17 gün geçti, “Fener soygunu dosyası” henüz Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gelmedi. Gelince, Türk adaleti de harekete geçecek. İyi niyetli, vicdanı bütün, niyeti temiz insanların yoksula, kimsesize, garip-gurebaya verilsin diye emanet ettiği paraları Almanya’da soyanların “Türkiye bağlantıları” da sorgulanacak.
Almanya’da:
46 milyon Euro toplandı.
16 milyonu buharlaştı.
Türkiye’de ne toplandı?
Ne kadarı soyuldu.
Soyanlar içinde iktidar partisinin önde gelenleri de var mı? Bu paralar yoksula, garibe, kimsesize, yetime gideceğine partiye mi gitti? Alman savcılar “RTÜK Başkanı’nın ve Başbakan’ın çok yakın arkadaşı parasız bir gazeteci iken euro milyoneri olabilmiş Zahid Akman’ın toplanan paraları bavulla Türkiye’ye taşımış olabileceğini” iddia ettiler.
Bu iddia doğru mudur?
Ne kadar doğrudur?
***
Almanya’da adalet var.
Türkiye’de yok mu!
Basın görevini yapıyor.
Başta bizim VATAN olmak üzere diğer gazetelerdeki muhabir arkadaşlar da Adalet Bakanı ile Dışişleri Bakanı’nı her gördükleri yerde “dosya ne oldu, gelişi niçin bu kadar geç kaldı?” diye soru yağmuruna tutuyorlar. Biliyorsunuz ben de burada “Unutma!” köşesi açtım, sabrınıza sığınarak her gün yazıyorum. Dün Adalet Bakanlığı Basın Müşaviri Murat Aydın Bey beni aradı, “Unutma köşesini artık yayınlamayın” dedi…
Ben de emriniz olur!
Demedim.
Niçin kaldırayım?
Diye sordum.
Adalet Bakanlığı Sayın Müşaviri de bana “çünkü Uluslarası Hukuk ve Dış İlişikler Genel Müdürlüğümüz Deniz Feneri soruşturma dosyası ile mahkeme kararını Alman mahkemesinden alın, bize gönderin talimatını içeren yazıyı 6 Ekim’de Acele Posta ile Frankfurt Türkiye Başkonsolosluğu’na gönderdi… Normal devlet süreci devam ediyor, her gün hatırlatma yapan köşeye ne ihtiyaç var” diye bilgiçlik gösterdi.
***
Hiç inandırcı bulmadım.
Ankara Başsavcısı, “Deniz Feneri dosyası”nın Frankfurt’tan getirilmesi için Adalet Bakanlığı’na 30 Eylül günü başvurdu.
30 Eylül - 6 Ekim…
6 koca gün geçmiş.
6 gün ne beklendi?
1 genel müdürü, 3 genel müdür yardımcısı, 4 daire başkanı, 30 tetkik hâkimi, 5 şube müdürü, 124 çalışanı olan koca daire, iki satırlık mektubu 30 Eylül günü postaya atacak bir adam bulamadı mı?
Niçin bulamadı?
“Bayram tatili…” diyorlar.
Tatilde…
Mektup postalanmazmış!
Bu gerekçede temiz bir niyet, katıksız bir samimiyet görmediğim için Adalet Bakanlığı Basın Müşaviri’nin “unutma köşesini kaldır” ricasını kibarca geri çevirdim. Dosya Ankara Cumhuriyet Başsavcısı’na gelinceye kadar “Unutma!” köşesini yayınlayacağım.
Çünkü Başbakan!
“Bize ne…” diyor.
Adalet Bakanı!
“Bana ne yaaa…” diyor.
Dışişleri Bakanı!
“Evrak takipçiliği yapacak halim yok doğrusu. Bunların hepsi normal düzeninde gidiyor” diyor. Dışişleri Bakanı, “şekil var-şemal var” diye kızıyor. Ve “Adalet Bakanımız dediyse biz bu yazıyı yazdık, bu yazı yazılmıştır, gerekli yerlere gitmiştir. Alman makamlarına bugün itibariyle belki de ulaşmıştır” diye konuşuyor. Okurum Kazım Çillioğlu da bana “Feneri çalan, ampulünü hazırlar” diye uyarı yazıları yazıyor.
Unutma!
17 gün geçti.
Dosya hâlâ gelmedi.
Necati Doğru-Vatan


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla

Tweet