Mourinho'nun takımın başına getiriliş sebebi belli: Barcelona'yı yakalamak. Fakat başkent ekibi, Katalan deviyle dokuz Clasico'da karşılaşsa da Portekizli teknik adam henüz çözümü bulmuş görünmüyor. Bu sezo La Liga'yı kazanabilir, ama bu onun kovulmaması için yeterli olacak mı?
İlk Clasico'sunda Mourinho, güçlü rakibinden 5-0'lık ağır bir mağlubiyet almıştı ve Nisan'da Kral Kupası zaferi Real Madrid'in olsa da Barcelona'da daha iyileri vardı: La Liga ve Mourinho'nun takımını eleyerek kazanılmış bir Şampiyonlar Ligi.
Ama bu sezon işlerin daha farklı olması gerekiyordu. Mourinho'nun takımlarındaki meşhur "ikinci sezon gelişimi" Madrid'i farklı bir seviyeye taşıyacak ve Barça tahtından indirilecekti. Ama şimdiye kadar bu plan işliyor gibi görünmüyor.
Barça, 2008'de Guardiola'yı Mourinho'ya tercih ettiAslında Real Madrid bu sezona çok ümitli başlamıştı. Sezonun başındaki İspanya Süper Kupası'nın iki ayağında da iyi bir performans gösteren başkent ekibi, buna rağmen toplamda 5-4'lük skorla elendi.
Ayrıca geçtiğimiz Aralık'taki lig maçında da zafere yaklaşan Real Madrid, maç başladıktan 22 saniye sonra attıkları golün tadını çıkaramadılar ve Barça'ya yine boyun eğdiler. İşte dün akşam da buna benzer bir senaryo vardı.
Mourinho maçtan sonra, tüm mesuliyeti kabul ettiğini söyledi. Portekizli için bu sefer ne isyan, ne de mazeret vardı, yenilmişlerdi, o kadar. Ama taraftarından homurdanma duymuştu ve basına karşı pek de rahat bir durumda değildi.
Maçtan sonra Marca, "Mourinho, bu işi böyle de yapmazsın" başlıklı bir haber yayınladı. Ayrıca Portekizlinin kovulmasını isteyen Real Madrid taraftarlarının tepkisinin yer aldığı bir video da İspanya'nın bu en çok satan gazetesinin internet sitesinde yer alıyordu.
Belirtmek gerekir ki, maçtan önce bir gazeteci Mourinho'yu eleştirmiş ve "Eleştirilmekten kurtulmak için kaç kupa kazanmam gerekir?" cevabını almıştı.
Cevap pek de açık değildi.
Ama dün geceki Mourinho mesajı gayet açıktı: Hafta sonunda yeniden La Liga'ya odaklanılacak. Evet, Barcelona'yı gelecek Çarşamba elemeye çalışacaklar ama öncelik ligde olacak.
Öyle de olmalı. Barcelona, Real Madrid'in beş puan gerisinde ve bir Clasico daha oynanacak olsa da lig şampiyonluğu başkent ekibinin olacak gibi görünüyor. Elbette o zamana kadar bu iki takım Şampiyonlar Ligi'nde de karşılaşabilir.
Mourinho'nun Santiago Bernabeu'daki ikinci sezonundaki bir lig zaferi tatmin edici olabilir ve Portekizli teknik adam böylece çalıştığı dördüncü farklı ülkede şampiyonluk yaşayabilir -Portekiz, İngiltere ve İtalya'dan sonra.
Mourinho bu kişisel hedefine ulaştıktan sonra başka bir yerde şansını denemek isteyebilir ama bu kararı onun yerine de alabilirler. Real Madrid'in daha önce, kazanan teknik direktörleri kovduğu görülmemiş şey değil. Jupp Heynckes 1998'de Şampiyonlar Ligi'ni kazandıktan, Vicente del Bosque birkaç başarılı yıldan, Fabio Capello da kupasız bir döneme son verdikten sonra kovulmuştu.
Mourinho'yu takımın başına getirme kararı birçok şeyi değiştirirdi. Guardiola, Barcelona için doğru seçimdi, Rijkaard gibi o da bu kulübe zarar vermeyecek birisi.
