ölüm müydü o yalınlık
    yoktu

    ve gamzelerinin türevi
    o cânım kırışıklığında alnının
    o ceylanda bir yığın kan yazması
    yüzün yoktu

    hani bütün hüzünlere nesnel karşılık diye
    bir sınavda kullanılan su gibi
    utangaç ve bir kez daha
    acıtarak göğsümün sarplarını
    yüzün yoktu

    ne çok güz ölüsü böyle
    diyorum küllerinde bir ateş çatsam


  5. #5
    Status : oznurrr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Nisan.2007
    Nereden : İzMiRr
    Mesajlar: 1.207
    Konular: 425
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    Kim

    koparan kim akşamın
    önüne dev gibi gerilip
    alışkın elleriyle geceyi
    dilim dilim

    gördüm karanlığı salgılıyordu
    sert maddelerden yapılmış
    iri bir yanlış

    o gitti ben gittim
    sonunda bir müthiş kuşluğa vardık
    şimdi çocuklar da soruyor
    kimdir ayımızı örten kadavra


  6. #6
    Status : oznurrr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Nisan.2007
    Nereden : İzMiRr
    Mesajlar: 1.207
    Konular: 425
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    Koşan Düş

    masken düştü - güpegündüz
    pencerende parmak
    delik deşik kırbaç kıyı ve duvar
    lardan güpegündüz kan
    güpegündüz sevinç bahçe toy yaprak
    çınarın dallara anlattığından
    kül - bütün bir ceset gibi
    ortada şimdi


  7. #7
    Status : oznurrr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Nisan.2007
    Nereden : İzMiRr
    Mesajlar: 1.207
    Konular: 425
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    Leylâ

    günlerden bir özge gün müdür
    yaprak dökümü müdür gizemli neylerin
    dağlar leyla albenisiyle mi donanmıştır
    bulutların doluktuğu
    bunlar sözcük müdür yoksa tuz ırmağı mı
    roma'ya yakınılan ben miyim
    bir gün
    her gün gelen meleğin gelmeyeceğini
    bilen ben miyim
    ilenen leyla mıdır leyla mıdır

    (kötürüm bir yel eser ıraklardan
    üçgenlerin eşliğinde
    unutulur olay özellikleri
    şems'in öğütleri erir ufukta
    doğuda batar güneş)

    kötürüm bir yel eser ıraklardan
    çağlar alınyazımı tartışır
    karanlığı tırmalar karanlık bilgeler
    evren bir savaş alanıdır
    aşkı eline dolayan bir dize yürür üstüme
    bir kent mecnunu keser yollarımı
    leylayı sorar

    (ölüm şarkısını çalar gizemli neyler
    düşer -bu bir ölüm düşüşüdür- çılgın hüseyniler
    bağlanır bir aksak hicazda şevki bey'in kolları
    doğuda batar güneş)

    leyla bir özge can mıdır
    can içinde can mıdır
    bir adam anlattılar leylayı avuçlarında gizliyormuş
    bir adam koynunda taşıyormuş onu
    onları kıskanmak mıdır leylaya giden yol
    ağlasak bağışlar mı
    nasıl ölünür uğrunda

    söz verilmiş ülkede yabancı
    ağlamayan gezgini düşündüm
    nil'i gözleriyle içen bir bilge gibi
    sara gülümsüyor
    yargıç yok taşı kim atacak
    leyla bilmez mi gerekli olduğunu
    şu anda
    ben ibrahim ve sara

    leyla bilmez mi


  8. #8
    Status : oznurrr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Nisan.2007
    Nereden : İzMiRr
    Mesajlar: 1.207
    Konular: 425
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    Oralarda

    oralarda hâlâ
    insanlar güç uğurlar kimselerini
    kandır sıkışır göğüste yukarı koşar
    helâllaşırlar ayrılmadan

    oraların buzları
    saçaklarda sivrileşerek
    bir ara dal uçlarından sarkıp
    usturalaşır saplarda
    hâlâ

    hüzün
    çok eski bir öykü
    oralarda
    atlıların artık olmayan atlarını
    artık kaçan bir uzayın kaynar kıyılarına
    yürütüp aşkla yorarak
    bengisu taşıdıkları o ilkyazdan
    güze kalan bir gül taşılı
    buruk bir andaç

    oralarda genç
    binbir yerinden hançerli
    vurarak yalnızlığını gizli patikalara
    kenti düşünür
    çokça dağ seyirir bileklerinde
    ne yaman bir and olur


  9. #9
    Status : oznurrr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Nisan.2007
    Nereden : İzMiRr
    Mesajlar: 1.207
    Konular: 425
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    Resimde

