bursanın doğal güzellikleri?
bursanın doğal güzellikleri?
Yeşil Cennet Bursa'nın Doğal Güzellikleri ve Turizm Zenginlikleri
Bursa alternatif turizm açısından ülkemizin önde gelen merkezlerindendir. Gerek mevsimlere göre değişik özellikler arz eden dinlenme, eğlenme ve spor imkanı veren yerleşim yerleri, gerek geçmiş medeniyetlerin en zarif biçimde sergilendiği tarihi eserleri, gerekse zengin kültür yapısı ile Bursa, Dünya turizmi açışından da özel bir değer taşımaktadır. Pek çok uluslar arası turizm şirketi, Bursa'yı "TUR" programlarına dahil edilmesi gereken bir yer olarak göstermektedir.
Bursa, iklimi, coğrafi konumu ve doğal yapısı ve M.Ö.-M.S.'ya ait tarihi ve kültürel değerleriyle turizm olayına katılan çeşitli tüketici, kesimlerin değişen ihtiyaçlarına cevap verebilecek boyutta bir turizm potansiyeline sahip bulunmaktadır.
Konumu ve sahip olduğu turistik değerleri ile turizm açısından büyük bir potansiyele sahip olan Bursa, tarihi zenginliklerinin yanında özellikle dağ, deniz, kaplıca, göl, rafting, trekking ve kış sporları turizmi açısından da çekici bir merkezdir.
İlde değişik uygarlıklara ilişkin çeşitli tarihi yapıtları sık aralıklarla görmek mümkündür. Bursa Osmanlı Devletinin ilk başkenti olması nedeniyle Osmanlı döneminin en zengin yapılarını bünyesinde toplamıştır.
135 km. uzunluğundaki kıyılarıyla, yaz aylarında il dışından gelen turistlere deniz kum-güneş olarak tatil olanağı sağlamaktadır.
Her mevsimde turistlerin ilgisini çeken kaplıcaların yanı sıra, kış sporları için önemli bir kayak merkezi olan ve ilin güneydoğusunda bulunan 2543 m. Yüksekliğindeki Uludağ, günübirlik ve trekking turizm açısından çekici bir yerdir. Yazın yürüyüş, tırmanma ve kamp, kışın kayak sporu için büyük öneme sahip olan bu doğa parçası zengin çam ormanlarıyla kaplıdır. Dağda irili ufaklı dört göl ve iki şelale bulunmaktadır.
Bursa'nın sınırları içinde bulunan İznik ve Uluabat gölleri, su sporları için uygunluk arz etmekte olup, İnanç Turizminin en önemli merkezi konumundaki İznik 2000'li yıllara hazırlanmaktadır.
Ayrıca İstanbul'dan Ege'ye karayolu ile gitmek isteyen yerli ve yabancı turistlerin yolu üzerinde önemli bir uğrak yeri durumunda bulunması ve İzmir-İstanbul arasında köprü görevi üstlenmesi, sağlık turizmine uygun olan ve eski tarihlerden beri ünü bilinen kaplıcalara sahip olması, Sosyo-Ekonomik yapısı dolayısıyla iç turist çekmesi, konaklama kapasitesinin yeterli oluşu nedeniyle ülkemizi turizm olgusu içerisinde Bursa'nın önemi büyüktür.
Uluabat Gölü (Mustafakemalpaşa)
Apolyont veya Ulubat Gölü olarak da bilinen göl, Mustafakemalpaşa ilçesi dışında Karacabey ve Nilüfer ilçelerinin sınırları içerisinde de yer almakta olup, yaklaşık 5.700 hektar alana sahiptir. Mustafakemalpaşa Çayı’ndan beslenmekte olup ayrıca Uluabat Deresi ile Susurluk Nehrine karışır. Göl dibindeki ve çevresindeki karst kaynakları ile yağışlı dönemlerde göle ulaşan küçük dereler gölün beslenmesine katkı sağlamaktadır. Ayrıca, gölün güneybatısındaki tarım alanlarının drenaj suları da göle verilmektedir. Göle giren su miktarı mevsimlere ve yıllara göre büyük değişiklik göstermektedir. Gölün fazla suları gölün batısındaki Uluabat Deresiyle Susurluk Çayı'na ve bu çay vasıtasıyla da Marmara Denizi'ne boşalmaktadır.
