Ahmet Çakır: "Aklınız transferde olursa..." (Zaman)

Sarı Kırmızılı takım rakibin etkisizliğinden doğan rahatlığı ikinci yarıda da sürdürmeye kalkınca cezayı Batalla kesti. Bursaspor'un kaleyi tutan ilk topunun gol oluşu ve ofsayt derdine düşen Semih'in onu kaçırışı Sarı Kırmızılıları büsbütün kahreden ayrıntılardı. Bursaspor hesaplarını zaten böyle bir piyango içinde yapmıştı. Sonrasında rakibinin anlamsız çırpınışlarını küçük dokunuşlarla bitirmekte hemen hiçbir sıkıntı çekmedi. Sık sık yere yatıp rakibi büsbütün sinirlendirip oyundan düşürmeleri de zor olmadı. Hatta Batalla'nın akıllı paslarından Sestak, N'Diaye ve Turgay yararlanabilse ikinciyi bulmaları hiç de zor olmazdı. Bu tuhaf oyunda hamle yapmak için Terim'in neredeyse maçın bitmesini beklemesi Ertuğrul Sağlam'ın işini kolaylaştırdı. Engin gibi bir futbol aklı ve becerisinin sahaya sürülmesiyle iş biraz değişti ama baştan olması gereken bu değil miydi? Melo'nun sinir katsayısını yükseltip verimini düşüren biraz da Engin'in yokluğu değil miydi? Bu gecikmiş hamle, ritmi bozulmuş ve güvenini kaybetmiş takımda anlık bir canlanma dışında fazla bir yarar getirmeyecekti. 11'de yer bulamayan Kazım'ın kurtarıcı olduğu takımda hiç değilse tek puanı kurtarmak bile mümkün olamadı.
Uğur Meleke: "G.Saray'a santrfor gerek" (Milliyet)
Dünkü maçta sadece futbol adına değil hayat namına da dersler yüklenmiş bir genç vardı sahada. Birkaç yıl önce Sercan'daki düşüşü o günkü teknik direktörüne sormuştum, 'Düşüş yaşamak için önce bir yerlere çıkmak gerekmez mi?' demişti bana... Gerçekten de Sercan'la ilgili sorunumuz bu galiba: O bir yerlere gerçekten gelmeden, birkaç golü ve birkaç ulusal forma temsili nedeniyle onun bir yerlere bir zamanlar gelmiş olduğu illüzyonunu yaşıyoruz... İşin kötü tarafı, bu illüzyonu kendisi de yaşıyor. Türkiye'nin beş büyük takımının ikincisinde forma şansı buluyor ve bunun da kıymetini hiç ama hiç bilmiyor. Topu süremiyor, süremediği gibi ayağından zamanında da çıkaramıyor! Ofsayttan çıkamıyor, ofsayttan çıkmayı öğrenemiyor; üstüne üstlük geri dönüp Elmander'e pası zamanında atmadığı için sitem etmeye kalkıyor! Sevgili Sercan... Dünyanın her yerinde, her takımında, her maçında, sahada Elmander ve Sercan varsa Elmander sitem eder, Sercan ondan bir şeyler öğrenmeye çalışır. Beşinci saniyede de 67'nci dakikada da Elmander'in kazandığı topları Sercan gözü kapalı kaleye şutlamaz, önce alternatiflerine bakar. Sercan, Elmander'in iki katı kadar koşar; topu beklemez, topa gider. Tabii gerçekten Elmander gibi kalıcı olmak istiyorsa... Elmander'den gerçekten bir şeyler öğrenmesi gerektiğinin farkındaysa...
Ali Aydın: "Aydınus, iki penaltı ve kırmızı kartı atladı" (Zaman)
Fırat Aydınus, dün gece çok kötüydü. Aydınus, sanki maçı biraz da kafasına göre yönetti. Gösterdiği sarı kartlar tartışılırdı. 21. dakikada Ujfalusi, Bursaspor ceza alanı önünde yerde kaldı. Serdar Aziz'in ayağı yerde ve sabit durumdaydı. Faul yok. Ancak faul verdi. Faule inanmamış olsa gerek, net bir sarı kartı atladı. 38. dakikada Emre Çolak'ın Hakan Aslantaş'a hem de yardımcı hakemin tam önünde direkt ayağına sert bir müdahalesi var. Yine sarı yok. 44. dakikada İbrahim Öztürk, Elmander'i, top havadan ceza alanına inerken koluyla aşırı güç kullanarak itiyor. Bu, net bir penaltıydı. Ve bu hakem için de penaltı olmalıydı. Neden derseniz? İki hafta önce Karabükspor-Trabzonspor maçında Fırat Aydınus, benzer pozisyonda Trabzonsporlu Aykut'un Shelton'a yaptığı harekette Trabzonspor aleyhine penaltı çalmıştı. Orada görüyorsan, burada da göreceksin. 47. dakikada Serdar Aziz, topla oynama şansı hiç yokken top da bir metre uzaktayken arkadan rakibinin tendonuna basıyor. Net kırmızı kart. Yine kartsız geçiştiriliyor. 90 +4. dakikada Bursaspor ceza alanı içinde Colin Kazım, kaleciyle karşı karşıya iken topa dokunuyor, yerden kayarak gelen kaleci Scott Carson da Kazım'ın ayaklarına çarpıyor. Kontrolsüz bir hareket. Temas var. Bu da bir penaltıyla cezalandırılmalıydı.
Güvenç Kurtar: "Baros'suz olmuyor" (Fotomaç)
Aslında Galatasaray'daki düşüşün sinyallerini Eskişehir maçında görmüş ve o zaman yazmıştım. Eskişehirspor maçında iyi futbol oynamamasına rağmen kazanmasını bilmişlerdi. Ancak Bursa'da bu düşüşü devam ettiren Galatasaray kendisine üç puanı getirecek golü bulmanın ötesinde bir hata ile üç puanı veren taraf oldu. Benim de artık kafamda herkes gibi Baros'un olmamasının Galatasaray'ı çok etkilediği düşüncesi hasıl oldu. Aslında dün Bursa'da Galatasaray'ın en iyi oynayan bloğu savunmaydı. Orta sahadan seken toplarla çok iş düşen savunma bir tek golde geçit verdi. Maç boyunca çok iyi oynayan Semih'in bir anlık dalgınlığı Batalla'ya golü attırdı.


Benzer Konular: