Sayfa 8 Toplam 8 Sayfadan BirinciBirinci 12345678
Toplam 117 adet sonuctan sayfa basi 106 ile 117 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Ağaç Şeklinde Aç1Beğeni

Konu: Hz. Muhammed (s.a.v.)' in Hayatı

  1. #106
    Status : ß®ΞÂkΞ®07 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Şubat.2007
    Nereden : KaFkaSya
    Mesajlar: 2.197
    Konular: 451
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    "Sen beni öldürmek için geldin!" [Hz.peygamberin hayatı]

    Bedir savaşından sonra, Umeyr bin Vehb el-Cühami, Safvan bin Ümeyye ile bir gün Bedir savaşında tesir düşmüştü. Safvan, "İşimiz karıştı" dedi. Umeyr bin Vehb de "Doğru söylüyorsun, bundan sonra yaşamanın tadı kalmadı. Eğer borçlarım olmasaydı ve çoluk çocuğumun perişan olmasından korkmasaydım, Muhammedi öldürmek için Medineye giderdim. Çünkü, Muhammed Medine pazarında yalnız başına dolaşıyormuş ve herkesle konuşuyormuş. Ayrıca oğlum orada esir olduğu için bir behanem de var"dedi.
    Bunun üzerine Safvan, "Borçlarını ben ödeyeyim. Çoluk çocuğunun geçimini de üzerime alayım. Yeter ki sen bu işi yap" dedi. Böylece anlaştılar.
    Safvan, Umeyrin yol hazırlığını yaptı. Kılıcını da bileyip, zehrli su verdi. Umeyr, bu sır aramızda kalsın. Sakın kimse farkına varmasın diye tenbih ettikten sonra, Medineye gitmek üzere yola çıktı
    Medineye varınca, mescidin önünde hayvanından inip, bineğini bağlayıp, kılıcını kuşandı. Resulullahın yanına gitmek üzere yürüdü. O sırada Emir-ül mü'minin Ömer bin Hattab bir cemaat ile birlikte oturuyordu.
    Ümeyri görür görmez, bu köpeği tutunuz! O Allahın düşmanıdır. Bedir savaşında kavmini bizimle savaşmağa teşvik ediyordu. Bizim ordumuzun az olduğunu kavmine haber veriyordu, dedi.
    Bunun üzerine onu yakaladılar. Hazret-i Ömer, Resulullahın huzuruna gidip, durumu arz etti. Resulullah "Onu getiriniz!" buyurdu. Hazret-i Ömer bir eliyle Umeyr'in kılıcının bağını boynuna takıp bağladı ve sıkıca tuttu. Bir eliyle de kılıcın kabzasından tuttu
    Böylece Resulullahın huzuruna götürdü. Ensardan bazılarına da, Resulullahın önünde oturun ve bunun saldırmasını engelleyin, dedi. Resulullah bu durumu görünce,"Ey Ömer onu salıver!" buyurdu.
    Sonra, "Yaklaş Ey Umeyr! Niçin geldin" dedi. "Oğlum esir olmuştu, onun için geldim" dedi.
    Resulullah, "Doğru söyle, doğruyu söylemedikçe kurtulamazsın" buyurdu. O yine esir oğlu için geldiğini söyledi. Bunun üzerine Resulullah, " Safvan bin Ümeyye ile oturup, Bedir savaşının hezimetini konuşmadınız mı? O senin borcunu ve ailenin geçimini üzerine alıp, sen de beni katl etmek için gelmedin mi! Sen beni öldürmek için geldin! Fakat Allahü teâlâ seni maksadına kavuşturmadı" buyurdu
    Umeyr bunları işitince hakikati anladı ve, sen Allahü teâlânın Resulüsün. Şimdiye kadar cahilliğimden seni inkar etmişim. Zira bu işi benden ve Safvandan başka hiç kimse bilmiyordu. Bunu sana ancak Allahü teâlâ haber verdi ve beni müsliman olmakla şereflendirdi, diyerek Müslüman oldu.
    Mekkeye döndükten sonra, pekçok kimse onun vasıtasıyla Müslüman olmakla şereflendi.
    Haris bin Ebi Dırar, Bedir savaşında esir düşen yakınlarını fidye karşılığında kurtarmak için birkaç deve ve başka mallar alıp, Medineye geldi. Yolda develeri bir yere sakladı ve eli boş bir halde, Resulullahın huzuruna çıktı. "Fidye olarak ne getirdin?" buyurdu. "Hiç bir şey getirmedim" dedi. "Falan yere sakladığın develer ve mallar ne oldu?" deyince, Haris hemen kelime-i şehadeti söyleyerek Müslüman oldu. Çünkü, develeri ve malları sakladığını kendisinden başka kimse bilmiyordu. Benim yanımda kimse yoktu ve benden önce de kimse gelmedi, dedi.



