Bedirhan Gökçe Şiir & Mp3 Leri
@gabeyle ızıraplı gecelerinizde benden size armagan olsun dinleyin bol bol kahırlanın... İLk İKİ Benim En Çok sevdiğim Şiirler..
Seni Sevdigimi Birgün Anlarsın - Bedirhan GÖKÇE

Birgün Seni Sevdiğimi Anlarsın
Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine
Sevmek neymiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelirde sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın
Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek neymiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersinde aynalarda güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek neymiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz
Ama yorgun
Ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek neymiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden
Bir Gün Seni Sevdiğimi Anlarsın ...
Ümit Yaşar Oğuzcan
http://uploaded.to/?id=b7cad8
--------------------------------------------------------------------------
Olmasaydı Sonumuz Böyle - Bedirhan GÖKÇE

Olmasaydı Sonumuz Böyle
Sakin göllerin kuğusuyduk
Salınarak suyun yanağında
Yarılan ekmeğin buğusuyduk.
Gözüm yaşarıyor,
Yüreğim yanıyor/kanıyor,
Olmasaydı sonumuz böyle.
Biri saksımızı çiğneyip gitti
Biri duvarları yıktı
Camları kırdı
Fırtına gelip aramıza serildi
Biri milyon kere çoğaltıp hüzünleri
Her şeyi kötüledi
Bizi yaraladı
Biri şarabımızı döktü
Soğanımızı çaldı
Biri hiç yoktan vurdu kafeste kuşumuzu
Ciğerim yanıyor, yüreğim kanıyor
Olmasaydı... olmasaydı sonumuz böyle”
Gözüm yaşarıyor
Yüreğim yanıyor /kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle
Dağlarda çoban ateşiydik
Dolanarak mavzer yatağında
Ceylanın pınara inişiydik
Göğsüm daralıyor,
Yüreğim kanıyor,
Olmasaydı sonumuz böyle.
Birer yolcuyduk aynı ormanda kaybolmuş
Aynı çıtırtıyla uyanan birer serçe
Hep aynı yerde karşılaşırdık tesadüf bu
Birer tomurcuktuk hayatın kollarında
Birer çiğ damlasıydık
Bahar sabahında gül yaprağında
Dedim ya;
Hiç yoktan susturuldu şarkımız
Yüreğim kanıyor yüreğim kanıyor
Bitmeseydi... bitmeseydi bizim öykümüz böyle
Göğsüm daralıyor
Yüreğim kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle.
http://uploaded.to/?id=4d20ea
-------------------------------------------------------------------------

SEN GİDERSEN
Sen gidersen sesin gider
Kokun gider yüzün gider
Ay dolanır pusularda
Tenim titrer gecem biter
Sen gidersen yüzün gider
Martı küser baykuş öter
Senden kalan son hatıra
İki damla yaşın gider
Sen gidersen boyun gider
Posun gider sözün gider
Bir şey kopar yüreğimden
Çatılmadık kaşın gider
Sen gidersen kim kıskanır
Kim dolanır pencereme
kimler gelir kimler geçer
Çift kapılı şu hücrede
Sen gidersen sohbet gider
Tadım gider tuzum gider
Dinlediğim her şarkıda
Tel kırılır sazdan düşer
Sen gidersen başkent gider
içim üşür ayaz düşer
İzmir de konak meydanı
İstanbul da taksim düşer
Sen gidersen canım gider
Adın geçer içim titrer
Şu dağlanmış yüreğime
Sevda denen akkor düşer
Sen gidersen herşey gider
Sesin gider,sesim düşer
Sen gidersen ey sevgili
Ben biterim,şiir biter...
Bedirhan GÖKÇE
http://dosyam.net/?id=kta41p
-------------------------------------------------------------------------
Desemki - Bedirhan Gökçe

DESEM Kİ
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm Seni arıyorum.
Seni, Seni, Seni
http://dosyam.net/?id=feifpa
------------------------------------------------------------------------

ALDIRMA
Karanlık ufuklar ergeç ağarır
Dağlarıda duman bürür aldırma
İnananlar elbet menzile varır
Hac kervanı ağır yürür aldırma
Sevda tutmaz her yüreğin örgüsü
Aşk dediğin kula Allah vergisi
Ne günahı vardır nede sorgusu
Sevmeyenler kinde erir aldırma
Ayrılıklar bağrımızı delsede
Soframıza hasret aşı gelsede
Muhammedler halimize gülsede
Derdi veren derman verir aldırma
Yolumuza dursalarda ne çıkar
Kolumuzu kırsalarda ne çıkar
Prangaya vursalarda ne çıkar
Hain ölür demir çürür aldırma
Aşkın denizinde çinup yunalım
Biraz daha bekle eli kınalım
Yanacaksak bu uğurda yanalım
Yananları Allah görür aldırma
http://dosyam.net/?id=kq5fyd
----------------------------------------------------------------------------------------------------

ACILAR DENİZİ
Ben acılar denizinde boğulmuşum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını
Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiller söndürmüş ışıklarını
Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını
Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...
http://dosyam.net/?id=z7wfgi
------------------------------------------------------------------------

