Toplam 4 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 4 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Bunları Biliyormuydunuz(mutlaka bakın,çok ilginç)

  1. #1
    Status : göкнαη isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Ağustos.2008
    Nereden : BeLLi OLMaYaN Bi YeRdEn...
    Mesajlar: 1.421
    Konular: 726
    Aldığı Beğeniler: 0

    Standart Bunları Biliyormuydunuz(mutlaka bakın,çok ilginç)




    KÖMÜRÜ İLK BULAN KİŞİ Padişah II. Mahmut zamanında, 1829 yılında
    "Uzun Mehmet" adlı bir deniz eri, Havza'da
    ilk kömür yatağını keşfetti. Karadeniz
    Ereğlisi'nden, İnebolu'ya kadar 180 kilometrelik
    bir uzunluk ve 50 kilometrelik derinlikten
    oluşan ilk kömür yatağından çıkarılan
    kömürlerden, donanma yararlanmıştı. Bölgede
    yeni kuyular açılarak üretimin artırılmasına,
    1893 yılında başlandı. Günümüzde kömür
    üretimi, Türkiye Kömür İşletmeleri'nin tekelindedir.

    Çayın ilk ortaya çıkışı Avrupalılar, çayı 1609 yılında, Dutch India
    Co. adlı şirketin Çin'den "çay" getirtmesiyle
    tanıdılar. 1615 yılında Doğu Hindistan'da çalışan
    Wickham adında bir İngiliz, evine yazdığı
    27 Haziran tarihli mektupta, gönderdiği
    çayları alıp almadıklarını soruyordu. Yaklaşık
    yarım yüzyıl sonra, İngiltere'nin Change
    Hill yöresinden Thomas Garraway (ya da Garway)
    adlı biri, çay konusunda şunları yazıyordu:
    "İngiltere'de çay, önceleri dört, bazen de
    beş kiloluk paketlerde yaprak halinde satılırdı.
    Gerek çok az bulunabilir olması, gerekse
    fiyatının aşırı yüksekliği nedeniyle 1651 yılına
    gelinceye kadar, ancak çok zenginler ve
    soylular tarafından tedavi ya da keyif amacıyla
    kullanıldı. Hatta bu dönemde çay, prens ve
    prenseslere verilecek en değerli armağanlardan
    biri olabilecek kadar kıymetliydi. 1651 yılında
    ben Doğu'ya gidip gelen gezgin ve tacirlerden
    biraz çay aldım ve nasıl yapıldığını da
    onlardan öğrendim. Sonra, elimdeki çayı yarım
    kilosu 50 şilinden sattım."
    1839 yılına gelinceye kadar, İngiltere'ye gelen
    tüm çaylar, Çin kökenliydi. O yılın 10
    Ocak günü, Hindistan'dan gelen sekiz kasa
    Hint çayı, Mincing Lane'deki çay müzayede
    salonunda açık artırmaya çıkarıldı. Yarım kilosu
    16 şilinden başlayan açık artırma sonucunda,
    çayların hepsini Yüzbaşı Pidding
    adında biri, yarım kilosunu 34 şilinden satın
    aldı.

    Vücudumuzdaki İlginç Sistem İleri doğru bir adim atıldığında, insan vücudundaki 54 kas çalışır. insan beyninin ortalama ağırlığı 1.3kg.
    Birinin yüzünü hatırlamak için beynin sağ tarafı kullanılır.
    Yetişkin bir insan günde ortalama olarak 23 bin kez nefes alır.Kaşları yukarı kaldırmak için 30 kası harekete geçirmek gerekiyor.
    Erkekler kadınlara göre on kat daha fazla renk koru oluyorlar.
    Döllenmeden doğuma kadar bir bebeğin ağırlığı beş, milyon kat artıyor.
    Vücudumuzdaki tüm damarları uç uca ekleseniz 19 bin 200 kilometre eder.
    Eksi 90 derecede nefesimiz, havanın ortasında donar ve düşer
    El tırnakları ayak tırnaklarından 4 kat daha hızlı uzar.
    İnsanın kalça kemiği betondan daha sağlamdır.
    İnsan kalbi dakikada 60-80 defa çarpar.
    İnsan yılda en az 1460 rüya görür.
    İnsanlar 200 milyon soluk alıp verme, 1 milyar kalp atışı, 300 milyon mide kasılması ve 20 milyar göz kırpması kadar yaşarlar.
    İnsanlar beyinlerinin %10’nu kullanırlar.
    Bir insan yedi dakika içerisinde uykuya dalar.
    İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.


