Toplam 7 sonuçtan 1 ile 7 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Klâvye'ne Sahip Çık, F Klavye Kullan!

  1. #1
    Status : aDNaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mar 2007
    Bulunduğu yer : qelCeNMi?
    Mesajlar: 6.704
    Konular: 1.578
    Aldığı Beğeniler: 48

    Standart Klâvye'ne Sahip Çık, F Klavye Kullan!




    Merhaba arkadaşlar

    burada size resmi klavyemiz olan f klavyeyi tanıtacağım ve kullanmanız için elimden geleni yapmaya çalışacağım, lütfen sonuna kadar okuyunuz.


    " Dünyanın en iyi ve en bilimsel klavyesi"


    Standart Türk Klavyesi - F Klavye (fe diye okunur) :
    Daktilo makinemiz ve devamında F Klavyemizin oluşumunda çok büyük emeği olan Onursal Başkanımız İhsan YENER'in çabaları sonucunda ve kendisinin de içinde yer aldığı bir millî komisyon tarafından; bilimsel olarak Türk Dili'nin özelliklerine ve fonetik yapısına göre hazırlanan Standart Türk Klavyesidir.

    QWERTY diye 1880'li yıllarda oluşturulan İngiliz daktilo klavyesi sonrasında bilgisayar klavyesi olmuş, ardından sağ kısmında boş kalan yerlere diğer ülkelerin İngilizce'de olmayan karakter- lerinin yerleştirilmesiyle diğer ülkelerin klavyeleri oluşturulmuş. Ancak İhsan YENER'in özel cabaları sonucunda dilimize uygun klavye oluşturma komitesi kurulmuş ve F Klavyemiz yapılmıştır.

    NEDİR BU F KLAVYE?

    Ülkemizde 1950’li yıllarda, klâvyeyi Türk dili özelliklerine uygun olarak standartlaştırma girişimi, resmî makamlarca da olumlu ve yapıcı bir ruhla (1928’de Atatürk’ün yaptığı harf devriminin bilimsel yönü örnek alınarak) geliştirilmiş ve Türk dili için, üzerinde çalışanların Dünya Şampiyonu bile olabilecekleri (oldukları), rekorlar kırabilecekleri (kırdıkları) Standart Türk Klâvyesi, 20 Ekim 1955 tarihinde önce “Bakanlıklararası Standardizasyon Komitesi” tarafından, sonra “Devlet Malzeme Ofisi” tarafından, daha sonra da “Türk Standardları Enstitüsü” tarafından resmen kabul edilmiş: sadece mekanik, elektrikli ve elektronik daktilolar için değil, bilgisayarlar için de “TS 2117 – UDK 681.6.065” kodu ve “İki Elle Kullanılan Alfa nümerik Klâvyelerin Temel Düzeni” başlığı ile tescil edilmiş; bu arada Gümrükler Kanununa da standarda uymayan klâvyelerin ithalini yasaklayan madde eklenmiş bulunmaktadır. Fakat bu hükümlerin bilgisayar klâvyeleri için de uygulanması genellikle ihmal edilmektedir.

    Dünyanın en çok konuşulan dili İngilizce olduğu için bilgisayar satışlarında da başta gelen İngiliz klâvyesi, Amerikan ve İngiliz firmalarının bile gerek donanım, gerekse yazılım bakımından ürettikleri tek klâvye değildir. Üretici firmalar, dil ayrıcalıklarını da göz önüne alarak istenen her türde klâvye ile donanım ve yazılımlar üretip satmaktadırlar; yeter ki ithalâtçı ve kullanıcı, klâvye konusunda bilinçli olsun ve kendi dilinin klâvyesini istesin. (Satıcı firmaların ürettikleri çeşitli klâvyeler arasında Standart Türk Klâvyesi, Microsoft firmasının DOS yazılımlarının klâvye dizini içinde “F440” standardı ile, Windows işletim sistemlerinde ise sadece “Shift Alt” tuşlarına aynı anda basmakla kullanıma hazır bulunmakta; Apple firması’nın ise, “MAC İşletim Sistemi” içinde hem yazılım hem de donanım olarak tamamı Türk Standardları Enstitüsü Klâvyesine uyumlu ve kullanıma hazır bulunmaktadır.)

    NEDEN F KLAVYE?

    Klavye'nin ve F Klavye ile 10 parmakla yazmanın bir çok avantajı vardır. İşte bunlardan birkaç tanesi :
    • F Klavye Türkçe'ye uygun olarak hazırlanmıştır. Türkçe'de en çok kullanılan harfler, klavyenin ortasına (en güçlü parmakların bastığı alanlara) dizilmiş, daha az sıklıkla kullanılan harfler kullanım sıklığına göre kenarlara doğru yayılmıştır. Bu şekilde mümkün olan en yüksek yazma hızı sağlanmıştır.
    • F Klavye Dünya'nın en bilimsel klavyesidir. Bu özelliğine Tükçe'nin matematikselliği de eklenince ortaya mükemmel bir klavye çıkmıştır.
    • F Klavye sadece Türkçe değil, İngilizce, Fransızca gibi başka latin dillerinde de hızlı yazmayı sağlayan bir klavyedir. Dünya Şampiyonalarında alınan çok dilli yarış dereceleri ve rekorları bunun kanıtıdır.
    • Türkçe'ye uygun olmayan, hatta İngilizce'ye bile uygun olmayan Q Klavye kullanmanın hiç bir avantajı yoktur. Şimdiye kadar hiç bir İngiliz veya Amerikalı Dünya şampiyonu olamamıştır. Q klavyeyi, bu klavyeyi kullanan uluslar bile beğenmemektedir (Bu nedenle Dvorak Tabanlı denilen ve Q Klavye'nin yerine geçmesi düşünülen klavyeler üzerinde pek çok kişi çalışma yapmıştır). Q Klavye'de harfler kullanım sıklığına göre değil, daktilo makinelerinde harf çubuklarının birbirine daha az takılması amaçlanarak dizilmiştir.
    • Q Klavye'yi bırakmak istemeyenlerin ve savunanların genelde iki mazereti bulunmaktadır. Birincisi Q Klavye ile çok hızlı veya yeterince hızlı yazdıklarını düşünmeleri. İkincisi ise yeni bir klavyeyi öğrenmenin zor olduğu yönündeki düşünceleridir. Gerçekte Q Klavye ile yazan kişilerin (özellikle 2 parmak yazanların ne kadar süratli olurlarsa olsunlar) F Klavyeyi sistemli ve bilimsel bir çalışma ile öğrenen ve aynı sürede klavye kullanmış kişilerin süratlerine yetişmeleri mümkün değildir. F Klavye ile on parmak yazmayı öğrenmek sistemli bir çalışma ile günde yarım saat harcanarak sadece 40 gün sürecektir.
    • F Klavye ile on parmak yazan kişiler iki parmakla yazanların onlarca katı sürate ulaşırlar. Ortalama bir süratte yazan bir on parmak F Klavye kullanıcısı saniyede 6-8 vuruş yapar (İyi derecede klavye kullanan kişiler saniyede 12 vuruşun üzerine çıkabilmektedirler).
    • F Klavye ile on parmak yazmayı öğrenerek yazmaya harcadığınız zamanı %80 azaltabilirsiniz. Böylece kazandığınız zamanı bilgisayarda başka işlerinizi yapmaya, daha hızlı çalışmaya veya öğrenmeye ya da canınızın istediği herhangi bir işe ayırabilirsiniz.
    • F Klavye ile on parmak yazmanın pek çok kişinin dikkatini çekmeyen çok önemli bir avantajı daha vardır. Yazarken düşünebilirsiniz. Böylelikle işlerinizi daha doğru yapabilir, hatalarınızı azaltabilir, daha mükemmel yazılar hazırlayabilirsiniz.

