Status :
Üyelik tarihi : Eylül.2008
Nereden : Margáir
Mesajlar: 7.294
Konular: 1.565
Aldığı Beğeniler: 181
Malaga, Jesus Gamez ve Süper Lig’de Malaga Etkisi
Geçtiğimiz haftalarda formu ile göz kamaştıran ve Torino’da Juventus’u deviren Cagliari’den bahsetmiştik. Mütavezi imkanlarla, futbolun sadece doğrularını paylaşarak takım olan, takım oyununu en güzel örnekleri ile sergileyerek Serie A’da imrenilecek bir grafik sergileyen Cagliari’ye benzer bir durumda bulunan Malaga’dan söz edeceğiz bu yazımızda da. Ee peki Manisaspor’un ne alakası var diye sormayın, o son paragraflarda. İyi bir yerlere bağlarız elbet.
İspanya’nın güney takımlarından Malaga CF. Andalusia bölgesinin. Bölgenin ligde beş tane takımı var. Merkezdeki Sevilla şehrinin takımları Real Betis ve Sevilla, ki bu ikisinin arasındaki rekabeti bilmeyen yoktur, batıdaki Recreativo Huelva ve doğuda Malaga ile Almeria. İspanya’nın güneyi güçlü bir şekilde temsil ediliyor elbet göreceğiniz üzere La Liga’da. Bizim güney ne yapıyor? Asansör Antalyaspor, veteranlarla battığı yerden çıkmaya çalışan Mersin İdmanyurdu ve hala özlemini duyduğumuz Adana takımları. Peki ya İzmir? Hiç sormayın. Bakınız İspanya’ya. Saydık beş takım. Ki bunlara birde Akdeniz kıyısında bulunan Barcelona’yı, Valencia’yı dahil edelim. Fransa’da Marsilya, Monaco; İtalya’da Napoli, Palermo, Roma diyelim ve bizimkileri koyalım yanına. Koyalım ve susalım. Konumuz bu değil çünkü.
Tarihlerinde pek kayda değer bir başarısı yok. Peki olabilir mi? Neden olmasın. En azından süregelen gelişmeler, Malaga’nın doğru yolda olduğuna kanaat getirmemizi yetecek gibi gözükmekte. En azından 2006’da eski Real Madrid başkanı Lorenzo Sanz’ın kulübü satın alması ve başkanlığa da kendi oğlunu getirmesinden itibaren süregelen gelişmeler.
Malaga CF ismini aldıkları 1994 yılından bu yana ligi en iyi bitirebildikleri derece 2000-2001 sezonunda aldıkları sekizincilik. Trabzonspor’dan tanıdığımız, pardon, tanıyamadığımızı Kiki Musampa, Malaga tarihindeki en golcü ve en ünlü oyuncular arasında yer alan Dario Silva ve ünlü Dely Valdes, Hırvat Ivan Leko’nun saha içi, Milan ve Atletico Madrid formalarıyla ün yapan Peiro Lucas’ın saha dışı önderliği ile altı sezon boyunca kendilerine La Liga’da emniyetli yerler elde edebilmişlerdi. Bu geçen süre zarfında da Denizlispor’un ünlü Sparta Prag ve Lyon zaferlerini yaşadığı, ( Servet’in Fransa’daki karşılaşmada kalesine ördüğü et duvarını hatırlarım da tüylerim diken diken olur) Beşiktaş’ın Lazio’ya elendiği sene onlarla beraber UEFA Kupası Çeyrek Finaline kadar yükselmişler ancak Beşiktaş, İnönü’de gelen şok gollerle İtalyan’lara elenirken, onlarda Portekizli Boavista’ya penaltılar ile teslim olmuşlardı. Böyle mütevazi kulüp için yaşanası anlardı bunlar.
2005-2006 sezonunda lig sonuncusu olarak boyladılar ikinci ligi. Hani deriz, bazı kulüplerin düşmesi gerek diye. Ülkemizde de yok mu böyle takımlar? Efendim? Sürüsüne bereket mi? Doğru cevap. Senelerdir hiçbir şey vermeyen, sürekli sistemlerini, oyuncularını, başkanlarını, baştan aşağı yapılarını revize eden takımlar var. Bir Konyaspor mesela. Bank Asya’nın havasını bir soluyup gelseler belki de Malaga misali daha da yapıcı bir başarı için çalışmaları itici bir güç olabilir mi acaba? Ya Denizlispor? Elbette. Ege’de takım kalmadı diyeceksiniz ama onlara da lazım bir hava değişikliği sanki.
