kapıdan göründüğünde
aynalar sen dolardı boydan boya
sessizce haykırırdım sana
hemen gidecekmişsin gibi
koltuğun kenarına oturunca

hüzünler ekerdin bahçeme
öylesine bakardık sesleri hapsedip

sana çay getirirdim
her zamanki gibi iki şekerli
bir türlü vazgeçemediğin
sigaranı yakardın

saatlerdeki telaşı duyardım yüreğimde
birazdan gideceksin
tam bir ay sonra
yine aynı saatte kapımı çalacaksın
yine konuşmadan saatler akacak
yine dokunamadan ellerine
kokunu çekemeden içime
gelişinle yetinmeyi öğreneceğim bir kez daha

duvarda taşa rastlayan çiviler gibi
sesim durur
“gitme” diyemem kapanırken kapı

sen gittiğinde
anılar gibi
kırık dökük parçaları saçılır aynanın
sesimi özgür bırakır ağlarım...