    Aynanın icadı Günümüzden 4 bin yıl önce, Ortadoğu ve İtalya'nın kuzey kesimlerinde, yanardağ lavlarının
    parlak artıklarının cilalanmasıyla, görüntüyü aksettiren ilk aynalar yapıldı. Gümüşleme
    yöntemiyle ayna elde etme tekniği ise, 14. yüzyılda Venedik'te geliştirildi. Venedikliler,
    bir cam tabakasının arka yüzeyine cıva sürerek, ayna yapmayı başardılar ve o
    tarihten sonra bu cam parçası, özellikle kadınların ellerinden düşmez oldu. .
    Asıldıkları odanın içinde bulunan her şeyi yansıtan dışbükey aynalar, ilk kez 14. yüzyılda
    Almanya'nın Nürnberg kentinde yapıldı.Cam ustaları, üfleme yöntemiyle cam küreler
    oluşturduktan sonra, bunları ortadan ikiye bölüyorlar, sonra da iç kısımlarını ince bir cıva
    tabakasıyla kaplayarak dışbükey aynayı elde ediyorlardı.Günümüzde ayna yapmak için kullanılan
    yöntemin temelleri ise, 1835 yılında, Alman
    kimyageri Justus von Liebig tarafından atıldı.Gümüşnitrat, özel bir yöntemle cama tatbikedildiğinde, içindeki gümüş cama yapışıyor
    ve böylece son derece net görüntü veren bir ayna elde ediliyordu. Gümüşnitratı cama
    sıvanırken ayrıştırmak için, genellikle şeker yada Rochelle tuzu kullanılıyordu.
    Jiletin icadı King Camp Gillette tarafından 2 Aralık 1901
    günü patenti alındı. Aslında Gillette'e bu fikri,
    patronu William Painter vermişti. Bir gün
    ona gelerek, "Neden şöyle bir kere kullanıldıktan
    sonra atılabilecek bir şey yapmıyorsun?
    Öyle bir şey bul ki, müşteri tekrar almak zorunda
    kalsın!" dedi. Gillette, bu öneriyi 1895
    yılma kadar hiç önemsemedi. O yıl, bir gün
    aynanın önünde durup yüzüne bakarken, usturanın
    yerini alabilecek bir şey yapmak fikri
    geldi.
    Derhal çelik üreticileriyle temaslara başladi.
    Ama, konuştuğu bütün ustalar, ona yeterince
    ince, yeterince düzgün, yeterince keskin
    ve yeterince ucuz bir kesici çelik yapmanın olanaksız
    olduğunu söylediler. Bir gün (28 Eylül
    1901) Boston'da William Nickerson adlı bir
    teknisyene rastladı ve öteki bütün ustaların sıraladıkları
    güçlüklerin üstesinden birlikte geldiler.
    1903 yılında, jilet üretimi başladı.

    İlk helikopter Dikey uçuşla insanı yerden havalandırabilen ilk helikopterin planlarını, 6 Ocak 1905'te E.R. Mumford çizdi. Üretimi de, İskoçyalı gemi yapımcılarından William Deny and Brothers tarafından gerçekleştirildi. 67.5 santimetre çapında 6 pervanesi olan helikopterin üzerinde önce 25 beygir gücünde bir Buchet motoru vardı. 1909 yılında, bu motor çıkarıldı ve yerine yine 25 beygir gücündeN.E.C. marka bir başka motor takıldı. Bu motor da, 1911 yılında 40 beygir gücünde bir N.E.C. ile değiştirildi. İlk yapıldığında, kabin inşaatında bambu ağacı kullanılmıştı. Bu gövdenin fırtınalı havalarda su geçirdiği görülünce metal ile değiştirildi. 1912 yılında yapılan denemelerde, yerden üç metre kadar havalananbu helikopterin ilk hareketi için birkaç kişilik insan gücüne gereksinim vardı. Kendiliğinden uçabilen ilk helikopter ise Fransız Paul Cornu tarafından yapıldı. İki pervaneli bu araç, 13 Kasım 1907 günü Lisieux'dayapılan ilk deneme uçuşunda, 180 santimlik yükseklikte 20 saniye uçmayı başardı. Üzerinde 24 beygir gücünde Antoninette marka bir motor vardı.