İLK YAZDA
Sen bir sarkiyi yorumlarken
Ayaklarim yerden kesilir benim
Yedi kat göklerde dolasirken,
Basim bir yildiza çarpar
Akkor kesilir bedenim...
Sen bir siiri yorumlarken
Bense gök kusagina binerim
Yüregim kipir kipir bir kustur artik!
Dagin, vadinin üzerinde
Yagmurla yaris ederim…
Sen bir resmi yorumlarken
Boyalar canima karisir benim
Figürler egemen zaman ve mekana
Yer-gök türkü çiçegidir
Yeserten sensin güzelim...
Sen sustugun vakit ilk yaz yok artik
Berekette biter, sevda da biter
Birden çöküverir kis ve karanlik
Sarkisiz, siirsiz, resimsiz bir dünyaya dökülür
Kanatlari kirilan türküler...
http://dosyam.net/?id=xczbvx
--------------------------------------------------------------------------------------------------
Sokak Çocuğu
Sayfa no: YOK
Cilt no: YOK
Hane no: YOK
Ana adı?
Ben sokak çocuğuyum abi
hani şu uçurtması asılı kalan çocuk varya,
bilyelerini rüyalarında unutan çocuk,
ve oyuncaklarını masal kahramanlarına kaptıran çocuk
o benim işte , o benim abi
sahi, bir annem olmalıydı değilmi?
ben dudaklarımda sokakları besteliyorum oysa
sahi abi, tadı nasıldı anne sütünün?
anneler nasıl okşar çocuklarını
anne kokusu nasıldır kimbilir?
ana ha?
bir anne çizebilirmisin benim için
karanlığın kar soğuğu parmak uçlarına bir anne
unutulmuş çocukların ürkek avuçlarına bir anne
ve yanına beni eklermisini abi?
tıpkı sulu boya resimlerdeki gibi
sımsıcak…
Sahi abi, senin gözlerini kesmiyor değil mi
bir köprünün soğuk gergin ve karanlık bedeni …
sahi sen hiç seyrettin mi ay dedeyi bir köprünün altından?
üşüdün mü abi kayan bir yıldıza bakarken?
abi sen, abi sen? boşver…
gel boyat istersen ayakkabılarını
ben, aha şu ayakkabıların bağcıklarından asılıyırom yaşama
gel boyat ayakkabılarını
boyat da resmi çıksın
dostun, düşmanın tüm kaldırımlara
sayfa no: yok
cilt no: yok
hane no: yok
yokların varlığında tam göbek bağından yakalandın mı hiç yalnızlığa?
sahi bir de… bir de babam olmalıydı değil mi?
baba?
beni döveecek bir babam bile yok biliyor musun?
nasırlı ellerinde şefkat arayacağım bir insan
kim bilir bayramda neler alır babalar çocuklarına
unutmuşum !
Bayramlarınızda vardı sizin öyle değil mi
arefeleriniz…
bayramlarda temize çekilen dostluklar vardı sonra
oysa ben kırık dökük ıslıklar ısmarlıyorum
güneşe ve mehtaba…
yankısız, bestelenmemiş ve bestelenmeyecek
serseri ıslıklar…
bir babam olsaydı belki yeterdi
çocuk olurdum eskisi gibi
şımarırdım öylesine
boşver abi, kimin neyine bayram
kimin neyine hediye, baba kimin neyine abi
sahi senin düşlerin vardır
söylesene, göremedğini rüyanın düşünü kurarmısın
ahmet, bir düş görmüş geçenlerde
yorgun ve geç gelen bir gecede
utanırken anlattı, anlatırken utandı
bir ip bağlamış gök kuşağına
“bak ana uçurtmamı gördün mü
ya uçurtmamın gölgesinde bilye oynayan çocukları?”
ahmetin düşü işte…
bana düşlerini kiralar mısın abi
bedava boyarım ayakkabılarını
bana düşlerini, düşlerini abi
boşver…
bak iyi parlayacak bu ayakkıbılar
en parlak ayakkabılarınla yürüyeceksin yaşama
sen düşünme, sokaklar düşünsün beni
gazete manşetleri, 3. sayfa haberleri düşünsün
isimsiz bir damla gözyaşı düşünsün
sen beni düşünme, düşünme be abi
nasıl olsa ben olmayan ayakkabılarımın sıcaklığıyla
basıyorum tüm kaldırımlara…
olmasa da annesi babası sokakların
sokak çocuğuyum işte
ben sokak çocuğuyum
kazanılmadan kaybedilmiş bir geleceğin herhangi bir yerinde
ben sokak çocuğuyum abi
hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan
oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran çocuk var ya
işte o benim
o benim abi
o benim….
http://rapidshare.com/files/17387140...287_u.mp3.html
---------------------------------------------------------------------
Nefretim Aşkımı Aştı Bu Gece
Sen benim gözümde bir hiçsin artık,
Nefretim aşkımı aştı bu gece
Bugün ki sözlerin söz müydü artık
Son sözün sabrımı aştı bu gece
Kolayca bitsin bu diyemedin de
Salladın savurdun basiretsizce
Hiç mi ders almadın onca gezdik de
Yağmurun rahmeti aştı bu gece
Yürümeyen neydi,ilişkimiz mi?
Günüm sensiz bomboş deyişimiz mi?
Sensiz yaşayamam çelişkimiz mi?
Yalanın doğrunu aştı bu gece
Evlenmek hayali kapımda idi
Giriş kat evimin boyası yeni
Mobilyan,takımın, alınmış idi
Vuslatım tadını aştı bu gece
Yemedim yedirdim ne varsa sana
Üç kuruşum olsa verirdim daha
Memurdum yoksuldum hatırlasana
Hafızam haddini aştı bu gece
Ayakların donmuş,üşümüştün de
Gece yatamamış üzülmüştüm de
Bir ay oruç tutup yememiştim de
O çizmen boyunu aştı bu gece
Yapılan söylenmez, gelmezmiş dile
Allahtan beklenir kul bilmese de
Kızgınlığım buna, sebep ise de
Sabrım miadını aştı bu gece
Onca gez toz benle,seviyorum de
Sonra git nişanlan bir de ona de
Şerefsizlik değil, nedir bu söyle
Küfrüm edebimi aştı bu gece
Sana son bir sözüm, nasihatım var
Aldığım ahlakla bir terbiyem var
Senin doğuran ana deyip geçmek var
Saygım adabımı tuttu bu gece
Gönlümün romanı bitti bu gece
Hangisine yansam şimdi gün gece
Ömrümden beş yıl gitti bu gece
http://rapidshare.com/files/17447439..._Gece.mp3.html
--------------------------------------------------------------------------
Gönder - Bedirhan GÖKÇE
GÖNDER
Git de bir kocaman zarf al çarşıdan
Üzerine endamını çiz gönder.
Bu ayrılık yetti artık canıma
Ayrılığı ayağınla ez gönder.
Gönülden af çıktı hasret suçuna
Gelmeye karar ver ayın kaçına?
Bir de resmini koy zarfın içine
Arkasına birkaç satır yaz gönder.
El söz eder gezme dağda bayırda
Otlar ayak öpsün gezki çayırda
Cümleleri dudağından ayır da
Üzerine dil deymemiş söz gönder
Kimde varki sendeki şu fidan boy
Aynalara bak da sana sen de doy
Saçlarının kokusundan bol bol koy
Sitem edeceksen ondan az gönder
Sabah erken erken düşki yoluna
Güneş bile girmesin koluna
Hasret kaldım ellerinin falına
Avucundan parça parça iz gönder
Umutları gökten yere indirde
İşte bunlar var ya hep senindir de
Hayallerinin trenine bindirde
Ne olursun seni bana tez gönder
Halil Soyuer
------------------------------------------------------------------------------------
Ellerim Üşürdü - Bedirhan GÖKÇE
ELLERİM ÜŞÜRDÜ
ellerim üşürdü, üşürdüm.
şehrin vitrinlerinden kayardı düşlerim
seni düşünürdüm.
sense, bir başka mevsimde sağanak halinde yağardın
başka ülkelere sımsıcak.
ellerim üşürdü.
nikotin kokan ellerim üşürdü ve...
bir sigara daha yakardım.
şehir ıslanırdı duman duman.
çocuklar uyanmış olurdu
düşlerini kaybetmeden uykularından
benimse kabuslarım kese kağıdı buruşukluğunda
asılı kalırdı gündoğumlarına.
ellerim üşürdü
ellerim üşürdü, donardı.
donardım teninin yokluğuna değince ve
bıçak ağzı bir yalnızlık ikiye bölerdi her şeyi.
bir yarısı sen olurdun her şeyin, bir yarısı ben olurdum
hiçbir şeyin.
ellerim üşürdü, üşürdüm.
bir bardak çay ve taze bir simit gibi kokardı rutubetli
geçmişim.
küçük bir saçak altı kahvesinde güneşi soğuturdum. sonra
denize karşı
kimsesiz bir adam gibi dalgalar hıçkırıklarımı boğardı.
Varlığına açken, muhtaçken bir lahza görmeye seni.
ellerim üşürdü, üşürdüm ve doyardım yokluğuna.
donardım. martılar göç ederdi,
demirlerdi tüm gemiler limana boşalırdı deniz
yürüyüp çıkardı balıklar tuzlu bir yaşamın soluk aralarından.
seni düşünürdüm. su olurdum, toprak olurdum, kus olurdum ama
yasam olmayı beceremezdim. sensizliğinde acemi bir ölümü
karşılardım.
beceremezdim ölmeyi.
ellerim üşürdü,üşürdüm.
tanıdık bir adam sesine karışırdı hüzünlerim.
kapanan bir kapı sesine kilitlenirdim.
duvar, duvar karanlık büyürdü içimde yollar,
ne bir köşe başı, ne bir viraj ne dur ne durak
adımlarım soluklarını arardı kayıp yollar da
sonra, bir kadın çığlığı kayardı yıldız yıldız.
önce ilk bahar defnedilirdi karınca ayazında
sonra bir pervane yanardı.
gözlerimin sırılsıklam aydınlığında
kanatlarına islerdi yaşanmamış bir yaz kelebeklerin.
sonbahar geçerdi, kar yağardı.
ellerim üşürdü üşürdüm
ve şubatla biterdi bir masalın son cümlesi
seni düşünürdüm..
Ali Uluraspa
------------------------------------------------------------------------
Beyza - Bedirhan GÖKÇE
BEYZA
Bir resim gördüm kitabın üstünde
Sonra bir resim de ben çizdim.
Saçlarını savurdum rüzgarın hoyrat ellerine
Gözlerinde mutluluğu estirdim.
Ve adını yazdım bir kenarına
Ve içimi döktüm çaresizce satırlara
Hüzünlendim birden
Ve kelimeler dizildi ardısıra
“Ben sana mecburum
Sen yoksun.”
Kar yağar yüce dağlara
Beyazların en beyazından
Dallara çiçekler düşer ilkbaharda
Beyaz, en beyaz, renkleri hep beyzâ...
Rüyâma girersin sabaha karşı
Titremeyle uyanırım, yokluğunla
Ansızın harfler yine dökülür dilimden
Boşlukta yine adın yazılır:Beyzâ...
Elimdeki kağıdı önce kırmızıya boyadım
Sonra yeşilden çizgiler çektim üstüne
Ve aklıma
Yıllar önce okuduğum bir kitap geldi
Sanki aynı satırları yeniden okudum:
“Yeşil bağla ala karşı
Yakışmazsa öldür beni...”
“Ve Itır çekildi pencereden
Utandı, başını öne eğdi.”
Sonra adını yazdım siyah kalemle
O yeşil çizgilerin arasına: Beyzâ...
Sonra tekrar dağlara baktım
Bu sefer renklerine is düştü
Dağ başında bulutları morarmış gördüm
Güvercinin mor kanadına
Seni sordum
Zaman sensiz geçmiyor
Uyku girmiyor gözüme geceleri
Duvarları bile beyaza boyadım
Karanlık, beyazını gölgeliyor
Düşündükçe
Tüm bunlar rüyaymış gibi geliyor
Beliriyor hayalin birdenbire duvarda
Uzanıyorum
Tutamıyorum
Bağırıyorum ardından:
Beyzââââ....
Koşuyorum ardından tüm gece boyu
Sonra kabuslar konuk oluyor
Hayallerimi darmadağın ediyor
Deli bir rüzgar
Döküyor çiçeklerini baharımın
Bir hoyrat el
Siyah küller savuruyor
Beyaz karlar üstüne...
Ve sonra kefenin biçiliyor beyaz bir kumaştan
Tabutuna yeşil bir yemeni örtüyorlar
Yeşilin en güzelinden
Yeşil sana yakışırdı, beyaz da öyle
Kefeninde bir leke bile yok siyahtan
Ama toprağın siyah eli
Karalıyor bedenini Beyzâ...
Yine beliriyorsun bir serap gibi
Sesin bu defa çok uzaklardan geliyor
Sanki cennetten, hurilerin içinden
Gülümsüyorsun...
O kadar güzelleşmişsin ki
Dünyada bu kadar yakın olmamıştım sana
Yıkanırken bedenim, kabirde kefenim kararır
Düşündükçe
Düşündükçe elemlenirim, benzim sararır...
Yeşil ve mavi boyasıydı
Sen gidince karaya büründü dünya
Karlara ve bahara leke sürdüler Beyzâ
Sen gidince bu garibi hor gördüler Beyzâ
Sana kavuşmayı bana zor gördüler, çok gördüler Beyzâ...
http://dosyam.net/?id=jk7634
-------------------------------------------------------------------------------------------------
Yalan - Bedirhan GÖKÇE
Yalan
Allah, anamdan razı olsun
Bana sevmeyi öğretti..
Yere serilen sofralarda
Kurumuş ekmeklerle, soğan yemeyi...
Bir dilim ekmek, bir salkım üzümle
Gün ışığını sofraya getirmeyi
Anam anlatmıştı, bir yaz günü
Bir bardak suya şükretmeyi...
Yağmurlu havalarda dua etmek
Bana anamdan arta kalmış..
Yalnız “sev! ..” dediği insanlardan
Sevgi beklemek yalanmış! ...
------------------------------------------------------------------------
Bir Ayrılık Gününde - Bedirhan GÖKÇE
BİR AYRILIK GÜNÜNDE
Ne gariptir şu ayrılık günleri
Bir dosttan da, düşmandan da ayrılsan
Nedense bir tuhaf oluyor insan
Derin bir sızı giriyor içeri
Son bir defa bakarken caddelere
Dükkanlara, evlere, kahvelere
Hatıra yüklü kervanlar geçiyor
Dolu dolu gözlerinin önünden
Bu son yadigar mı bir ayrılık gününden
Ne unutulmaz zamanlar geçiyor
Ağır ağır biz farkında değilken
Gökler masmavi, yaprak yemyeşilken
Sen istediğin kadar unutulmaz de
Bu son dakika, bu vakitsiz yağmur
Unutulur, azizim unutulur
Başka ne yapılır böyle bir günde
Kapanan bavul, çivilenen sandık
Ve sonra kuru bir "Allaha ısmarladık!"
---------------------------------------------------------
Sen Sen Sen - Bedirhan GÖKÇE
SEN SEN SEN
Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden.,
Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter.
Hiç kimse aramasa sormasa beni
Sen gelsen yeter..
Huzur ellerinin güzelliğidir.
Gözlerin karşımda mutluluk denizi.
Her sabah soframızda ekmeğimizi
Sen bölsen yeter..
Yüreğim seninle yaylalar kadar serin
Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam
Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam
Sen dolsan yeter..
Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.
Bende sabır sende naz..
Gündüzünden vazgeçtim düşümde biraz
Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter..
Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün,
Sende karar kıldığını...
Ve içimin şerha şerha yarıldığını,
Sen bilsen yeter..
Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi.. Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek.. Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek, Eğilsen yeter........... http://uploaded.to/?id=t3lagx
---------------------------------------------------------------------------------
Yenik Serçe - Bedirhan GÖKÇE
YENİK SERÇE (ADI NEVİN)
Yaban
ve asi
dağlara dağılan taylar gibi.
ve yangın
gençliğinin alazında ışıltılı bıçaklar gibi.
Adana’da yollara dizilmiş garlarda,
çığlık çığlığa peronlarda
çocuklar gibiydi gözleri.
Adı Nevin,
şarap içer, rüzgâr giyerdi geceleyin...
O, kanadı kırık bir kuştu,
beyaza vurulmuştu;
kimseler görmedi bir başka renk sevdiğini.
Kimseler…Görmedi kimseler kirlendiğini...
Adı Nevin,
hüzün kokar ve korkardı geceleyin...
“Kendini martılarla bir tutma” derdim;
“senin kanatların yok.
düşersin, yorulursun,
beni koyup koyup gitme ne olursun! ”
O, kanadı kırık bir kuştu,
gülümserken vurulmuştu.
Kimseler görmedi uçtuğunu.
Kimseler…Görmedi kimseler öpüştüğünü...
Adı Nevin,
özlem tüter ve çağlardı geceleyin.
“Işığın” diyordu: Kırılıp düştüğü yerlerden geliyorum;
karanlık kördü ve acımasız...
Ellerimle kırdım ben de kalan kanatlarımı;
kanatlarımı kanatmaktan geliyorum...
O bir yenik serçeydi sıkılınca ağlamaya çıkardı.
Sonra da çift çıkardık;
kar yağardı, biz dinlemez, çıkardık!
O kentte bütün sokaklar biz yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı,
insanlar dar yapılmıştı, çıkardık!
Kar durmazdı, üşüşürdü saçlarına ve hep bir şeylere ağlardı o karlı havalarda...
Avurtlarına çarpan kar taneleri,
gözyaşlarının sıcaklığına çarpıp erirdi...
Erirdi...
Biz yan yana, yana yana... Yana yana!
O bir yenik serçeydi sıkılınca ağlamaya çıkardı,
ben yürüsem bütün yollar ona çıkardı...
Gitti... Kanatları yüreğimdeydi.
Kalan, elimde minyatür bir kuş şimdi.
Yitirdim o aşkın kimliğini;
h ü k ü m s ü z d ü r...
Adı Nevin,
ihaneti tutuşturduk bir sabahleyin!
Yılmaz ODABAŞI
http://uploaded.to/?id=46cftk
-------------------------------------------------------------------------
Her Ölüm Son Kuyudur - Bedirhan GÖKÇE
Her Ölüm Son Kuyudur
Yinemi hüzün düştü gönlümüze her akşam
Yinemi hüzün düştü gönlümüze bu akşam
Günlerin geceye savruluşunda
Bir cinayet ipiyle boğulurken bu akşam
Cenaze var katil yok
Suç kimdeydi bu akşam
Küsme kızma karanfil
Dalında bahar saklı
Koklamaktan korktuğum
Yüzünde yüzüm saklı
Yaz bu akşam fermanı
Çekk darağacına beni
Ölümün güzel yüzü şehadet şaha kalktı,
Artık ne olur bilmem
Bu milattır ömrüme
Öyle deme gidişin dokunur yüreğime
Kaba saba olduysam cevabı sende gizli
Ateş düşmüş yüreğim tutuşur ellerinde
Sende olan ne varsa bende mislisi kaldı
Dilim söyledi ama sor içimde ne yandı
Ben seninle bir bahar mıuştularken kendime
Ellerimde gözyaşım inci ile mercan kaldı
Tünel ucu karanlık görünmez korkuludur
Virajı alamazsak sonumuz uçurumdur
Ben bir sevda yanığı sen taze bir karanfil
Hadi tut ellerimden
Her ölüm son kuyudur
----------------------------------------------------------------------
Gülce - Bedirhan GÖKÇE
GÜLCE
Ucurumun kenarındayım Hızır
Bir dilber kal'asının burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Kaldım parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni ha itecek
Uçurumun kenarındayım Hızır
Cihan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Güzelliğin zülme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gülce'm uzaktan dolanır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir davet
Mecaz degil
Maraz degil
Gülce bir afet
Peri degil
Huri degil.
Gülce bir beyaz zehir
Gülce en vahim haz
Buram buram zehir
Yâr gözünde infaz
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni ha itecek
Güzelliğin zülme çaldığı sınır
Uçurumun kenarındayım Hızır Ben fakir En hakir Bin taksir Ateşten Kalleşten Mızrakla gürzden Dabbet-ül arz dan Deccalden Yedi düvelden Korku nedir bilmeyen ben Tir tir titriyorum Gülce'den Ödüm patlıyor Gülce'ye bakmaktan Nutkum tutuluyor Ürperiyorum Saniyeler gözlerinde birer can Her saniyede bir can veriyorum... http://uploaded.to/?id=14mp64
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
Üşüme - Bedirhan GÖKÇE
ÜŞÜME
SENİ SEVMEK İÇİN NE KADAR SEBEP VARSA İÇİMDE ..
İŞTE , SEVMEMEK İÇİN DE ÖYLE ,
SENİ SEVMEK İÇİN NE KADAR SÖZ VARSA DİLİMDE ,
SENİ YERMEK İÇİN ,
SANA ERMEK İÇİN ..
YOK İŞTE ,
BİR YALAN UYDURUYORUM BEN KENDİMCE ,
KENDİME UMUTSUZLUK ,
SANA UMUDUM ,
YOLLARINA ÇARESİZLİK DÜŞMÜŞ EŞKIYA ,
BEN SANA ZEHİR ZEMBEREK SUSKUNLUĞUM ,
BEN SANA GÖZLERİNDEN VURULMUŞUM ;
SANA AÇILAN KAPILARIN KAPANAN SESİNDE ,
BEN SENİ DEĞİL KENDİMİ UNUTMUŞUM ;
YARALARIMIN KANAYAN DAMARLARINA ,
UYKUSUZ GECELERİMDEN KÖR SOKAKLAR SÜRMÜŞÜM ;
NE MUTLU BANA ...
NE MUTLU ,
EN ÇOK BİR YILDIZ KAYIYOR BİLİYORMUSUNUZ ?
BİR DİLEK TUTUYORUM İŞTE,
ELLERİN OLUYOR ... TUTUNUYORUM SANA ..
SOLUKSUZ BİR SOKAK LAMBASI ALTINDA ,
ŞUBAT'A MÜEBBET GÖZLERİNİ SUNUYORUM SANA
ANLASANA .....
SENİ SEVMEK İÇİN NE KADAR SEBEP VARSA İÇİMDE ..
İŞTE O KADAR YALAN UYDURUYORUM KENDİME ,
O KADAR YALAN ... KİME NE ...
KENDİME YALANLARLA TUTUNUYORSAM KİME NE ?
KENDİMİ SENDE UNUTUYORSAM KİME NE ?
SENDE SUSUYOR , SENDE KONUŞUYORSAM
SENDE UYUYUP SENDE UYANIYORSAM ,
VURUYORSAM TALAN OLAN UMUDUN MAHZENİNDE KENDİMİ ,
KİME NE ,
KİME NE KENDİMİ KANATIYORSAM SENİN DÜŞÜNCENDE ,
YALAN YADA GERÇEK ,
SEN SAKIN GECESİZ UYKULARIMDA ÜŞÜME !
BEN ÜŞÜYORSAM KİME NE ....
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sende Kalmış - Bedirhan GÖKÇE
SENDE KALMIŞ
Bilmiyorum nerdeyim, ne haldeyim, ben kimim
Ayrılırken kimliğim, adresim sende kalmış.
Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim
Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış.
Akların kaybolduğu, rengin ahenk bulduğu
Toprağın kadehine ab-ı hayat dolduğu
Bir gül için, bülbülün saçlarını yolduğu
Aşkın harman olduğu o mevsim, sende kalmış.
Nerede o çocuksu, o şımarık hallerim,
Saçlarına hasreti tanımayan hallerim,
Rengarenk rüyalarım, toz pembe hayallerim
Tekmil neşem, sevincim, hevesim, sende kalmış.
Ayıplama, kınama, kahveye gidiyorsam,
Avunabilmek için bir tavla atıyorsam,
Garson çay uzatırken ben aklımda diyorsam,
Sende kalmış demektir, ladesim sende kalmış.
Dostlar da muhabbeti kestiler, lüzum da yok.
Zaten senden ziyade sohbetim, sözüm de yok.
Sen dönmeden kimseye bakacak yüzüm de yok.
Aynalarda kendimi göresim sende kalmış.
Sende kalmış umudum, saadet çağım sende,
Sende kalmış huzurum, tüten ocağım sende,
Sende hayat kaynağım, duygu membağım sende,
Can diyorum sana,can kafesim sende kalmış.
Allah' ım düşmanımı düşürmesin bu zaafa,
Sanki her noksanımı mecburum itirafa,
Hangi şarkıya girsem, notalar do re mi fa
Sol diyorum sana sol, la sesim sende kalmış.
Gel Tanrıya borcunu teslim etsin bu yürek,
Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek,
Kelime-i şahadet getirmem için gerek,
Son diyorum sana, son nefesim sende kalmış.
http://uploaded.to/?id=ew1xnr
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
Hüzün Adres Deyiştirir - Bedirhan GÖKÇE