- Johan Cruyff
O zamanlar işler pek yolunda değildi. Barça, asbaşkan Marc Ingla'yı Lizbon'a Mourinho'yla görüşmeye gönderdi. Portekizli, kulübün geleneksel 4-3-3 formasyonuna getireceği yeniliklerin de yer aldığı 27 sayfalık bir dokümanda kendi vizyonunu ve kadro hakkındaki görüşlerini anlattı.
Ingla'nın da belirttiği gibi Mourinho, Barça'ya kendi ekibini getirecekti: Şu anda kendisiyle beraber Madrid'de olan fitness antrenörü Rui Faria'nın yanı sıra halihazırda Chelsea Menajeri olan Andre Villas-Boas'la beraber gelecekti. Mourinho ayrıca takımın efsanelerinden birisiyle de çalışmak istiyordu. Chelsea'deyken Steve Clarke'la, Inter'deyken Beppe Baresi'yle, Real Madrid'deyken Aitor Karanka'yla çalışan Mourinho, Katalan ekibinde de Luis Enrique, Albert Ferrer, Sergi Barjuan veya Pep Guardiola'yla beraber çalışacaktı.
O zamanlar Guardiola, Barcelona B Teknik Direktörü olarak takımı üçüncü lige taşımıştı. Pep gelecekte Barça'nın teknik direktörü olacaktı ama çok az kişi onun daha 37 yaşında bu göreve hazır olduğunu düşünüyordu.
Fakat Mourinho'nun yerine gelen isim Guardiola oldu. Mourinho, Cruyff'la buluşmayı pek istememiş ve basın toplantılarındaki tavrını değiştirmeyi reddetmişti. Barça daha önceden Van Gaal'in basınla ilişkilerinden çok çekmişti ve bunu Mourinho'yla tekrarlamak istemiyordu. Ayrıca, Barça'ya atak futbolu oynatmayı düşündüğünü söylese de Portekizli teknik adamın futbol zihniyeti hakkında da şüpheleri vardı.
Herkes bana Mourinho'yu takımın başına getirmem gerektiğini söylüyordu ama ben Pep Guaridola'yı getirdim. Bu iş için uygun olacağını düşünmüştüm. Mourinho müthiş bir teknik adam, ama Pep'in de öyle olacağını düşündük. Bizim tahminlerimizden çok daha iyi çıktı. - Joan Laporta, eski Barcelona başkanı
Mourinho sunumunu "Barcelona'nın nasıl bir kulüp olduğunu biliyorum." sözleriyle bitirmişti. Camp Nou'da geçirdiği dönemin kendisi için referans olacağını beklemişti ama karşısında tüm benliğiyle Barcelona'yı yaşamış bir adam vardı: Guardiola.
Pep genç ve tecrübesizdi ama kaptanlık yaptığı kulübü herkesten iyi tanıyordu. Katalunya'nın ve Barça'nın bir sembolüydü ve hem Txiki Begiristain'e hem de Cruyff'a göre, artık hazırdı.
Sonunda olaylar böyle gelişti. Yönetim bu konuda fikir ayrılıkları yaşadı ama başkan Laporta, Begiristain'e destek verdi ve iki meslektaşlarına üstün geldiler. Eski başkan, gerçi şimdi bunu kabul eder mi bilinmez, Mourinho'nun gelişi fikrine açıktı ama etrafında saygı duyduğu ve güvendiği kişiler vardı ve onları dinledi.
"Cruyff'la konuştum, o benim için birçok açıdan bir referanstır." dedi Laporta. "Pep'in hazır olduğunu söyledi. Sekreterim de aynı şeyi söyledi. Bu yüzden kararımı yönetime bildirdim, bir münazara oldu fakat sonunda çoğunluk aynı şeyi kabul etti. Bu bir riskti çünkü Barcelona'nın bir hamle yapması gerekiyordu."
Nitekim o hamleyi yaptılar ve hiçbir zaman dönüp geriye bakmadılar.
Benzer Konular:


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı ile Cevapla




Tweet