Düşenin dostu olmaz derler ya, az kalsın daha da dibe batıyordu Malaga. 15. sırada bitirebildiler ilk sezon. Sanz el koydu olaya. Böyle bir potansiyelde görmezden gelinemezdi hani. Teknik direktörü değiştirmediler nedense? Yok Turkcell SUPER Lige bağlamayacağım yine söz. Aynı teknik adamla ertesi sezon yeniden yapılanma sayesinde ligi ikinci bitirerek La Liga’ya tekrar geri döndüler. Onlar değiştirmedi ama Malaga’yı ait olduğu yere getiren Muniz, ben gideyim dedi Racing Santander’e geçti. Onlarda, belki ilginç gelecek ama 20. olarak ligden düştükleri sezonki çalıştırıcıları, yaşına rağmen pek bir teknik adamlık tecrübesi olmayan Antonio Tapia’yı getirdiler. Bakınız şimdiki duruma. Keramet artık patronda mı, futbolcularda mı, varın gerisini siz düşünün.
Lige iyi başlamadılar, aksine felaket. Dört maçta alınan tek puan. Üstelik Atletico Madrid hariç daha dişliler ile yapılan tek maç yoktu. Sonrasında alından dört galibiyet. İnişler çıkışlar. 2008-2009 periyodu gelişigüzel, sermekeş geçti Malaga için. İlginç olan ise kendi bölgelerinin takımları olan Betis, Sevilla, Almeria ve Recreativo ile yaptıkları altı maçın beşini kazanmaları. Aldıkları 36 puanın 15’i komşulardan.
Peki ne yaptı da Malaga’da bu alkışlanmaya, kayda değer başarı geldi? Çok ayrıntılarını elbette bilmek güç ama yüzeysel olarak baktığımızda, sezon başında milyonlarca avro harcayan Atletico Madrid ile aynı puanda, şampiyonluk yarışında olmaları beklenen göz kamaştıran isimleri ile Valencia ve Villareal’in iki puan gerisinde olduklarını düşündüğümüzde, elbette rakiplerinin hoşuna gitmiyordur bu durum.
Uzun süredir kalelerini koruyan tecrübeli Arnau ve çekirdekten yetişme Pena, savunmada yine altyapıdan yetişme, onu çok daha iyi yerlere getirebilecek yeteneklerini rahatlıkla gözlemleyebileceğiniz Jesus Gamez, Brezilyalı savunmacı Weligton, yine Portekizli savunmacı Helder Rosario, süratiyle bu sezon adından söz ettiren sağ kanat oyuncuları Portekizli Eliseu, sol kanatlarında gerektiğinde geriye gerektiğinde ileriye ilaç olan tecrübeli Javier Calleja, bu sezon en golcü isimleri Fas’lı Nabil Baha, sakatlanıp yararlı olamasa da sol bekleri Brezilyalı Adriano, 10 numaraları Apono... Bu isimlerden Adriano’yu saymazsak, hepsinin ortak bir özelliği var. Bu sezon Malaga’nın başarısında pay sahibi olan isimler. Ancak daha da önemli bir ortak noktaları var. Hepsi geçen sezonda Malaga’da, yani ikinci ligde Malaga’nın başarısı için ter döküyorlardı. Bakınız birinci nokta. İstikrar...
Peki geri kalan mevkiler için ne yapmışlar? Tek kelime. KİRALIK. Kendilerine faydalı olabileceklerine inandıkları, takım kimyasını bozmayacak oyuncuları, kiralama yöntemi ile fazla harcama yapmadan katmışlar takımlarına. Bu oyuncuların en önemlilerin başında, Sevilla’nın kadrosunda yer alan, zaman zaman o müthiş sol ayağına geçtiğimiz senelerde tanık olduğumuz ve Malaga’nın bu sezonki tertibinde orta sahada maestro görevini üstlenen Duda, eski oyuncuları, Getafe’den kiraladıkları ön liberoları Nacho, yine Sevilla’nın futbol akademisinden yetişen savunma oyuncuları Lolo, Deportivo’da geçirdiği etkileyici sezonların ardından Newcastle ve Ajax’ta istediğini bulamayan, istenileni veremeyen Albert Luque’de bu zincirin son halkası olmuş. Takıma genişlik katması için yine eski oyuncuları Lozano’yu sadece 100.000 Avro’ya, Betis’ten hatırlayacağınız Fernando’yu ise ücretsiz olarak kadrolarına katmışlar. Takım için harcanan parayı ve alınan karşılığı düşünün. Ayakta alkışlanacak bir başarı değil mi?
