Status :
Üyelik tarihi : Mayıs.2011
Mesajlar: 13.783
Konular: 3.105
Aldığı Beğeniler: 845
Shutter Island (2010)

IMDB
Dennis Lehane, sinema ve edebiyatın iç içe daha güzel, daha kaliteli ve daha anlamlı olduğunun en güzel örneğini teşkil eden 1965 doğumlu Amerikalı bir yazar. Onu binlerce yazardan ayrı yere koyan şey, 45 yaşında olmasına rağmen hem edebiyata hem de bu vesile ile sinemaya kazandırdıkları ile ismini her iki sanat dalına da şimdiden yazdırmış genç bir yazar olması. Peki Shutter İsland filmi için yapılan bu inceleme de Dennis Lehane'in ne işi var diye sordugunuzu biliyorum. Dennis Lehane, Shutter İsland isimli kitabın yazarı. Yönetmenliğini Ben Affleck'in yaptığıKenzo ve Gennaro rollerinde Casey Affleck ve Michelle Monaghan'ın oynadığı 2007 yılında gösterime giren Oscar adaylığı bulunan Gone Baby Gone, ya da Clint Eastwood önderliğinde, başrollerini Sean Penn, Kevin Bacon ve Tim Robbins'in oynadığı oscar ödüllü Mystic River onun yazdığı ve beyazperde'ye aktardığı romanlarından sadece bir kaç tanesi. 2003 yılında yayınladığı ve Martin Scorsese gibi bir yönetmen ile beyazperde'de canlandırdığı romanı Shutter İsland ile bir kez daha sinemayı en az diğer sinemaya uyarlanmış romanları kadar sallamaya başlayan Lehanesinema tarihinde yer etmiş bu kitapları yazmasaydi belki de sinema ve edebiyatın içiçe daha kaliteli olduğunu asla bu kadar somut bir şekilde anlamayacaktik. Yani kısaca Dennis Lehane olmasaydı Shutter İsland olmayacaktı ve Shutter İsland olmasaydı insanlar böylesine kaliteli bir filmden mahrum olacaktı. Bu açıdan ve yazdığı diğer romanlar adına yazıma Dennis Lehane ile başlamak istedim.

Peki muhteşem bir best seller romanın sinemaya aktarıldığında güzel olacağının garantisi var mı? Asla yok nice muhteşem edebi eserler işi bilmeyen yapımcı ve yönetmenlerin elinde harcandı gitti işte bu açıdan romanın güzelliği kadar onu beyazperdeye yansıtma biçimi de oldukça önemli.
Burada da devreye Martin Scorsese giriyor. Scorsese, 1942 doğumlu bir yönetmen, senarist ve sinema tarihçisi. Bundan da önemlisi Dünya Sinema Örgütünün kurucusu ve sinemanın korunmasına yönelik kar amacı gütmeyen Film Koruma Derneğinin de başkanı. Taxi Driver, Newyork Newyork, Goodfellas, Gangs Of Newyork, Aviator, Casino, The Departed ve bunun gibi sayısız film ile Oscar ödülleri başta olmak üzere Golden Globe, Bafta ve 18 ocak 2010'da verilen Yaşam Boyu Başarı Odülünün sahibi oldu. Bunun yanı sıra Robert De Niro ve Leonardo Di Capriogibi oyuncuları da sinemaya kazandırdı. En son Shutter İsland filminde onu yönetmenlik koltuğunda gördüğümde muhteşem bir film izleyecegimi biliyordum ve öyle de oldu. Aşağı yukarı 148 dakikalık Shutter İsland filminde gerilimin bir an bile eksik olmaması ve yine Scorsese teknikleri diye bilinen tekniklerin filmde özellikle ikili dialoglarda gizli olması filmin tamamen Scorsese filmi olduğunun en açık göstergesi. Hele filmin son 20 dakikasında, izleyiciyi can evinden vuran olaylardaki sabırlı ve sindire sindire ilerleyiş sinemaya yıllarını vermiş Martin Scorsese'nin bunca ödülü nasıl aldığı açıklar nitelikteydi. Scorsese'nin, filmi 82. Oscar ödüllerine yetiştirmeye çalışmaması bile ödüle doydugunun ve ödül ya da para için film yapmadığının en güzel örneği. Tabi bu saygınlık, bilgi birikim, tecrübe ile birleşince ortaya dünya sinemasının ayakta alkışladığı yönetmen Martin Scorsese çıkıyor. Sinema'yı güzelleştiren adam, zaten belirli bir kalite ve saygınlığa önceden sahip olmuş romanı da, adına yakışır bir biçimde beyazperdeye aktarıp son sınavını da tam not ile geçiyor.
Yönetmen ve senaristlerden sonra filmin kaliteli olması oyuncunun oynadığı rolün kendine yakışmasi ile paralel olarak ilerken burada da ortaya yine Leonardo Di Caprio'yu görüyoruz. What is Eating Gilbert Grape? filmi ile en iyi yardımcı oyuncu dalında aday olan Caprio bu adaylık ile oscar'a aday olan en genç 7. oyuncu ünvanını elde etmişti. Daha sonra 1997 yılında Titanic ile yıldızı iyice parlayan Di Caprio bu dönemde filme uymadığı gerekçesi ile ve sırf yakışıklı olmasında kaynaklı rolü almasından dolayı oldukça eleştirilmişti. Hatta sırf bu yüzden Titanik'in aldığı 11 oscar ve 3 adaylığın içinde kendine bir yer bulmamıştı. Ancak Scorsese bu çocuktaki ışığı gördü ve onun elinden tutupScorsese filmlerinin vazgeçilmez oyuncusu konumuna getirdi.Gangs Of New York ile başlayan yükselişine devam eden Di Caprio geçen 15 yıllık süre zarfında kendisini oldukça geliştirdi, Scorsese'nin güvenini boşa çıkarmadı ve kendine- hala oscarı alamamış olsa da - sinemada sağlam bir edindi. İnsanlar onu artık yakışıklılığı ile değil oyunculuğu ile anmaya başlamıştı ve Scorsese'nin son filmi Shutter İsland filmine seçildi.
Hem roman hem yönetmen hem de oyuncular kaliteli olunca ortaya böylesine sürükleyici ama herşeyden önce yukarıda bahsettiğim sebeblerden dolayı oldukça kaliteli bir yapım çıktı. 1954 yılında Massachusetts'de bulunan Zindan adasından kaçan aklı dengesi yerinde olmayan bir kadını bulmak için adaya gelen iki ajan Edward Daniels veChuck Aule adada birşeylerin yolunda gitmediği farkedip hemen araştırmalara koyulurlar. Herkesi sorguya çekmekle işe başlayan ikili, hemşire ve gardiyanların kendilerinden birşeyler gizlediğini anlarlar ve adada bu işi çözmek için kimsenin güvenilir olmadığı sonucuna varırlar. Bu dakikadan sonra adada bireysel araştırmalarda bulunup ipuçları toplayan Edward gördüğü halusilasyonlar ile zor günler geçirmektedir. Adım attıkça daha da dibe çekildiğini farkeden Ajan'ın artık tek amacı arkadaşı Chuck ile birlikte adayı terk etmektir ancak bu sanıldığı kadar kolay değildir. Aslında konuyu yazmaya başladıktan sonra anlatılacak daha çok şey var ancak filmin güzelliği de konuda gizli olduğundan seyir zevkini bozmamak adına filmin konusuna burada nokta koyuyorum.

2 Ekim 2009 yılında gösterime girmesi planlanan film Paramount'un yaptığı açıklamaya göre finansal krizden dolayı 19 şubat 2010 tarihine ertelenmişti. Ancak yine de birçok eleştirmen filmin Scorsese'nin isteği üzerine ertelendiği görüşünü destekliyor. Doğru zamanda doğru yerde gösterime giren filmlerin başarıya direk olarak etki etmesi ertelemeyi açıklamaya yönelik başka bir cevap.
1. sıradan Box Office açılışını yapan Shutter İsland, 41 milyon dolarlık hasılatı ile Scorsese ve Caprio'nun en iyi açılışı yaptıkları film olması açısından da oldukça önemli işte doğru zaman ve doğru yer dedikleri olay bu. Birbirinden kaliteli müzisyenlerin yaptığı soundtrackler ile gerilimi bir an bile düşmeden ilerleyen film imdb'ye de 197. sıradan giriş yaptı ve hala ilerlemesini sürdürüyor. 80 milyon dolar gibi bir bütçe ile çekilen Shutter İsland, birçok ülkede 24, 25 ve 26 şubat tarihlerinde gösterime girdi ve şimdiye 64 milyon dolar gişe hasılatı elde etti. Beklentilerin çok çok üstünde olan film 2010 yılının en iyi filmi olmaya aday gibi gözüküyor ancak bundan da öte sinema ' edebiyat işbirliği ile yapılan bir filmin kaliteli yönetmen ve oyuncularla birleştiğinde nasıl bir görsel şölen sunduğunun en güzel teşkil etmesi açısından Shutter İsland izlenmeyi kesinlikle hak ediyor…
(alıntıdır)
Tweet