Hüzün Adres Değiştirir
Yakışmıyor cepheyi terk edişin,
Mert dayanır, namert kaçar sevdiğim.
Fazla sürmez hatanı fark edişin,
Hasret eken, hüsran biçer sevdiğim.
Adet ettin aşk dersini asmayı,
Hüner saydın sırra kadem basmayı,
Yetti artık çok denedim susmayı,
İsyan eden bayrak açar sevdiğim.
Nice avcı bende silah sınadı,
Geri tepti,sineleri kanadı,
Kırılsa da yüreğimin kanadı,
Yine açar, yine uçar sevdiğim.
Bir resmimiz bile yoksa başbaşa,
Revamıdır ben yanayım,sen yaşa,
Aşk sunacak sakimi yok sarhoşa,
Yine bulur, yine içer sevdiğim.
Aynaların farkı kalmaz düşmanla,
Tanışırsın doğduğuna pişmanla,
Hüzün adres değiştirir zamanla,
Benden geçer,sana göçer sevdiğim.
Üzerime yar sevdiğin sahi mi?
Kalp çalmakta senin gibi dahi mi?
Ağlama der dosta aşık Daimi,
Bu da gelir,bu da geçer sevdiğim.
http://uploaded.to/?id=5fa6f4
------------------------------------------------------------------------
Kurşun Yarası - Bedirhan GÖKÇE