    çökük bir kapı
    bir at kapaklanır resimde
    sağnak da var - bir adam
    sürekli ıslanıyor
    gece

    bir resim neyse odur
    bir at
    bir kere kapaklanmışsa
    kapaklanmış bir attır o


  10. #10
    Status : oznurrr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Nisan.2007
    Nereden : İzMiRr
    Mesajlar: 1.207
    Konular: 425
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    Satranç Dersleri

    1.

    uzun bir nehirdir satranç
    kıvrak ve uzatarak boynunu
    nice güneş batışını yerinde görmüş boynunu
    oysa veba tarihçileri bilmemişlerdir
    her karenin bir karşıveba girişimi olduğunu

    göğe bezgin bakanların bir türlü öğrenemediği
    bir oyundur satranç

    evet ilk aşk gibi bir şeydir ilk açılış
    artık dönüş yoktur
    kuşku bağışlanmasa da
    tedirginlik doğal sayılabilir
    ancak
    yürümenin dışında bütün eylemlerin adı
    kaçış kaçış kaçıştır

    çapraz özgürlüklerinde filler
    acılardan yapılmış bir alanda
    ne zaman ki esrirler
    yazsak defterlere sığar mıydı
    şah açmazında vezirin ölümcül tutkusunu
    yerine göre piyon da bir tufandır
    içinde hep bir vezir sürekli mahzun
    düz gider çapraz vurulur ve uzun uzun
    günbatımlarını çağrıştırır

    hüznü uçlarından dolanıp
    yalın sıçrayışlarıyla piyonlar arasından
    ürkek ama cesur ama sevimli
    açsa duyargalarını o tarihsel şiire
    iyi bir oyuncu en çok atları sever

    sen ey atını kaybeden oyuncu
    bir ilkyazdan koca bir güz yontan adam
    bırak oyunu

    artık
    öyle bir ıssızlık düşle ki içinde
    yeryüzünü kişnesin
    bizim atlar

    2.

    nicoldu onca oyuncu
    oyarak
    ette oyuk seyirmesinden
    oyun kurarlardı

    kaçıp
    da süleymandan
    kaf dağında otururdu
    anka nicoldu

    o mağrur gemiler ki açıklarda
    güneşin şanla her akşam ufala ufala battığı
    suların kabarıp taşarak savrulduğu oradan
    kesik bir insan başı gibi taşra düşüp
    helâk oldular

    ün geldi ey iskender
    çok acaip gördün ömrün tükendi
    geri dön
    ürktü
    ki endişe
    dünyadandır ve hayal hiçtir
    sözü onun
    ...avda
    yine geri dön bu son
    yoksa öleceksin gurbette
    dedi ses ve işitip ağladı
    o koca iskender ki
    tuhaf matlar yapardı
    mat oldu olağan biçimde

    artık anlaşılmıştır günün akşamlılığı
    kesin mat yok
    iyi oyun vardır sadece
    ve satranç aslında dalgınların oyunudur
    dalgının ölüm karşısındaki sükûneti
    düşmana
    ölümün dehşetinden korkuludur

    eğilip o oyuncu
    uzatsa boynunu buyruğa

    taşlar sürüldüğünde
    kaleyi buyruksuz düşündü mü kişi
    demek ki bütündür sallantıda
    demek ki gök de anlaşılmaz bir biçimde ölü
    cinayetler de yeryüzüne paramparça dağılmıştır
    aşk ve umut dağılmıştır
    koygun bir gece gibi günü kaplayan
    sevgilinin gözlerindeki zeytin siyahını
    o oylum oylum kabarık şiiri
    kaplayan
    bir şeyse buyruksuzluk
    taşlar sürüldüğünde
    alıp kişiyi kayalar çarpar buyruksuzluk

    çağı binip
    cübbesinden gözükara süvariler çıkaran
    o beyaz taş oyuncusunu nerde bulmalı
    tutup üzengisinden öpüp koklamalı

    3.

    söyleyelim eBİR
    ha
    in
    dir
    eSekiz yok
    yok ayrı bir düşman falan
    genç çeri
    ey e hattındaki budala
    -Tanrım ne saflık-

    bir ara dilim sürçse
    de at kıskacını anlatsam
    desem ki Ha –
    derler ki kemik atıyor
    köpek resmine bu adam

    anlat
    apaçık olanı
    gecedir halk
    etinin önünde anlam
    katledilmiştir

    vardın
    söylemezler otlar
    çok sütun düştü
    nice bir taş
    ne zamana yetiştin

    aykırı sür
    çalka
    de ki ey at kıskacı kabaran
    ateş almış ve ey at kıskacı
    diye bağırarak
    o oyuncu
    oynadığında seni
    konuş benimle
    sana hizmet danışayım

    4.

