Toplam 1 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 1 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Rosemary's Baby (1968)

  1. #1
    Status : Frank Woods isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mayıs.2011
    Mesajlar: 13.783
    Konular: 3.105
    Aldığı Beğeniler: 845

    Standart Rosemary's Baby (1968)





    ROSEMARY'S BABY

    "Pray for Rosemary's Baby..."







    IMDB

    » Rosemary's Baby (1968)
    Yönetmen: Roman Polanski
    Tür: Horror,Mystery,Thriller
    Ülke: USA
    Dil: English
    Puan: 8.1/10 (44,841 oy) Top 250: #197
    Ödüller: Won Oscar. Another 11 wins & 9 nominations
    Oyuncular (ilk 5): Mia Farrow, John Cassavetes, Ruth Gordon, Sidney Blackmer, Maurice Evans

    IMDB: Rosemary's Baby (1968) - IMDb



    Filmlerin açılış sekansları önemlidir. Daha ilk sahneden size filmin sunacaklarını, az da olsa belli eder, sizi heyecanlandırır, güzel bir film izleyeceğinizin sinyallerini verir. Bir çok önemli filmde bu duyguyu, daha ilk sahneden yakalamanız mümkündür; tıpkı Rosemary's Baby başladığında hissedecekleriniz gibi. Film başladığında, gözleriniz o kasvetli binalar arasında gezinmeye, kulaklarınız da, yıllar geçse de unutamayacağınız o eşsiz ninniyi duymaya başlar. Kasvet ve beraberindeki gerginlik daha ilk sahneden sizi alıp beraberinde New York'un içine çeker...





    1968 yapımı olan "Rosemary's Baby", Ira Levin'in çok satan romanından uyarlanmıştır. Şeytan miti ve bir kadının dramı üstüne yapılmış en iyi filmlerden biridir. Başrollerde Mia Farrow ve John Cassavetes'in yer aldıkları film, zengin ve ünlü olma sevdasındaki eşinin oyununa gelip, bilmeden şeytanın çocuğuna hamile kalan masum bir kadının, ürkütücü öyküsünü anlatıyordu.



    Oldukça zengin bir içeriğe sahip olan senaryo, en masum sayılabilecek bir insanın bile içinde yeşerebilecek olan kötülüğü, başarılı olma hırsının getirdiği çürümüşlüğü, evliliği, dostluğu, komşuluğu, hasta-doktor ilişkilerindeki güvensizlikleri, annelik duygusunun tüm ahlaki doğruları alt üst edebilen yoğunluğunu, çok güçlü bir Tanrı inancına sahip olunsa bile, bunun insanı kötülüklerden koruyamayacağını anlatıyordu. Ama tüm bunların yanında özde anlatılan, Şeytanın bebeğini doğurma hikayesinin aslında, Hz. Meryem'in Hz. İsa'ya Tanrı'dan hamile kaldığını iddia eden öykünün tersine çevrilmiş hâli olmasıdır.

    Kocasına karşı, sonsuz bir sevgi ve hayranlık besleyen, sahip olmayı umduğu üç çocuğun ve basit bir mutluluğun hayalini kuran, ahlâklı, dindar, kısacası "ideal ev kadını" olan kahramanımızın adı bile bu benzerliği doğrular: RoseMARY... Bu hikayede farklı olan tek şey, babanın Tanrı değil de şeytan olmasıdır. Doğacak çocuk da Hz. İsa değil, Kara Mesih'tir...

    Film, genç bir çiftin New York'daki kötü şöhretli eski bir binaya taşınmasıyla başlar. Yazının başında da bahsettiğim gibi, açılış sekansındaki mimari detaylar oldukça önemlidir. Gökdelenler, yüksek binalar, üst sınıf olmayı, gücü sembolize etmektedir. Rosemary ise taşrada katolik eğitimi almış bir kızdır ve kocası sayesinde sınıf atlamıştır. Yeni bir ev almaya karar vermeleri ise, yaşayacakları olayların başlangıcı olacaktır.



    Filmin başında Mia Farrow'un seslendirdiği ninni, yaşayacağı trajedinin sembolü gibidir. Mia Farrow, canlandırdığı Rosemary karakteri için çok ama çok doğru bir seçimdir. Çelimsiz, zayıf bedeni, filmin ortalarına doğru kısaltılmış sarı saçları, filmin karakterine uygun sesi ve eşsiz mimikleriyle, insana, gerçekleşen olayları gerçekten de yaşıyormuş hissi verir. Farrow, film çekildiğinde sadece 23 yaşındadır ve sergilediği performans oldukça etkileyicidir.

    Yeni bir ev beraberinde yeni komşuları da getirir. Evimizi her ne kadar bizim seçebilme şansımız olsa da, ne yazık ki komşularımızı kendimiz seçemeyiz. İşte bu filmde de komşularımızı seçemeyeceğimizi çok güzel bir şekilde örneklenmektedir. Başlarda oldukça sevecen, hatta fazla sevecen ve ilgili görünen Minnie ve Roman Castavet çifti, "Ev alma komşu al" lafının pek de doğru bir laf olmadığını filmin sonlarına doğru acı bir biçimde bizlere ispatlayacaklardır. Rosemary, her ne kadar komşularının bu istek ve çabalarına temkinli yaklaşıyor olsa da, kocası Guy, aynı fikirde değildir. Guy bir oyuncudur ve yükselmek için ne gerekiyorsa yapmak niyetindedir. Onun bu hırsı Roman ve Minnie'nin dikkatini çekmiştir ve planlarını uygulamak için en uygun adayı bulduklarının bilincindedirler. Her şeyden habersiz olan Rosemary'nin tek isteği ise mutlu ve büyük bir aile olmaktır. Bunu gerçekleştirmek için de ilk adım, bir bebeklerinin olmasıdır. Ama onun hayalini kurduğu bu tatlı hayat, ne yazık ki çok farklı bir şekilde noktalanacaktır. Komşularının Satanist bir grup olduğundan habersiz olan Rosemary, hamileliği boyunca yaşadığı zorluklara bir anlam veremeyecek, eşinin kendisinin yanında gibi görünüp de, aslında hırsları uğruna bu grubun kuklasına dönüştüğünü çok geç fark edecektir...





