İspanyol bi kadın dertli bi arkadaşına eğlensin diye “Gel seni hayvanat bahçesine götüreyim” demiş. Arkadaşı da arabasının üstüne tir tir titreyen bi şahıs. Ama gerçekten de değişik bi’şeyler yapmaya ihtiyacı olduğundan teklifi kabul etmiş. Hayvanat bahçesi de hani şu içinde arabayla gezilen, hayvanların serbestçe dolaştığı türden bi yermiş.
Bunlar arabanın içinde “Aa maymun, ooo aslan” diye diye gezerlerken karşılarına bi fil çıkmış. Bizimkiler file el sallamış. Fil de bu selamı hortumuyla arabanın kaputuna BAMM diye vurarak almış. Bu darbeyle arabanın ön kaput epeyce yamulmuş taabi. “Allahım, nolucak, ne yapıcaz” derken hayvanat bahçesinin müdürünü görmeye karar vermişler.

Adam da çok hoşsohbet, efendi biriymiş. “Yaa, ne yapalım, sigorta öder nasıl olsa, bakın ben de kendime çilingir sofrası kurmuştum, hadi gelin madem konuğum olun” demiş. Kızların da zaten moralleri sıfır, “Bir-iki tek atalım, biraz ferahlarız belki” diye düşünerek daveti kabul etmişler. Hakkaten içki ve sohbet ikisine de iyi gelmiş. Bu arada vakit de iyice geç olduğundan kalkmış bizimkiler.

Hayvanat bahçesinden çıktıktan bi’kaç kilometre sonra yolda zincirleme bi kaza olduğunu görmüşler. Polisin biri çarpık-çurpuk arabaların başında, elinde megafonla bağırıyomuş: “Lütfen kazaya katılanlar arabalarını sağ tarafa çeksin, diğerleri devam etsin.”

Bizim iki kız en masum halleriyle yollarına devam etmişler taabi. Ama tam polisin önünden geçerlerken, “Hop hop, nereye bakalım” diye durdurulmuşlar. Bunlar da, “Ama biz kazayı karışmadık ki” demişler doğal olarak. Bunun üzerine polis filin hortumla vurup göçerttiği yeri göstererek, “Peki bu ne o zaman?” diye sormuş. Kızlar, “Eee, inanmayacaksınız ama filin hortumu” demişler. Bu konuşma esnasında polis yeterince alkol kokusu da almış zaten, “Taabi taabi, fil hortumu. Geçin bakalım şöyle sağa” demiş. İspanyolca’da “la trompa” hem sarhoş hem de fil hortumu anlamında kullanılıyomuş. Bizim iki kız alkollü kaza yapmaktan işlem görmüşler o akşam.

alıntıdır...