KURŞUN YARASI
İstediğin zaman, rasladığın yerde
Kıyasıya olmalı beni vuruşun
Kanım günlerce akmalı caddelerde
Tam kalbime değmeli attığın kurşun
Ya kalbime ya alnımın ortasına
En can alacak yerime nişan al
Çare bulunmaz her kurşun yarasına
Beni öldür ve açık gözlerime dal
Bir eser olmasın içinde korkudan
Tetiği kininle, garezinle çek
Kurşun değil ölüm çıkmalı namludan
Bırak benim kanım olsun dökülecek
En son kurşunun da olsa namluya sür
Nasıl olsa ölüm var, bari sen öldür
http://uploaded.to/?id=47tthb
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
Yar Olamadın - Bedirhan GÖKÇE

YAR OLAMADIN
Vurduğun her yerden gül biter sanma
Sen beni ilk defa yaralamadın.
Ben sana kul köle olurdum amma
Sen bana bir günlük yar olamadın.
Bu kadar yüklenmek var mı susana
Yerimde olup da çıldırmasana
Ben gönül köşkümü açtım da sana
Sen sokak kapını aralamadın.
Hançerle mavzerle yıkılmazdım da
Süründüm aklımı senle bozdum da
Ben sana yüzlerce roman yazdım da
Sen bana bir satır karalamadın.
On bin de bir kula kısmet olsam da
Kadrimi bilmedin nimet olsam da
Ben senin bağına rahmet olsam da
Sen benim dağıma kar olamadın.
Kalplere şifalar sunan meyvaydım
Her keyfe kedere derde devaydım
Ben senin bahtına gülen ayvaydım
Sen bana ağlayan nar olamadın.
Yıllara mal oldu gözümden düşmen
Ey şimdi aynayla kavgalı düşman
Her zaman mahçupsun her zaman pişman
Sen kendi kendine yar olamadın.
http://uploaded.to/?id=o3lca1
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
Simdiki Zaman Çekiminde Bir Mahkuma Mektup - Bedirhan GÖKÇE
Simdiki Zaman Çekiminde Bir Mahkuma Mektup
Sana bu mektubu bir gece yarisinda yaziyorum
azatligin zirvesinde sohbete dalmis yildizlar
zühre bir sarki tutturmus babilden kalan
zavalli dünya habersiz, zavalli dünya sagir
bir Harutla Marut birde ben dinliyorum
Derken kayip gidiyor yildizlardan birisi
Bir intikam fisegi gibi saplaniyor karanligin karnina
Senin namina yildizlari kiskaniyorum
Kimbilir kaç isik yili uzakta öfkeyle kollarini çemriyor yalanci fecir
imanim gibi biliyorum vakit asilmak vaktidir
ve taksim gazinolarinda trahomlu sairler
misra ariyorlar masalarin altinda
kanini içiyorlar bilmeden cennet atlarinin
ben yurdumun en sert tütününden bir sigara yakiyorum
dumani cigerlerime degil iliklerime çekiyorum
ne kadar ürkek ceylan varsa asya çöllerinde
domaniç yaylasinda ne kadar dizginsiz at
basliyorlar kilcal damarlarimda kosmaya
sicak soluklari yalarken anlimi toynaklarini hissediyorum alyuvarlarimda
sana bu mektubu evimin balkonundan yaziyorum sag elimi koyuyorum tam yüregimin üstüne çankaya yokusunda söyledigimiz marsi duyuyorum ulu kayalar parçalaniyor beynimin bir yerine bir yerinde demirden daglar eriyor atlas yelkenli gemileri unutmus bir kaç levent viski kokulu bulvarlarda yavas yavas ölüyör istedigin o seccadeyi hemen gönderiyorum üstünde kabe resmi ve anamin dulari var ve bildigin sebeplerden ben gelemiyorum yine biliyorsun ki sevmedim Senden baskasini basi dumanli daglari dolunayi ufuklari birde çankaya yokusunda söyledigimiz marsi önce Allah sonra genlerim sahit sevgimi üçbinyil sonra dogacak torunuma yolluyorum trahomlu sairler dogruluyorlar masalarin altindan parmaklari fahiselerin karanlik saçlarinda benim kalemimden kan degil süt damliyor geceler boyu böyle gelecegi emziriyorum Kahrolayim sevmedim senden baskasini Birde seni çok seviyorum http://www.fileden.com/files/2007/1/...ver_Cebeci.mp3
---------------------------------------------------------------------------------------------------
Sen Olmasaydın - Bedirhan GÖKÇE
SEN OLMASAYDIN
Sensin bu gölümün yönü mekanı
Bende ar olmazdı sen olmasaydın
Ak nergizler sana aksın dağlarda
Balda sır olmazdı Sen olmasaydın
Dağlardaki güneş doğmaz aleme
Buluttaki yağmur yağmaz aleme
Gönlümdeki güzel sığmaz aleme
Dünya dar olmazdı Sen olmasaydın
Suru sırdan derler suyuma benim
El eyleyen çıkar toyuma benim
Elde güzel çokmuş neyime benim
Gözüm kör olmazdı Sen olmasaydın
Kuşlar yuvasından uçar mıydı ki
Bulutlar yağmurdan kaçar mıydı ki
Yaylada çiçekler açar mıydı ki
Dağlar kar olmazdı Sen olmasaydın
Dostlarım el oldu senin uğruna
Gözlerim sel oldu senin uğruna
Sefai'yim del oldu senin uğruna
Gurbet zor olmazdı Sen olmasaydın
http://uploaded.to/?id=rl2tjs
--------------------------------------------------------------------------

GURBET
Gurbetin cemresi düştü içime
Karardı yine gökler.
Yalnızım bu şehirde, yapayalnızım...
Ne ben kimseyi beklerim,
Ne kimse beni bekler.
Ayrılık bir sızı gibi nabzımda
Ve şakaklarımda domur domur ter.
Her derdi çekmeye razıyım ama
Takılmasaydı keşki dudaklarıma
Bu isimsiz, paramparça türküler...
http://www.fileden.com/files/2007/1/...hmet_Telli.mp3
-------------------------------------------------------------------------
Gidişinden Anladım - Bedirhan GÖKÇE

Aloo burası Best fm
Ben Abbas buyurun
Yok yok estafurullah buyurun
Yo çıktı gelmez artık
Öyleydi gidişinden anladım
Gelmez bir gidişe yürüdü ayakları
Bir garip baktıda ondan
Evet Abbas ben
Evet evet o banada bir şiir yazmıştı
Bir şey demedi giderken ama
Ben tanırım farklı bir gidişe yürüdü ayakları bu sefer
Yüreği hüzün işgali boynu büküktü sanki
Yutkunarak iyi geceler dedi
Gözüne bir şey kaçmadıysa eğer ağlamaklıydı gözleri
Gelirse elbet söylerim
Kim dediniz o bilir mi
Peki sen bilirmisin diyeyim yani
Peki sizede iyi geceler
İyide niye çöktü zaten gece
Size boğuldu İstanbul
Üstümde bir ağırlık içimde bir burukluk
Çayınıda yarım bırakmış hiç bırakmazdı oysa
Radyoda son bıraktıgı türkü dudaklarımda
Deyme felek deyme telime benim
Gelmez dedim anlamadı
Gelmez diyorsam gelmez işte
O hiç böyle gitmemiştiki
Anlatamadım anlamadı işte
O hiç böyle gitmemiştiki
Anlamadı işte
http://dosyam.net/?id=ri6jl8
-------------------------------------------------------------------------
Tut Ellerimden - Bedirhan GÖKÇE

TUT ELLERİMDEN
Sırat’tan incedir sevda köprüsü
Beraber geçelim tut ellerimden.
Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü
Beraber uçalım tut ellerimden
Gönüldeki birlik kalkandır dışa
Aldırma ayaza, yele, yağışa
Giden ilkbahara, gelecek kışa
Beraber göçelim tut ellerimden.
Birleşmek üzredir şafakla gurûp
Korku beklenilmez kapıda durup
İster zehir olsun, isterse şurup
Beraber içelim tut ellerimden.
Çağır hayallerin en ötesini
Yakından duyarsın aşkın sesini
Sonsuz mutluluğun penceresini
Beraber açalım tut ellerimden.
Hatırla kaybolan hatıraları
Elmastan ışıklı, altundan sarı
Zaman tortusundan işte onları
Beraber seçelim tut ellerimden.
Şüphe “başlangıç”tır, karar “nihayet”
Zamanı zamana etme şikayet
Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet
Beraber kaçalım tut ellerimden.
http://uploaded.to/?id=839ae2
-----------------------------------------------------------------------
Mahur - Bedirhan GÖKÇE

MAHUR
O mahur bakışlı güzel kız var ya
Dün gece gözleri hicazdı canım
İnsanı ansızın bir haz sarar ya
Kokladım gül teni beyazdı canım
Buselik bakardı segah gülerdi
Segahta dururdu rastta gezerdi
Ne varya çıkardı işre binerdi
Hüseyni dilinde niyazdı canım
Gözünde tanburun teliyim derdi
Gökkubbede bir başka nağme çınlardı
Derdimi her akşam bir o dinlerdi
Yatsıyla yükselen avazdı canım
Bir sakin köşeydi bir kuytu zemin
Bir giriş gölgeydi dört yanı serin
Evinin önünden geçerken demin
Dilinde son şarkı şehnazdı canım
Bahçemde erikti meydanda çınar
Eylülde hazandı nisanda bahar
Dört koldan sararken etrafı kışlar
Mevsimler gözümde hep yazdı canım
Nereden gelmişti kimin nesiydi
Bir sevda bahsinin ilk bestesiydi
Dikensiz bahçenin gül destesiydi
Adını sormayın Gülnazdı canım
Hasrete yabancı aşka aşina
Rastlamaz kimseler asla eşine
Kırk yıllık sevdanın pişmiş aşına
Vakitsiz su katan Yılmazdı canım
http://uploaded.to/?id=1dt9zj
------------------------------------------------------------------------
Giden Gelmez - Bedirhan GÖKÇE