    hüzün
    yalındır – dağdan
    aparılmış kar topakları gibi

    yel ki ince
    ipince bir teldir kopmuştur

    insan
    azar azar kopmuştur

    yalnız hüznü vardır kalbi olanın
    hüzün öylece orta yerdedir
    tuhaf bir yarma yaşanıyordur
    çepçevre şeytan kilitleri

    sınav

    5.

    bir oyuna rasgeldim
    her taşı yakup hüznü

    anlat
    bu boşalmış at
    hüzündür

    yanında
    kalfa
    çırak
    ben bir oyuncu tanıdım
    daha
    ataktı

    gördüm ki çatlıyordu
    kara kuzgun

    kâbusa beyaz bir su
    oyuluyordu

    've sabır
    olmasaydı
    yeryüzünde
    birgün
    kalınabilir miydi?'

    6.

    bu hüznün
    mesnevisi yazılmadı
    gürbüz tarhlar öldü
    o ceylanda
    bir kaç minyatür
    mütekeddir
    – de bana bu esrime
    bu koygun minyatür yalnızlığından
    başka nedir – oysa
    kocamandır aşk
    usanç
    hep eksiler alanında
    olup biten birşeydir
    parçala bu trajik geçidi
    o taşı sür ey insan
    taşı taş – çünkü saat
    sınanan bir süreçtir ve atlar
    yanıldıklarında
    kaygan
    o karangu duvarına çarpıp kuşkunun
    düşer ölü atlar

    çünkü satrançta
    çünkü orada ve burada
    her zaman
    Öğretidir zaman
    aşkın da
    katları vardır – kadim
    kabarık bir öyküdür alınyazısı

    ey aşk
    elbet başındasındır belâ kitabının
    ne çok dilin var
    gece ki anlamadı
    şu anda
    o
    ibrahim ve ishak
    yargıç yok taşı kim atacak
    leyla bilmez mi gerekli olduğunu
    diye döğünüp duran
    gece ki ey gece
    o küllî aynalar
    seni ararlar
    ıssız bir hat fotoğrafın
    dan sana çıktım

    oynanan
    göstermelik bir sonoyunuydu
    aldandın
    ağır taşlar verdik
    ...ve ay seni bulduğunda
    yani ki kanıtladığında kendini
    ben
    müthiş bir başlık atacağım
    şiirime
    sevgili gecem diye

    7.

    şebçerağ
    söndü mü
    diye bir ses

    sahi şebçerağ nerde
    iskender! iskender!
    diye bir ünlem

    bu nasıl iskender
    aramaz bengisuyu
    diye bir hüzün

    'hişt! dostlarıma şunu haber ver
    denize açıldım
    ve gemim parça parça oldu'
    diye bir im
    denli narindir intikam

    intikam içli bir marştır gerçekte
    bir ara ses aygıtını yırtarak çıkarılırdı
    o şimdi
    dışlanmış bir taş olarak
    karlı kış gecelerinde
    acılı bir genç şairin her geçişte
    hüznüne tanık olduğu
    metrûk bir kümbet denli müşahhas
    aşktır – ve o
    ne rahîm bir yürüyüştür gecede

    (o yıllar bir ressam tanırdım
    gök çizemezdi
    yüksek evler yapardı yitik kadın yüzleri – bir gün
    o kentin
    – tarihsel bir kenttir –
    o çarşısındaki hasır iskemleli kahvede
    onu bir cenini çizerken ağlar gördüm
    bütün öğeleri belliydi ama neden gözsüz
    ama neden bir kaleden artmış kapı tokmağı gibi
    ıssız ve dokunaklı
    diye sormadım çünkü ben
    ağlayanları severim ve güzeldir ağlamak
    denebilir ki –
    bir insan en çok ağlarken güzeldir
    vakit de akşamdı dışarda kar vardı
    kar yüzyıllardır alabildiğine vardı
    insanlar doğar konardı konar göçerdi
    sonra o bütün resimlerini yırttı –
    birden kaybolmuştu
    arıyor diye duydum bir şeyi
    çağın unutturmak istediği
    belki derin bir gök resmini
    ye'si biçen o eşsiz kılıncı gürbüz hamleyi)

    bu taşı da sürüyorum
    koyar gibi o güzel yapının üstüne
    ya da komaz gibi taş üstünde taş
    (ben daha çok taşları mı anlıyorum nedir
    ve nedir taş –
    çakmak taşı satranç taşı
    sapan taşı göktaşı)
    reddetmek gerekiyor kimi taşları ve şeyleri
    sözgelimi sapan taşını
    – o göz çıkarır sadece –
    ortadaki gökkasabı gökdeleni
    tanrısız tecimevlerini caminin hemen önündeki
    anacaddedeki aykırı kadın salınışını
    yanlış konumunu gülün evlerde bahçelerde
    ve hatta parklarını bile bu taş mekânın
    reddetmek gerekiyor