    Senaryo aşamasında Satanist Kilise'nin kurucusu Anton Szandor Lavey'den görüş aldığı söylenen Polanski, şiddet görüntülerinden özellikle kaçınmıştı. Zaten filmde, "kötülüğü" göstermek için korkunç görüntülere, kan ve ceset gibi öğelere hiç de gerek kalmıyordu. Kötülük, sıradan gibi görünen insanların içerisindeydi. İlgili ve sempatik davranan, garip ve bir o kadar da komik kıyafetleri, rengarenk şapkaları olan geveze komşular Minnie ve Roman'a, şöyle bir baktığımızda, hiç de korkunç görünmüyorlardı. Hele ki, örgü şişlerini elinden bırakmayan şişman arkadaşları Laura Louise ve saygın doğum doktoru Abraham Sapirstein'den şüphelenmek kimin aklına gelirdi? Üstelik Polanski, bu satanist grubun hiçbir üyesini negatif bir bakış açısıyla resmetmemişti. Onlar, kendi inançlarına bağlı, sıradan insanlardı. Tamam bir kaç cinayet işlemiş olabilirlerdi ama tek amaçları Kara Mesih'i yeryüzüne getirebilmekti. Eh bunun için de birazcık kötülükten zarar gelmezdi. Filmde gerçek anlamda kötü olan karakter, hırsı yüzünden gözünü kırpmadan karısını ateşe atan Guy'dı. İnsanın "kötü" olması için şeytana tapmasına gerek yoktu...



    Polanski, hikayesini anlatırken, sadece Rosemary'nin bakış açısını yansıtmayı tercih etmişti. Filmin başından sonuna kadar, izleyici de Rosemary gibi bir şeylerden şüpheleniyor, ama düşününce tüm olup bitene mantıklı bir açıklama da getirebiliyordu. Kendisine ve bebeğine karşı bir komplo düzenlendiğine inanan Rosemary, pekâlâ da hamilelik psikozu yaşıyor olabilirdi. Cadılık ile ilgili kitaplara merak salmış, komşuları Roman Castavet'in satanist lider Adrian Marcato'nun oğlu olduğunu çözmüştü. Ama çevresindeki herkes, zavallı adamın babasından utanç duyduğu için ismini değiştirmek zorunda kaldığını düşünüyordu. Yan daireden gelen ayin sesleri de pekâlâ, dünyayı karış karış gezmiş Roman'ın çaldığı bir plak olabilirdi. Kısacası, mantıklı düşününce her şeyin bir açıklaması varmış gibi görünüyordu...

    Polanski, filmin sonuna kadar hiçbir şeyi açığa çıkarmıyordu. Seyirci, izlediklerini mantıklı şeylere bağlamak istiyor, Rosemary'nin halüsinasyon görüyor olma ihtimalini göze alıyor, onun yaşadıklarına bir anlam vermeye çalışıyor, ama gerçeği bir türlü öğrenemiyordu. Filmin son sahnesi ise en önemli sahnelerden birisiydi. Rosemary'nin bebeği ile ilk kez karşılaştığı bu sahnede, çoğu şey, özellikle de bebeğin neye benzediği kısmı, seyircinin hayal gücüne bırakılıyordu. Bir anne, bebeğine, bir yaratık da olsa, şeytanın varisi de olsa, her şart altında onu koruyacağını ve seveceğini gösteriyordu. O sahnede, Rosemary'nin bebeğine şevkatle bakışı, gülümseyişi ve çaresizliği, kötülüğün dünyayı nasıl da esir aldığını zorla da olsa kabullenmiş olduğunu vurguluyordu.



    Film, özellikle katı Katolik çevrelerden eleştiri aldı. Polanski'nin Hristiyan inancı ile alay ettiği, satanizm propagandası yaptığı söylendi. Ancak bu iddialar filmin gişedeki başarısını engellemek yerine, daha da arttırdı. O yıl en iyi uyarlama senaryo dalında Oscar'a aday olan film, Minnie Castavet rolündeki Ruth Gordon'a en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü getirdi. Bugün bile fanatik hayranları bulunan "Rosemary'nin Bebeği", Christopher Komeda imzalı tedirgin edici müziği, sürrealist öğeler barındıran rüya sahneleri ve gerilimi bir an bile düşmeyen kurgusu ile belleklere kazınmıştır...

    Konu Frank Woods tarafından (17.Temmuz.2011 Saat 19:32 ) değiştirilmiştir.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  





Takip Et
Sitemizde telif hakkı içeren mp3, film, video vb paylaşılması yasaktır. Eğer telif hakkı ihlaline neden olan bir konu olduğunu düşünüyorsanız BURAYA tıklayarak ilgili konuyu linkiyle birlikte göndererek yöneticiye şikayetinizi dile getirebilirsiniz. En kısa sürede ilgilenilecek ve ilgili konu kaldırılacaktır.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307