  2. #107
    Status : ß®ΞÂkΞ®07 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Şubat.2007
    Nereden : KaFkaSya
    Mesajlar: 2.197
    Konular: 451
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    "Üzülme Allah bizimledir!" [Hz.peygamberin hayatı]


    Peygamber efendimizin mucizelerinden biri de mübarek ağız suyunun şifa vermesi idi. Mesela, Resulullah efendimiz, Hazret-i Ebu Bekir'le çıkıp, bir miktar yürüyüp, mübarek ayakları şiştikte, Ebu Bekir götürüp, Mekke'ye üç mil yerde bulunan ve tepesinden deniz görünen Sevr dağında bir mağaraya vardıklarında, Hazret-i Ebu Bekir önceden girip, taş yarıklarından bazı hayvanlar Resulullaha zarar vermesin diye, karanlıkta eliyle yoklayıp, parmaklarını ve ayağını ve bir ökçesini deliklere soktu.
    Resulullah girince, onun dizine yatıp uyudu. Hazret-i Ebu Bekir'in ayağını yılan sokup, şişti. Gözünden yaş damladı. Resulullah uyandı. Niçin bana haber vermedin buyurdu. Sizi uyandırmağa kıyamadım deyince, Resulullah: "Ya Rabbi, Ebu Bekir'i Cennet derecelerinde benimle birlikte bulundur" diye dua etti. Ağrıyan yerine, mübarek ağzının suyunu sürdü, hemen şifa buldu.
    Yine aynı mağarada şu mucize gerçekleşti: Resulullah efendimiz orayı şereflendirince, hemen mağaranın ağzı önünde bir mugilan ağacı bitti. Örümcek de kat kat ağlar kurdu. İki yaban güvercini de gelip, yuva yapıp, yumurtladı.
    Sabah olunca, müşrikler Resulullah'ı kaçırdıklarına çok üzülüp, Mekke'nin etrafını arayıp, iz ilminde mahir bir adamla gezerlerken, iz görüp, mağaraya kadar geldiler. Vallahi Muhammed bu mağarayı geçmemiştir deyince, niceleri girmek istediklerinde, bazıları, şu örümcek ağları, Muhammed dünyaya gelmeden önce kurulmuştur; mağaraya girseydi, bunlar bozulurdu deyip, ümit kesip gittiler.
    Müşrikler içeri girmek istediklerinde, Hazret-i Ebu Bekir üzülüp, Resulullah: "Üzülme, muhakkak ki, Allah bizimledir" buyurdu.
    O da, "Ya Resulallah, kafirler, ayakları altına baksalar, bizi görürler; ben kendim için değil, sizin için üzülüyorum. Ben ölsem, dünyadan bir kişi gitmiş olur, siz öldürülürseniz, bütün ümmet helak olur" dedikte, Resulullah: "Ey Eba Bekir, o iki kişinin üçüncüleri Allah'dır" buyurdu.
    Bugün bile, Kabe'nin hareminde sürüler halinde olup, kimsenin dokunmadığı güvrecinlerin, o iki güvercinin neslinden olduğu...
    Yine mağarada, hazret-i Ebu Bekir çok susadı ve Resulullaha bunu arz etti. "Mağara ağzına git, iç" buyurdu. Gittikte, baldan tatlı, miskten güzel kokulu su içip geldi.
    Resulullah: "Ey Eba Bekir, sana müjde vereyim mi?" buyurunca, buyur, ya Resulallah dedi. "Allahü teâlâ, Cennet nehirlerine müvekkel olan meleğe, Firdevs Cenneti'nden bir kanal yarıp, mağaranın ağzına akıt, Ebu Bekir kulum ondan su içsin diye emretti" buyurdu.
    "Ya Resulallah, benim Allah katında böyle bir mertebem var mıdır" diye arz etti. "Evet, bundan daha üstün merteben var. Beni hak peygamber gönderen Allah'a yemin ederim ki, seni sevmeyen Cennet'e giremez; yetmiş peygamber kadar ameli olsa da" buyurdu.
    * * *
    Resulullah efendimiz başka yerlerde olan hadiseleri de Cenab-ı Hakkın haber vermesiyle bilirdi.
    Müreysi gazadan dönüşte, bir gece konakladıkları yerde büyük bir rüzgar esti. Müslümanlar korkunca, Resulullah: "Korkmayınız! Medine'deki müşriklerin bir büyüğünün ölümü için esti" buyurdu.
    "Kimdir?" dediler. "Rıfa'a bin Zeyd bin Sabit'tir" buyurdu. Medine'ye geldiklerinde gerçekten o gece, Yahudilerin ve münafıkların namlılarından Rifa'a'yı ölmüş buldular.