    Gelecek yıllarda okuma yazma bilen her insanın zorunlu ihtiyacı haline geleceği kesin olan ve daktiloların da yerini almakta olan bilgisayarlar, ülkemizde genellikle ilkel yöntemlerle kullanılmaktadır.


    F Klavyenin Harf Dizilişi

    On parmakla, klâvyeye bakmadan yazma yönteminin bilgisayar kullanımında yaygınlaşmaması nedeniyle özellikle yazı işlerindeki ve işlemlerindeki zaman ve emek israfı büyük oranlarda bulunmaktadır. 8-10 sayfalık bir raporun 1-2 parmakla bilinçsiz olarak yazılması ile on parmakla klâvyeye bakmadan yazılması arasında 4-5 katı bulan verim farkı genellikle göz ardı edilmekte ve düşünülmemekte, hattâ bilinmemektedir. Ülkemizde bilgisayarların bilinçsiz kullanılmasının ve On parmakla kullanım yönteminin yaygınlaşmamasının baş etkeni, bilgisayarlarda Türk dilinin özelliklerine ve Türk Standardına uymayan klâvyelerin sorumsuzca yayılması, bunun da nedeni, bilinçsiz ve kuralsız ithalât rejimimizdir. Gümrük kanunları; mekanik, elektrikli ve elektronik daktilo klâvyelerinin Standart Türk Kodu’na uymasını zorunlu kıldığı halde, bilgisayar klâvyeleri bu hükümden muafmış gibi (yorum hatalarıyla) mevzuat ihlâl edilmektedir.

    Türk dilinin özelliklerine göre on parmakla yazma yöntemi için çok verimli bir Standart Türk Klâvyesi resmen varolduğu halde, İngiliz dili için 130 yıl önce belirlenmiş klâvyeyi Dünya standardı zanneden kullanıcıların da bu hususta çok bilinçsiz oluşları, bilgisayar kullanımındaki verimsizliğin en büyük etkeni olmaktadır.

    Klâvyelerin oluşturulmasında bir Dünya standardı yoktur ve değişik dilleri konuşan toplumların ses, hece ve harf ayrıcalıkları varoldukça dünyanın tek bir standardı olamaz da. Örneğin Türkçe'deki ”ı” harfi, başta İngilizce olmak üzere birçok dillerin alfabesinde yoktur. Aynı şekilde ”ğ, ç, ş, ö, ü” harfleri de birçok dillerde yoktur. Ses olarak varolan dillerde de değişik harflerle, bazen birkaç değişik harfin birbirini izlemesiyle belirtilmektedir. Cyrilic alfabe, Arap alfabesi, Çin ve Japon harf karakterleri ise bambaşka şekillerdedir. Bunları Dünya standardı olarak birleştirmek bugün için hiç düşünülmediği gibi, değişik dillerdeki seslerinin ve harflerinin çoğunun aynı oluğu Lâtin alfabesini müştereken kullanan İngiliz, Fransız ve Alman klâvyelerinde de ”é, è, ê, ç, ö, ü, ß” gibi ayrıcalıklar için bu ülkelerde kendi dillerinin özelliklerine göre düzenlenmiş farklı klâvyeler bulunmaktadır. Özet olarak klâvyelerde tek bir Dünya standardı olması gerekmemektedir..

    F Klâvye Harf Yerleşimleri Tabloları

    Hazırlanan İlk Klâvye Tablosu (Yalnızca Harfler)






    Not: Klâvyelerdeki tuş sayısı ne olursa olsun, şekildeki Türk Alfabesi harflerinin ve rakamların yerleri değiştirilemez. Diğer tuşların yerleri ve üzerindeki bilgiler önceden belirtilmek ve şekildeki yerleştirime uygun olmak kaydıyla düzenlenebilir.





    F Klavyenin Özellikleri ve Dil İstatistikleri için tıklayın..

    Dilimizi ve klavyemizi tanıyalım, tanıtalım.
    Bilgisayarımıza bakmadan on parmak kullanalım.


    Klâvye Bilinci ve Hukuku

    T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğü

    SAYI : B.08.0.TTÖ.0.12.03.01.311-03-996 31/03/2003
    KONU : Standart Türk Klavyesi

    GENELGE 2003/20
    İLGİ: Milli Eğitim Bakanlığının 16/05/2001 tarih ve Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğü
    B.08.0.TTÖ.0.12.03.01.311-04-1817 sayılı yazısı
    19 yüzyılda klâvyeli tek büro makinesi olan yazı makinelerini 2-3 parmakla ve bakarak kullanmak yeterli bulunuyordu. Ancak 20. yüzyılın başlarında, her dilin özelliklerine uygun yeni klavyeler kullanılmaya başlanmıştır.
    Ülkemizde 1945 yılında Bakanlığımızın öncülüğünde dilimizin özelliklerine uygun "Standart Türk Klâvyesi'ni (F klavye) hazırlama çalışmaları başlatılmış ve bu çalışmalar 20 Ekim 1955 tarihinde sonuçlandırılarak yeni klavyenin kullanımına geçilmiştir.
    Yaklaşık 30.000 kelime ve 185.000 harfin incelenmesiyle oluşturulan "Standart Türk Klavyesinde;"
    1. Türkçe kelimelerdeki bir sesli bir sessiz harf bağlantısı göz önünde tutularak, her iki elin parmaklarının birbiri ardına sırasıyla kullanılmasına imkân vermek için bütün sesliler sol elde toplanmıştır. Kullanım ve geçiş oranı yüksek olan k-m-l-t gibi sessiz harfler sağ elle yazılacak şekilde düzenlenmiştir.
    2. Parmaklara düşen yük oranlan, parmakların fiziki gücüne, hareket yeteneğine uygun olarak saptanmıştır.
    3. Esas yük (%64) klavyenin orta sırasına verilmiştir.
    4. Her iki ele de eşit denebilecek (sol ele %49, sağ ele %5l) yük verilmiştir.
    5. Rakamlar küçük harf tuşunda daha kolay yazılacak şekilde düzenlenmiştir.
    Gelişen teknoloji ile birlikte klavye, yalnızca yazı makinelerinin değil; teleks, entertip, bilgisayar, elektronik dizgi makinesi gibi yazıcı makinelerinin de ayrılmaz bir parçası olmuştur. Nitekim Türk Standartları Enstitüsü, standardın adını "İki Elle Kullanılan Alfanümerik Klâvyelerin Temel Düzeni" şeklinde değiştirerek TS 2117'yi 1979 yılında yeniden yayınlamıştır. Türk Standartları Enstitüsü, 1991 yılında yaptığı yeni düzenlemede, bu standardın mecburi standart olarak yürürlüğe konulmasını ilgili Bakanlığa önermiştir. Ayrıca, Bakanlığımızca da Sanayi ve Ticaret Bakanlığına gönderilen ilgi yazıda, TS 2117'nin mecburi standart haline getirilmesi teklif edilmiştir.
    Ticaret Meslek Liseleri başta olmak üzere Bakanlığımıza bağlı okullarda ve yetişkinler için düzenlenen kurslarda, "Standart Türk Klâvyesi"ni esas alan yazı makinelerinde "on parmakla bakmadan yazma metoduyla" yüz binlerce kişi eğitilmiştir. Dünya Daktilografi Şampiyonaları'na katılan Türk yarışmacılar, bu klavye ile şampiyonluklar kazanmışlar ve rekorlar kırmışlardır. Bu başarılarda "Standart Türk Klâvyesi"nin yararı ve geçerliliği kanıtlanmıştır. 2001-2002 öğretim yılından itibaren Ticaret ve Turizm Öğretimi Okullarında daktilografi dersleri kaldırılarak klavye öğretiminin bilgisayar ortamında verilmesine geçilmiştir.