Öyle bir sistem yaratmış ki Tapia, her oyuncudan maksimum düzeyde verim almayı başarabiliyor. Çok koşan, yardımlaşan, kazandıkları topları dikine ve kanatlara oynayan, orta sahada Duda’nın önderliğinde kanatlardan Calleja ve Eliseu’nun, oynadığı zaman Luque’nin koşu yollarına dikine toplar bırakan, attığ ı gollerin yanı sıra ön tarafta uyguladığı presle takım savunmasını üçüncü bölgede başlatan Baha’nın katkılarıyla ve rakip ceza sahasında etkili olan Apono’nun katkılarıyla özellikle rakip alanda seyir zevki yüksek anlar izleten Malaga’nın, Valencia maçını izleme şansı bulduysanız, neden 2009’un şu ana kadar Real Madrid ve Barcelona’dan sonra en başarılı takım olduğunu anlamakta güçlük çekmezdiniz. Top rakipteyken bütün oyuncular topun gerisinde durmaya çalışıyor, hücuma çıkışlarda dolambaçlı ve maceralı yollar aranmıyor. Bu takımlar özellikle ofansif oynayan takımlar için hep bir dert olmuştur ve olmaya da devam edecek gibi görünüyor.
Aynı kelimeleri Cagliari için konuşmuştuk. Jeda, Matri, Lazzari, Biondini, Fini gibi pek imrenilecek tarzda geçmişleri bulunmayan ancak bir araya geldiklerinde, futbolun basit kurallarını uygulayarak, yardımlaşma ve takım ruhun sahaya yansıtarak başarıya koşan bir ekip olduğunu söylemiştik. Çok yetenekli bir futbolcu olmayabilirsiniz, top ayağınıza yapışmayabilir, kaleyi gördüğünüz anda çok etkili şutlar atamıyor olabilirsiniz. Teknik kapasiteniz üst düzeyde olmayabilir, tek başına bir takım olamayabilirsiniz. Bütün takım arkadaşlarınızın ağzınızın içine baktığı bir yıldız da olmayabilirsiniz. Ancak bir gerçek vardır. Sağlam bir futbol altyapısı, basitlik, doğru zamanda doğru yerde olmayı başarmak, yeteneklerinizin sınırlarını aşmaya çalışarak takım ruhuna ve oyununa ihanet etmemek vesaire vesaire. Bu kriterleri bir araya getirirseniz, böyle önemli işler çıkartan bir takımın önemli bir dinamiğini oluşturabilecek kapasiteye de sahipsiniz demektir.
