HASAN Celal Güzel, Gaziantep Belediye Başkanı’nı cansiperane bir şekilde savunmaya başladığı gün, yazısının girişine çok önemli bir not düştü.

Bu bence dürüst bir hareketti.

Ne yazık ki, aynı cesareti ve dürüstlüğü, onu referans göstererek bizlere saldıran gazetelerde göremedim.

Güzel’in yazısının başına koyduğu önemli bilgi şuydu:

Gaziantep Belediye Başkanı Asım Güzelbey, Hasan Celal Güzel’in amca çocuğudur.

Yani yakın akrabasıdır.

Güzel’in yazısında açıklamadığı iki başka önemli bilgi daha var.

Hasan Celal Güzel, son belediye seçiminde amcasının oğlu Asım Güzelbey’in seçim kampanyasında aktif olarak görev almıştır.

Bu işbirliği daha sonra, danışmanlığa dönüşmüştür.

Hasan Celal Güzel, seçimden sonra Gaziantep Belediyesi’nde danışman olarak çalışmıştır.

Bu görevinden dolayı ücret de aldığı yolunda söylenti vardı.

Kendisine soruldu. Danışmanlık görevi dolayısıyla para almadığını söyledi.

Kendisini tanıyorum, öyle söylüyorsa doğrudur.

Kartvizitindeki bu bilgi, onun Gaziantep Belediye Başkanı’nı savunmasına mesafeli durmamızı haklı kılar.

En azından ortada böyle bir "conflict of interest", yani menfaat çatışması varsa, bu şüpheciliğimize itirazının olmaması gerekir diye düşünüyorum.

İşte bu bilgilerin bana verdiği hakla, kendisini, bazı şüpheler üzerinde birlikte düşünmeye davet edeceğim.

Amcasının oğlunu savunmanın en iyi yolunun bu olduğunu düşünüyorum.

* * *

Başbakan’ın meşhur deyişiyle, "velev ki" Belediye Başkanı’nın bu işte "cebine beş kuruş para girmemiş" olsun.

O zaman "tüyü bitmemiş yetim adına" şu soruyu sormamız vazife oluyor:

Peki öyleyse, 70 milyon YTL rant kimin cebine girdi?

O rant, "Belediye Başkanı’nın hiç mi umurunda değil?"

İsterseniz olayı bir kere daha hatırlatalım.

Uyanık bir işadamı, imar izni olmayan arsanın sahiplerini buluyor.

İnsanların oraya ev, mülk yapma gibi hiçbir umutları kalmamış.

Bütün girişimleri belediye tarafından geri püskürtülmüş.

Sonra bu uyanık işadamı geliyor ve o garibanların elindeki arsaları tek tek topluyor.

Onlar da imar izni olmayan yani değeri üç para eden bu arsaları iyi fiyata sattık diye seviniyor.

Adam bunları, satanların beyanına göre, 14 milyon YTL’ye topluyor.

Tapuya bu rakam 84 milyon YTL olarak geçiyor.

Sonra adam arsaları kendisinin de içinde bulunduğu bir Alman şirketine 87.5 milyon YTL’ye satıyor.

Tabii siz "Kim bu enayi Alman, imar izni olmayan arsaya bu parayı veriyor" diye düşünüyorsunuz.

Tamam da, anında o arsaya, yüksek yoğunluklu ticari alan izni çıkıyor.

Allah aşkına, siz bu ticaretten pirelenmez misiniz?

Tamam, Belediye Başkanı masum, gırtlağından kör kuruş geçmez.

Ya geçen öteki adam kim?

Ben size söyleyeyim.

O adam son yerel seçimde AKP’nin İskenderun belediye başkan aday adayı.

* * *

Gelin bir parmak hesabı yapalım. Sizce burada kaç "Şaban Dişli" var?

Yanlış hatırlamıyorsam o olayda, söz konusu olan 1 milyon YTL’ydi.

Bunun da yarısı Şaban Dişli’ye gidecekti.

Burada izah edilemeyen 70 milyon YTL var.

Kaç Dişli var?En az 60-70 Şaban Dişli çıkmaz mı?

Ben işte bunu merak ediyorum.

Yani 70 milyon YTL rant sadece bir kişinin kursağından mı geçti?

Veya geçecekti?

Beyler burası Türkiye, öyle tek adama bu kadar rantı yedirmezler.

Emin olun saadet zincirinde irili ufaklı başka baklalar vardır.

Yakında o baklalar da ağızlardan çıkar.

Ben kimseyi suçlamıyorum.

Hasan Celal Güzel dostumu davet ediyorum.

Gaziantep’i benden çok daha iyi biliyor.

Bu halının altına süpürülenlere birlikte bakalım. Belki Başkan’a yapılacak en iyi danışmanlık hizmeti bu olurdu.

Ertuğrul Özkök-Hürriyet

Benzer Konular: