Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: 19 Mayıs'ta Atatürk mü Recep Peker mi anılıyor?

  1. #1
    Status : AlemTo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mart.2011
    Nereden : Türkiye
    Mesajlar: 0
    Konular: 705
    Aldığı Beğeniler: 950

    Standart 19 Mayıs'ta Atatürk mü Recep Peker mi anılıyor?




    En acıklı ve katı bağımlılık insanın kendi kendisini köleleştirmesini sağlayan modernist-pozitivizmdir. İnsanın en değerli varlıkları olan akıl ve kalbin pozitivist doğmalara teslim edilmesi, ferasetin bağlanması ve insanın enfüsi olarak köleleşmesi anlamına geliyordu. Faşizm tam da bu durumun üzerinde inşa edildi

    Fatih ŞAHİN / Hukukçu

    Milli Eğitim Bakanlığı'nın '19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı'nı stadyumların dışına çıkartarak daha sivil ve spora odaklı hale getirme amaçlı düzenlemesi başta CHP olmak üzere bazı kesimlerce hemen bir rejim krizi, irtica, gericilik ve Atatürk düşmanlığı olarak yaftalandı. Aslında yapılan işlem öğrencilerin/gençlerin daha rahat bir şekilde sporla tanışmalarını sağlamak ve gençleri ciddi bir yükten kurtarma amaçlı bir düzenlemedir. Fakat böyle olağan bir düzenlemenin bu denli yüksek düzeyli bir tartışmaya sebebiyet vermesi; 19 Mayıs etkinliklerinin ne kadar gençlik ve spor odaklı olduğunu, nasıl ideolojik/düşünsel bir rol üstlendiğini de ortaya koymaktadır. Tartışmalardan da açıkça görüldüğü üzere; gençleri spora alıştırma ya da onlara yakın tarihi hatırlatmanın çok ötesinde bir olgu söz konusudur. Bu olguyu irdeleyebilmek ve anlamlandırabilmek için insanlık tarihine bakmak ve beşeriyetin başına gelen en büyük facia olan faşizme eğilmek gerekmektedir.

    İnsanlığın özgürleşme süreci, insanın dünyadaki yaşamıyla birlikte başlamıştır. Doğaya karşı özgürleşme çabaları tüm medeniyet ürünlerinin asıl dinamizmi olmuştur. Fakat insanın kendi hemcinsine ve kendi benliğine karşı özgürleşmesi daha zor ve uzun bir süre gerektirmiştir. Kadim tüm tek tanrılı dinler, şirke karşı çıkarken aslında insanın bir yönüyle özgürleşmesini hedeflemişlerdi. Çünkü paganizm ve insanın kendi eliyle yaptığına tapması (putperestlik) insanın kendi kendisini köleleştirmesiydi. Tarım devrinin başlamasıyla ortaya çıkan köleci toplumlardaki iktisadi ve siyasi anlamda kölelik, insanın kendi hemcinsine karşı özgürlüğünü kaybetmesiydi. Kendi benliği üzerinden kontrolü kaybetmek yani esaret acıklı bir durumdu. Feodal toplumda insanın toprağa bağlanması köleliğin şekil değiştirmesi olarak görülse de nispi bir özgürleşmeydi. Sanayi toplumunda emekçi kitleler iktisaden özgür olmasa da siyaseten özgürlüğe kavuşmuşlardı. Yani insanlık tarihi bir yönüyle sürekli bir özgürleşme tarihi için verilen mücadele ve çabalardan ibaretti.

    Fakat en acıklı ve katı bağımlılık insanın kendi kendisini köleleştirmesini sağlayan modernist-pozitivizmdi. İnsanın en değerli ve önemli varlıkları olan akıl ve kalbin pozitivist doğmalara teslim edilmesi, ferasetin bağlanması ve insanın enfüsi olarak köleleşmesi anlamına geliyordu. Faşizm tam da bu durumun üzerinde inşa edildi. Bir ideoloji ve doğmanın insanlara dayatılması ve zamanla kamu gücünün yardımıyla bu doğmanın insanlarca içselleştirilmesi demekti bu. Dolayısıyla faşizm insanın kalbi ve beynini devre dışı bırakarak kendi kendisini köleleştirmesiydi. Bundan sonra egemen güce gönüllü olarak tabi olan insan, merhamet, adalet, hikmet ve muhabbet gibi temel insani erdemleri kaybetmekteydi. İkinci Dünya Savaşı öncesi yaşanan facia ve felaketlerin temel nedeni buydu.

    Faşizm bunu nasıl gerçekleştirdi? Öncelikle kamu gücünü yani devlet imkanlarını kullanarak, daha çocukluk döneminde insanlara bir bilinci zerk ederek. Eğitim ve öğretimin temel amacı buydu. Belirli doğmalarla yetiştirilen genç nesiller, tamamen militarist bir mantıkla birer makine gibi tasarlanmaktaydı. Eğitim süresince verilen dersler, takip edilen müfredat ve yapılan tüm etkinlikler 'belli bir tür ve tipte' toplum inşa amaçlıydı. Yani tamamen kişiliğini, benliğini kaybetmiş 'varlığını daha üst bir soyut varlığa armağan etmiş' bir nesil yetiştirmek. 'Gözlerini kapatıp, vazifesini yapan' bu nesil, daha sonra ciddi bir askeri eğitimden geçirilerek birer ölüm makinesine çevrilmekteydi.

    Bunu en iyi Alman ve İtalyan faşizminde ve Stalin sonrası SSCB sosyalizminde görmek mümkündür. İnsanlığın en acı tecrübeleri bu rejimler altında yaşandı. Scatt'ın dediği gibi devlet, bireyi bir ağaç veya tuğla, toplumu bir orman veya bina gibi istediği şekilde düzenleme, budama ve törpüleme ameliyesine girişmişti. Ağaç yaşken eğildiği için de birinci öncelikli hedef gençlikti. Gençlik 'eğitim ordusu' olarak tanımlanırken aslında militarizm hedefleniyordu. Gençlik devletin istediği şekilde estetikten, sanattan, adalet ve merhamet duygularından ve düşünme yeteneklerinden azade bir şekilde eğitilecekti. Yani şekillendirilecek ve düzenlenecekti. Zorunlu eğitimde verilen fireler ise zorunlu askerlik aşamasında hal edilecek ve tüm toplum bir askeri birlik gibi, bir makine gibi emir-komuta içinde çalıştırılacak ve yönlendirilecekti. Sonuç tabi ki faciayla neticelendi. Milyonlarca insan bu iş için öldü ve öldürüldü.

    Türkiye'ye baktığımızda ise 1930'lı yılların ortalarından itibaren Şükrü Kaya, Recep Peker ve İnönü üçlüsünün düşüncede Nazi Almanya, siyasal yapılanmada ve hukuki açıdan Faşist İtalya ve ekonomik açıdan sosyalist SSCB modellerini boca ederek Türkiye'ye uygulamaya çalıştıklarına şahit olmaktayız. Tek-Parti rejimi, yoğunlaşan ırkçı söylem ve pratikler, devletçi ekonomi ve devleti önceleyen hukuk sistemi yanında milli eğitim de bu amaçla yeniden düzenlendi. Amaç yeni ulus devletin istediği gibi bir ulus inşasıydı. İnsanları tuğla gibi, ağaç gibi gören bu zihniyetin en büyük ve ilk kurbanları da maalesef gençler oldu. İlköğretimden başlayarak eğitimin her kademesinde tek tip düşünce, yaşam ve davranış kalıpları dayatıldı. Çok partili yaşam bu çabaları akamete uğrattıkça askeri darbelerle her 10 yılda bir aynı çaba yeniden tekrarlandı. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat darbeleri, İnönü-Peker ve Kaya üçlüsünün ruhlarını diriltme (hayaletlerini hortlatma) çabalarıydı. Bütün bunlar yapılırken, toplumun kahir ekseriyetinin 'Gazi' olarak bildiği karizmatik/tarihi şahsiyetin arkasına saklanıldı. 19 Mayıs etkinliklerinin, Atatürk'ten sonra gençliği faşizme alıştırma amaçlı olarak düzenlendiğini görmekteyiz. Çünkü bir genç olarak 19 Mayıs'ta ne gençliğin ne de sporun hedeflendiğine şahit oldum. 19 Mayıs, gençliği de sporu da bize zehir eden ve stadyumları kışlaya, gençleri de askeri birliklere benzeten etkinliklerdir. Atatürk'ü anma adı altında kaba bir faşizm genç beyinlere zerk edilirken; etkinlik ve gösteriler tam bir yontma, budama, cendereye alma ve yanaşık düzen eğitimi olarak icra edilmektedir.