Herşeyden önce istikrardır önemli olan. Bakınız Malaga’ya. Bugünlerde La Liga’da gündeme oturmayı başaran bu takımın neredeyse yüzde 70’i geçen sezondan kalma. Hepsi birbirini tanıyor, hepsi birbirinin neler yapabileceğini ya da neler yapamayacağını biliyor. Geçen sezon Vestel’inde desteğinin çekmesinin ardından Bank Asya’ya düşen Manisaspor’la ilişkilendireceğim durumu. Büyük bir sürpriz olmazsa yeniden yerlerini alacaklar Süper Lig’de. Geçtiğimiz sezon Selçuk İnan, Uğur İnceman, Holosko gibi önemli oyuncularını kaybetmelerine rağmen Sezer Öztürk, Nizamettin, Ferhat Öztorun, Ufuk Çalışkan gibi önemli genç oyuncularını kadroda tutmayı ve bu sezon o oyunculardan maksimum düzeyde verim almayı başardılar. Ağır sakatlığının ardından bu sezon tam anlamıyla kendine gelen Güven Varol, artık ligi yeterince tanıyan savunma oyuncuları Borbiconi ve Kalabane, tecrübeli Muhammet Hanifi Akagündüz ve Cenk İşler, yeni transferleri Fatih Egedik ve Ergin Keleş, geçtiğimiz sezon Altay’da adından söz ettiren ancak Holosko’ya karşılık Manisaspor’a verilen Adem Büyük, bu sezon piyasaya sürdükleri Yiğit İncedemir ve Yiğit İsmail ile aslında şimdiden Süper Lig’e yeterli bir kadroya sahipler. Malaga’yı biraz örnek alıp, daha çok istikrar önem vererek, Süper Lig’e çıkan çoğu takım gibi takımı komple değiştirmek yerine daha çok tutmaya özen gösterirler, eksik olan noktalarına Brezilya’nın alt liglerinde yada Afrika’nın çöllerinde futbolcu arayacaklarına, gerçekten katkı yapabilecek, Avrupa görmüş, kaliteli bir yada iki yabancı ile takviye yapabilirlerse onlarda gelecek sezon Süper Lig’de Malaga etkisi yapmaya aday takımdır benim gözümde. Umarız yanılmayız. Umarız yanıltacak hamleler gelmez Ege kulübünden. Umarız Sivasspor’un, Ankaraspor’un, Gaziantepspor’un, Kayserispor’un, Trabzonspor’un yanına birde Manisaspor’u yazarız.
Gelelim Jesus Gamez’e. Konunun başlıklarından biri nitekim. Her şey bir kenara, yine takımdaki sağ bek eksikliğinden bahsedip, o klişe cümleleri kullanmamaya çalışacağım. Görünen köy hakkında sürekli konuşmak yersiz. Elbette şu aşamada realistik bir hedef olmayabilir. Onu da geçtim, ülkemize gelen İspanyolların hali de meydanda. Del Bosque’ler, Juanfran’lar, Aragones’ler, Josico’lar ve elbette Guiza’lar. Ancak bahsetmeden geçmek gerçekten ayıp olurdu. Düşünsenize Avrupa’da bir yazar bir Galatasaray analizi yapıyor ve yazısında Arda Turan’dan bahsetmiyor. Olmaz öyle şey değil mi? Jesus Gamez’den bahsetmeden de olmaz. Hele hele Malaga’yı anlatırken, hele hele de bu tarz bir isme ihtiyaç varken.
23 yaşında Malaga’nın kendi öz evladı bir isim. Patlamayı yapacağı sezon bu sezonmuş. Malaga bu performansını sürdürürken, Baha, Eliseu ve Calleja ile beraber en çok ön plana çıkan isim olmayı başardı. Savunmanın sağındaki sağlam duruşu, inatçı yapısı, önünde oynayan Eliseu’yu rahatlatan basit ve akıllı oyunu ile hiç şüphesiz ligin büyükler haricindeki en etkili kanatlarından birini yarattılar Portekizli ile. Hani bizim ligde El Yasa – Gökhan Emreciksin ikilisi gibi. El Yasa ‘underrated’ kaldı ama görünüşe göre Jesus Gamez kalmayacak. Devre arasında çok yazıldı çizildi hakkında. Önce Real Madrid denildi, sonra istikamet ada dediler. İngiltere’den sonra yazılan kelimeler en başta Blackburn sonrasında Tottenham idi. A Milli formayı giymedi henüz ki o kadroda Sergio Ramos varken mümkün de gözükmüyor. Genç Milli takımlarda forma giymiş, 2005’teki Akdeniz Oyunlarını kazanan Olimpik Milli Takım kadrosunda yer almış. Yazılı, çizili bilgiler bundan ibaret ama görsel olarak çok etkiledi beni Valencia ve Real Madrid maçlarında. Zaten isminin yanına Real Madrid yazılmasındaki en büyük etkenlerinden biridir o maç. Higuain’in yeni idol olarak lanse edilecek performansı olmasa, belki de Malaga tarihinin en önemli galibiyetlerinden birini alacaktı nitekim. Malaga ile yükselişine devam eden bir isim Jesus Gamez, İspanyol ön yargısını bir kenara bırakıp, kadromuza katabilirsek ne ala. Jesus Gamez da bize çok şey katacaktır, Galatasaray’ın da ona katacağı gibi.
ScoutGS.com
Tweet