GİDEN GELMEZ
İşittim ki, benim için ağlıyormuşsun,
Hala adım düşmüyormuş dudaklarından!
Geçenlerde bir yolcudan beni sormuşsun,
Metruk, ıssız bir manastır gibiymiş odan!
Çamlıklarda tek başına geziyormuşsun,
Gözyaşların anıyormuş eski günleri...
Ümidini siyah ufuklarda yormuşsun,
Sanmışsın ki, giden günler gelecek geri!
Artık ela gözlerinin altı çürümüş,
Bahçemdeki kuşlar gibi susmuş kahkahan!
Kalbin bir dal mevsimin hüznü bürümüş...
Akşamları son yolcular geçerken kırdan
Nazarların dalıyormuş, yıllardan beri
Bir seyyahın bekleniyor gibi haberi!
http://uploaded.to/?id=7f3dgz
-------------------------------------------------------------------------------------
Kardelen - Bedirhan GÖKÇE

KARDELEN
Bu bendeki bir dert ki, anlatamam kimseye
Kulak verip de beni dinler misin kardelen
Sardı tüm benliğimi, mecalim yok gülmeye
Sende benimle ağlayıp, inler misin kardelen
Mis gibi sıla kokan eş, dost mektuplarında
Taze güller yeşerir eski anılarında
Hatıralarla dolu gurbet akşamlarında
Hasret denen türküyü söyler misin kardelen
Bütün duyguları bir deftere yazmanın
Dertlerini duymayan duvara anlatmanın
İçinde ne var ise hep içine atmanın
Ne demek olduğunu bilir misin kardelen
Dostu oldum kaç defa sabahsız gecelerin
Defterimde yeri yok, anlamsız hecelerin
Çözemedim bir türlü bu zor bilmecelerin
Cevabını sen bana çözer misin kardelen
Ne kadar tatırsa da ayrılık acısını
Unutamazsın yine onun hatırasını
Bir kenara bırakıp acısı, tatlısını
Hepsini bir kalemde siler misin kardelen
Anlat sende içini, dök dışına ne varsa
Hiç düşünme kalbimi, bırak yansın yanarsa
Bu derdi sen benimle paylaşır mısın, yoksa
Bakıp bakıp halime güler misin kardelen
Bilirim ben yerini, sormam sana nerdesin
Senin yurdun dağlarda, sen hep yükseklerdesin
Nasıl gelsem yanına, sen hep yükseklerdesin
Eğilip de elimden tutar mısın kardelen
Ah gurbet, sen içimde dinmeyen bir sancısın
Bazen iyisin amma çoğu zaman acısın
Ey kardelen! Sen bana neden çok yabancısın
Çaldım işte kapını, açar mısın kardelen
Senin de gözlerin yaşlı, ağlamışsın besbelli
Yoksa sen de benim gibi naçar mısın kardelen
Bu topraktan çıkıp da karları delmişsin ya
Mevsimin gelmeyince açar mısın kardelen
Derdimi de dinledin, sana ağır gelirse
Yine toprak altına kaçar mısın kardelen
Ya ölüm günü gelip de alırlarsa ruhumu
Benimle gökyüzüne uçar mısın kardelen
http://uploaded.to/?id=yyhu5c
Slayt için
http://uploaded.to/?id=w4vxnk
------------------------------------------------------------------------------------
Bulunur - Bedirhan GÖKÇE

BULUNUR
Çeker gibi bakma hançeri kından
Senin de canını yakan bulunur
Senin de bir zalim gelir hakkından
Sana da bir kurşun sıkan bulunur
Aşkımın ahıyle tutulur yakan
Alıcıkuş kadar sürmez fiyakan
Senin de gözünü yaşlı bırakan
Senin de boynunu büken bulunur
Merhamet olmazsa kalp kiracında
Tahtın da kurtaramaz seni tacın da
Bir kara sevdanın darağacında
Senin de ipini çeken bulunur
http://uploaded.to/?id=3a8039
--------------------------------------------------------------------------------------------------
Ne Kaybederdin - Bedirhan GÖKÇE

NE KAYBEDERDİN ?
Bir günah işledim bin af diledim
Üstünde durmasan ne kaybederdin?
Hemen her fırsatta bir tokat gibi
Yüzüme vurmasan ne kaybederdin?
Neyin eksilirdi beni affetsen ?
Ne vardı kalbimi tekrar fethetsen !
Ne olur birazda bizden bahsetsen
Hep onu sormasan ne kaybederdin?
Evli olmasakta keyfe kederdi
Gönül nikahımız bize yeterdi
Şeytana uyupta bu kadar derdi
Başına sarmasan ne kaybederdin?
Yakamı tutmasan yargılar gibi
Ahiret gününde sorgular gibi
Her yerde hatamı sergiler gibi
Önüme sermesen ne kaybederdin?
Üstüme gelmesen sıkana kadar
Üzmesen canımdan bıkana kadar
Dağ gibi sabrımı yıkana kadar
Dilini yormasan ne kaybederdin?
Kanattın yaramı günbegün deşip
Paramparça oldun gözümden düşüp
Çılgın seller gibi haddini aşıp
Üstüme varmasan ne kaybederdin?
Hiç şansın kalmadı dönsen de geri
Yitirdin verdiğim bütün değeri
http://uploaded.to/?id=fb09b1
-------------------------------------------------------------------------
Nerdesin - Bedirhan GÖKÇE

NERDESİN
Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar: -Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Aşıkıyım beni çağıran bu sesin.
Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgarlara karışır gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana: -Nerdesin?
Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben,
Elverir ki bir gün bana derinden,
Ta derinden bir gün bana “Gel” desin.
http://uploaded.to/?id=19a2cd
------------------------------------------------------------------------
Sevdiğim Nerdesin - Bedirhan GÖKÇE

Sevgilim nerdesin
Hangi mevsimde ağıt,
Hangi iklimde yağmur
Gittiğin yerdemisin.
Dön desem dönermisin?
Doğumunda içine alan beni kader
Öldüğümde üzerime örtülecek toprak
Nerdesin sevdiğim nerde?
Zaman içimde adressiz
Yollar silinmiş mesafelerden
Dön desem dönermisin?
Sigaramda duman duman gidişin
Demliğimde parmak izlerin
Soframda sımsıcak kalan bir çekip gitmen
Sevdiğim eksiğim nerdesin?
Uzun deyil demiştin dönecektin
Ama dönmedin nerdesin?
Hasret sabırsız saçlarını örüyor kimsesizliğimin
Çıkarmadan görücüye savunmasız yokluğunu
Silinmeden gündoğumlarından
Uzat ellerin ellerimin içinde terlesin
Haydi dön kokun savruluyor rüzgarda hisset
Dön ve sokul bana
Ayrılığın kuruttuğu aşk toprağında
Açmaz herhangi bir çiçek
Sevgilim nerdesin nerde?
Vakit ayrılığa erken
Hadi dön haydi
Yoksa geç kalacağız birbirimize geççç ...
http://uploaded.to/?id=fc80a9
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sevi Şiiri - Bedirhan GÖKÇE

Sevi Şiiri
Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak
Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil
Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman
Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini
Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini
Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...
Ümit Yaşar Oğuzcan
http://uploaded.to/?id=c3177f
------------------------------------------------------------------------------------
Rüveyda - Bedirhan GÖKÇE

Rüveyda
Fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı
yetim çığlıklarımı duyurmak üzere sana
koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına
adını söylemek istemiyorum
her hecesi amansız bir kor dudaklarımda
her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım
zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım
adını söylemek istemiyorum
Rüveyda dediğim zaman
anla ki, senin için yürüyor kelimeler
çığlığımın atardamarlarından
hangi yıldızdır bilmem, gözlerin
kayar da üzerime Rüveyda
önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime
sonra açılır önümde ıstırab vadileri
silik renkleriyle adımlarıma
çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir
hayalin bittiği menfeze doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru
uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair
yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda
oysa Rüveyda
baştan başa ben
kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim
kitaplara sürdüğüm kapkara lekelerden
bir anlatsam nasıl utandığımı
bir doğrulsam eğrildiğim yerden
ağarır tanyeri nilüferlerin
alaca bir at koşar içimde
ezer toynaklarıyla anılarımı
sular köpürmemeliydi Rüveyda
kırılmamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin
ben zehire alışkınım, şerbete değil
rüyalar nefret eder avare duruşumdan
kabuslar çekerek ancak derdimi yeryüzünde
sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber
ben her gece bir mehdi türküsüyle çilekeş
yargılamak için zeval kayıtlarını
inkilap bekliyorum
hangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin
uzanır da gönlüme Rüveyda
derinden bir ok saplanır bağrıma
beynimi çağıran bir sese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru
varlığın cinayettir memleketimde işlenen
akıtır kanını asil pehlivanların
yokluğun sükunettir kuşatır evrenimi
varlığın ve yokluğun ölümüdür baharın
artık eskisi gibi bakamıyorsun
göklerinde bir belkıs otururdu Rüveyda
binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin
güneş bir ane gibi dururdu başucunda
artık dokunamıyor kakülün bulutlara
karalara bürünmüş saçlarında dolunay
BEN BU KADAR ZULME LAYIK MIYIM RÜVEYDA
hangi ressamı vurur bilmem, endamın
sarar da benliğimi
ben beni tanımam kaldırımlarda
kafesleri yutan kafese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru
kırmızı bir kurdela bağlayarak alnına
duydun mu orkideye dua eden birini
bu ısmarlama yüzler yok mu Rüveyda
bu yapmacık bebekler
gözyaşı akıtırken gülenler yok mu
beni kahrediyor geceler boyu
hangi çağın gelişidir bilmem, gülüşün
soluk bir dünyanın mezarlarına
gömerek gurbetimi
kapadı karanlığa Yesrib, kapılarını
meydan okuyuşun çağın ordularına
bilmem hangi mevsimin başlangıcıdır
doruklarından öte hevese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru
yasını tutuyorum kararttığım düşlerin
yıpranmış divaneler gibiyim sokaklarda
amansız bir ütopya üfleyen pencereler
lif lif yoluyor dram seyyahı bedenimi
önümde, haksızlığın hesaba çekildiği
hiç kimsenin kimseyi tanımadığı mahşer
arkamda, kare kare ömrümü belirleyen
hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimler
söyle, nasıl aşarım pişmanlık dağlarını
yeniden bir Nil olup taşar mıyım çölllere
kim giydirir başıma tacını nihayetin
kim takar bileğime hürriyet künyesini
karada balık gibi nasıl yaşarım, söyle
Rüveyda, seziyorum; tahammülün kalmadı
ama dur, boşaltayım bütün çığlıklarımı
asırlardır köhne barınaklarda
küflenen, çürüyen çığlıklarımı
at vuruldu içim paramparça Rüveyda
gölgelerin ardına sakladım kusurumu
sen orada kayıtsızca gülümsüyor gibisin
ben burda damla damla eriyip akıyorum
yine de, çiğnetmem kimseye gururumu
istenmediğim yeri sessizce terk ederim
hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim
http://uploaded.to/?id=da8a83
------------------------------------------------------------------------------------
Anladım - Bedirhan GÖKÇE