    AK Parti, Cumhuriyet tarihinde ilk defa 'Gençlik ve Spor Bakanlığı'nı kurarak gençliğe ve spora ne kadar önem verdiğini ortaya koymuştur. Son 10 yılın bütçelerinde kamu hizmetleri içinde en yüksek kaynak eğitime ayrılırken ilk defa eğitimin alt yapı ve fiziki sorunları bu dönemde aşılmıştır. Okullaşma oranından sınıf mevcutlarına, bedava kitap dağıtımından okulların bilgisayarla donatılmasına, okur-yazar oranındaki artıştan kız çocuklarının eğitim düzeyinin artırılmasına birçok göstergede devrim yapan AK Parti'nin eğitime ne kadar önem verdiği açıkça görülmektedir. Ayrıca sporla ilgili yapılan çalışmalar ve gerçekleştirilen yatırımlar da herkesin malumudur. Fakat AK Parti'nin eğitim ve spora, gençlik ve Atatürk'e yaklaşımı ve bunları algılaması tabi ki İnönü-Peker ve Kaya üçlüsünden temelde farklılık arz etmektedir. Franko İspanyası'nda görüldüğü üzere faşist rejimlerde spor, kitleleri uyuşturma ve gençliğin enerjisini bu alana kanalize etme aracıdır. Halbuki spor, dinamizmi, özgürleşmeyi ve sağlıklı yaşamayı sağlayan bir aktivitedir. AK Parti'nin spor politikası, sağlıklı yaşam, dinamizm, özgürleşme amacıyla gençleri ve toplumu spora yönlendirmeyi esas almaktadır.
    AK Parti, kendi ideolojisini, kamu kudret ve kaynaklarını kullanarak hele bunu spor gibi bir etkinliği araç ederek gençlere dayatmayı/zerk etmeyi bir cinayet olarak görmektedir. Biz kendi düşünce ve inançlarımızı, ideolojik tercihlerimizi ve yaşam tarzımızı nasıl ki topluma ve gençlere dayatmayı kabul etmiyorsak; aynı şekilde birilerinin de kamu kudret ve kaynaklarını kullanarak ve de buna sporu alet ederek bu işi yapmasını yani köhnemiş, modası geçmiş ve arkaik hale gelmiş bir kaba faşist-militarizmi topluma ve gençlere dayatmasına müsaade etmeyiz. Bunu ne yaparız, ne yaptırırız, ne de birilerinin yapmasına müsaade ederiz. Böyle düşünüp davranırken de, liberal aydınların tavsiye ya da yönlendirmelerinden hareket etmemekteyiz. Çünkü Efendimizin İran Şahı'na gönderdiği elçisine Şah 'Sizin peygamber niçin gönderildi?' diye sorduğunda elçi 'İnsanları dinlerin tahakkümünden kurtarmak için' diye cevap vermiştir. Bizim medeniyetimizin dayandığı temel değerler, insanları maddi ve manevi özgürleştirmeyi bize vazife olarak yüklemektedir. İnsanları insanların, ekonominin, toplumun, ideolojilerin, doğmaların ve devletin tasallutundan ve dayatmalarından kurtarıp özgürleştirmek AK Parti'nin varlık nedenidir. En büyük hedefimiz, İnsanları özgürleştirmek olduğuna göre Alman-İtalyan faşist tecrübelerinin gençlerimize dayatılmasına müsaade etmeyi kimse bizden beklemesin. Atatürk ise, bu konunun tamamen dışında tarihi bir şahsiyet ve toplumuzun ortak değeri olarak varlığını sürdürmeye devam edecektir.



    Benzer Konular:

  2. #2
    Status : AlemTo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mart.2011
    Nereden : Türkiye
    Mesajlar: 0
    Konular: 705
    Aldığı Beğeniler: 950

    Standart

    Konu yukarıda


Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  





Takip Et
Sitemizde telif hakkı içeren mp3, film, video vb paylaşılması yasaktır. Eğer telif hakkı ihlaline neden olan bir konu olduğunu düşünüyorsanız BURAYA tıklayarak ilgili konuyu linkiyle birlikte göndererek yöneticiye şikayetinizi dile getirebilirsiniz. En kısa sürede ilgilenilecek ve ilgili konu kaldırılacaktır.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307