    Bu olumlu gelişmelere rağmen, 47 yıl öncesinde yaşanan klâvye karışıklığı günümüzde tekrar gündeme gelmiştir. Nitekim son günlerde çeşitli basın ve yayın organlarında "F ve Q klavye" konulu yayınlar yapılmaktadır. Bu yayınların büyük bir çoğunluğunda F klavyenin Q klavyeye göre daha hızlı kullanıldığı, kullanıcılara zaman tasarrufu sağladığı, Türkçe dışındaki dillerde de bu kolaylığın aynen geçerli olduğu ifade edilmektedir. Bu konuda verilen bir örnekte, yabancı dille F klavye ile yapılan yazışmalarda Q klavyeye göre iki kat daha hızlı yazılabildiği belirtilmektedir.
    Bu açıklamalar doğrultusunda, Bakanlığımıza bağlı her tür ve kademedeki okul ve kurumlarda, başta bilgisayar olmak üzere, her türlü makinelerde, klavye kullanımı ve temini aşağıdaki esaslara göre yapılacaktır.
    1. Bakanlığımız ve bağlı kuruluşları ile her derece ve türdeki okul ve kurumlarda
    T5 2117 nolu "Standart Türk Klavyesi" (F klavye) kullanılacaktır.
    2. Halen Q klavyeye göre üretilmiş makinelerin klavyeleri kademeli olarak "Standart Türk Klâvyesi"ne mahalli imkânlarla dönüştürülecektir.
    3. Bu bağlamda, klâvyeli makineler satın alınırken veya bağış yoluyla temin edilirken, "Standart Türk Klâvyesi"ne göre üretilmiş olmasına dikkat edilecektir.
    4. Daha önce Q klavyeye göre beceri kazanan personelin, "Standart Türk Klâvyesi"ne geçiş eğitimlerini sağlamak üzere, Ticaret Meslek Lisesi Müdürlüklerince mahalli kurslar düzenlenecektir.
    5. Bakanlığımız Merkez Teşkilatında görev yapan personel için düzenlenecek "Standart Türk Klavyesi Kursları" Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğü ile Hizmetiçi Eğitim Dairesi Başkanlığı işbirliğinde gerçekleştirilecektir.
    Bilgilerinizi ve gereğini rica ederim

    www.t-infection.com


  2. #2
    Status : aDNaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mar 2007
    Bulunduğu yer : qelCeNMi?
    Mesajlar: 6.704
    Konular: 1.578
    Aldığı Beğeniler: 48

    Standart

    F Klâyvyeyi Kim Oluşturmuştur?

    Daktilo makinemiz ve devamında F Klavyemizin oluşumunda çok büyük emeği olan Onursal Başkanımız İhsan YENER'in çabaları sonucunda ve kendisinin de içinde yer aldığı bir millî komisyon tarafından; bilimsel olarak Türk Dili'nin özelliklerine ve fonetik yapısına göre hazırlanan Standart Türk Klavyesidir.

    Klavyemizi Oluşturan F Klavyenin Babası Olarak Anılan İhsan Yener Hocamız Kimdir?

    İHSAN SITKI YENER – Özgeçmişi

    1925'te Afyonda doğdu.
    1942'de İzmir Ticaret Lisesini bitirdi.
    1946'da İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi (= İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisi)ni bitirdi.
    1957'de Amerika Birleşik Devletleri New York Üniversitesi, Business Administration Bölümünde Ölçme ve Değerlendirme konularında Mastr;
    1958'de aynı Üniversitenin Business Education bölümünde Eğitim Metotları, Araştırma-Geliştirme konularında Doktora yaptı.
    Eğitim-Öğretim Görevleri (Resmî): 1946'da Sultanahmet Ticaret Lisesi'nde Stenografi, Daktilografi ve Meslek Dersleri Öğretmenliğine başladı. Sonra Beyoğlu Ticaret Lisesi, Eyüp Ticaret Lisesi, Deniz Kuvvetleri Levazım Okulu, Kara Kuvvetleri Levazım Okulu, Galatasaray Lisesi Ticaret Bölümü, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü, Florance Nightingale Yüksek Hemşire Okulu ve İstanbul Sekreterlik Okulu'nda öğretmenlik yaptı.
    1955-1956 yıllarında Ticaret (ve Turizm) Yüksek Öğretmen Okulunun, 1959-1965 yıllarında Ticaret Liseleri ve sekreterlik okullarının Yönetmelik ve Müfredat Programlarını hazırlayarak kuruluş ve geliştirme faaliyetlerine katıldı.
    1977 yılında İstanbul Sultanahmet Ticaret Lisesindeki Resmî Görevinden emekli oldu. Halen Şampiyon Kursları'nda Öğretmenlere Rehberlik göreviyle, Eğitim Metotları Araştırma Geliştirme çalışmalarıyla, öğrencilere meslek edindirme ve üstün yetenekli ve çalışkan gençlere, Dünya rekorları kırdırma alanında aktif eğitimcilik yaşamını sürdürmektedir.
    Askerlik: 1950-1951 yıllarında Ankara ve Devrek'te askerlik görevini Yedek Subay olarak yaptı.
    Standart Türk Klâvyesi:1930'lu yıllardan başlayarak, Türk dilinin özelliklerine göre yapılmamış, standart olmayan, değişik harf dizinleriyle oluşturulmuş çeşitli yabancı daktilo klâvyeleriyle çalışmanın sıkıntılarını giderme isteklerini, 1946 yılından itibaren Öğretmen çabaları olarak sürdürdü. Türk Dil Kurumu verileriyle Eğitim Kurumlarında 10 yıl süren çalışmalar ve denemeler sonucunda oluşturduğu Klâvye dizinini Millî Eğitim Bakanlığına sunarak, Türkçe harfler için de ideal olabilecek bir Millî Klâvye ihtiyacını anlatıp en üst düzeylerde ele alınmasını ancak 1955 yılında sağlayabildi. Yöneticiliğini ve sözcülüğünü yaptığı "Yabancı uzmanlarla da pekiştirilmiş İhtisas Komisyonu"nca oluşturulan "Onparmak yöntemi ile Türkçe için ideal Klâvye"yi 20 Ekim 1955'te "Bakanlıklararası Standardizasyon Komitesi"ne "Standart Türk Klâvyesi" olarak kabul ettirdi. Türkiye'deki tüm daktilo makinelerinin bu bilimsel Klâvyeye dönüştürülmesi, 1963 yılında Gümrükler Kanununa bir madde eklenmesi ve 1974 yılında "Türk Standardları Enstitüsü" Tarafından "Zorunlu Standart" olarak kabul edilmesiyle kesinleşti. Daha sonraki yıllarda rasgele klâvyelerle ithaline başlanan Bilgisayarların da Standart Türk Klâvyesi ile ithal ve montajı giderek yaygınlaşmakta ve kurallara uyulması oranında bu klâvyenin verimliliğinden yararlanılmaktadır.
    Türkiye ve Dünya Stenografi, Daktilografi, Bilgisayar ve İnternet Şampiyonaları:19 Temmuz 1941'de İzmir Gazetecileri Birliğince düzenlenen "Daktilografi Yarışması"nda dakikada 108 sözcük hızla yazarak İzmir rekorunu kırdı. Öğretmen olduktan sonra 24 Mayıs 1947'de ilk İstanbul Daktilografi Şampiyonasını; 18 Mayıs 1948'de de ilk Türkiye Daktilografi Şampiyonasını organize etti ve bu şampiyonaların her yıl Mayıs aylarında muntazaman yapılmasını sürdürerek 11 Temmuz 1993'te İstanbul'da 40. Dünya Stenografi, Daktilografi ve Bilgisayar Şampiyonaları'nı ve Intersteno Kongresini organize etti.
    İkinci Dünya Savaşından sonra yenilenen Dünya Şampiyonaları Yönetmelikleriyle 1955 yılından başlayarak her 2 yılda bir yapılmakta olan Dünya Daktilografi, Stenografi, Bilgisayar ve Internet Şampiyonalarının hepsine Türk yarışçıların katılabilmesi için "Devamlı Yetiştirme-Geliştirme ve Hazırlık çalıştırmaları"nı sürdürerek önce Mekanik Daktilolarla, 1960'larda Elektrikli, 1970'lerde Elektronik Daktilolarla, 1980'lerden itibaren Bilgisayarlarla ve 2000'lerde + olarak İnternet aracılığı ile yapılagelen Dünya Şampiyonalarında 21 Mayıs 2005 gününe kadar 30 Türk gencinin 16 rekorla Dünya Şampiyonu olmasını, ikincilik ve üçüncülüklerle de her Dünya Şampiyonasında Türkiye'nin daima Şeref Listesinin başlarında yer alması başarılarını sağladı.
    Stenografi branşında: 20 Temmuz 1941'de İzmir Gazetecileri Birliğince düzenlenen "Stenografi Yarışması"nda dakikada 436 hece sür'atle yazarak uzun yıllar erişilemeyen bir rekor yarattı. Öğretmen olduktan sonra 1946-1950 yıllarında Fransız Duployée, Aimée, Paris ve Prevost Delaunay sistemlerinin Türkçe adaptasyonlarını eğitime uyarlayarak geliştirdi. 1952-1955 yıllarında mevcut Türk Stenosuna İngiliz Pitman sisteminin bazı kurallarını da katarak daha hızlı yazılabilir olmasını sağladı.
    1958'de New York McGraw-Hill Corporation Gregg Division ile yaptığı anlaşma sonucu Gregg Stenosunu Türkçeye adapte ederek 1958-1962 yıllarında İstanbul, İzmir, Bursa ve Adana Sekreterlik Okullarında eğitimini başlattı.
    1980'li yıllarda Bilgisayar Destekli Makine Stenosunun kalem stenosuna oranla daha fazla hız ve anında çeviri (okuma) kolaylığı sağladığının ileri ülkelerde belirginleşmesi üzerine bu sistemleri de Türkçede uyarlamak için 1991 yılında Sofya'daki (Gramatik yöntemle çalışan) SPS "Software Products & Systems Corporation" firmasıyla 1992 yılında da (Ses-Hece yöntemiyle çalışan) Amerikan "Stenograph" firmasıyla anlaşmalar yaparak Türkçeye adapte edip her 2 yöntemin de eğitimlerini başlattı.
    İtalya Sosyal Onur Ödülü:İtalya Stenografi ve Daktilografi Akademisi, Stenografi Sistemlerini geliştirme çalışmalarındaki başarılarını takdir ederek 13 Temmuz 1987 günü İtalyanın Floransa kentinde Giuseppe Aliprandi Büyük Ödülü "SOCIO ONORARIO" ile ödüllendirdi.
    Meslek Kursları (Özel): 1953-1954 yıllarına kadar, Türkiye'de komple büro eğitimi veren resmî veya özel hiçbir öğretim kurumu bulunmadığı, özellikle Stenograf, Daktilograf, Sekreter ve Muhasebe ara elemanı ihtiyaçları; eğitimsiz kadrolarla, çok verimsiz şekillerde karşılanmakta olduğundan, bu gereksinimleri verimli ve gelişmiş yöntemlere karşılayabilecek elemanlar yetiştirmek üzere, 19 Temmuz 1954 tarihinde "Daktilo Sekreter Kursları"nı kurdu. Bu alanlarda Dünyanın ileri ülkelerindeki son gelişmeleri daima izleyip mukayese ederek Eğitim yöntemlerini her yıl geliştirme prensibiyle en iyi mezunlarını Dünya Şampiyonalarına hazırlayarak 1957'de Milano'da, 1959'da Viyana'da, 1961'de Wiesbaden'de, 1963'te Prag'da Dünya Şeref Listelerine girmelerini sağladı.
    25 Temmuz 1965'te Paris'te ilk mezununun (Ece Özbayrak) rekor bir derece ile Dünya Daktilografi Şampiyonu olmasını sağladıktan sonra adını "Şampiyon Daktilo Sekreter Kursları" olarak tescil ettirdi. 1978'de Türkiye'de bazı Kuruluşlarca başlatılan Bilgisayar eğitimini Amerikan (ASCII) klâvyesiyle veya bilinçsizce uydurulmuş "Q Türkçe" denilen ucube ile uygulamayı reddederek başka diller için bile ideal olan Bilimsel Klâvyenin Bilgisayarlarda da uygulanabilmesi çalışmalarını başlattı ve 6 Ekim 1984'te önce BASIC programcılık eğitimini, sonra Onparmakla bakmadan Bilgisayar kullanımını (Bilgisayarla Daktilografi adıyla) Standart Türk Klâvyesi ile başlattı. Böylece 1985'ten itibaren unvan "Şampiyon Daktilo Sekreter ve Bilgisayar Kursları" olarak önce Milli Eğitim Bakanlığında, sonra Ticaret Sicilinde, daha sonra da T.C. Türk Patent Enstitüsünde tescil edildi.
    Meslek Kursları Ödülü:1954 yılından beri çalışmalarını başarı ile sürdüren Türkiye'nin tek Meslek Kursu olduğunu belirleyen "Özel Öğretim Kurslar Derneği" ve "Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü", 31 Ekim 1997 günü Kurs Kurucusunu "Onur Plaketi" ile ödüllendirdi.
    Meslekî Yayınları: 1955 yılında Büro aleminin Türkiye'de ilk aylık meslekî dergisinin yayımını "Sekreter Daktilograf" adıyla başlattı. "Stenografi Dersleri" ve "Türkçe Gregg Stenosu" ders kitaplarıyla, her 4-5 yılda bir büyük değişikliklerle geliştiregeldiği 5 ciltlik "Daktilografi Ders Kitapları" ve "Öğrenci Uygulama Formları" ile "Öğretmen Rehberi" halen Şampiyon Kurslarının temel kitaplarıdır.
    Uluslararası Faaliyetler: Dünya genelinde "Stenografi, Daktilografi, Büro işleri ve Sekreterlik Eğitimi" konularındaki uygulamalardan tüm üye ülkelerin ilgililerini bilgilendirmek ve bu konuların geliştirilmesini sağlamak amacıyla 1887 yılında Londra'da kurulup 2 yılda bir Genel Kongreleri ve her yıl Merkez Komitesini değişik ülkelerde toplayarak 1955 yılında Monaco'da ilk Dünya Daktilografi Şampiyonasını organize eden "Uluslararası Stenografi Daktilografi Federasyonu"na 1957'de Türkiye'yi temsilen katıldı ve o yıla kadar Türkiye'deki başarılı çalışmaları değerlendirilerek Merkez Komitesi'ne kabul edildi.
    Intersteno Onursal Başkanlığı: Federasyonun daha sonraki tüm faaliyetlerine aktif olarak katılıp, kongrelerdeki eğitim metotlarını geliştirme ve bürolarda verimli çalışma yöntemleri konuları ile şampiyonaların Mekanik, Elektrikli ve Elektronik Daktilografi ile Bilgisayar Yarışlarında yıllar boyunca yetiştirdiği takımların üstün başarıları sonucu, 1991 tarihinde Brüksel'de Federasyonun Genel Başkanlığına (oy birliği ile) seçilerek 1993 Kongre ve Şampiyonalarını İstanbul'da organize etmesi kararlaştırıldı. Başarıyla sonuçlanan bu faaliyetleri de değerlendiren Merkez Komitesi'nin teklifi üzerine, 15 Temmuz 1993 günü Uluslar arası Bilgi İşlem Federasyonu Genel Kurulu, Intersteno Onursal Başkanı olmasını (oy birliği ile) kabul etti. Daha sonraki yıllarda da meslekî geliştirme çalışmalarını sürdürerek Intersteno Kongreleri ve Dünya Şampiyonalarındaki başarılarını giderek artırdığını gözlemleyen Intersteno Merkez Komitesi, 15 Temmuz 2003 günü Roma'da 36 ülkenin 519 delegesinin katılımıyla yapılan Intersteno Kongresi Açılış Töreninde "Intersteno'nun geliştirilmesinde en büyük katkılarda bulunan, Duayenimiz ve Onursal Başkanımız" olarak takdim etti.
    Fair Play Kariyer Dalı Büyük Ödülü: Meslekteki başarılarını daima Dürüstlük, İyi Ahlâk ve Örnek Davranışlar'la sağladığını belirleyen Türkiye Millî Olimpiyat Komitesinin Fair Play Konseyi, 22 Mayıs 1997 tarihinde Kariyer Dalında Büyük Ödül'le ödüllendirdi.
    F Klâvye'nin Babası: Bilgisayarların Türkiye'ye girmeye başladığı 1978'den itibaren, Türk dili özelliklerine uymadığı için "Q Türkçe" olarak "Uydurulmuş Klâvye"nin verimsizliği karşısında bilimselliği Dünya rekorları ile de kanıtlanmış "F Klâvye" tartışmalarının yoğunlaşması sonucu, Medya ve Bilişim Dernekleri işbirliği ile düzenlenen "2003 BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ GÜNLERİ"nde "F Klâvyenin Babası" ilân edilerek Teşekkür Plâketi ile ödüllendirildi.