Uluabat Gölü, Marmara Denizi’nin güneyinde, doğu-batı doğrultusunda uzanan tektonik kökenli Yenişehir-Bursa-Gönen çöküntü alanında oluşmuştur. Aynı çöküntü alanındaki Kuş Gölü’nden alçak bir eşikle ayrılmaktadır. Deniz seviyesinden 8-9 m. Yükseklikte bulunan gölün, kuzeyinde fazla yüksek olmayan ve yumuşak bir eğimle alçalan Neojende oluşmuş tepeler, güneyinde ise Paleozolojik zamana ait dik yamaçlı dağlık alanlar bulunmaktadır.
Suçtu Şelalesi (Mustafakemalpaşa) Mustafakemalpaşa ilçesine 18 km. uzaklıkta, Çataltepe mevkiinde, Muradiye Sarnıç Köyü yakınlarında, Karadere üzerinde yer alan Suuçtu Şelalesi; bir fay hattının çökmesi ile oluşmuştur. 38 metreden dökülen su, yazın suyunun azalmasına rağmen kış aylarında doldurduğu göleti ile güzel bir manzara oluşturmaktadır.
Suçtu Şelalesi, etrafını saran kayın ağaçları arasında, serin ve temiz havası ile gezi, piknik ve mesire alanı olarak kullanılmaktadır.
İznik Gölü (İznik)
Marmara Bölgesi’nin Güney Marmara Bölümü’nde, en büyük, Türkiye’nin ise beşinci büyük doğal gölü olan İznik Gölü, tektonik bir tatlı su gölüdür. Marmara Bölgesi’nin doğu-batı doğrultusunda peş peşe dizilmiş çukur sistemlerinden Pamukova-İznik-Gemlik Körfezi çöküntü alanı sırasının orta kesimindeki tektonik kökenli bir çukurun dolması ile oluşan göl, elips şeklindedir. Kuzeyinde Samanlı Dağları, güneyinde Avdan Dağı vardır. 298 km2’lik yüzölçümü ile Marmara Bölgesi’nin en büyük gölüdür. Uzunluğu doğu-batı doğrultusunda yaklaşık 32 km., en geniş yeri 11.5 km.dir. Derin göllerden olan İznik Gölü’nün büyük kesiminde derinlik 30 m.yi aşmaktadır.
Gölün güney kıyısının açığında kıyıya paralel olarak 13 km. boyunca uzanan bir çukur bulunmaktadır. Yaklaşık 60 m. derinliğindeki bu çukurun en derin yeri 65 m.yi bulur. Gölün su yüzeyi ise deniz seviyesinden 85 m. daha yüksektedir.
Uludağ Milli Parkı Marmara Bölgesi’nin Güney Marmara Bölümü’nde bulunan Uludağ, İlkçağda Olympos ya da Msya’daki Olympos anlamına gelen Olympos Mysia adı ile anılmıştır. Osmanlı döneminde Keşiş Dağı olarak anılmakta idi. 1925’te adı Uludağ olarak değiştirilmiştir.
Bursa Ovası’nın güneyinde yükselen Uludağ, Ege Bölgesi sınırlarında da yer almaktadır. Güneydoğudaki Domaniç Dağları üzerinden İçbatı Anadolu’da kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan dağ dizilerine bağlanmaktadır. Yüzey şekilleri bakımından İçbatı Anadolu Bölümü’nün doğal bir parçası olmasına karşılık, Bursa’nın simgesi olmasından ötürü I.Türk Coğrafya Kongresi’nin kararı ile Bursa Ovası ve Bursa’dan ayrılmayarak Marmara Bölgesi’nin sınırları içerisinde bırakılmıştır. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusundaki uzunluğu yaklaşık 40 km. olan Uludağ’ın Bursa Ovası ile Nilüfer Çayı’nın yukarı çığırı arasındaki genişliği 20 km.dir. Marmara ve Ege bölgelerinin en yüksek kütlesi olan Uludağ’ın yüksekliği Karatepe’de 2.543 m.ye ulaşır. Doruğunun batısındaki Sığınaktepe ise 2.493 m.dir.