ANLADIM
Bunca zaman bana anlatmaya çalıstığını,
kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek degil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.
Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir,
Ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat, hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacim var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ''affet beni''
Diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,
Sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmis,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar,
Ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...
http://uploaded.to/?id=d331aa
------------------------------------------------------------------------------------------------------
Çıktı - Bedirhan GÖKÇE

Çıktı
İftira üretip attın üstüme
Vallahi kimseyle alakam yoktu
Nasıl gül koklarsın benim üstüme
Hani kavlimizde intikam yoktu
Sen ettin gönlüme aşk-ı takdimi
Sen çaldın kalbimden ömür nakdimi
Uğrunda vakfettim bütün vaktimi
Aklımdan çıktığın dakikam yoktu
Ben senin üstüne aşk aramadım
Kimseye yalvarıp yakaramadım
İyi hal kağıdı çıkaramadım
Aşığın olmaktan sabıkam çıktı
Sen gittin künyemi araştırdılar
Mazimi sordular soruşturdular
Gönlümün cebini karıştırdılar
Divanen olmaktan vesikam çıktı
http://dosyam.net/?id=0e8f0d
------------------------------------------------------------------------
Acılara Tutunmak - Bedirhan GÖKÇE

ACILARA TUTUNMAK
Acı çekmek özgürlükse
Özgürdük ikimiz de
O yuvasız çalıkuşu
Bense kafeste kanarya
O dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizelere
Kavuşmak özgürlükse
Özgürdük ikimizde
Elleri çığlık çığlık
Yanyana iki dünya
İkimiz iki dağdan
İki hırçın su gibi
Akıp gelmiştik
Buluşmuştuk bir kavşakta
Unutmuştuk ayrılığı
Yok saymıştık özlemeyi
Şarkımıza dalmıştık
Mutluluk mavi çocuk
Oynardı bahçemizde
Aramakmış oysa sevmek
Özlemekmiş oysa sevmek
Bulup bulup yitirmekmiş
Düşsel bir oyuncağı
Yalanmış hepsi yalan
Sevmek diye birşey vardı
Sevmek diye birşey yokmuş
Acılardan artakalan
İşte bu bakışlarmış
Kuğu diye gözlerimde
Gün batımı bulutlarmış
Yalanmış hepsi yalan
Savrulup gitmek varmış
Ayrı yörüngelerde
Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacık konuklukta
Deprem kargaşasında
Yaşadım birkaç bin yıl
Acılara tutunarak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürdük ikimizde
http://dosyam.net/?id=d6e99c
-------------------------------------------------------------------------
Rüzgar Gülü - Bedirhan GÖKÇE

Rüzgar Gülü
önümden çekilirsen İstanbul görünecek, nerede olduğumu bileceğim
sisler utanacak, eğilecek ağzının ucundan öpeceğim
saçına kalbimi takacağım avcunda bir şiir büyüyecek
nerede olduğumu bileceğim
bu çıplak geceler yok mu bu plak böyle ağlamıyor mu
camları kırmak işten değil delirecek miyim neyim
kirpiklerimden mısra dökülüyor kenya’da simsiyah yalnızım
yoksul bir şilepte gemiciyim malezya’da yük bekliyorum
önümden çekilirsen, İstanbul görünecek
nerede olduğumu bileceğim
özlerini söndürme muhtacım
ben senin aydınlığına muhtacım
yepyeni bir ilkbahar harcayıp bir yaz boğup,
bir sonbahar harcayıp rüzgar gülünü arayacağım
oran’da pernanbouc’ta timbuktu’da
vinçler yine akşamları indirecekler
yine karanlığa bulaşacağım
gözlerin rüzgarda savrulacak
ikimiz iki sap buğday olsak
sen benim olsan, ben senin olsam
bir gece vakti aklına gelsem uykunu tutsam bırakmasam
seni kucaklasam, kucaklasam
birbirimizin kalbini dinlesek dünyanın kalbini dinlesek
büyük ateşler yaksalar iki güvercin uçursalar
nerede olduğumuzu bilsek…
http://uploaded.to/?id=afa723
--------------------------------------------------------------------------------------
Aşk Bitti - Bedirhan GÖKÇE

AŞK BİTTİ
aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Uzun bir hastalık gibi
Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi
Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı
Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi
Bitti.
Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır
İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım
Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim
Belki bir yağmur yağar akşama doğru
Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım
Aşk da bitti diyordu ya bir şair
Aşk bitti işte tam da öyle
http://uploaded.to/?id=9e8001
------------------------------------------------------------------------------------

Bir Gittin Dönmedin
Bu bahar karlarla yagmurlarla gel
Bizim burda susuz kurak baglar var
Seni yâr etmezler bana sevgili
Aramizda asilasi daglar var
Günler uzadikça ömrüm kisaldi
Aklimi bu sevda bir yeldir aldi
Yillar var gözlerim yollarda kaldi
Bir bilsen ardindan nice aglar var
Bir sarkidir adin dilimde her dem
Bir tutkudur sevdan sensiz edemem
Gelmez isen ben bu yerden gidemem
Beni sana bend eyleyen baglar var
Bir gittin dönmedin dünya güzeli
Ne sevincim belli ne gamim belli
Tekrar düsümdür bir tek teselli
Seni böyle tutan hangi baglar var
http://dosyam.net/?id=lfgnoq
------------------------------------------------------------------------------------

BİZ ÜÇ KİŞİYDİK
Biz üç kişiydik:
Bedirhan, Nazlıcan ve ben.
Üç ağız.. üç deli yürek.. üç yeminli fişek!
Adımız belâ diye yazılmıştı dağlara, taşlara
Boynumuzda ağır vebal,
Koynumuzda çapraz tüfek!
El tetikte, kulak kirişte,
Ve sırtımız toprağa emanet...
Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık..
Deniz çok uzaktaydı
Ve dokunuyordu yalnızlık...
Gece, ırmak boylarında uzak çakal sesleri,
Yüzümüze, ekmeğimize,
Türkümüze çarpar geçerdi.
Göğsüne kekik sürerdi Nazlıcan,
Tüterdi buram-buram.
Gizlice ona bakardık, yüreğimiz göçerdi...
Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan'ı
Ateş böcekleriyle bir oldu,
Kırpışarak tükendi...
Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza
Kurşun gibi, mayın gibi,
Tutuşarak tükendi...
Oy, Nazlıcan... vahşi bayırların maralı...
Oy, Nazlıcan... saçları fırtınayla taralı...
Sen de böyle gider miydin yıldızlar ülkesine?
Oy, Nazlıcan oy... can evinden yaralı...
http://dosyam.net/?id=kwm7y9
-------------------------------------------------------------------------
Sen Ve Ben
Herkes dört gözle tatili beklerdi
Bense okulların açılmasını
Çünkü seni görmek vardı koridorlarda
Ve bana güleceği günü beklemek.
Ben okul bahçesindeki ağaca, baş harflerimizi
Sen gönlüme sevdanın adını yazmıştın
Ben sırama isimlerimizi
Sen kalbime ilk aşkı yazmıştın.
Senden sonra sana yazdığım şiirlerden
Haberin bile yok
Ve yağmur yüzüme vuruyor
Ve soğuk.
Okuldan sonra
Her dolma kalem, her lacivert kravat
Her beyaz gömlek ve yakalık
Ve her 12 aralık
Sen gelirsin aklıma
Çocukluk işte, belki de ilk AŞK
Belki de ilk delilik.
Seversin demiştin ya hani bundan sonrada
İnan ki o kadar kimseyi sevemedim
Ve o iki kelimeyi senden sonra kimseye
Ama kimseye söyleyemedim.
Belki hiç olmadın benim için
Belki de azdın
Ama olsun
Ben hep sana şiirler yazdım.
Ceketimi ve kravatımı saklıyorum hâlâ
Birinin üzerinde tebeşir
Birinin üzerinde ayran lekesi
Ve Seni Seviyorum hala
Elmayı da, havayı da, suyu da
Ve bilmeni istemiyorum hâlâ
Sana şiirler yazdığımı
Ve bilmeni istemiyorum bütün bunları
Çünkü her şey böyleyken güzel
En dokunulmamış,en yaşanmamış
Ve ne tadılmamış haliyle.
Bir sahilde el ele dolaşılmamış
Ve bir kafede çay içilmemiş haliyle
Her şey
Böyleyken güzel belki de
Ama sen gönlüme sevdanın adını yazmıştın
Ben aşkına tutulmuş bir deli candım
Sen gönlüme sevdanın adını yazdın
Ben aşkına tutulmuş seni ararım.
SENİ SENİ SENİ
http://dosyam.net/?id=p33mzy
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
TÜRKÜ GÖZLÜM
Kar yağıyor türkü gözlüm
Kar yağıyor buralara.
Uzun hava ağıt gibi,
Dökülüyor bulvarlara.
Sen de gittin buralardan,
Böyle bir karlı havada.
Okul bittikten sonra 95'in yılbaşında,
Gelmiş özlemiştin beni,
Sarılmıştın hıçkırıkla,
Kar yağarken dilek tutmuş,
Kar yemiştin avucumda.
Nasıl gittin türkü gözlüm,
Mahzun kaldım buralarda.
Gülüşlerimiz geliyor,
Ağlıyorum buralarda.
Sen bir öğretmensin şimdi,
657 devlet memuru.
Kıt kanaat geçinirsin,
Seni beklediğim gibi,
Beklersin ay sonunu.
Belki de evlisin şimdi,
Bunca yıl geçti aradan.
Sen beni unuttun belli,
Türkü gözlüm çık hatrımdan.
Oralara da kar yağar mı,
Güneş çıkar mı ardından?
Saçaklardan su damlar mı,
Su girer mi papucundan?
Yokluk kötü türkü gözlüm,
Yokluğun çıkmaz aklımdan.
Varlık güzel türkü gözlüm,
Varlığın yitti yanımdan.
Okulun bittiği yıl tayinin çıktı doğuya.
Belki yazarsın diye,
Bir kalem almıştım sana.
O kalemle mektup yazmış
O kalemle ağlamıştın
Ama o son mektubunda
Sen ne kadar değişmiştin
Sözlerinde değişmişti
Değiştiğin belliydi ki
Kaleminde değişmişti.
Ah benim türkü gözlüm
Ne oldu birden sana ?
And içmiştik gündüz gece
And içmiştik kopmamaya.
Hacı Bayram'da dua ettik
Ayırmasın Allah diye...
Bir fakire para verdik,
Belki dua eder diye...
Fakir mi dua etmedi,
Sen mi yalancı çıktın
O fakiri göremedim,
Gelmedi namaz vakti.
Çok oturdum musallada,
Her tabutta kendim vardım,
Dua ettim ardım sıra...
Şimdi en arabesk duygularla
Dudağımda o türkü,
Yürüyorum bulvarlarda...
Ellerim üşürken hep
Ellerin gelir aklıma.
Yüreğim ağlıyor şimdi,
Yanıyorum buralarda...
Kar yağarken hazin hazin,
Ölüyorum türkü gözlüm,
Ölüyorum buralarda...
------------------------------------------------------------------------
HAYAT NEDİR ANNE ?
Benim hiç sapanım olmadı anne,
Ne kuşları vurdum,
Ne de kimsenin camını kırdım...
Çok uslu bir çocuk değildim ama,
Seni hiç kırmadim, hep boynumu kırdım.
Ben hayatım boyunca
Bir tek kendimi vurdum! ..
Suskun görünsem de,
fIrtınalı ve mağrurdum anne.
Bir mızrak gibi,
Aynada hep dik durdum anne! ..
Ben sana hiç bir gün laf getirmedim,
Leke sürmedim.
Ama göğsümü çok hırpaladım,
Kalbimi çok yordum...
Ben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum! ...
Benim hiç sevgilim olmadı anne,
Ne bir yuva kurdum,
Ne bir gün şansım güldü...
Öpemeden bir bebeğin gidişini,
Tükendi gitti çağım...
Kimi yürekten sevdiysem,
Yüreğini başkasına böldü...
Bir muhabbet kuşum vardı,
O da yalnızlıktan öldü...
Sen beni göğsünde
Hep acılarla mı soğurdun anne?
Yoksa evlat diye,
Koca bir taş mı doğurdun anne?
Eziyet degilim, zahmet değilim,
Musibet hiç değilim;
Bir senin mi balına sinek kondu, söylesene!
Doğurdun da beni,
Ne ile yoğurdun anne?
Benim hiç hayalim olmadı anne...
Ne seni rahat ettirdim,
Ne kendim ettim rahat...
Bir mutluluk fotografı bile çektirmedi bu hayat
Kaybolmuş bir anahtar kadar
Sahipsizim anne...
Ne omuzumda bir dost eli,
Ne saçımda bir şefkat...
Say ki yollardan akan,
şu faydasız çamurdum anne...
Say ki ıslanmaktım, üşümektim,
Say ki yağmurdum anne!
Bunca yıldır gözyaşlarını,
Hangi denizlere sakladın?
Oy ben öleyim,
Sen beni ne diye doğurdun anne ?
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
SEBEP
Dilime sen verdin gül ezgisini,
Bir gönül üzdümse sebebi sensin! ...
Seninle aşmışım dur çizgisini,
Töreyi bozdumsa sebebi sensin! ...
Ufuk ufuk uçtum daldım derine,
Sen öğrettin çoban kimdir, sürü ne?
Daha yaklaşmadan konak yerine,
Göçümü çözdümse sebebi sensin! ...
Bir renk cümbüşüyle sular ışıdı,
Düş bahçeme kuşlar bahar taşıdı,
Kurbanlık koç güldü, bıçak üşüdü,
Hep esrik gezdimse sebebi sensin! ...
Kimi deli diye güler arkamdan,
Kimi suçlu diye tutar yakamdan,
Eller değil,aklım korkar şakamdan,
Kendime kızdımsa sebebi sensin! ...
Düşmanımın yarasını sardımsa,
Muhabbeti sofra sofra serdimse,
Her güzele hemen gönül verdimse,
Petekler süzdümse sebebi sensin! ...
Dostun sitemleri deler bağrımı,
Sağır gökler yutar yanık çağrımı,
Uzun yıllar gizledimse ağrımı,
Ve şimdi yazdımsa sebebi sensin! ...
Beklerim özüme mihman olasın,
Her selâmın canevimi sulasın.
Bende sabır tükeniyor bilesin,
İçmeden sızdımsa sebebi sensin! ...
------------------------------------------------------------------------
ÖYLESİNE SEVMİŞTİM
Şimdi gidiyorsun, git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim, onlar da gitsin
İçimde bir şarkı
Gözümde bir ışık kalmıştı her şeye inat
Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin
Yıldızları da alsana yanına gökyüzünden
Sevdiğimiz şarkıları da
Pencereme konan yusufçukları da
Bana karanlığı bırak
Beni bırak, beni böyle bırak
Böyle ansızın, böyle yakışıksız
Böyle anlamsız, böyle dağınık
Öyle kapıda susuşun
Öyle sarsak, öyle serkeş, öyle çerkes duruşun
Koy beni sensizliğe
Ve otursun içime kül gibi kor yangının
Şimdi gidiyorsun, git
Hadi git
Hepsi hepsi bir sevda benimkisi, al da git
Hadi kanatma
Hadi yıkma
Hadi dokunma
Zaten ben seni öylesine sevmiştim
Şimdi gidiyorsun, git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim, onlarda gitsin
İçimde bir şarkı
Gözümde bir ışık kalmıştı her şeye inat
Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin
http://dosyam.net/?id=0vwqt5
------------------------------------------------------------------------------------------------------

SANA NE YAPTILAR
O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi
Bir bıçağın ağzında yürür gibiydin
Demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında
Gözlerinde karanlığı dar hücrelerin
Seni görür görmez özgürlüğümden utandım
Söyle ne içersin, çay mı kahve mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım.
Saçların uzundu, omuzlarına akardı
Gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından
Onlar mı kestiler, sen mi kısalttın
Gülerdin, içimize aylar doğardı
Görünmez dağların arkasından
Eski gülümsemeni beyhude aradım
O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım.
Bir çay içer misin, yoksa kahve mi
Kibritim yok, demek cigaraya başladın
Ellerin de titriyor, bir şeyin mi var
Böyle bir kız değildin sen eskiden
Sana ne yaptılar, sana ne yaptılar?
Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken
O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım.
http://dosyam.net/?id=lorf2v
------------------------------------------------------------------------------------------------------

MEKTUP II
Biliyor musun
Senden ayrılalı sakal bıraktım
Zamanının akışına koyuverdim kendimi
Gömleklerim kolali değil artık
Pantolonumun ütülü degil
Ayakkabım boyalı degil
Öylesine değiştim ki
Görsen tanıyamassın
Sabahları gün doğarken kalkıyorum
İlk işim bir sigara yakmak oluyor
Ve bir süre denizin hışırtısını dinliyorum
Sonra, apansiz sen geliyorsun aklıma
Gözlerin, dudaklarin, ellerin geliyor
Şimdi nerdesin kimbilir
Yatağında uyuyor olmalısın
Artık beni görme rüyalarında
Korkarsın.
Mevsim sonbahar malum ya
Serde de kör olası şairlik var
Boyuna hüzünlü şeyler düşünüyorum
Ağaçların yaprakları dökülmeğe başladı
Keskin poyrazlar esiyor kuzeyden
Kuşlar durmadan göç ediyor
Ara sıra düşenler oluyor yorgun ya da yaralı
Tutup okşuyorum tüylerini, gagalarından öpüyorum
Ve diyorum ki
Sana kavuşmak için bir göçmen kuş olmalı
İste böyle
Günler, haftalar geçip gidiveriyor
Saçım, sakalım birbirine karıştı
Yine de her geçen gün
Kendime biraz daha alışıyorum
Ve biliyor musun
Unutamayacagımı bile bile
Seni unutmaya calışıyorum...
http://dosyam.net/?id=fhvhk7
------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÇİLE
Gaiblerde bir ses geldi: Bu adam,
Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
Ve uçtu tepemden birdenbire dam;
Gök devrildi, künde üstüne künde...
Pencereye koştum: Kızıl kıyamet!
Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!
Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
Ok çekti yukardan, üstüme avcı
Ateşten zehrini tattım bu okun,
Bir anda kül etti can elmasımı.
Sanki burnum, değdi burnuna (yok)un,
Kustum, öz ağzımdan kafatasımı
Bir bardak su gibi çalkalandı dünya;
Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
Al sana hakikat, al sana rüya!
İşte akıllılık, işte sarhoşluk!
Ensemin örsünde bir demir balyoz,
Kapandım yatağa son çare diye.
Bir kanlı şafakta, bana çil horoz,
Yepyeni bir dünya etti hediye
Bu nasıl bir dünya, hikayesi zor;
Makâni bir satıh, zamanı vehim.
Bütün bir kainat muşamba dekor,
Bütün bir insanlık yalana teslim.
Nesin sen, hakikat olsan da çekil!
Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!
Otursun yerine bende her şekil;
Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!
Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,
Benliğim bir kazan ve aklım kepçe,
Deliler köyünden bir menzil aşkın,
Her fikir içimde bir çift kelepçe.
Niçin küçülüyor eşya uzakta?
Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?
Zamanın raksı ne bir yuvarlakta?
Sonum varmış, onu ögrensem asıl?
Bir fikir ki sıcak yarad kezzap,
Bir fikir ki, beyin zarında sülük.
Selam sana haşmetli azap;
Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.
Yalvardım: Gösterin bilmeceme yol!
Ey yedinci gök, esrarını aç!
Annemin duası, düş de perde ol!
Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç!
Uyku, katillerin bile çeşmesi;
Yorgan, Allahsıza kadar sığınak.
Teselli pınarı, sabır memesi;
Size şerbet, bana kum dolu çanak.
Bu mu, rüyalarda içtiğim cinnet,
Sırrını ararken patlayan gülle?
Yeşil asmalarda depreniş, şehvet;
Karınca sarayı, kupkuru kelle...
Akrep nokta nokta ruhumu sokmus,
Mevsimden mevsime girdim böylece.
Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş,
Fikir çilesinden büyük işkence.
Evet, her şey bende bir gizli düğüm;
Ne ölüm terleri döktüm, nelerden!
Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm,
Yetişir çektiğim mesafelerden!
Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;
Yollar bir yumaktır, uzun ve dolaşık.
Her gece rüyamı yazan sihirbaz,
Tutuyor önümde bir mavi ışık.
Büyücü, büyücü ne bana hıncın?
Bu kükürtlü duman, nedir inimde?
Camdan keskin, kıldan ince kılıcın,
Bir zehir kıymak gibi, beynimde.
Lugat, bir isim ver bana halimden;
Herkesin bildiği dilden bir isim!
Eski esvaplarım, tutun elimden;
Aynalar söyleyin bana, ben kimim?
Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,
Arzı boynuzunda taşıyan öküz?
Belâ mimarının seçtiği arsa;
Hayattan mühacir; eşyadan öksüz?
Ben ki, toz kanatıi bir kelebeğim,
Minicik gövdeme yüklü Kafdağı,
Bir zerrecigim ki, Arş'a gebeyim,
Dev sancılarımın budur kaynağı!
Ne yalanlarda var, ne hakikatta,
Gözümü yumdukça gördüğüm nakış.
Boşuna gezmişim, yok tabiatta,
İçimdeki kadar iniş ve çıkış.
Gece bir hendeğe düşercesine,
Birden kucağına düştüm gerçeğin.
Sanki erdim çetin bilmecesine,
Hem geçmis zamanın, hem geleceğin.
Açıl susam, açıl! Açıldı kapı;
Atlas sedirinde mavera dede.
Yandı sırça saray, ilahi yapı,
Binbir avizeyle uçsuz maddede.
Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik;
Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur.
Içiçe mimari, içiçe benlik;
Bildim seni ey Rab, bilinmez bilinmez meşhur!
Nizam köpürüyor, med vakti deniz;
Nizam köpürüyor, ta çenemde su.
Suda bir gizli yol, pırılıtılı iz;
Suda ezel fikri, ebed duygusu.
Kaçır beni ahenk, al beni birlik;
Artık barınamam gölge varlıkta.
Ver cüceye, onun olsun şairlik,
Şimdi gözüm, büyük sanatkarlıkta.
Öteler öteler, gayemin malı;
Mesafe ekinim, zaman madenim.
Gökte saman yolu benim olmalı;
Dipsizlik gölünde, inciler benim.
Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen, bütün dalların birleştiği kök;
Biricik meselem, Sonsuza varmak...
http://dosyam.net/?id=fgrr7o
----------------------------------------------------------------

DOĞRUMU
Gel köylüm sana birkaç sual edeyim
Buzlar çözüldü diyorlar doğrumu ?
Ben uzaktayım nasıl geleyim
Anam üzüldü diyorlar doğrumu ?
Bir mektup koyup gelseydin cebine
Yumardım gözümü alırdın yüzbine
Çürük armutlar ağacının dibine
Döküldü diyorlar doğrumu ?
Kimsenin hali bilinmez ıraktan
Usta iş öğrenir olmuş çıraktan
Kuru börülceler çatlak topraktan
Söküldü diyorlar doğrumu ?
Köyümün havasına biçilmez paha
Çok özledim hem vallaha hem billaha
Geçen hafta köyden bir kişi daha
Öldü diyorlar doğrumu ?
Özlemim bitecek geçsem etrafından
Tutsam kazmanın küregin sapından
Gelinler damatlar tarafından
Öpüldü diyorlar doğrumu ?
Vedaşlamadım çabuk dönerim diye
Hasret kaldım şefkatle sevgiye
Yağan yağmurlar tarlaları ikiye
Böldü diyorlar doğrumu ?
http://dosyam.net/?id=e7unhq
-------------------------------------------------------------------------

ÖZLEMEDİM SENİ
Hiç özlemedim seni
Özlemek dostluktandır
dostluğundan öte bulmalıyım seni
Sıcaklığını bulmalıyım
dokunuşlarını, kenetlenişi
Terimizle sulanmalı yeryüzü
güneş terimizle ışıldamalı sabah olunca
Apansız fırtınalar çıkmalı
sarsılmalıyım
Özlemek
yanında olmak isteğidir
gülüşünü görmek biraz da
Hiç özlemedim seni
Saçlarına gül takmam
bir ırmak gibi akıtırım ovaya
soluğunla yanar
dudaklarımın bozkırı
Akkor halindeki ufuk
bakır bir tel gibi eriyip gider
kraterler ortasında kalırım
Toprak yarılır birden
su kirlenir
Ürpertir bu coğrafya
bu serüven
ikimizi bir anda
yaşadığımı duyarım
Hiç özlemedim seni
Özlemek dostluktandır
dostluğundan öte bulmalıyım seni
http://dosyam.net/?id=59zg8u
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

O MAVİ GÖZLÜ BİR DEVDİ
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.
Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..
http://dosyam.net/?id=wqu8as
----------------------------------------------------------------------------------------------------

ŞEHİT OLURSAN AĞLAMA ANNE
Düşümde Gördüm...
Beni Bir Sokakta Köşeye Kıstırıp vurdular Anne...
Gerçekten Bir Gün Nasip Olurda şehit Olursam...
Ağlama Anne...
Polis Zaten Milleti Için Nefer...
Kan Aksada Vatanındır Zafer...
Hani Bu Yolda Kör Kurşunla Eğer
Şehit Olursam Ağlama Anne...
Bir Canım Olsada Fedadır Yurda...
Yedirmem ülkemi Köpeğe Kurda...
Vatan Kalesinde Yüksek Bir Surda...
Şehit Olursam Ağlama Anne...
Cenazemi Omuzlar üstünde taşırlar...
Sokağimiza belkide ismimi yazarlar...
Babama Bir şilt Belki Bir Madalya Takarlar...
Şehit Olursam Ağlama Anne...
Benim ömrümden Kutsaldır Vatan...
Boşuna ölmedi Ya şu şehit Yatan...
Bir Nifak Ugruna Vatani Satan...
Benide şehit Ederse Ağlama Anne...
Düşmesin Gökteki Bu Yıldız Bu Hilal...
Silinmesin Bayrağımdaki Bu Beyaz Bu Al...
Ne Olur Sende Et Hakkını Helal...
Şehit Olursam Ağlama Anne...
http://dosyam.net/?id=zg4egi
--------------------------------------------------------------------------

BU BİR AYRILIK DEYİL
Özle(me) yeceğim seni diyip
Kasem ederken yürek ayinimde,
Keşişin gözleriydi yaşaran…
Kefenlerden biçtiğim yelkenlerdi
Rüzgarın bağrında savrulup,
Gün doğmayacak kentlerin
Eteklerinde dolaşan….
Özle(me) yeceğim derken,
Bir minik şişeye salacaktım sensizliği.
Senden sıçramış ne varsa hayata
Dolduracaktım içine.
Mor vedalarda kalıp,
Hani, güvertesinde,
Gözlerime aktığın yerden
Salacaktım denizlere….
Özle(me) yeceğim diyerek
Ettiğim kasemin kefareti,
Hangi sunakta adanacaktı?
Hangi biri sığacaktı hatıralarımın
O şişeye..?
Arnavut kaldırımlı yol,
Ihlamur ağacı,
Elimde ayaza kesmiş bir çakı
Dünyam, sen…..
Özle(me) yeceğim seni bil
Bil ki düşlerimde yan yana iki lahit.
Yangın var koyunlarında
Bahira’nın tuvalindeki
Umuda iliklenmiş ruhları
Sessiz çığlıkları yırtıyor
Servili kasabayı…..
Özle(me) yecektim seni…
Bilirdim, ıradıkça sen,
Yıkılacaktı bir bir kalyonun direkleri.
Ağlayacaktı yelkenlerin beyazı.
Bilirdim kabus olurdu sensizlik
Ve bilirdim “ben susunca da yağmurlar yağardı! ”
Toprak olurdu aşkın rengi.
Özle(me) yecektim sen kokan çiçekleri
Mavi sarı saksıların matemini tutacaktım
Iradıkça devrilecekti yığdığım hatıralar
Devinecekti, sen sinmiş her bir şey..
Sen rüzgar olup esişimi,
Ölüm olup göçüşümü,
Dua olup susuşumu hissettikçe
Yasını tut(maya) caktım
Özle(me) yecektim ben seni
Bu bir ayrılık değildi,
Göz yaşlarım gülümseyecekti,
Gün doğmayan yaşanmışlıklarıma.
http://dosyam.net/?id=hpv42k
------------------------------------------------------------------------------------------------------

ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP
Zindan iki hece. Mehmed'im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mı?.. Belki... Daha ölmedim!
Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!
Bir âlem ki, gökler boru içinde!
Akıl, almazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?
Bir idamlık Ali vardı, asıldı
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...
Müdür bey dert dinler, bugün "maruzât"!
Çatık kaş... Hükûmet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem...
Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem!
Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.
Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yönünde şefkat
Beni kimsecikler okşamaz mâdem;
Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!
Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksız aydan
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!
Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin!
Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez dünyada nazar.
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?
Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük daracık;
Dünyaya kapalı, Allah'a açık
Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu
İplik ki incecik, örer boşluğu
Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım; Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!
Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir
http://dosyam.net/?id=9mxntz
---------------------------------------------------------------------------------------------------

KENDİNE BENİM İÇİN BİR GÜL VER
kendimin ellerinden tutunca
içimden nehirler gibi akmak geliyor
yollara çıkmak,yolculuklara bakmak geliyor
geberesiye içip salaş meyhanelerde
buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor
bak,Palandöken dağlarında karlar erimiş
teknelerde kol kola bahar sulara inmiş
dağlar için,sular için bana bir gül ver
avuttuğum düşler için bana bir gül ver...
yıllarım sırılsıklam yağmurlar giymiş
günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş
dağlar için, sular için bana bir gül ver
avuttuğum düşler için bana bir gül ver
ben bütün yeşillerimi inatçı ayazlara çaldırdım
sen kendinin ellerinden tut
kendine benim için bir gül ver
http://dosyam.net/?id=4buo5v
-------------------------------------------------------------------------------------------------------

GİDERSEN YIKILIR BU KENT
Gidersen kim sular fesleğenleri
Kuşlar nereye sığınır akşam olunca
Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor
Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
Bir de seni ekliyorum susuşlarıma
Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
Adını bilmediğimiz doslar kalır yalnız
Yüreğimize alırız onları, ısıtırız
Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam
Gidersen kar yağar avuçlarıma
Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar
Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık
Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
Sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine
Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
Bir tufan olurum sustuğun her yerde
http://dosyam.net/?id=ck6ecy
----------------------------------------------------------------------------------------------------

HER ŞEY SENDE GİZLİ
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,
bunu da öğren,
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN...
http://dosyam.net/?id=98inm9
------------------------------------------------------------------------
HERŞEYİN BOŞ OLDUĞUNU BİR GÜN ANLARSIN
SEVMEK NEYMİŞ BİR GÜN ANLARSIN.....
:::....@gabey...:::
Tweet