    "Türk Millî Klavyesi" : F Klavyenin Hikayesi


    Türkiye'de ve Dünyada; daktilografi ve bilgisayar alanında önemli buluşlardan biri sayılan "F Klavyenin İcadı"nın, başka hiçbir yerde bulunmayan hikayesini sizlere bu sayfadan sunacağız.
    1950'li yıllarda yaşanan ve Atatürk'ün gerçekleştirdiği Harf İnkılabını örnek alarak gerçekleştirilen çalışmayı ilk bölümlerinden itibaren aşağıda bulabilirsiniz. Geri kalan bölümler, ilerleyen zamanlarda tamamlanacaktır.
    Bölüm 1 - 1947-1951 Yılları Arası Yıl 1947...Haziran ayı... Sultanahmet’te Birinci Ticaret Lisesi’ndeyiz. Okul müdürü Adil Erdener, her ders yılı sonunda öğretmenlerin doldurup, müdürleri vasıtasıyla Bakanlığa yolladıkları “Talim Sicili”nin İhsan Yener’e ait olanını elinde sallaya sallaya koridorun başındaki sahibine yaklaşıyor. Tecrübeli idareci edası ve canlı gülüşü ile:
    - Dik kafalı çocuk! Yine neler yazmışsın?.. Bunu yırt at, yenisini akıllı uslu yaz!.. Bu Bakanlığa gitmez.
    - Neden?
    - Böyle zehir gibi yazılır mı? Okusana,
    (Öğretmenin doldurduğu sayfaların sonuncusunu alıp uzatıyor:
    “.....
    Daktilografide: Kısa bir zamanda daktiloda yüz kelimeye kadar süratli yazabilen öğrenciler yetiştirdim. Fakat daima piyasada rezil olmaktayım. Çünkü öğrencilerim bu sürati elde edebilmek için klâvyeye bakmadan (ezbere) yazmaktadırlar. Sadece ezberlediği klavyede bir daktilografın bu süratlere erişebileceğini, değişik klavyelerde hiç yazamayacağını idrak edemeyen iş adamları, müdür ve şefler piyasada pek çoktur. Bunlar öğrencilerimi istihdam etmeden evvel kendi anlayışlarına göre, imtihan etmektedirler. Belki 180 çeşit klavye arasında öğrencim % 99 ihtimalle öğrenmediği bir klavye ile karşılaşmakta ve yazamamaktadır. Bu durum karşısında imtihan eden:
    - Demek sizin yaptığınız müsabakalar da uydurma, “Ben bu klavyede yazamam” ne demekmiş. Daktiloyu öğrenmek demek, her makineyi kullanmayı öğrenmek demektir” şeklinde konuşmakta ve standart klavye anlayışından bihaber önce öğrencimi, sonra beni rezil etmektedir. Aslında bu rezalet bize değil, Bakanlığımıza aittir. Çünkü benden önceki meslektaşlarımın senelerce haykırdığı gibi ben de tekrar edeyim:
    Türkiye’de standart bir milli klavye kabul ve tatbik edilmedikçe, piyasada 180 çeşit klavye revaçta bulundukça, daktilografi öğretiminden hayır yoktur, olmaz... Öğrenenlerin % 99’u ziyan olup gitmeye mahkumdur.
    Stenografide: Devlet stenosu veya komisyon stenosu isimleri verilen ve okutmağa mecbur olduğumuz stenografi kuralları acizdir. Sadece bu kurallarla yetinilirse birçok kelimeler yazılamaz. Öğrenilmesi zordur. Esaslı şekilde islah edilmedikçe veya atılıp bambaşka esaslarla yenisi yapılmadıkça bu stenografiyi okutmak, öğrencinin, hocanın ve programların saatlerini israf etmekten başka bir şey değildir...”
    Adil Bey konuşmasına devamla:
    - Daha 6-7 aylık öğretmensin. Stajyerliğin öğretmenler kurulunda henüz kabul edildi. Karar daha Bakanlığa bile gitmedi. Tertiplediğin Birinci Türkiye Daktilografi Şampiyonası ve yetiştirdiğin öğrencilerle alakalı takdirini kazandın. Talim Sicilinin ve Bakanlığa gidecek yazıların nasıl olması icap ettiğini de öğren... diyor.
    Psikoloji kurallarına bağımlı ve samimiyeti ile Talim Sicili’ni İhsan Yener’in eline sıkıştırıp (usule uygun) bir nüsha yazdırtmaya ikna ediyor.
    İhsan Yener bundan sonra daha birçok kereler bu eda ile yazılar yazmış, Adil Bey’den geçenler düzelmiş, geçmeyenler yüzünden başına birçok belalar gelmiştir.
    Bay İhsan Yener
    Birinci Ticaret Lisesi Steno-Daktilo Öğretmeni
    Sultanahmet Şehir
    Mesleki bir mesele üzerine görüşmek üzere teşrifiniz beni çok memnun edecektir.
    Saygılarımla.
    Linguafon Enstitüsü Sahibi
    Vitali Bilen
    Yıl 1950...
    Acaba görüşülecek mesleki konu hangi mesleğe ait? Daktilografi mi? Muhasebe mi? Gelir Vergisinin ilk tatbiki senesi olduğuna göre acaba bir muhasebeci mi lazım? Yoksa Vergi müşaviri mi?
    Linguafon Enstitüsü sahibi aynı zamanda bir reklam (tabiri caizse) hastası... Acaba bu konuda bir mesele mi var? Öyle ya, mektubun muhatabı aynı zamanda Ticaret Lisesindeki Neşriyat dersinde Reklamın felsefesini yapıyor...
    İşler de pek çok... Ders yılı başı... Sınavlar bitip neticeleri alelacele alınmış hemen ertesi gün mektepler açılmış. Kayıtlar daha bitmemiş. İlk sınıflara talep fazla... Sınıflar kalabalık... Bir yandan Müdür Yardımcılığı bir yandan Daktilografi öğretmenliği... 60-70 kişilik sınıflarda 40 yazı makinesi ile Daktilografi dersi nasıl yapılacak? Zaten ders haftada 1 saat...
    Her sene açılan “Daktilografi Uzmanlık Kursu” bu sene de açılıyor. Yüzlerce talip arasından seçilen 40 kişi ile çalışmalar başlıyor. İşin düzen ve intizamını temin etmek hep ilk günlerin davası...
    Bu uğraş arasında 1-2 hafta zarfında davete kabul fırsatı yaratılıyor.
    - İsminizi ve adresinizi bana Asri Daktilo Dersevi’nin sahibi Pepo verdi. Daktilo meselelerinde her soracağımla sizden cevap alabilirmişim.
    - Bildiğim kadar evet...
    - Şu yazı makinesinin Türkiye mümessiliyim. Yeni aldım bu işi... 6 aydan beri ilanlarına da başladım. Gazetelerde her gün (Rooy) çıkıyor. Ne olduğunu henüz kimse bilmiyor. Yavaş yavaş ne olduğu anlaşılacak.
    Reklamda başarılı olmak için bir şart da malın iyi ve kötü taraflarını, yani kalitesini tamamen, bütün ayrıntılarıyla bilmektir.
    Şimdi sizden ricam: Bana bu makine hakkında bir rapor hazırlamanızdır. Mümkün mü?
    - Mümkün.
    - 4 santim kalınlığı olan kitap gibi, her çantaya sığabilen bu ince ve hafif (portatif) makinenin şu (İdeal) ayarında olmadığını biliyorum. Fakat iyi ve kötü her şeyini de bilmek istiyorum. Sonra, bu malı satarken yanında, alanın kendi kendine öğrenebileceği bir broşür de vermek istiyorum. Bunu da hazırlamanızı rica etsem.
    - Olur. Fakat bir klavye meselesi var.
    - Bu makinenin klavyesi şu...
    - Evet, görüyorum. Diğer birçok makinelerin klavyelerinden farklı. Onlarda olduğu gibi bunda da öğrenen bir başka makinede yazamayacak.