    Uçakla ilk uçuş Belirli bir güçle çalışan bir uçakla ilk uçuş, Orville
    Wright tarafından 17 Aralık 1903 günü
    saat 10.35'te 12 beygir gücündeki "Flyer-I"
    ile, Kittyhawk'ta, Kil! Devil tepelerinde gerçekleştirildi.
    Uçak, 12 saniye süren uçuşu sırasında,
    yerden 4 metre yükseklikte, saatte 35
    millik bir hıza ulaştı. Olayın görgü tanıkları,
    Orville Wrihgt'ın kardeşi ve uçağı birlikte yaptıkları
    Wilbur Wright ile beş sahil koruma görevlisiydi.
    Aynı gün, üç uçuş daha yapıldı.
    Bunların en uzunu 59 saniye sürdü ve Wilbur,
    284 metre yol almayı başardı. Ertesi gün basın,
    insanoğlunun havayla giriştiği bu mücadeleyi
    "bir hafiflik örneği" olarak nitelendirip
    vermedi. Olayı tüm İngiltere'ye duyuran, yalnızca
    Daily Mail gazetesi oldu.


    Başarılı İnsanların Karakteristik Özellikleri
    Karakteristikler bir lider olarak öne çıkabilmek için
    gerekli olan bilgi, beceri ve yeteneklerin toplamıdır.
    Yapılan çalışmalar liderliğin tek bir modeli
    olmadığını, Reaktif, Aktif ve Proaktif olarak üç
    farklı liderlik stilinin gözlenebildiğini ortaya
    koymaktadır. Her yönetici bu üç türden özelliklere
    sahip olabilir. İş dünyasında, politikada, bürokraside
    ve kamu kuruluşlarında lider konumunda olanların
    aşağıdaki karakteristiklerin sahip oldukları
    bileşimine göre bu üç liderlik tipinden birine ait
    olacaklardır.

    Eyleme Yönelik Olma
    Eyleme dönük bir karakteri vardır. Fırsatlar ve meydan
    okumalardan yaralanabilmek için bilgi ve deneyimlerden
    yararlanır. Etrafına coşku, heyecan ve güven aşılar.

    Takım Ruhu Oluşturma ve takımla bütünleşme
    Farklı kültür ve anlayışlardaki bireylerin ortaklaşa
    bir amacı gerçekleştirmelerini sağlamak için beraber
    çalışabilecekleri bir ortam yaratır. Grup içinde açık
    diyaloğu teşvik ederek, başarı ve kazanımların coşkulu
    bir destek gördüğü bir takım ruhu oluşturur.

    __________________________________________________ _____________

    Microsoft Mucizesinin Yaratıcısı Bill Gates'in Çok
    Özel Liderlik Sırları

    __________________________________________________ _____________

    Komuta Becerilerine Sahip Olma
    Meydan okuyan zor ve karmaşık durumlarda sorumluluk ve
    inisyatif yüklenir. Başarısızlıkların sorumluluğunu
    üstlenir başarıları ekibin olarak değerlendirir.

    Ahlak kurallarına Uyma ve Tutarlı Olma (Integrity)
    Gurubunun amaçlarına hizmet ederken ahlak kurallarına
    dikkat eder, samimi ve tutarlıdır.

    Kişilerarası İlişkilerde Duyarlı ve Etkileyici Olma
    Örgüt içinde ve dışında Her düzeydeki kişilerle
    verimli ilişkiler kurar ve sürdürür. Etkin bir ilişki
    networku kurar ve canlı tutar. iyi ve duyarlı bir
    dinleyicidir.

    Ortaklaşa Vizyon ve Amaç Oluşturabilme
    Gelecekle ilgili etkileyici bir vizyon yaratır ve bunu
    paylaşır. Bu vizyonu net ve anlamlı
    stratejiler/öncelikler olarak formüle eder ve gurubun
    dikkat ve enerjisini bunlar üzerinde
    yoğunlaştırmalarına yardımcı olur.

    Başkalarına Esin Verme ve Motive Etme
    Güçlü bir Liderlik performansı gösterir ve
    izleyicilerinin maksimum performans sağlayacağı
    olanakları yaratır.

    Karmaşık Durumlarda Hızlı ve Doğru Karar Verebilme
    Temeldeki sorunları belirlemede ve vurgulamada etkin
    davranır. Kuruluşun vizyon, misyon, kilit performansı
    ve stratejik ekseni doğrultusunda zamanında ve etkili
    kararlar alır.

    Sonuç Almaya Önem Verme
    Amaçlara ulaşmak için strateji ve öncelikleri uygular.
    Sonuçların vizyon, misyon, kilit performans ve
    stratejik eksen doğrultusanda alınmasını sağlar.
    Sonuçların kalitesine ve performansın gelişimine özel
    bir önem verir.

    Strateji Tasarlama ve Uygulama
    Geniş bir perspektif yaratır ve başkalarının
    göremediği eğilimleri ve gelecekteki gelişmeleri doğru
    değerlendirir. Profesyonel performansı net stratejiler
    ve özel önceliklerle ilişkilendirir. Diğerlerinin bu
    perspektife göre zaman ve enerjilerini odaklamasına
    olanak sağlar.(Kaynak: eylem.com)


    Neden kaşınırız? Ne oluyor da kaşınma ihtiyacı hissediyoruz?
    Bu soruya yanıt vermek için bile kafanızı kaşımanız gerekmiş olabilir. Tuhaf değil mi? Zira ben de kaşıdım ve bu konuyu araştırmaya koyuldum. Bulduğum bilgileri de paylaşmadan edemedim.
    Normal bir kaşınma hissi için, beynimiz deri altındaki sinir hücrelerine vakti geldiğinde kaşınma eyleminin sinyalini iletiyor. Sinir hücreleri harekete geçiyor ve kaşınmamız gerektiğini anlıyoruz. Çünkü derimizin yenilenmeye ihtiyacı var. Ölü hücrelerin, birçok başka yolla vücuttan atılması gibi bu yolla da atılarak yenilenmesi gerekiyor. Bunu da kaşınırken, havlu ile kurulanırken, giyinirken ya da soyunurken bir anlamda sağlıyoruz. Bir an aklıma eski zamanlarda zırhlarla savaşmak durumunda olan şövalyeler geliyor. Onlar için ne de büyük bir sorun olmuştur bu konu, düşünsenize!
    Neyse! Kaşıntı hissi komplike bir olay. Çünkü bize bu hissi veren sinir hücreleri, beyinden aldıkları emirle aynı zamanda acı hissini de iletmekle yükümlü olan sinir hücreleri... Dolayısıyla bir yerimizi gereğinden fazla kaşıdığımızda duyduğumuz acının sebebi de bu.
    Öte yandan, kaşınma hissi vücudumuzu bir saldırıya karşı korumamız gerektiğinde de oluşabiliyor. Sivrisinekler, arılar ve türlü haşere sistemimize saldırmak için türlü sebepten fırsat kolluyorlar. Vücudumuz ise onların bu saldırılarından korunmak ve bir saldırı halinde sistemin kalkanlarını harekete geçirmek için bize kaşınma hissini veren sinyaller gönderiyor. Bu vesileyle kan dolaşımı hızlanıyor ve saldırı bölgesinde bir takım kimyasal tepkimeler sonucu vücut savunmasını hazır etmeye çalışıyor, direniyor, saldırıya karşı tepki gösteriyor.
    Kaşınma, başka bir açıdan beyinde rahatlama duyusunu da harekete geçiriyor. Sistemimiz rahatlamak istediğinde kaşınma isteğini bu yüzden başlatıyor olabilir.
    Biliminsanları aynı zamanda HIV, bazı kanser türleri, karaciğer bozukluğu ya da böbrek yetmezliği gibi sebeplerle kaşıntı problemi yaşayan yaklaşık 30 milyon insan olduğunu ifade ediyorlar. Bu tür sebeplerle başlayan ve durmayan kaşınma hissi ise gece uykularını etkileyecek derecede insanları aşırı kaşınmaya sevkedebiliyor. Aşırı kaşınma sebebiyle açılması muhtemel vücut yaralarından mikrop kapma olasılığı ise vücudun bağışıklık sistemine karşı risk oluşturabilecek enfeksiyonların habercisi olabiliyor.
    Kaşınmanın toplum içinde uygun bir davranış olmadığını savunanlar da var. Fakat kaşınan kişinin vücudunda bir sağlık problemi olması ihtimali de göz önünde bulundurulacak olursa kaşınmanın aşırı olduğunu düşünenler bir doktora görünseler iyi olur.
    Son olarak, bunu da yazmadan edemeyeceğim; vücudumuzdan dökülen ölü deri hücreleri olmasaydı ev mite'ları neyle besleneceklerdi, değil mi ama?
    Aslında bu açıdan da bakarsak mutlu olmalıyız. Çünkü hepimizin böylelikle beslediği bir sürü evcil(!) hayvanı var. Ne güzel!


    Kıtalar ne zaman ayrıldı? Avustralya’da, Güney Amerika’da bulunan Megaraptor türü dinozor fosilinin yakın kuzeni bir dinozora ait kemiğin bulunması kıtaların birbirinden ayrılma zamanına ilişkin tezleri altüst etti.
    145-65 milyon yıl önceki Kretase (Tebeşir) döneminde yaşamış bu iki ayaklı dinozorlar arasındaki benzerlik, Güney Yarımküre’de bulunan Antarktika, Güney Amerika, Afrika, Madagaskar, Avustralya-Yeni Gine, Yeni Zelanda ve günümüzde kuzey yarım kürede bulunan Arap Yarımadası ve Hint Yarımadası’nı içine aldığı düşünülen dev kıta Gondvana’nın bir yanda Afrika ve Güney Amerika arasında, diğer yanda Antarktika, Madagaskar, Hindistan, Avustralya arasında 138 milyon yıl önce bölündüğü tezine gölge düşürdü.
    ABD’nin Chicago Üniversitesi’nden Nathan Smith ve ekibi, Avustralya’nın güneydoğusundaki Viktorya eyaletinde bulunan teropod ailesinden gelen dinozora ait kemiğin yaklaşık 108 milyon yıl öncesinden kaldığını saptadı.
    Araştırmacılar, Avustralya’da bulunan kemiğin, Kretase döneminde Avustralya kıtasıyla Gondvana’nın bir bölümündeki kıta kaymasına kanıt oluşturduğuna, bu türün Gondvana’nın başka bölümünden bir türle benzerlik gösteren ilk Avustralyalı teropod olduğuna dikkati çekti.
    Bugüne kadar birçok farklı varsayımlar ortaya atılsa da ortak tez, Gondvana’dan ilk ayrılanın Afrika olduğunu, Güney Amerika, Antarktika ve Avustralya’nın Kretase’nin ortalarına kadar bağlı olduklarıydı.
    Bilim adamların konuya ilişkin makalesi İngiliz “Proceeedings of the Royal Society B.” dergisinde yayımlandı.
    Kıtaların eskiden tek bir kara parçası olduğu görüşünü ilk kez 1912’de Alman meteorolog Alfred Wegener ortaya atmıştı.


    Sarhoşlar niçin düzgün yürüyemezler? Eğer ki odaklanmada ya da konuşmada güçlük çekme gibi içkinin verdiği ilk sinyalleri göz ardı
    edip, alkol almaya devam edersekkendimizi düz bir çizgide yürüyemeyecek kadar kaybedebiliriz. Bunun nedeni, alkolün beynin ince motor hareketlerini denetleyen bölgesi olan serebellumu etkilemesi. Eğer ki, parmağınızla burnunuzun ucuna dokunmakta zorluk çekiyorsanız "serebellum"unuz etkilenmiş demektir.

    Alkol ve Bayılma
    Hepimiz ayağa kalktığımızda kan basıncımız düşüyor ve vücudumuz istemsiz olarak kan damarlarını daraltıyor. Yüksek miktarlarda alkol alan kişiler ayağa kalktıklarında ise kendilerini kaybederek bayılabiliyorlar. Çünkü kan damarlarındaki bu reflekssel sistem alkol tüketimi fazla olan kişilerde çalışmıyor.
    Alkol ve Beyne Etkileri:
    Yüksek miktarlarda alkol tüketimi beyne oldukça büyük zararlar verebiliyor:
    Medulla & Beyin Sapı bedenin hayati fonksiyonlarını kontrol eden beyin merkezleri. Çok fazla alkol tüketimi, beynin bu merkezlerinde hasara yol açabiliyor; kişinin bilincini kaybetmesine neden olabiliyor. Daha da korkuncu, bu bilinç kaybı ölüme kadar varabiliyor.