  3. #108
    Status : ß®ΞÂkΞ®07 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Şubat.2007
    Nereden : KaFkaSya
    Mesajlar: 2.197
    Konular: 451
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    Allah'ın dilemesiyle cevap verdi [Hz.peygamberin hayatı]

    Üç kişi gelip, birisi, "Hazret-i İsa ölüyü diriltirdi, senden sadır olduğu bilinmiyor" dedikte, Resulullah, uzak yerden Hazret-i Ali'yi çağırıp, Cebrail aleyhisselam seslerini ulaştırdı. Hemen geldi.
    Yahudi alimlerinden Yusuf bin Ka'b'ın kabrine bunlarla beraber gitti. "Buna seslen, Allah'ın emriyle sana cevab verir" buyurdu. Üç kere çağırdı. Herbirinde kabir birer parça yarılıp, üçüncüde "Allah'ın izniyle kalk" dedikte, kabirden bir ihtiyar çıktı. Başından yüzünden tozlarını silkip, "Ben Yusuf bin Ka'b'ım ki, Yemen padişahı olan Tübbe' buraya geldikte, çok nasihat edip, fesaddan ve insanları öldürmekten men' etmiştim. Öleli üçyüz seneden çok oldu. Şimdi: "Kalk ahır zaman peygamberi Muhammed'i tasdik eyle! Bir gurub gelip, onu tekzib edip, ondan mu'cize isterler" diye bir ses işittim" dedikte, hazır olanlar, "Yusuf'u yine kabrine gönder" dediler. Hazret-i Ali de, bazı şeyler okudu. Yusuf kabrine girip, kabir kapandı.
    * * *
    Hz.Cabir bin Abdullah, Resulullaha ziyafet için koyun kesmişti. Büyükçe olan oğlu küçük oğluna, babam koyunu nasıl boğazladı, sana göstereyim dedi. O da peki dedi. Elini ayağını bağladı, boğazlayıp, başını annesine getirdi. Kadın feryad ettikte oğlan korkusundan dama kaçtı. Kadın da peşinden gitti. Oğlan kendini damdan attı ve öldü.
    Kadıncağız canına çekip sabr etti ve iki ölüyü de odaya koyup, üzerlerini örttü. Yemek pişirmeye koyuldu. Resulullah geldi. Yemek ortaya gelince, Cebrail aleyhisselam gelip, "Ya Resulullah, Allahü teâlâ sana emr eder ki, bu yemeği Cabir'in evladı ile yiyesin" dedi.
    Evine gidip hazret-i Cabir'e söyledi. O da hanımına oğullarını sordu. Burada yoklar dedi. Hazret-i Cabir de Resulullah'a, burada yoklarmış dedi. Resulullah tekrar emr etti. Cabir de hanımını sıkıştırdı. Çaresiz durumu anlattı. Cabir görüp şaştı. Hanımıyla ağlaştılar.
    Resulullah haberdar oldukta, Cebrail aleyhisselam gelip: "Ya Resulullah, Allahü teâlâ sana emir ediyor ki, onları çağır. Dua senden, kabulü ve diriltmesi benden buyuruyor" dedi. Resulullah dua etti. Oğlanların ikisi de dirildiler.
    * * *
    Bir çeşit mucizeleri de çeşitli şekillerde su fışkırması ve çoğalmasıdır. Her defasında bir vecihle vaki oldu.
    Resulullah amcası Ebu Talib'le bir sahrada iken, Ebu Talib susadı. Çok darlandı. Ey kardeşimin oğlu, çok susadım dedi. Resulullah bindiği hayvandan inip: "Susadın mı?" buyurdu. Evet dedi. Mübarek ayaklarının ökçesini toprağa vurdu. Hemen su fışkırdı. "İç, ey amcam" buyurdu.
    Hudeybiye gazvesinde suyu çok az bir kuyunun yanına kondular. Asker şikayet ettikte, Resulullah bir kova su getirip, kuyuya döktürdü. Sonra okçulardan bir ok alıp, kuyuya attı. Kuyu su ile dolup, ağzıyla beraber oldu.
    Bir seferde asker usuzluktan şikayet etmekle, Resulullah iki kişiyi su aramaya gönderdi. İki kırba dolusu su ile deve üstünde bir arab kadınını bulup getirdiler. Resul-i Ekrem efendimiz kırbaları açtırıp, bir kab içine bir miktar döktürdü. "Gelin, su alın!" diye seslendi.
    Bütün asker kablarını ve kırbalarını doldurup, sonra kadının kırbalarını dolu olarak ve ilaveten biraz un ve hurma da verip: "İşte senin suyunu hiç azaltmadık. Bize suyu Allah verdi" buyurdu.