    - Neden?
    - Çünkü on parmakla yazan, bir klavyeyi ezbere bilir ve bakmadan yazar. Her klavyeyi ezbere bilmesine imkan olmadığından ezberlemediği klavyeye geçince bakmadan yazamaz ve bu takdirde on parmakla yazmanın kıymeti kalmaz..
    - Bu belki benim için bir bakıma iyi gibi görünüyor ama esas itibarıyla kötü bir şey. Peki bunun çaresi?
    - Standart bir Milli Klavye..
    Bunu önce Maarif Vekaletine kabul ettirebilirsek, başka memleketlerde olduğu gibi bizde de tek klavye olursa daktilograf nereye giderse gitsin aynı klavyeyi bulur ve metodu ile yazabilir. Hem şahsi sıkıntı çekmez hem işlerin verimi artar...
    - Bu iş için bir çalışma ve teşebbüs var mı?
    - Evet. Benden evvelki Daktilografi hocaları ta 15 seneden beri bu dava için uğraştılar... Ben de hoca olduğum günden beri teşebbüs eder dururum. Nihayet 1947’de Avni Başman’ın Vekilliği zamanında Türkçe ve Daktilografi hocalarına bu iş için bir yazı geldi.. Yeniden bir Standart klavye tertibi isteniyordu.
    İstanbul'da Dakikada 70 kelimeden daha süratli Daktilo yazabilen kimler varsa hepsini bir araya topladık. Daktilografi ve Türkçe öğretmenleri de aynı gruba katılıp birkaç toplantı yaptık. Çok çetin münakaşalar sonunda bir şekilde karara vardık ve bu şekli Vekalete gönderdik. Gidiş o gidiş... Ne bir cevap geldi ne karar. Esasen daha o yazımız gitmeden Vekil değişmişti..
    - Şimdi tekrar girip yeni Vekile işi anlatsanız.. Görüyorsunuz rejim değişti.. Birçok yenilikler hevesle ele alınıyor.. Belki bu işi de ele alırlar. Hatta ben sizi bu iş için arabamla Ankara’ya götürüp getiririm..
    - Bu işte sizin ne menfaatiniz var?
    - Biliyorsunuz ben reklamcıyım. Siz Ankara’da kabul ettirebilirseniz ben hemen oradan Fabrikaya telgraf çeker ve Milli Klavye ile ilk partiyi herkesten evvel getirtirim. Kabul ettiremezsek bile böyle bir memleket işine hizmet etmiş olmanın manevi hazzı bana yeter. Ben de bu memleketin evladıyım...
    Hem zaten benim de Ankara’da görülecek bazı işlerim var.. Bu ay içinde gidebiliriz. Ne dersiniz?
    - Ben öğretmenim. Mevzuata göre dersimi bırakıp gitmek için bana kolay kolay izin vermezler.
    - Cumhuriyet Bayramı yakın. Gidiş gelişi tatile denk getiririz. Orada kalacağınız 2-3 günü de mevzuata uydurmanın çaresi yok mu?
    - Var.. Dersim olmayan günler var.. Senede 3 defa tezkere yazma hakkı diye bir şey de var. Bu iş olabilir. Gidebiliriz.
    - Mutabık mıyız?
    - Mutabıkız.
    -
    - Merhabaaa... Hoş geldin İhsan Bey... Hayrola?
    - Hoşbuldum efendim. Klavye işi için geldim.
    Ticaret Öğretim Şube Müdürlüğü’ne yeni tayin edilmiş bulunan Raşit Bey “iyi ettin” derken, aynı makamın eski müdürü Avni Bey “Ne lüzum vardı” gibilerinden manalı gözlerle bakıyordu.
    - Efendim, Ruhi Bey müsteşar beye bu hususta bir mektup yazmıştı. Sabah gördüm. Klavye meselesi hakkında anlattıklarımı dinledikten sonra:
    “- Öğleden sonra saat 4’de ben Teknik Öğretimde olacağım, Raşit Bey ve Avni Bey’le beraber gelin görüşelim” dedi. Mümkünse bu husustaki dosyaları çıkartıp her şeyi hazırlayalım...
    - Çok iyi olur.
    Diyen Raşit Bey hemen memurlara bu husustaki evrakı çıkarmalarını söylüyor.
    Dosya bulunduktan sonra (klavye) bahsinde bugüne kadar yapılanlar tetkik ediliyor..
    10 Mayıs 1943 tarihinde Ticaret Öğretim Müdürü Abdullah Nuri Aker’in başkanlığındaki komisyon:
    “On parmak usulünde metodun icabı sağlanabilmesi için hiç değilse okullarımızda tek tip bir klavyenin temini göz önünde bulundurulmak gerekir. Türkiye’ye şamil bir klavyenin kabul edilmesine bugünkü iş hacmimize göre kat’i zaruret görülmektedir. Böyle bir klavye, rasyonel mesai temin edecek, zaman ve iş kaybının önüne geçecektir” şeklinde bir rapor vermiş.
    1946’daki Maarif Şûrasının Ticaret Öğretim Komisyonunda Süleyman Sergici tarafından klavye hakkında verilen takrir ittifakla kabul edilerek umumi heyetin de tasvibine mazhar olmuş.
    29.12.1948 tarihinde Ankara-Adana-İstanbul ve İzmir Ticaret Liselerinde kurulacak komisyonların Standart klavye şekillerini tespit etmesi maarif vekaleti tarafından kararlaştırılarak bu emir 13.1.1949 tarihinde vilayetlere gönderilmiş.
    Bu 4 komisyon ayrı ayrı 4 esas şekil tespit etmiş:
    Adana Komisyonu: “Maliye Vekâleti kırtasiye satın alma komisyonu” için 1928 senesinde tertiplenen klavyeyi esas itibariyle kabul ederek, ufak tefek bazı tadilattan sonra bu şeklin standart olmasını temenni etmiş.
    İzmir Komisyonu: Türkçe öğretmeninin 4.000 kelime üzerinden hazırladığı “harflerin kullanılma oranı istatistiği” ile yepyeni bir klavye tertipleyerek en çok kullanılan harfi en kuvvetli parmağın yazmasını temin etmiş;
    İstanbul Komisyonu: Türkçede kullanılan bütün kelimeler üzerinden hazırlanan “harflerin kullanılma oranı istatistiğini” evvela Türk Dil Kurumu’ndan istemiş. Sonra, Türkçede kullanılan 29.934 kelimenin 183.596 harfini tasnif ederek en emniyetli istatistiği temin etmiş;
    Diğer taraftan hekimlerle işbirliği ederek, el ve parmak röntgenlerini, kemik, sinir ve adale hareketlerini inceleterek en kuvvetli, en işlek, zayıf ve kuvvetsiz parmakları tespit ettirmiş.
    Bu suretle harflerin kullanılma oranları ile el ve parmakların işleklik oranları arasında bir ilişki kurarak tespit edilen klavyenin standart olmasını istiyor.
    4 ayrı klavye şekli ve raporları içeren birçok sayfalık bu yazılar toplandıktan sonra Ticaret Öğretim Müdürü Abdullah Aker, yardımcısı Rıza Akbora’ya hitaben:
    “Bu 4 şekli ve Raporları birleştirelim” notunu yazmış...
    Şimdi iş; bu dört şeklin birleştirilmesi...
    Saat 4’de Teknik Öğretim dairesine gelen müsteşara bu durum anlatılıyor. Müsteşar, Eski Ticaret Öğretim Müdürü Avni Ayata’ya soruyor:
    - Ankara’da bu işi derhal kararlaştırabilecek yetkili kimseler var mı?
    - Var efendim. Ticaret Lisesinde.
    - Yarın bir toplantı yapıp bu işi neticelendirelim.
    - Peki efendim.

