Status :
Üyelik tarihi : Şubat.2007
Nereden : İzmir(35½)
Mesajlar: 3.405
Konular: 1.058
Aldığı Beğeniler: 224
'Medeniyet Şuuru'
Bay İsmet Özel'in medeniyet konusunda yazdıklarını bir defa daha hatırlamakta yarar var. Bay Özel, tastamam şöyle demiştir: 'İslamî mücadelenin varacağı noktanın bir İslam medeniyeti olacağını ifade etmek ne kadar iyi niyete dayalı olursa olsun, içinde bir yanlış barındırmaktan uzak değildir.
Çünkü İslamî ilkelerin savunulması, bir medeniyet savunması ölçüsünde ele alınamaz. Bu takdirde İslam kaynaklarının bir medeniyet kurmayı öngördüğü iddia edilmiş olur ki, böyle bir iddia abestir.'
Te'vil götürmeyen sözler bunlar! Apaçık! Bay Özel, hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir ifadeyle, İslam'ın bir medeniyet kurmayı öngörmediğini iddia ediyor!
Kendisine ve yandaşlarına şunu hatırlatmıştım, tekrar edeyim: Vahiy ve Sünnet, Müslümanlara, güzel olanı sevmenin Allah'ı sevmek olduğunu, hiçbir dolandırmaya gerek duyurtmadan ifade ediyorsa eğer, bu, Bay Özel'in iddiasının aksine, 'İslamî ilkelerin savunulması[nın], bir medeniyet[in] savun[ul]ması ölçüsünde ele alın[ması]'gerekir, anlamına gelir. Vahiy ve Sünnet, biz Müslümanlara ahlakî bir medeniyetin inşasıyla birlikte, yine elbette Vahiy ve Sünnet'e dayanarak bir estetik medeniyet inşa etmeyi emretmektedir. Mademki, 'biçimin en güzel'ini [Mürselat, 23], mademki Kelamullah'ı, 'Söz'ün en güzel biçimi'ni [Zümer,23] O yaratmıştır; madem ki 'en güzel döşeyici' [Zariyat, 48], O'dur; madem ki, insanı 'en güzel biçimde' yaratan da O! Öyleyse güzellik, bir emr-i bi'l ma'rûftur...
Geçen haftaki yazım dolayısıyla sosyal medyada, Bay Özel'in yandaşlarının ağır saldırılarına uğradım. Bu zevatın anlamadığı, İslamî bir medeniyet şuuruna sahip olmak veya olmamak meselesidir. Öyle görünüyor ki, Bay Özel'le birlikte, İslamî bir medeniyet şuuruna sahip olmayan veya böyle bir sahiplenmeyi reddedenler vardır. Ben, her şeye ve herkese rağmen, İslam'ın bir büyük ve estetik medeniyet inşa ettiğini söylemeye ısrarla devam edeceğim. Bundan kimsenin şüphesi olmasın!
Şunu da belirteyim: Medeniyet şuurundan mahrum olma maluliyetinin, Müslümanları taşıyacağı nihaî mevzi, Kadızadeli suhtelerin konumudur. İslam'ı sadece şeriata ircâ etmek, yukarıda da Kur'an-ı Kerîm'den yaptığım alıntılardan da apaçık bir biçimde anlaşılacağı gibi, bizzat şeriatın inkârıdır. Bir daha yazayım: Vahiy ve Sünnet, biz Müslümanlara güzelliği emrediyor;- o kadar!
Kadızadeli, evet! Zira, bu mantık, bir internet sitesinde yazan [cevap hakkına dayanarak sütunumu fuzulî işgalden korumak amacıyla] adını vermek istemediğim bir kişi, beni eleştirdiği yazısını şu ibretlik cümleyle bitirmektedir: 'Peygamber'in açlıktan karnına bağladığı taşlar, son tahlilde, Süleymaniye'nin temelindeki taşlar değildir.'
Şu dehşetengiz Kadızadeli mantığına bakınız! Süleymaniye gibi İslam medeniyetinin en muhteşem ve en anıtsal estetik ifadesi olan bir büyük camiin temellerinde, Hz. Peygamber'in (S.A.V) karnına bağladığı taşlar yokmuş! Peki, Süleymaniye'yi yıkalım mı, öyleyse?
Bu medeniyete nasıl sahip çıkılacağını daha önce muhtelif vesilelerle yazdım. Medeniyet şuuruna sahip bireyler, ancak, bu medeniyete sahip çıkacak bir sınıfın ideolojisiyle kendilerini inşa etmiş bireyler olacaktır. Bugün İslamî bir medeniyet şuurundan ve elbette böyle bir sınıftan söz edilemiyorsa, asıl bundan İslam kaynaklarının bir medeniyet kurmayı öngörmediği sonucunu çıkarmak, abesle iştigaldir!
Sözü Tanpınar'ın Mahur Beste'de Molla Bey'in şu sözleriyle tamamlayayım. 'Gene anladım ki, bizim Şark, Müslümanlık, şu bu diye tebcil ettiğimiz şeyler, bu toprakta kendi hayatımızda yarattığımız şekillerdir. Bize ulûhiyetin çehresini veren Hamdullah'ın yazısı, Itri'nin Tekbir'i, kim olduğunu bilmediğimiz bir işçinin yaptığı mihraptır.'
Evet, ulûhiyetin çehresi! Ama gel de bunu büfeci İslamı'na anlat!
Hilmi Yavuz...
Benzer Konular:
Tweet