IMDB

» A Serious Man (2009)
Tür: Comedy,Drama
Ülke: USA,UK,France
Dil: English,Yiddish,Hebrew
Konu: A black comedy set in 1967 and centered on Larry Gopnik, a Midwestern professor who watches his life unravel when his wife prepares to leave him because his inept brother won't move out of the house. |
Puan: 7.6/10 (13,780 oy)
Süre: 106 min
Ödüller: Nominated for 2 Oscars. Another 7 wins & 26 nominations
Oyuncular (ilk 5): Michael Stuhlbarg, Richard Kind, Fred Melamed, Sari Lennick,Aaron Wolff

IMDB: A Serious Man (2009) - IMDb








Fazla Soru Sorma...
Film, ilk başlangıcında ana hikayeden tamamen bağımsız gibi görünen ve Polonya'nın küçük bir yahudi kasabasında geçen 'modifiye edilmiş' bir Yahudi halk hikayesi ile açılıyor. Bu küçük hikayedeki çiftin ya Yahudi inancına göre dybbuk adıyla anılan ve geçmiş günahları yüzünden cehenneme kabul edilmemiş ve bu yüzden yaşayan bir bedene girdiğine inanılan bir ruhu (bazı kaynalara göre de şeytan) evlerine davet etmeleri yüzünden ya da tamamen günahsız bir kişiyi öldürmeleri üzerine sonsuza kadar lanetlendiklerine tanıklık ediyoruz ya da bunu tahmin ediyoruz diyelim. Bu çiftin asıl filmdeki kahramanımızın ataları olduğunu düşünmemizin sebebi ise yaşayacaklarının geçmişten gelen bu lanet ile açıklanabilecek olmasında yatıyor. Tabi her iki hikayenin de belirgin bir sonuca ulaşmaması öteki bir benzerlik olarak düşünülebilir.

Coen kardeşler, gayet kişisel bir film çekmek istediklerinden olsa gerek, kendi çocukluklarının geçtigi atmosferi yansıtmak istemişler bu filmlerinde. Film 1967 yılının yaz aylarında Minnepolis, Minnesota'nın olabildiğince sade ve sıradan bir yahudi kasabasında geçiyor. Filmin henüz başlangıcında kullanılan müzik, (Jefferson Airplane- Somebody to Love) Grace Slick'in muhteşem sesi ile bizi hemencecik filmin anlatıldığı tarihe götürüyor ama bu parçanın seçilmesinin izleyicinin o zamana adapte olmasını kolaylaştırmaktan öte bir rolü olduğunu filmin sonlarında anlayabiliyorsunuz ancak. Her ne kadar ona 'kahraman' demek tartışılır olsa da, kahramanımız bir üniversitede teorik fizik profesörü olan ve bir Broadway aktörü olan Michael Stuhlbarg tarafından canlandırılan Larry Gopnik. Larry, Schrödinger'in kedisi ve Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi üzerine çalışıyor ve bu iki konu da yorumlanması açısından bir anlamda 'biz bilemeyiz' ama 'Tanrı bilir' anlamına gelebilen ya da bu şekilde özetlenebilen karmaşık ve anlaşılması zor kavramlar oldukları için Coen kardeşler tarafından özellikle seçilmiş oldukları çok belli oluyor. Zaten bu kavramların film boyunca gözümüze sokulmaya çalışılan çözümsüz ikilemler için mükemmel bir taban oluşturduklarına da hiç süphe yok.


Film kurgusu, sinema sanatında sıklıkla görmeye alışık olduğumuz gibi 'A olayı B olayını doğurur, B olayı C olayına neden olur, C olayı da D olayına...' tarzında ilerleyen, her aşamada durumun bir öncekine göre daha da içinden çıkılmaz bir hal aldığı ve bu karmaşanın aslında sadece senaristlerin bizi asıl konudan uzaklaştırmalarına hizmet ettiğini ve asıl konuyu gizlemeye çalıştıklarını ancak filmin sonunda anladığımız klasik film yapısından çok uzakta yer alıyor. Bu filmde de A, B, C diye nitelendirebileceğimiz olaylar ya da olgular olmasına karşın bu olguların aralarında bir 'neden-sonuç' bağlantısı olmaması bu iki türü birbirinden ayırıyor. Tahmin edebileceğiniz gibi ikinci türden bir filmi kotarmak ve anlamak ilkine göre oldukça zor. Çünkü bu tarz filmler bize filmin tamamı ya da filmdeki olaylar arasında yargılama yapmamıza sebep olacak referans noktaları vermiyorlar. Olan biten hemen herşeyi olduğu gibi kabul etmek zorunda kalıyorsunuz ancak sıra bunları özümsemeye ve anlamlandırmaya gelince aynı derecede kolay olmadığını ve mutlaka insanın o eksik referens noktasını kendi içinden bir yerden bulup çıkarmak zorunda olduğunu belirtmekte yarar var. Bu yaklaşım, ilk başta izleyiciyi huzursuz etse de filmde açık bir 'nedensellik' olmamasının getirdiği rahatlık, izleyenin olaya sadece bir izleyici olarak katılmamasının getirdiği şevk ve filmin bir bütün olarak ağızda bıraktığı lezzet bu tarz filmleri her zaman çok beğenmeme neden olmuştur.

Filmde belirgin bir başlangıcın olmaması, filmle ilgili olguların birbirinin peşi sıra verilmeleri, bu olguların geçmişte de hep öyle oldukları izlenimini veriyor. Larry Gopnik, yani kahramanımızın, oldukça sıkıntılı bir dönemi anlatılıyor filmde. Eşi Judith (Sari Lennick) ondan ayrılmak istediğini ve bir aile dostları olan, kendini beğenmiş Sy Ableman (Fred Melamed) ile evlenmek istediğini açıklıyor. Kısa bir süre sonra 13. Yaş gününde olgunluğa girme töreni (barmitzvah) yapılacak olan oğlu Danny (Aaron Wolff) marihuana kullanıyor ve Jefferson Airplane dinliyor. Alışverişten başka bir şeyi düşünmeyen ve bir fırsatını bulup burnuna estetik ameliyat yaptırmak isteyen kızı Sarah'ta (Jessica McManus), Larry'nin dertlerinden yalnızca biridir. Bunlara ek olarak, Larry'nin işsiz, sorumsuz ve işe yaramaz erkek kardeşi Arthur (Richard Kind) onlarla birlikte yaşamaktadır. Ev dışında ise Larry, üniversitede uzunca zamandır beklediği terfi, kimden geldiği belli olmayan ve Larry'yi kötülediğini anladığımız mektuplar ile tehlikeye girmektedir. Sınavından istediği notu alamamış bir Kore'li öğrencinin ona rüşvet vermesi, Yahudi düşmanı komşusu ve onun oğlu ile aynı ailenin nudist annesi Larry'nin daha 'küçük' sorunlarından bazıları olarak sayılabilir. Larry erkek kardeşi ile birlikte evden taşınıp bir otele yerleşmek ve boşanma işlemleri için avukatıyla görüşmeler yapmak zorunda kalır. Tüm bunlara eşi ve onun yeni sevgilisi tarafından hesabının içinin boşaltılması da tuz ve biber olur tüm bu olanlara.



Bu şartlar altındaki Larry'nin bu yaşadıklarına Hz.Eyüp'ün sabrıyla yaklaştığını söylemek yanlış olmaz herhalde. Eyüp peygamberin Şeytan'ı bile kıskandıran sabrını sanırım içimizde bilmeyen yoktur. Kahramanımızın olaylar karşısındaki tavırları bir anlamda başına gelen onca müsibete onca hastalığa rağmen hiç bir şekilde isyan etmeyen, inancını kaybetmeyen hatta tüm bu yaşadıklarına karşın şükür etmeye devam eden Eyüp Peygamber'e benzer. Larry'nin ettiği tek isyan 'eğer isyan olarak değerlendirilse-, film boyunca defalarca tekrarladığı 'I haven't done anything' (Ben bir şey yapmadım ki) ifadesinden öteye gitmemektedir ve başına gelen tüm şeyleri anlayamamakta ama yine de büyük bir sabırla karşılamaktadır. Larry düştüğü durumları anlayabilmek, inanışı doğrultusunda anlamlandırıp çözüm bulabilmek ve kaybetmek üzere olduğuna inandığı inancını tekrar kazanabilmek amacıyla, ısrarlara dayanamayıp Hahamlarla konuşmaya karar verir. Öncelikle Haham Nachtner ile görüşmek istemesine rağmen onun genç yardımcısı ile görüşmek zorunda kalır. Bu genç haham bir park yerine bile olağanüstü anlamlar yüklemektedir. Sonrasında görüştüğü Haham Nachtner ise ona anlattığı sonu olmayan bir hikaye Larry'nin 'ben bir şey yapmadım ki' serzenişine, 'birşey yapmana gerek yok, başına gelenleri anlamaya ve onlara anlam yüklemeye çalışma, ilahi işaretler arama ya da kurtuluşun için mucizeler arama, hayat devam ediyor, kötü ya da iyi şeyler başımıza gelebilir.'diyor. Son olarak görüşmek istediği en yaşlı ve tecrübeli hamam Marshak ile görüşme imkanı bile bulamıyor, hahamın işlerinin yoğunluğu bahanesiyle. Ancak burada bir not olarak Larry'nin oğlunun hamam Marshak ile görüştüğünü ve ona hiç bir tavsiyede bulunmayıp, sadece Jefferson Airplane'den bahsettiğini ve ona Somebody to Love parçasından bir satırını yalnızca bir cümleyi değiştirerek söylediğini belirtmeliyim. Hangi cümleyi değiştirdiğini ve bunun olası önemini de siz değerli izleyicilerin merakına bırakayım.


Larry'nin başına gelen şeylerin aslında geleceğe yönelik 'olası' tehditler olduğunu söylemek yanlış olmaz. Örnek vermek gerekirse, eşi onu terketmek istemesine rağmen aslında hiç terketmez, Koreliler onu tehdit ettikleri halde bunu yerine getirmezler, Larry Hahamların tavsiyelerini yapmaz çünkü gerçekte ona bir tavsiye vermemişlerdir, komşusuyla hiç bir zaman yatmaz çünkü onu fantezilerinde canlandırmıştır sadece, kerdeşine hiç yardım etmez, yardım ettiğini rüyasında görmüştür, kızı çok istemesine karşın burun ameliyatı olmaz, gibi pek çok örnek verilebilir bu duruma. Tüm bu örnekler aslında Schrödinger'in kedisi durumuna da örnek teşkil ederler, çözümü olmayan ikilemler olarak algılanabilirler. Ancak Larry ve Sy Abelman'ın aynı anda ama şehrin farklı yerlerinde araba kazasına karışmaları ve bir süre için kimin öldüğünü ya da ne olduğunu bilememe durumu izleyici için filmdeki en çarpıcı 'Schrödinger'in Kedisi anı' olduğunu söylemek yanlış olmaz herhalde.


Film boyunca, Larry'nin çevresinde bir şeyler gerçekten olduğunu izlemek yerine, bir şeylerin onu etkilediğini, yaşadığı dünyayı algılayış biçimini değiştirdiğini izliyoruz. Biz onun karakterini öğrendikçe onun da yaşadığı dünyayı öğrendiğini görüyoruz. Ancak, acı gerçek, Larry'nin bir şöför değil bir yolcu olduğu gerçeğidir bu yolculukta, çünkü eğer bir şey yaparsa, başına kötü bir şey geleceğini, bu yaptığı şeyin, davranışın bir bedeli olacağına inanmasıdır. Larry'nin bu pasif tavırlarıdır aslında birazda onun başına gerçekten birşey gelmesini engelleyen. Film son ana kadar Larry'nin 'bir şey' yapmasına izin vermez zaten. En sonunda kararını verip o ana kadar yapmaktan kaçındığı, korktuğu şeylerden birini evet sadece birini yapmaya karar verip, Koreli öğrencisinin sınav sonucunu değiştirdiğinde, bu hareketinin sonucu olarak ya hastalanmıştır ya da hastalanmamıştır ya da daha önce kendi atalarından ona geçen lanet ya oğluna geçmiştir ya da geçmemiştir...Oğluna doğru yaklaşan o fırtınanın sonucunu da göremeyiz filmin sonunda, Larry'nin hasta olup olmadığını da. Larry'nin bu pasifliği ve sabrı ya doğrudur ya da yanlış. Notu değiştirmeye karar vermekle ya doğruyu yapmıştır ya da yanlış. Film başladığı gibi bitmiştir aslında... Ya bir şey anlamışsınızdır ya da anlamamış...


Film elbet yukarıda sayılan bir kaç olaydan ibaret değildir ve izlendikçe daha değişik aytıntıların yakalanabileceğini hatta tamamen farklı bir bakış açısıyla filmin tamamen farklı bir şekilde yorumlanabileceğini söylemek yanlış olmaz. Filmin yoğun Yahudi atmosferi ve yine yoğun sayılabilecek Yahudi dini terminolojisinin, filmin bizim açımızdan izlenebilirliğini azaltabileceğini ve filme adapte olmayı güçleştirebileceğini kabul etmeliyim. Yukarıda tanımlamaya çalıştığım olağan film organizasyonundan oldukça uzak bir tür olmasıyla, bir başlangıcın ve belirgin bir sonun olmamasıyla, Coen kardeşlerin en düşük bütçeli filmleri olmasına karşın, başta Larry Gopnik rolündeki samimi oyunculuğuyla Michael Stuhlbarg ve oğlu Danny rolünde Aaron Wolff olmak üzere tüm oyunculukların göz kamaştırıcı olduğu, filmin müziklerinin ve atmosferinin çok iyi yansıtıldığı, sinema tarihine geçecek muhteşem bir kara- komedi olan bu filmi kaçırmamanız dileğiyle...



Trailer: