Status :
Üyelik tarihi : Mart.2007
Nereden : Yalnızlar Rıhtımından...
Mesajlar: 445
Konular: 255
Aldığı Beğeniler: 3
Ölüm değirmeni!
ARAPÇA BİR KIT‘A
“en-Nãsü fî gaflâtihim
Ve raha’l-meniyyeti tathanü
Mâ dûne dâirati’r-rahâ
Hısnün limen yetehassanü”
Meâli:
“İnsanlar, gafletlerinde varsın devam etsinler. Ölüm değirmeni durmadan öğütüyor. Sığınak arayan için de, ölüm değirmeninden başka sığınak yoktur!..”
Zaman, tam da tefekkür (düşünce) zamanıdır. Fikirden-tefekkürden, tabii ki de tezekkürden uzak kalmamak gerek. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) "Bir saat tefekkür, bir sene nâfile ibâdetten hayırlıdır" buyurmuşlardır.
Bir şairimiz de "TEFEKKÜR" başlıklı şiirinde şunları dile getirmiştir:
(Seher Vakti gazetesi, Sayı: 21, 15 Haziran 1971)
Sonsuzluk içinde bir mâvi kubbe
Bir lâmba ortada yanar durmadan,
Nakkaş-ı Ezelî'nin yaptığı tipte
Boşlukta bir hâne döner durmadan.
Misafirhânedir o hâne bize
Yıldızlar kıvılcım ay pervânedir,
Gelenler hep gitmiş kalır mı bize
Bu akış içinde gaflet neyedir?
Gelenler eli boş gelmiyorlar mı
Getirdi mi ağacın fihristesini?
Elinde bir tohum çekirdek var mı
Kim temin ediyor maişetini?
Niçin tükenmiyor bu yenen rızık?
Bir tohum tonlarca yemiş getirir
Bir dâne vagonlar dolusu azık,
Düşündün mü, bunlar nereden gelir?
Kuru çıplak daldan çiçek açtıran
Zehirli sinekten bal yediren kim?
Kim elsiz böceğe ipek yaptıran
Bunca hizmet kime, emir veren kim?..
Felâh'a götüren doğru yol varken,
Çıkmaz sokaklarda kıvranmak neden?
Güneş kadar parlak hakikat varken,
Görmek istemeyip göz yummak neden?
Ey, yolcu! Nereden-nereye böyle?
Şaşırma kendini bul doğru yolu,
Var mıdır, başka Hak, doğru yol söyle?
KUR'AN va'zediyor en doğru yolu.
Şerafettin KESKİNOĞLU
Tefekkür; her alanda kalbin meş'alesi, rûhun-letaifin gıdası ve İslâmî hayatın da kanı, canı ve ışığıdır. Tefekkür olmayınca manevi bünyemiz zulmetlere bürünür, ruhumuz hafakanlara girer, bedenimiz kadavralaşır.
Tefekkür olmadan hayrı şerden, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden ayırt etmenin imkanı yoktur. Kurân’ın, sünnetin, pîranın sözlerine hakkıyla vukuf ancak onunla mümkün hale gelir; gerek derinlik ve gerekse genişliğe onunla ulaşalır.
Tefekkür, hemen her şeyin altın anahtarı, hakikate giden yolun bir nevi rehberidir. Onun içindir ki Fahr-i âlem (s.a.v.), “Tefekküre müsavi/denk ibâdet yoktur. Öyleyse gelin, Allah Teala'nın nimetlerini, kudretinin eserlerini tefekkür edin! Ama sakın ola Zât'ını tefekküre kalkışmayın. Çünkü O, insan tefekkürünü/düşüncesini aşar (insan aklı Onun zatını düşünebilecek kıvamda yaratılmamıştır.)” buyurmuşlardır. O bakımdan, tefekkür edebileceğimiz sahanın/alanın hudutlarını belirtir ve bize, acziyetimizi hatırlatır.
Sözün özü;
Tasavvuf ehli nezdinde hakiki tefekkür, râbıta'nın ta kendisidir.
Rabbim murâbitîn zümresinin dışına çıkartmasın.
Selametle...
Benzer Konular:
Tweet