Status :
Üyelik tarihi : Şubat.2007
Nereden : İzmir(35½)
Mesajlar: 3.405
Konular: 1.058
Aldığı Beğeniler: 224
Çalıkuşu Ve Melodram
Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin'in ünlü romanı doksan yaşında. Çalıkuşu kuşaklar boyunca çok sevilmiş bir roman.
Daha öncesinde bir tiyatro oyunuymuş Çalıkuşu: İstanbul Kızı. Darülbedayi bu eseri sahnelemekten uzak durunca, Reşat Nuri sinirlenmiş, İstanbul Kızı'nı romana dönüştürmüş.
Fethi Naci Yüzyılın 100 Türk Romanı'nda Çalıkuşu'nu hem seviyor hem yeriyor. Romanın geniş özetini verdikten sonra "Eleştirel Bir Bakış"ı gereksinmiş. Ayrıca, Çalıkuşu'nun son cümlesini sarakaya alıyor.
Son cümle: "Yanlarındaki ağacın dalında bir çalıkuşu ötüyordu." Feride'yle Kâmran evleniyorlar. Fethi Naci, "Hangi aklı başında romancı romanını öyle bir cümle ile bitirir!" demiş; hızını alamamış, bir de "Tanrım!" kondurmuş. Çalıkuşu'nu dört beş kez okudum, belki daha fazla. Son cümle hiçbir zaman gülünç gelmedi bana. Tam tersine, sevimli, çocuksu, masum geldi. Bize özgü, bizim duyuş, gönül tarihimize özgü, yatkın geldi.
Çalıkuşu'nu dört beş okuyuşumdan üçü 'eser'den 'yararlanmak' içindi. Meselâ Yaşarken ve Ölürken'i yazarken Reşat Nuri'nin Anadolu peyzajlarına özellikle dikkat ettim. Yaşarken ve Ölürken 1981'de yayımlandı. Beş yıl sonra, Hayal ve Istırap'ta "Yeni Çalıkuşu" başlığıyla bir Çalıkuşu parodisine yol almaya çalıştım. 2004 tarihli Yarın Yapayalnız'da Feride ve Munise âdeta yeniden roman kişisine dönüşsünler istedim.
Çalıkuşu'nun edebiyatımızda bir 'kök-roman' olduğunu düşünüyorum.
Fethi Naci, yarın da okunacak diyor. Bunca sevilmesini biraz da melodrama bağlıyor. Çalıkuşu melodramdan epey yararlanmış bir roman, Fethi Naci'ye göre. Melodramın tanımını veriyor: "Pek acılı rastlantılar üzerine kurulmuş, kolay etki olanaklarına baş vuran, aşırı duygulu, acıklı oyun." Reşat Nuri "bu ögeleri sık sık" kullanıyormuş. Döküm de veriyor, duygusal sahneler, art arda rastlantılar, gözyaşlarımızı tutamayarak okuduğumuz sayfalar...
Tam bir küçümseyiş söz konusu değil ama, çekinceli duruş apaçık ortada: "Reşat Nuri, sayfalar arasına, bol miktarda göz yaşartıcı bombacıklar doldurmuştur..."
Romancının iç dünyasından kaynaklanmış tutumu, ille, 'okur avcılığı'yla eşdeğer buluyor. Bir tür 'çok okunur' roman formatı. Acaba? Fethi Naci kesenkes kararlı: Reşat Nuri "okurunu" iyi tanıyormuş, hiç yormuyormuş okurunu. Yorulmayan okurlar da, işte kuşaklar boyu Çalıkuşu'nu seviyorlarmış.
Melodram, melodramatik yapı bizde oldum bittim hor görülmüştür. Batı'dan aldıklarımız arasında melodramın niçin bunca benimsendiği üzerinde durulmamış. Trajedi tutmuyor da, melodram, hele sonu mutlu biten melodram seviliyor, hem de çok seviliyor. Fethi Naci'yi irkilten 'ağaç dalındaki çalıkuşu' kim bilir kaç okura tatlı tatlı gözyaşı döktürdü. Fakat küçümseyiş görmezden geliyor. Besbelli, yarın da görmezden gelecek.
Reşat Nuri Çalıkuşu'yla ünlenmiş. Fakat kendisi, sadece Çalıkuşu romancısı olarak anılmaktan bunalırmış. Bir söyleşisinde okumuştum, başka romanlar da yazdım diyordu, büyük bir alçakgönüllülükle. Evet, belki de Çalıkuşu'ndan daha güzel, daha yetkin romanlar. Miskinler Tekkesi, Eski Hastalık, hele Kavak Yelleri...
Ne var ki hiçbiri Çalıkuşu kadar okurla buluşamamış. Fethi Naci şöyle yorumluyor: "Çalıkuşu bugün de okunuyor; yarın da okunacak. Çünkü Çalıkuşu'ndan edebiyat hazzı alabilmek için ortaokul öğrenimi yeterlidir. Ortaokul düzeyindeki okurlar Çalıkuşu'nu okuyacaklar, bol bol okuyacaklar... Bu, kuşaklar boyu süreceğe benziyor."
Sonra yorumdan yargıya geçiliyor; enikonu merhametsiz bir yargı: "Oysa Çalıkuşu, insanların 'iyilik' özlemini kullanan, melodram ögelerinden 'güç' alan, bir bakıma okurun nabzına göre şerbet veren, ilkel bir roman."
Bence Çalıkuşu'nu 'unutulmaz' kılan, "ortaokul düzeyindeki okurlar"ın yanı sıra, her kesimden, her düzeyden okura "edebiyat hazzı" verebiliyor olması. Çalıkuşu, Çalıkuşu'nun ikizi sayılabilecek Akşam Güneşi, Dudaktan Kalbe, her birinde, Reşat Nuri anlatma sanatının yetkin bir temsilcisidir.
Bu yetkin anlatış, melodramın -sözüm ona- hafifliklerini, rastlantıların yapaylığını, -verildiyse- nabza göre şerbet verişleri silip süpürür. Munise'nin ölüm sahnesindeki Feride öylesine acı ve içten anlatır ki, yeniden okuyun, Reşat Nuri'ye her zaman hayran kalacaksınız.
Selim İleri...
Benzer Konular:
Tweet