Amerikalı bi arkadaşın ağzından: Bana bu olayı büyükannem anlatmıştı. Büyükbabamla evleneli henüz bi’kaç ay olmuşken bi sabah gazetede bi ilan görmüş bizimki: “165 dolara sahibinden satılık Ford marka araba.” Gözlerine inanamamış tabii. Sene 1935. Öyle araba almak filan şimdiki gibi kolay değil. Herkesin hayallerini süsleyen bi’şeymiş otomobil. Akşam ilanı büyükbabama göstermiş. Hatta kızmış büyükbabam, “Akşamı bekleyeceğine gidip alsaydın ya arabayı. Satılmıştır şimdi o” demiş. Gerçi akıllarına yazım hatası olabileceği de gelmiş ama yine de sabah ilandaki adrese gidip şanslarını denemek istemişler.
Gittiklerinde arabanın hala satılmadığını öğrenince çok sevinmiş bizimkiler. Gerçekten de sahibesi kadın, Ford için sadece 165 dolar istiyomuş. Üstelik gıcır gıcırmış araba. Büyükbabam denemek için arabaya girdiğinde içeride ağır bi kokunun olduğunu görmüş. Feci bir şeymiş ama, arabada duramıyomuş insan. Bunun üzerine kadın, “Zaten fiyatın bu kadar ucuz olmasının da sebebi bu koku” demiş.
Meğerse kadının kocası bi gece evden arabasıyla çıkmış ve bi daha da geri dönmemiş. Daha doğrusu, bi hafta sonra arabayı ücra bi tarlada bulmuşlar. İçinde de adamın ölüsü varmış. Tabancayla intihar etmiş adam. Çok da güçlü bir silahmış anlaşılan, çünkü adamın beyni+meyni arabanın her tarafına yayılmış.
Sonraki günlerde kadın dara düşünce arabayı satmak istemiş fakat arabanın içindeki iğrenç kokuyu ne kadar uğraşırsa uğraşsın çıkaramamış. Bizimkiler bunun üzerine vazgeçmişler arabayı almaktan. Zaten sonradan büyükannem arabayı alan adamın da günlerce arabayı yıkamasına rağmen kokuyu bi türlü çıkaramadığını duymuş. O da 150 dolara satılığa çıkarmış arabayı ama artık ünü iyice yayıldığından insanlar sadece meraktan gelip arabaya bakıyolarmış, daha doğrusu kokluyolarmış.
Alıntıdır...
Benzer Konular:


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla

Tweet