Maddi alemde görülen varlıklar ve varlıkların olaylaRI bir takım usullere, nizamlara tabidir.Her varlığın bir hassası vardır.Bu hassalara<<tabiat kanunu>> denir.Allah kainat denilen varlıklar makinesini idare için tabiat kanunlarını yaratmıştır.Varlıklar makinesinin her parcası bu kanunlara bağlıdır.Varlıklar makinesinin nizam ve intizamı, tgabiat kanunları vasıtası ile sağlanmıştır.Tabiat kanunları her gün yaptığımız, gördüğümüz tecrübedir. Bunlara<<İlahi adalet ve sünnetler>>denir.Mesela; ateş yakar, su akar,ağaç büyür, güneş doğar, yağmur yağar, kar yağar, fırtına koparzehir öldürür gibi. Tabii hadiseler hakkındaki bilgilerimiz ya şahısların müşahedelerine veya başkalarını tanıklığına dayanır.İster tabiat kanunları diyelim, isterse ilahi sünnetler adı verilsin bu kanunlarAllah'ın hikmeti sayesinde asla değişmez.İşte buna delil olarak Feth süresi ayet23'de Yüce Rab'bimiz buyuruyorllah'ın adaleti, kanunu önceden beri hep böyleydi.Allah kanununda hiç bir değişiklik bulamazsın.Maddi hadiseler nasıl ki tabiat kanunlarına bağlıysa, manevi aleminde kendisine mahsus kanunları vardır.Yerde ve gçkte vukuu bulan olaylar değişmiyorsa,harikulade haller de Allah(cc) tayin ettiği zamanlarda peygamberlerin gönderildiği gibi değişmez kanunlara bağlıdır.Karanlık geceleri, aydınlık gündüzlerin takip etmesi nasıl tabiat kanunlarından ileri geliyorsa,ufukların günah bulutları ile karardığı sıralardea hidayet güneşinin doğması yani,peygamberin gelmesi de ilahi sünnetlerden ileri gelmektedir.Allah(cc)Peygamberlerini kuvvetlendirmek için, tabii hadiselerde değişiklik yapabilir. İşte Kur'an'dan bir örnek: Enbia süresi ayet 69Bizde:Ey ateş !İbrahim'e karşı soğuk ol, selamet ol dedik. İşte bir başka delil, yine yüce Kur'an'ın Enam süresi 109. ayeti: Onlar yeminlerinin en kuvvetlisiyle yemin ettiler ki;kendilerine bir ayet bir mucize gelirse, muhakkak ona inanacaklar. De ki: Ayetler mucizeler yanlız Allah'ın elindedir.Ayetler gelse de onların iman etmiyeceklerinin farkında değilmisiniz? İnsanlar tarafından yapılması mümkün her tecrübeye<<Fen>>denir.Fennin ulaştığı saha sadece maddi hadiseler sahasıdır.Fen, maddi alanda bir şeyin nasıl olduğunu inceler.Fakat tecrübe sahasından çıkmsı mümkün değildir.Çıkarsa, fen olmaz. Bir misal verecek olursak,Bir insan FEN bakımından MELEK yoktur derse,bu söz ilmi olamaz.Çünkü Fennin dışına çıkmış demektir.Tecrübe ile ispat edilemiyen bir şeyi inkar etmek de, kabül etmek kadar, fenne aykırıdır.Fen sadece hadisenin şeklinden bahseder.Fen bir insanın dünyaya nasıl geldiğini anlatır.Felsefe ise sebebini açıklar.Ancak felsefenin de sınırı akıl dır.Aklın bulamadığı konular, felsefenin dışındadır. O zaman söz DİNİNDİR. Din Allah(cc)bie ihsanıdır.Allah aklın bulamadığı hakikatleri, Peygamberleri vasıtası ile öğretmiştir.Fennin sınırı dışında kalan aklın sınırına giremiyen,felsefeyi aciz bırakan konular,dinin sahası içine girer.Ancak bu sahada çözülür.


LinkBack URL
About LinkBacks
llah'ın adaleti, kanunu önceden beri hep böyleydi.Allah kanununda hiç bir değişiklik bulamazsın.Maddi hadiseler nasıl ki tabiat kanunlarına bağlıysa, manevi aleminde kendisine mahsus kanunları vardır.Yerde ve gçkte vukuu bulan olaylar değişmiyorsa,harikulade haller de Allah(cc) tayin ettiği zamanlarda peygamberlerin gönderildiği gibi değişmez kanunlara bağlıdır.Karanlık geceleri, aydınlık gündüzlerin takip etmesi nasıl tabiat kanunlarından ileri geliyorsa,ufukların günah bulutları ile karardığı sıralardea hidayet güneşinin doğması yani,peygamberin gelmesi de ilahi sünnetlerden ileri gelmektedir.Allah(cc)Peygamberlerini kuvvetlendirmek için, tabii hadiselerde değişiklik yapabilir. İşte Kur'an'dan bir örnek: Enbia süresi ayet 69Bizde:Ey ateş !İbrahim'e karşı soğuk ol, selamet ol dedik. İşte bir başka delil, yine yüce Kur'an'ın Enam süresi 109. ayeti: Onlar yeminlerinin en kuvvetlisiyle yemin ettiler ki;kendilerine bir ayet bir mucize gelirse, muhakkak ona inanacaklar. De ki: Ayetler mucizeler yanlız Allah'ın elindedir.Ayetler gelse de onların iman etmiyeceklerinin farkında değilmisiniz? İnsanlar tarafından yapılması mümkün her tecrübeye<<Fen>>denir.Fennin ulaştığı saha sadece maddi hadiseler sahasıdır.Fen, maddi alanda bir şeyin nasıl olduğunu inceler.Fakat tecrübe sahasından çıkmsı mümkün değildir.Çıkarsa, fen olmaz. Bir misal verecek olursak,Bir insan FEN bakımından MELEK yoktur derse,bu söz ilmi olamaz.Çünkü Fennin dışına çıkmış demektir.Tecrübe ile ispat edilemiyen bir şeyi inkar etmek de, kabül etmek kadar, fenne aykırıdır.Fen sadece hadisenin şeklinden bahseder.Fen bir insanın dünyaya nasıl geldiğini anlatır.Felsefe ise sebebini açıklar.Ancak felsefenin de sınırı akıl dır.Aklın bulamadığı konular, felsefenin dışındadır. O zaman söz DİNİNDİR. Din Allah(cc)bie ihsanıdır.Allah aklın bulamadığı hakikatleri, Peygamberleri vasıtası ile öğretmiştir.Fennin sınırı dışında kalan aklın sınırına giremiyen,felsefeyi aciz bırakan konular,dinin sahası içine girer.Ancak bu sahada çözülür.
Alıntı ile Cevapla



Tweet