Hicretin sekizinci yılının Ramazan ayında Mekke şehri Peygamber efendimiz (s.a.a) tarafından fethedildi.[38] Resulullah (s.a.a) ordusuyla birlikte savaşmaksızın Mekke şehrine girdi, ilk teşebbüsünde Mekke halkının hepsini affetti ve Hz. Ali’ye (a.s) Kâbe’de bulunan üç yüz altmış putu kırmasını emretti.[39] Sonra minbere çıkarak şöyle buyurdu:
“Ey insanlar! Allah Teala cahiliyet tekebbürünü ve atalarla övünmeyi sizin aranızdan temizledi. Bilin ki siz Ademdensiniz, Adem de balçıktandır. Bilin ki, Allah’ın en iyi kulları O’ndan korkan ve günah işlemeyendir.”[40]
Resulullah (s.a.a), Mekke’de kısa bir müddet kaldıktan sonra Medine’ye doğru hareket etti. Bir kaç aydan sonra, Rum ordusunun İslam ülkelerine saldırıp o topraklarda ilerlemeyi amaçladıklarını öğrendi. Hazret bu haberi öğrenir öğrenmez İslam ordusunun, Rum ordusuna karşı koymak için Şam sınırlarına doğru hareket etmelerini emretti, kendisi de ordunun komutanlığını üzerine aldı. Uzun bir mesafeyi kat ettikten sonra Hicretin dokuzuncu yılının Şaban ayında, Şam sınırında bulunan Tebuk topraklarına ulaştılar. Ama Rumlulardan hiçbir eser yoktu. Çünkü Rum ordusu, Hz. Peygamber’in (s.a.a) komutanlığındaki İslam’ın güçlü ordusunun hareketinden haberdar olmuş ve Müslümanlar karşısında yenilgiye uğramaktan korktukları için geri dönmüşlerdi.
Resulullah (s.a.a) düşman tehlikesinin olmadığını görünce ordunun Medine’ye dönmesini emretti. “Tebuk” ismiyle meşhur olan bu gazve Hz. Peygamber’in (s.a.a) en son gazvesi sayılmaktadır.
Hz. Peygamber’in (s.a.a) Hicaz topraklarındaki en fazla başarı elde ettiği yıl, hicretin dokuzuncu yılıdır. Çünkü o yıl hac merasiminde müşriklerden beraat ilan edildi.[41] Bu önemli mesele, Kurban Bayramında Emir’ül-Müminin Hz. Ali (a.s) tarafından düşmanlara duyuruldu ve onlara, İslam’a karşı tavırlarını belirlemeleri için dört ay fırsat tanındı. Bu beraatın ilanı neticesinde çeşitli kabilelerin elçileri Medine’ye doğru akın etmeye başladılar. Hepsi Hz. Peygamber’in (s.a.a) huzuruna gelerek İslam’ı kabul ettiklerini veya İslam’ın gölgesinde yaşamak için cizye ödemeye hazır olduklarını bildirdiler..
O yıla, çok fazla elçinin Medine’ye akın etmesinden dolayı; “Amm’ul- Vefud” (Elçiler Yılı) ismini vermişlerdir. Böylece puta tapma adet ve geleneği Hicaz topraklarından silinmiş ve yerini tevhit dini almıştı.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla


Tweet