Uludağ, Hersiniyen dağoluşumu sırasında ortaya çıkmış bir kütledir. Ancak bu yaşlı kütle Neojen Bölümdeki (y. 26-2,5 milyon yıl önce) karaoluşumu (epirojenez) sırasında bugünkü yüksekliğine erişmiş ve gençleşmiştir. Uludağ’ın çekirdek kesimi büyük bir granodiyorit batolitinden oluşur. Bu kütle yer yer yüzeye çıkarsa da dağın büyük kseimi şist, mermer ve gynas gibi başkalaşım kayaçlarından oluşan bir manto ile örtülüdür. Doruk kesiminde mermerler, kuzey kesimde ise daha çok şistler yer alır. Uludağ’daki aşınım düzlükleri, yüksek yaylalar ve doruk düzlüğü olmak üzere iki belirgin alan oluşturur. Yüksekliği 2.000 m. ye yakın olan farklı yükseltilerdeki dalgalı düzlükler Sobran yaylası, Kadıyayla, Kirazlıyayla ve Sarıalan ismi ile anılmaktadır.
Cumalıkızık
Bursa’nın 12 km. uzağında, Uludağ’ın yamaçlarına yaslanmış birbirinden güzel köyler bulunmakta olup, bunlardan birisi de Cumalıkızık Köyü’dür. 15 hektarlık bir alan kurulan ve yaklaşık 270 dolayında evin yüzde 60’ında oturulan Cumalıkızık, 1987 yılında Bursa’nın Büyükşehir Belediyesi statüsüne kavuşması ile Yıldırım Belediyesi sınırları içine alınmıştır.
Osmanlıların Bursa'da ilk yerleştikleri bölgelerden olan Cumalıkızık, 180'i halen kullanılan, bazılarında ise koruma ve restorasyon çalışmalarının yapıldığı toplam 270 ev ile Osmanlı dönemi sivil mimarisini günümüze taşımaktadır.
Orhan Gazi Bursa’yı ele geçirmeden önce Uludağ’ın eteklerinde çeşitli yerleşim alanları kurmuştur. Bunlardan bazıları; Bayındırkızık, Derekızık, hamamlıkızık, Fethiyekızık, Değirmenlikızık ve Cumalıkızık’tır. Uludağ'ın kuzeyindeki dik etekler ile vadilerin arasında sıkışıp kalan yöre köylerine bu konumlarından dolayı “kızık'” adı verilmiştir. Köylerin birbirlerinden ayrılması için de dereye yakın olanına Derekızık, Fidye verene Fidyekızık ve Kızık köylerinden topluca gidilerek cuma namazı kılınan köye de Cumalıkızık adları verilmiştir. Köylülerin anlatımı ile birbirlerine bir sigara içimi uzaklıkta olan bu köylerden Bayındırkızık’ı Uludağ’dan gelen bir sel alıp götürmüş, diğer dördü savaşlar sırasında ortadan kalkmış günümüze yalnızca Cumalıkızık gelebilmiştir.
Saitabat Şelalesi
Derekızık Köyü’ne 3 km, Cumalıkızık Köyü’ne 9 km. uzaklıkta bulunan Seyidabâd Şelalesi, bir kanyondan dökülmektedir. Köylülerin Güvercinlik olarak da isimlendirilen Seyidabâd Şelalesi, Uludağ’dan toplanan suların aşağıya akması ile oluşur.
Çevresinde et mangal lokantaları ve büfelerin yer aldığı Seyidabâd Şelalesi’nin çevresi aynı zamanda bir mesire ve dinlenme alanı olarak kullanılmaktadır.
umarım yardımcı oLabiLmişimdir.
(: araştırmam lazım
Zaten cevaplandırılmış.
ömürsün ya
Zaten 18 Kasım'da açılmış konu uğraşmana gerek yok.Adam alması gerekeni almıştır.
Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)
Tweet