ABD’de konut kredileri ile başlayan ve AB ülkelerini de sarmaya başlayan ekonomik kriz kontrol altına alınamıyor.
ABD Hazine Bakanı Henry Paulson ve FED Başkanı Ben Bernanke sorunu aşmak için her hafta yeni bir çözüm projesini uygulamaya soksa da kriz dinmiyor. Dünya devi bankalarını batırmak niyetinde değiller. Finans sektörüne enjekte edilen likidite bir trilyon dolara yaklaştı.
Belli ki, ABD Hazine Bakanı ve Merkez Bankası (FED) bu işin içinden çıkamıyor. ABD zarar görürse başta Türkiye olmak üzere tüm dünya zarar göreceğine göre, ABD’ye yardımcı olmak lazım. Benim aklıma bir çözüm önerisi geldi. Bu fikrimi ABD Hazine Bakanı Mr. Paulson’a ileterek onu sıkıntıdan kurtaracak formülü açıklamak istiyorum.
2000-2001 yılında ülkemizde de benzer bir kriz yaşanmıştı. Bu ekonomik krizi sağ olsun IMF ve ABD’nin dâhiyane fikirleri ve talimatlarıyla kısa sürede aşmıştık. Faturası hiç önemli değil. Madem onlar krizi yaşadığımız o kötü günümüzde bize o kadar iyilik yaptı, bizim de bu zor günlerinde onlara yardımcı olmamız lazım.
***
2001 krizinde ABD ve IMF’nin önerileri ile Bay Kemal derviş, bizi ekonomik krizden kurtarmak üzere Hazine Bakanı olarak görev üstlendi. Sağ olsun Kemal Derviş, işe hızlı başladı ve çözüm için öncelikli olarak “Türk bankacılık sistemi”ni adam etmeye kalkıştı. Sonradan gördük ki, amaç bankacılık sistemini yarıya indirmek, dolayısıyla sermaye transferi yapmakmış.
Likidite sıkışıklığı yaşayan bankalarımız için, aman sakın ha kurtarmayalım, fona alıp sistem dışına çıkaralım talimatını IMF’den alan Bay Derviş ve arkadaşları, peki, hayhay dediler. Üçlü koalisyon hükümetinin ise “yaptığınız elbette doğrudur” diyerek onaylamaktan başka çaresi kalmamıştı. Çünkü Kemal Derviş’e teslim olmuşlardı.
Kamu Bankaları likidite sıkışıklığını aşmak için Hazine’den görev zararından kaynaklanan alacaklarını istedi, Kemal Derviş ve arkadaşları olmaz dedi. Özel bankaların repo ile likidite sıkışıklığını aşma talebi de “yasaktır” tezi ile karşılaştı. Merkez Bankası’nda “munzam karşılıklar” adı altında bulunan paralarını kullanmak istediler, ona da olmaz yanıtı geldi. Elinde devlet kağıtları bulunan bankaların erken itfa talebini ise, yürüttüğümüz istikrar programına uymuyor deyip geri çevirdiler. Oysa bazı bankalar, Hazine’nin borcunu çevirebilmesi için kendisine verilen piyasa yapıcısı rolü ile Hazine’yi fonladı. Bazı bankalar da bu fonlayan bankaları fonladıkları için likidite sıkışıklığı yaşadı. Yıllarca fonladığı Hazine’nin kendilerine sırt çevirdiğini gören bankalarımız, göz göre göre bataklığa sürüklendi. Sonradan gördük ki bankacılık sistemimiz, yarısı yok olarak ve geri kalanı da “birleşin, gücünüz olsun” sloganıyla yabancılaştırıldı. Üstlendiği bu görevi başarı ile tamamlamasının ardından Bay Derviş, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanlığı ile ödüllendirildi.
Görüyorum ki, bankalarını batırmak yerine ABD Hazinesi, yüz milyarlarca doları enjekte etmeyi daha uygun buluyor. Peki zamanında likidite sıkışıklığı yaşayan bankalarımıza sakın ha likidite sorununu aşmak için finans katkısı yapmayın diyenlerle onların görevlisi Bay Derviş ve dönemin IMF Türkiye Masası Şefi Carlo Cottarelli şimdi nerelerde?
Ben de ABD Hazine Bakanı ile FED’e diyorum ki bu krizi aşmak için sakın yüz milyarlarca doları boşu boşuna sektöre vermeyin, paranıza yazık olur. Elinizin altında bulunan Bay Derviş ile Bay Cottarelli’yi çağırıp görevlendirin. Bakın o zaman finans sisteminizi iki günde nasıl yerle bir ederler. Madem siz bize iyilik için bunları yolladınız. Ben de bu iyiliğinizin altında kalmak istemiyor ve aynı öneriyi size yapmak istiyorum.
Aydın Ayaydın-Vatan
Benzer Konular:


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla

Tweet