  4. #109
    Status : ß®ΞÂkΞ®07 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Şubat.2007
    Nereden : KaFkaSya
    Mesajlar: 2.197
    Konular: 451
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    "Cabir'in alacaklıları gelsinler!" [Hz.peygamberin hayatı]

    Resulullah efendimizin mucizelerinin bir çeşiti de yemeğin çoğalmasıdır. Gizli, açık çok defa görülmüştür.
    Bunlardan biri Hazret-i Cabir'in vakı'asıdır ki, Hendek savaşı anlatılırken geçtmişti. Biri de bir avuç hurmayı çoğaltmaktır ki, o da aynı bahiste geçti. İkisi de büyük mu'cizelerdir. Yine Hazret-i Cabir'den nakledilir. Der ki, çok borcum vardı. Hurma mahsulüm onun onda birine, belki yüzde birine yetmiyeceğini Efendimize haber verdiğimde, bahçeme gelip, hurma yığınlarından birini üç defa dolaşıp, sonra üstüne çıkıp oturdu. "Cabir'in alacaklıları gelsinler" buyurdu. Geldiler. Herbirine alacakları kadar ölçüp verildi de, hurmalarda hiçbir eksilme olmadı.
    * * *
    Ebu Hüreyre hazretleri anlatır: Resulullaha birkaç tane hurma getirip, ya Resulallah, bana bunlar için bereketle dua eyle dedim. Dua etti ve sonra: "Bunları al, kabına koy. Ondan almak istediğin zaman, elini içine sok ve al, onları boşaltıp saçma" buyurdu.
    Emirlerine göre hareket ettim. O çantamı gece gündüz yanımdan ayırmadım. Resulullah, Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ömer zamanlarında, daima onun içinden yerdim, bazı kimselere de yedirirdim. Çok çok da sadaka verirdim. Hazret-i Osman'ın şehid olduğu fetrette çantam düşüp kayboldu.
    Bir defasında da kıtlık olmuştu. Resulullah Medine'de minberde iken, bir kimse, ya Resulallah kıtlıktan helak olduk, yağmur yağması için dua edin dedi.
    Duaya başladığında gökte bir bulut yok iken, mübarek ellerini yüzlerine sürmeden, sür'atle kat kat bulutlar toplanıp, bir hafta gece gündüz yağmur yağdı.
    Sonra yine minberde iken, o kişi, ya Resulallah, yağmurdan helak olduk demekle, Resulullah tebessüm buyurup, uzun bir dua eyledi. Mübarek ellerini havaya işaret ettikleri yerden bulutlar açıldı.
    * * *
    Bir gün Resulullah: "Allahü teâlâ benim için dünyayı kaldırdı. Onu ve içindekileri ve kıyamete kadar onda olacakları avucumun içini görür gibi görüyorum" buyurdu.
    Sahabeden Huzeyfe bin Yeman hazretleri: "Resulullah bizim için bir makam ikame etti. Kıyametin kopmasına kadar makamından bir şey bırakmadı. Hepsini söyledi. Onu muhafaza eden etti, unutan unuttu" dedi.
    Mesela bunlardan biri Medine'de iken Habeş padişahı Necaşi'nin vefatını Sahabeye bildirmesidir.
    Acem padişahı Hüsrev'den Medine'ye elçi geldikte, bir gün onlara: "Bu gece padişahınızı kendi oğlu katl etti" buyurmasıdır. Gerçekten öyle olduğu haberi sonradan geldi.
    Resulullah hanımı Hazret-i Hafsa'ya: "Sana müjde vereyim, muhakkak ki, Ebu Bekir ve Ömer, benden sonra ümmetimin işlerini yürütürler" buyurdu. Hazret-i Ebu Bekir'le, Hafsa validemizin babası Hazret-i Ömer'in halife olacaklarına işaret buyurdu.



  5. #110
    Status : ß®ΞÂkΞ®07 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Şubat.2007
    Nereden : KaFkaSya
    Mesajlar: 2.197
    Konular: 451
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    "Seninle bir daha görüşemeyiz artık!" [hz.peygamberin hayatı]


    Resulullah efendimiz, Cenab-ı Hakkın bildirmesiyle gaybtan haber verirdi. Bir gün Ebu Hüreyre'yi hazretleri, Medinede zekat hurmasından çalarken birini yakaladı, seni Resulullaha götüreceğim dedi. Hırsız, fakirim, çoluk çocuğum vardır deyip yalvarınca, salıverdi. Sabahleyin Resulullah: "Ey Eba Hüreyre, dün gece esirin ne yaptı" buyurdu.
    O da anlattı. Resulullah: "O yalan söyledi. Bir daha gelecek" buyurdu. Ebu Hüreyre kolladı. Gerçekten yine geldi. Gene yakalandı. Tekrar yalvarıp kurtuldu.
    Üçüncü defa gelip, yakalandıkta kurtulmağa çare bulamamakla, "Beni bırak, sana birkaç söz öğreteyim ki, sana faydası olur" dedi.
    Nedir diye sorunca "Gece yatağa yatınca, Ayet-el kürsiyi oku ki, Allahü teâlâ seni muhafaza edip, yanına şeytan gelmez" dedi.
    Ertesi gün Resulullah, Ebu Hüreyre'ye yine sordu. O da anlattı. "Muhakkak gerçek söylemiş; halbuki o gayet yalancıdır. Ey Eba Hüreyre, üç geceden beri kiminle konuşursun bilir misin?" buyurdu. Hayır dedi. "O şeytan idi" buyurdu.
    Rumlarla harb için Mute seriyyesi dedikleri gazaya asker gönderdiklerinde, Sahabeden dört kumandanın birbiri arkasından şehid olduğunu, kendisi Medine'de minber üzerinde iken görüp haber verdi.
    Muaz bin Cebel'i Yemen'e hakim ettiğinde şehirden beraberinde çıkarıp, veda esnasında çok nasihatler etti. "Seninle kıyamete kadar artık görüşmeyiz" buyurdu. Gerçekten o Yemen'de iken Resulullah vefat eyledi.
    Vefatları esnasında kızları Hazret-i Fatıma'ya: "Ehl-i beytimden en önce bana sen kavuşursun" buyurdu. Gerçekten altı ay sonra Hazret-i fatıma da vefat eyledi.
    Kays bin Şemmas'a: "İyi yaşarsın ve şehid edilirsin" buyurdu. Gerçekten Müseylemetü'l-Kezzab cenginde şehid oldu.
    Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman ve Hazret-i Ali'nin şehid olacaklarından da haber verdi.
    Acem padişahının ve Rum imparatorunun ülkelerini Müslümanların feth edip, hazineleri Allah yoluna verileceğini müjdeledi.
    "Ümmetinden bir taifenin denizden gazaya gidip, Sahabeden olan Hazam adlı kadın da o seferde bulunacaktır" buyurdu. Hakikten Hazret-i Osman'ın hilafetinde Kıbrıs adasını Müslümanlar gemilerle gidip feth ettiler. O kadın da birlikte idi.
    Bir gün Medine'de dam üstüne çıkıp: "Benim gördüğümü siz görüyor musunuz? Ben elbette evlerinizin arasında fitne yerlerini, yağmur izleri (oyukları) gibi görüyorum" buyurdu.
    Gerçekten Hazret-i Osman'ın şehadeti vakasında ve sonra Yezid zamanında Medine'de birer büyük fitne zuhur edip, sokaklarda hesabsız kanlar döküldü.
    Bir gün Resulullah, Hazret-i Muaviye'ye: "Benden sonra ümmetimin başına geçersin. O zaman iyilerini kabul et, kötülerini bağışla" buyurdu. Gerçekten Hazret-i Osman zamanında Şam'da yirmi yıl vali oldu, daha sonra da halife oldu.
    Bir defasında da "Muaviye hiçbir zaman yenilmez" buyurdu. Gerçekten hiçbir savaşta mağlup olmadı. Hatta Hazret-i Ali Sıffin muharebesinde, bu hadisi işitip: "Eğer daha önce duymuş olsaydım, onunla mücadele etmezdim" demiştir.
    Ammar bin Yaser hazretlerine: "Seni bagiler öldürür" buyurdu. Gerçekten öyle oldu.



  6. #111
    Status : ß®ΞÂkΞ®07 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Şubat.2007
    Nereden : KaFkaSya
    Mesajlar: 2.197
    Konular: 451
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    "Kalbine hidayet, diline sebat ver!" [Hz.peygamberin hayatı]


    Resulullah efendimizin mucizelerinin bir çeşiti de hayırlı dualarıdır. Cenab-ı Hak'ın lütfuyle kabul edilmişlerdir. Bunlar da sayılamıyacak kadar çoktur. Uzun yazılsa ayrı bir kitab olacak kadar sürer. Birkaç tanesi şöyle:
    Hazret-i Ali anlatır: Resulullah beni kadı yapıp Yemen'e gönderdiklerinde, "Ya Resulallah, benim kadılık [hakimlik] ilmim yok" dedim. Mübarek ellerine göğsüme koyup: "Ya Rabbi! Kalbine hidayet, diline sebat ver" diye dua buyurdu. Allah'a yemin ederim ki, bu dualarından sonra hüküm vermede asla şübhe etmez oldum.
    Aşere-i mübeşşereden Hazret-i Sa'd bin ebi Vakkas'a Uhud gazasında: "Ya Rabbi, attığına isabet, duasına icabet ihsan eyle" diye hayırlı dua etti. Bundan sonra Hazret-i Sa'd müstecab-üd-da've (duası kabul edilen) olup, her ettiği dua makbul, bilhassa her attığı ok, düşmana isabet edip, hiç şaşmaz oldu.
    Malik bin Rebi'a'ya evladında bereket olması için dua ettiklerinde, seksen erkek çocuğu oldu.
    Nabiga adlı meşhur şair kendi şiirlerinin bazısını okudukta: "Allahü teâlâ dişlerini dökmesin!" diye arab adeti üzere hayır dua etmekle, adı geçen Nabiga yüz yaşına vardığı halde, dişleri kar gibi beyaz, inci gibi dizilmiş durdu. Biri düşse, yerine yenisi biterdi.
    Bir kimseye: "Ya Rabbi, bunu güzel eyle!" dedikte, o kimsenin sakalı beyaz iken, siyah olmuştur.
    Urve bin Ca'd der ki, Resulullah bana: "Ya Rabbi, onu satışında bereketli eyle!" diye dua edeliden beri, hiçbir şey satın alıp kar etmemek vakı' olmadı.
    Hazret-i Fatıma bir gün yanlarına gelip, açlıktan benzinin sararmış olduğunu görmekle, ellerini onun göğsüne koyup: "Ya Rabbi, ey açları doyuran! Muhammed'in kızı Fatıma'ya açlık çektirme" diye dua etti. O anda Hazret-i Fatıma'nın benzi kızarıp, ondan sonra bir daha açlık görmedi.
    Aşere-i mübeşşereden Abdürrahman bin Avf'a bereket ile dua etmekle, hesabsız zengin oldu.
    Sahih-i Müslim'de, Resulullah: "Herbir peygamberin kabul edilen bir duası vardır. Her peygamber duasını dünyada yaptı. Ben ise duamı, kıyamet günü ümmetime şefaat için ayırdım. İnşallah, Allah'a şirk koşmadan ölen bu duama kavuşacaktır" buyurdu.
    * * *
    Bir gün Medine'de Resulullah Mescide çıkıp: "Kim elbisesini açar, konuşmam bitinceye kadar toplamaz ve sonra toplarsa, benim söylediklerimi toplamış olur" buyurduklarında, Hazret-i Ebu Hüreyre, hırkasını yaydı.
    Resulullah söyleyecekleri sözü bitirdikte: "Hadi onu topla" buyurdu.
    O da hırkasını topladı, göğsüne getirip sarıldı. Bundan sonra her duyduğu sözü, hiç unutmaz oldu.
    Hatta ondan rivayet olunur ki, Resulullahdan beş kab dolusu ilim ezberledim. İkisini çıkardım. Eğer üçünü çıkarsaydım, yanlış anlayıp halk beni taşlardı dedi.
    Bir rivayette, Resulullah'dan iki kab dolusu ilim ezberledim. Birini insanlara söyledim. Diğerini söylersem boynumu vururlar, boğazımı keserler dedi.



  7. #112
    Status : ß®ΞÂkΞ®07 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Şubat.2007
    Nereden : KaFkaSya
    Mesajlar: 2.197
    Konular: 451
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    Kıtlıktan gözlerinin feri gitti [Hz.peygamberin hayatı]



    Peygamber efendimizin mucizelerinin bir çeşiti de beddualarıdır. Hepsi kabul edilmiştir. Bu da müstahak olanlar hakkında beşeri zaruret sebebiyle pek çok olmuştur:
    Hicretten önce Mekke'de Resulullah arab kabilelerini davet edip, imana gelmedikleri gibi, Müslümanlara da çok sıkıntı verdikleri için: "Ey Allah'ım, muzır olanlara yardımını kıs, onlara Yusuf kıtlığı ver" diye beddua ettikte, Mekke etrafında nice zaman Yusuf kıtlığı gibi büyük kıtlık olup, nice kimseler leş yedi. Çoklarının açlıktan gözlerinin feri gitti.
    Uteybe bin Ebu Leheb, Resulullah'ın, önceden damadı idi. Peygamber olduğunda, Uteybe, babası gibi müşrik olup, Resulullah'ın kızını boşadı. Sıknıtı çektiğinden, Resulullah: "Ya Rabbi! Ona köpeklerinden bir köpeği musallat eyle!" diye beddua etti.
    Uteybe, Şam yolunda bir gece bütün yolcular arasında, büyük bir korkuyla ve tedbirle yatarken, bir arslan gelip, insanları birer birer kokladı, bıraktı. Yükler arasında Uteybe'yi bulup, kapıp parçaladı.
    Acem padişahı Hüsrev'i imana davet için mektub gönderdi. O alçak, mektubu yırttı. Resulullah işittikte: "Ya Rabbi! Mektubumu parçaladığı gibi, mülkünü parçala!" buyurdu. Gerçekten Hüsrev'i, oğlu Şirveyh, Resulullahın sağlığında hançerle parçalayıp, Hazret-i Ömer zamanında Acem ülkesini Müslümanlar feth ve zabt ettiler. Hüsrev'in nesli de yok oldu.
    Hicretin dördüncü yılında, Beni Nadir Gazvesi'nde, Resulullah Yahudilerin kaleleri altına varıp, konuşurken, yukarıdan birisi öldürmek kasdiyle bir büyük değirmen taşı atacakken, Hakk'ın kudreti ile eli tutulup atamadı. Cebrail aleyhisselam, Resulullah'a haber verdi.
    Hicretin dokuzuncu yılında imana gelip, elçiler gönderen arab kabilelerinden Amir ile Erbed adlı iki müşrik, Resulullaha zarar vermek üzere sözleşip geldiler. Amir karşıya geçip konuşurken, Ferbed arkalarına geçip, kılıcını kınından bir karış kadar çıkarınca, eli tutuldu kaldı.
    Amir karşıdan, ne durursun diye işaret edince, Resulullah dönüp baktı ve: "Allah'ım, bu ikisini dilediğin şekilde öldür" buyurdu. İkisi gittiklerinde, Amir, Erbed'e niçin sözünde durmadın deyince, nasıl durabilirdim ki, Muhammed'e her kasd ettiğimde, seni onunla benim aramda gördüm dedi.
    Sonra yaz günü olup, havada hiç bulut yokken, aniden Cenab-ı Hak'ın emriyle Erbed'in üstüne yıldırım indi. Bindiği deveyi ve kendini yakıp helak etti. Amir kaçtı.
    Yolda giderken, ey ölüm meleği, gel seninle cenk edelim deyip, atını oynattıkta, bir melek kanadıyla vurup, yıkılıverdi, ertesi gün, daha at üzerinde iken helak oldu. "Allah yıldırımlar gönderip, onunla dilediğini çarpar. Böyle iken o kafirler, hadlerini bilmezler de, Allah hakkında mücadele ederler. Halbuki Allah'ın karşılık darbesi pek şiddetlidir" ayeti bu olaylara işarettir demişlerdir.



  8. #113
    Status : ß®ΞÂkΞ®07 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Şubat.2007
    Nereden : KaFkaSya
    Mesajlar: 2.197
    Konular: 451
    Aldığı Beğeniler: 1

    Standart

    Alay edenler cezalarını buldu [Hz.peygamberin hayatı]

    Resulullahın Peygamberliğinin ilk zamanlarında Mekke'de Resulullaha, Kureyş müşriklerinden Velid bin Mugire, As bin Vail, Haris bin Kays, Esved bin Yagus, Esved bin Muttalib, eziyet ve alay hususunda diğerlerinden ileride olduklarından, Hakk'ın emriyle Cebrail aleyhisselam: "Muhakkak biz seninle alay eden o müstehzirlere kafiyiz (onları helak ederiz.) Onlar, o kimselerdir ki, Allah ile beraber başka ilah tanırlar. Onlar yakında (başlarına gelecek akıbeti) bileceklerdir" ayetlerini getirdi.
    Cebrail aleyhiselam, bunların zararlarını, kötülüklerini senden def etmek ile emir olundum, buyurup; Velid'in ayağına, ikincinin topuğuna, üçüncünün burnuna, dördüncünün başına, beşincinin gözlerine işaret etti.
    Allah'ın kudeti ile Velid'in ayağına bir ok dolaştı. Kibirinden eğilip atmağa utandı. Ayağına battı, siyatik oldu. As'ın topuğuna diken battı, tulum gibi şişti. Haris'in burnundan kanlar, irinler aktı.
    Birinci Esved bir ağaç altında sağ salim otururken, birden başını devamlı ağaca vurdu. İkinci Esved kör oldu ve hepsi de helak oldular. As'la Mugire'nin herbiri, "Beni, Muhammed'in ilahı öldürdü" diye feryad ede ede can verdikleri kitaplarda yazılıdır.
    * * *
    Asma binti Mervan, Beni Ümeyye bin Zeydden idi. Resulullaha devamlı sıkıntı verir, zulmeder ve her yerde Müslümanların aleyhinde konuşurdu. Resulullah efendimiz Bedir savaşına gittiği sırada o mel'un İslâmiyeti kötüleyen şiirler söylemişti. Ümeyr bin Adi el-Hutami, ama olması sebebi ile savaşa gidemeyip, Medinede kalmışdı. Onun bu şiirlerini işitti. "Resulullah Medineye dönünce Asma binti Mervanı öldüreceğim" diye Allah için ahd etti. Resulullah Medineye döndükten sonra Umeyr, bir gece yarısı Asma binti Mervanın evine gidip, içeri girdi. Öldürüp çıktı.
    Sabah namazını Resulullah ile kıldı. Resulullah ona bakıp: "Ey Ümeyr! Ahdini yerine getirdin mi? buyurdu. "Evet ya Resulallah" dedi. Resulullah mubarek yüzünü Eshab-ı kiramdan tarafa çevirdi ve "Allahü teâlânın ve Resulünün gaibden yardımına çalışan bir kimse görmek isterseniz, Ümeyr bin Adiye bakınız" buyurdu.
    Hazret-i Ömer "Gecesini ibadetle geçiren bu ama mı?" dedi. Resulullah "Ama deme ki o görür" buyurdu.
    * * *
    Kabbas bin Eşyan el-Kenani şöyle anlatmıştır:
    Bedir savaşında müşrikler tarafında idim. Bizim askerlerimizin herbirinin nereye baksam kaçıştıklarını görünce, içimden,savaşdan ancak kadınlar kaçar dedim. Fakat ben de kaçıp Mekkeye döndüm.
    Bir müddet sonra gönlüme İslâmiyetin merakı düştü. Medineye varınca, Resulullahın nerede olduğunu sordum. İşte mescidin gölgesinde eshabı ile oturuyor diyerek gösterdiler. Yaklaşıp selam verdim ve eshabı arasında Onu bildim.
    Bana, "Ey Kabbas! Sen Bedir savaşında ben böyle bir iş görmedim. Savaştan ancak kadınlar kaçar diyen kimse değilmisin?" buyurdu.
    Bunun üzerine ben şehadet getirip Müslüman oldum.



  9. #114
    Status : Duygusuz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Şubat.2007
    Mesajlar: 903
    Konular: 118
    Aldığı Beğeniler: 100

    Standart

    saol ellerine sağlık...


  10. #115
    Status : cevdet12 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Şubat.2007
    Mesajlar: 411
    Konular: 107
    Aldığı Beğeniler: 0

    Standart

    paylaşım için saol


  11. #116
    Status : xdragxx isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Şubat.2011
    Nereden : ANKARA
    Mesajlar: 23.546
    Konular: 4.884
    Aldığı Beğeniler: 2445

    Standart

    süper konu olmuş ama mesajlar çok kötü hale gelmiş


  12. #117
    Status : ∂αякησятнєяη isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Şubat.2007
    Nereden : İzmir(35½)
    Mesajlar: 3.406
    Konular: 1.058
    Aldığı Beğeniler: 224

    Standart

    Doğru Hiç Bir Şey Anlaşılmıyor Mesajlardan...



Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  





Takip Et
Sitemizde telif hakkı içeren mp3, film, video vb paylaşılması yasaktır. Eğer telif hakkı ihlaline neden olan bir konu olduğunu düşünüyorsanız BURAYA tıklayarak ilgili konuyu linkiyle birlikte göndererek yöneticiye şikayetinizi dile getirebilirsiniz. En kısa sürede ilgilenilecek ve ilgili konu kaldırılacaktır.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307