    çağa çıktığımda
    kan – çoğalan bir sûret ve kendini
    ta içerlerde bir yerin üşüyor – duymuyorsundur
    yinelenir durur – şu sanki ne diye – akşam ki
    dönüp nefsini içine tuttuğun yüzündür
    senin yüzün – paramparça
    bölük pörçüktür
    şu kuytu kalabalıkta
    şu yalnızlıkta
    ivedi ve kirlisarı
    dişiliğini kullanıyordur kuşku
    lüks oteller gibi kuşku
    kuşku

    (çağı deştiğimde
    o yüz
    diyor yoruldum – aynalar
    gösterebilir mi hiç – bana sonumu
    nedensiz başladım oyunculuğa
    bitireceğim raslantıyla – oyunumu
    dostlarım da
    var – intiharlar
    her akşam ıslak – yapışkan
    saçlarıyla girip odama
    paniğimden pay toplarlar)

    azaldı
    halk içinde yüzdeki ben gibiler
    eldeki siğile
    çıbana – etin yumuşak bir yerinden sökün eden –
    döndü halk ve cüzzam ne gün yürüdü
    ve hep bir yaprak değil miyiz ki
    bir zaman yarıp çıkmak serüveninde
    özdalımızı
    topu topu bir mevsimi yaşarız işte
    müşa'şa' bir sonbahar figüranıyız
    hepimiz de
    ve cüzzam ne gün yürüdü sormalı
    değil mi ki ebabil
    adil
    bir infazın adıdır
    ve insan
    – ne şu ne bu –
    iyioyunundan
    sorulmayacak mıdır

    8.

    (kıstak)

    her dakika
    henüz ölmüş gibi ebûzer
    kimsesizsindir
    içlemin gamevi ay emek

    kesik kesik solur
    avcının elagözlü nesnesi
    kaybettiğin divit – kırdır
    faniliğindir o ağaç ki
    zekeriyya onda saklıydı

    yazı ebediyyen vardır
    – ortadaki göçük
    içerdeki dehşet
    pusudaki bungu
    kıyım mahzen kan –
    çok kandil kırılmış – sanki geç
    herşey için – niçin
    ertelenir sanır insan herşeyi
    öyle sanır – yeniden han
    o ölümsüzlük gibi mutantan
    taş – düşmüş
    vardır – orada nasılsalar öyle
    apaçık
    kırıktırlar

    dili faldır aşkın ey taş


  11. #11
    Status : oznurrr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Nisan.2007
    Nereden : İzMiRr
    Mesajlar: 1.207
    Konular: 425
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    Sessiz

    herşey eninde sonunda sessizdir
    bir günün kırılganlığından
    kalan ve tekrar tekrar kırılan
    müteellim bir insan sesinin başlattığı
    ağlamanın kırı
    sessizdir

    dalda
    yalnız ve dağılmış bir elma
    yalnız ve yapraklar örtmüyor onu
    gelen akşama
    geçen akşamın içlenmeleri dadanmış
    bu kahır sessizdir

    içinin çıngarlarından yonttuğun
    asi bir atbaşı gibi rüyalarının ucunda
    umudun
    sessizdir

    filistinde akşamüstleri
    sessizlik bir file somun gibi


  12. #12
    Status : oznurrr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Nisan.2007
    Nereden : İzMiRr
    Mesajlar: 1.207
    Konular: 425
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    Sorarak

    yeryüzü kırlarında böyle
    yürekleri taşıtlardan yana çarpan
    yaramaz adamlardı sürücüler
    bakarlardı dikiz bir bencillikten

    boyuna yalnızdık
    aradan
    bunca dağ geçti

    patikalar boyu iz sürüp
    taşradan başka bir taşraya
    ilerilere oradan ta nerelerine dağların
    çok taşıt değiştirdik böyle kent kent
    çok can kaybı

    ve sağlar
    korkuyla sevinç arasında
    irkilerek daha çok bu sağnak gibi yağan yazgıdan
    şöyle bir sıvazlayıp ağrıyan yanlarını
    dudaklar dualara aralık
    gördük ki kemiriliyordu can ağacının dalları
    kuyular açar gibi kanda
    sorarak
    etli kanda sıcak kemik soluk alıyordu


Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  





Takip Et
Sitemizde telif hakkı içeren mp3, film, video vb paylaşılması yasaktır. Eğer telif hakkı ihlaline neden olan bir konu olduğunu düşünüyorsanız BURAYA tıklayarak ilgili konuyu linkiyle birlikte göndererek yöneticiye şikayetinizi dile getirebilirsiniz. En kısa sürede ilgilenilecek ve ilgili konu kaldırılacaktır.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307