    Alkolün Uzun Dönemde Bedene Verdiği Zarar:
    Uzun dönemler boyunca yoğun miktarda alkol tüketen kişiler karaciğer sorunlarıyla yüz yüze geliyor. Etanolü kıran enzim olarak bilinen alkol dehidrojenaz fazla miktarlarda salgılanmaya başlıyor. Bu da bağımlılığı daha da körükleyerek vücutta benzer etkilerin görülebilmesi için daha fazla miktarlarda alkole gereksinim duyulmasına yol açıyor. Karaciğer kapasitesinin üstünde çalışmaya başlıyor, hücreler ölüyor ve doku sertleşiyor. Sonuçsa; SİROZ.
    Alkolün uzun süreli diğer etkileri.
    * Kalp hastalıkları
    * İnme
    * Bunama
    * Kasların zayıflaması (miyopi)
    * Kanser (karaciğer, kalın bağırsak, göğüs)
    Alkol bağımlılığı ne demek? (Dünya Sağlık Örgütü tanı ölçütleri)
    Aşağıdaki kriterlerden en az üçünün bulunması gerekiyor:
    * Alkol içmek için güçlü bir istek
    * Alkol alma davranışını denetlemede güçlük ( alınan alkol miktarını ayarlayamama, kullanım süresini ayarlayamama, başarısız bırakma girişimleri)
    * Alkol kullanımı azaltıldığında yada bırakıldığında tipik yoksunluk belirtileri.
    * Alkol ile gerekli iyilik halini elde etmek için (rahatlık, sarhoşluk, keyif ) gittikçe artan miktarlarda alkole gereksinim duyma (tolerans gelişimi)
    * Alkolü elde etmek, kullanmak ve etkilerini gizlemek için harcanan zaman ve çabanın diğer ilgi ve uğraşlara yer vermeyecek şekilde giderek artması
    * Aşırı alkol kullanımı nedeni ile ruhsal, sosyal, fiziksel zararlar ortaya çıkmasına rağmen alkol kullanımını sürdürme
    Alkol Bağımlılığı (DSM-IV kriterleri)
    12 aylık süre içerisinde aşağıdakilerden bir ya da daha fazlasının görülmesi gerekiyor:
    * Üstlenilen sosyal rol sorumluluklarının yerine getirilmemesi: Örneğin, alkol kullanımına bağlı olarak işe gitmeyi aksatma, okuldan kaçma ya da ev işlerini ve çocukların bakımını göz ardı etme.
    * Fiziksel kazalara açık olma: Örneğin, alkol tüketimine bağlı olarak araba kullanırken yapılan dikkatsizlikler.
    * Legal sorunlarla karşı karşıya gelme: Örneğin, alkollü araba kullanırken trafik polislerince durdurulmak.
    * Sosyal ve kişilerarası sorunlar yaşama: Örneğin, alkollüyken kavgalara karışmak.
    Psikoterapi tedavide nasıl yardımcı oluyor?
    Uygulanan bireysel ya da grup psikoterapileri sırasında psikologlar, kişilerin niçin alkol tükettiğinin altında yatan psikolojik süreçleri sorguluyorlar. Hastaların motivasyonunu arttırarak içki içmelerini tetikleyen durumları sorgulamalarına ve yeni baş etme stratejileri geliştirmelerine yardımcı oluyorlar. Terapi, kişinin içkiyi bırakmasıyla da sonlanmayabiliyor. İyileşen hastaların içkiye tekrar başlamasını önleme aşamasında da psikolog yardımı işe yarıyor. Alkol tedavisi sırasında aile terapileri de uygulanabiliyor. Bu terapiler, ailenin geçirdiği bu geçiş döneminde alkol içen bireyin iyileşmesiyle aile ilişkilerinin tekrar düzenlenmesine yardımcı oluyor.


  2. #2
    Status : Neferet isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Ocak.2008
    Nereden : ---
    Mesajlar: 15.623
    Konular: 1.425
    Aldığı Beğeniler: 525

    Standart

    Biliyordum bunları ama saol yine de...


  3. #3
    Status : LeqeND KiLLeR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Ağustos.2008
    Nereden : İstanbul
    Mesajlar: 14.684
    Konular: 1.861
    Aldığı Beğeniler: 672

    Standart

    sağol


  4. #4
    Status : oki16 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Ağustos.2008
    Nereden : BEŞİKTAŞK
    Mesajlar: 472
    Konular: 91
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    gzl bilgiler


Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  





Takip Et
Sitemizde telif hakkı içeren mp3, film, video vb paylaşılması yasaktır. Eğer telif hakkı ihlaline neden olan bir konu olduğunu düşünüyorsanız BURAYA tıklayarak ilgili konuyu linkiyle birlikte göndererek yöneticiye şikayetinizi dile getirebilirsiniz. En kısa sürede ilgilenilecek ve ilgili konu kaldırılacaktır.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629