    1 Kasım 1951
    Ankara’da istasyon yanındaki Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü binasının Ticaret Öğretim Şube Müdürlüğü Odası. Bir koltuğa ilişmiş elindeki dosyaları merakla inceleyen bir yabancıdan başka kimse yok bu odada henüz. Saat 14’e doğru bir yabancı daha geliyor. Tanışmadıkları için o da diğer bir koltuğa oturuyor. Konuşmuyorlar... Biraz sonra gelen bir üçüncü, bir dördüncü kimse ikinci gelenle aralarında konuşuyorlar:
    - Bizi niçin topladılar yahu?
    - Klavye işi için.
    - Benim saat 3’te mahkemem var fazla kalamam. Kesin kesin Allah aşkına.
    - Benim de işim var. Vaktiyle bir klavye yapmıştık ya şimdi ne istiyorlar?
    - Adana'dan filan gelen klavye teklifleri farklı imiş. Birleştirilmesini istiyorlar.
    - Bu hususa konuşmağa lüzum bile yok. Vaktiyle yaptığımızı kabul edelim bitsin gitsin...
    * * *
    Biraz sonra Avni Ayata’nın başkanlığında toplanan komisyonda:
    Adana ve İzmir klavye teklifleri, raporları okundu ve şekiller incelenerek geçildi.
    Ankara ve İstanbul tekliflerinde aynı zihniyetle (en çok kullanılan harfi en işlek parmağa vermek) hareket edildiği fakat Ankara’nın 4.000, İstanbul’un 29.434 kelimeden elde edilmiş istatistikleri esas almaları yüzünden yapılmış ama bizimki daha iyi..
    - Niçin?
    - O kadar çok kelime saymaya ne lüzum var? 4.000 kelime kafi...
    - Türkçedeki bütün kelimelerden yapılmış bir istatistik, 4.000 kelimelik bir sondajdan daha doğru netice vermez mi?
    - Türkçedeki bütün kelimeler her zaman kullanılmıyor ki? Halk konuşma dilinde 1.000 kelime bile konuşmuyor.
    - Daktiloda çoğunlukla yazılacak olan kelimeler halk dilinden midir?
    - Hayır... Ticaret dili.
    - Bizde yerleşmiş bir ticaret dili henüz yok ki...
    - İktisat dilini esas alabiliriz...
    - Niçin hukuk dilini almayalım?
    - Edebiyat da lazım. Yazarlar romanlarını hep kalemle mi yazacaklar?
    - Resmi daireler bugün için memleketimizde kullanılan yazı makinelerinin çoğuna hakimdir. Resmi dili esas almak lazım.
    - Bütün konuşulanları bir araya toplarsak: Yazı makinesinin her yerde kullanıldığı, bu yüzden Türkçedeki her mesleği kolayca yazabilecek bir klavye tertibine imkân verecek olan istatistiği esas almamız gerektiği ortaya çıkıyor.
    - Ankara’nın istatistiği bunu temin eder?
    - 4.000 kelimelik istatistik mi?
    - Hatırladığıma göre bu 4.000 kelime ayrı ayrı 3-4 metinden seçilmişti, içinde edebiyat, hukuk ve iktisadi bahisler vardı..
    - Her konuyu içerecek olan Türkçedeki bütün kelimelerin (İstanbul’un) istatistiği daha isabetli değil mi?
    - Türkçede imla kılavuzunun tespit ettiği 29.934 kelimenin hepsi, bugün için kullanılan kelimeler değil ki.. İçinde unutulmuş, eskimiş kelimeler de var, anlaşılmadığı için henüz kullanılmayan yeni kelimeler de var. Türkçe temiz bir Türkçe değil ki. İmla Kılavuzunda Arapça da var, Farsça da var, Yunancadan, Latinceden gelmiş kelimeler de var.. Yeni Türkçe, eski Türkçe, orta Türkçe diye bir sürü uydurmalar bile var. Bunların tamamını esas almak doğru mu?
    - Büyük adetler kanuna göre doğru...
    * * *
    2 Kasım 1951
    Dün İstatistik tartışmalarıyla başlayan toplantı, Ticaret Öğretim Şube Müdürlüğünün bitişiğindeki toplantı odasında devam ediyor...
    İstatistik bahsinde kesin karara varılamayınca şekiller üzerinde tartışma başladı...
    - (A) harfinin yeri orta sırada olmalı?
    - Yukarı sırada daha kolay yazılmaz mı acaba?
    - Nasıl olur?
    - Yukarı sıra, yukarıdan aşağıya doğru olan vuruşlar için daha müsaittir.
    - Tecrübe edelim...
    Esasen makineler ortada duruyor... İnanmayanlar hemen yazıp tecrübe ediyorlar.
    - Bak (E) harfinin yeri güzel işte...
    - (K) da iyi yerde.
    - (M) nin yeri olmadı...
    - Galiba İstanbul’un istatistiği daha iyi...
    - Acaba öğrenciler bu vazifenin önemini, ciddiyetini anlamış mıydılar?
    * * *
    3 Kasım 1951 sabah..
    Dün akşam sonuna yaklaşan tartışmaların neticesi bugün öğleden sonra alınacak.. Sabah bazı öğretmenlerin dersleri olduğu için toplanılmıyor...
    Bu fırsattan istifade ile, İhsan Yener daha evvel (1951 senesi Nisanında) daktilo ile resim yapma sanatının korunması ve tanıtılması için tanıştığı, o zamanın Maarif Vekili Tevfik İleri’yi ziyaret edip yine o zaman anlattığı klavye davasının ele alınmasını rica etmeyi faydalı buluyor...
    Sarkmış gözlüklerin üstünden zeki gözleriyle bakan vekil:
    - Daktilo ile Resim... İhsan Yener sizdiniz değil mi?
    - Evet efendim..
    - Nasıl. Yine öğrencileriniz güzel resimler yapıyorlar mı?
    - Yapıyorlar efendim?
    - Bir de klavye davanız vardı.. O ne oldu?
    - Bu sefer bu iş için geldim efendim.. Komisyonumuz 3 gündür çalışıyor. Bugün bir neticeye varabilirsek neticeyi makamınıza arz edecekler.
    - Çok iyi, benim yapabileceğim nedir?
    - Size getirilecek kararın bir an evvel tatbikini temin ederseniz memlekete çok büyük iyilikler yapmış olacaksınız efendim.
    - Derhal.. Hiç vakit kaybetmeden.. Bu benim vazifem.. Hiç merak etmeyin...
    - Sağolun efendim. Çok teşekkür ederim...
    * * *
    3 Kasım 1951 öğleden sonra...
    Çoğu kesin karara bağlanamayan iki günlük tartışmalardan sonra çoğunluk kararı ile yeni klavye şekli meydana çıktı.
    İstanbul Komisyonunu temsil eden İhsan Yener:
    - 3 günden beri devam eden bu tartışmalar ilk değil. İkinci değil.. Üçüncü değil... Daha önce de bu husustaki tartışmalar o kadar çok oldu ki ben artık A veya Z harfinin yerini bir tarafa bırakıyorum. Benim için şimdi mühim olan: “şekil ne olursa olsun fakat Türkiye’nin her yerinde aynı olsun.. Standart olsun” meselesidir. Bir Amerikalı, Amerika’nın neresine giderse gitsin hep aynı klavyeyi buluyor, bir Fransız Fransa'nın her yerinde, bir Alman Almanya’nın her yerinde öğrendiği klavyeyi bulursan bir Türk bu imkândan mahrum. Bu yüzden kaybettiğimiz emeklerin, israf ettiğimiz iş saatlerinin haddi hesabı yok. Biz buna mani olalım. Yapacağımız iş bugünkü daktilograflar için değil, istikbal için. Tek klavye olsun da ekseriyetin istediği şekil olsun..
    Avni Ayata işi ele alıyor:
    - Yapılacak iş ufak tefek değil, oyuncak değil, memleket çapında; nesiller boyunca hakim olacak bir iştir. Bugünkü Demokrasi anlayışında bizim burada kendi kendimize böyle bir karar vermeye hakkımız var mıdır bilmiyorum. Kabul edilecek Milli Klavyeyi Türkiye’de Daktilo yazan herkes ileride kabule mecbur kalacaktır. Kanunen mecbur edemesek bile milli klavye yayıldıkça bundan başkasını bulamayacağından kullanmaya mecbur kalacaktır. Adil bir karar vermek istiyorsak bu kararı vermeden evvel, bu kararla müstakbel bir mecburiyetine girecek olan herkesin fikrini, düşüncesini almalıyız..
    - Her daktilo yazana mı soracağız? Bu mümkün mü?
    - Hiç olmazsa temsilen sorabiliriz. Mesela bütün vekaletlerin, Bankaların, İktisadi Devlet Teşekküllerinin düşüncelerini almalıyız?
    - Bunu yapmak demek bu işi senelerce uzatmak demektir. Yazılması, sorulması, onların cevap yazmaları. Aylarca bitmez.
    - Çok acele cevap verilmesini isteriz.
    - İşler sürüncemede kalacak. Yazık olacak.
    - Kalmaz...
    - Bu işin tekniğini bilmeyene sorulur mu?
    - Demokrasi budur...
    * * *
    İhsan Yener kendisini arabasıyla Ankara’ya getiren, bir haftadır Ankara’da misafir eden Vitali Bilen’e bu neticeyi büyük bir kederle anlattı.
    Ertesi sabah emekli Citroen, İstanbul yolunu tutmuştu.
    İhsan Yener düşünüyordu:
    - On parmakla daktilo yazma usulünü bilmeyenler için (A) harfi nerede olursa olsun fark etmediği halde bunlar en ufak bir değişikliğe razı olurlar mı? Alışkanlık denen o muazzam şey sigara içmek bahsinde bile bütün insanları esir ettiğine göre hangi daktilograf alıştığı şekli değiştirmek ister? İşin gereğini anlamış olan metotlu yazanlar Türkiye'de kaç kişidir?
    Bunlar için bile değişik bir klavyeye razı olmak başlangıçta büyük bir fedakârlık değil midir?
    Acaba Atatürk harf inkılabına karar vermeden evvel (A) harfi böyle mi olsun, (E) şeklinde mi olsun diye dağdan indireceği bir yabana veya Arap harflerine alışmış bir katibe sorsaydı bu inkılabı yapabilir miydi?


  3. #3
    Status : aDNaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mar 2007
    Bulunduğu yer : qelCeNMi?
    Mesajlar: 6.704
    Konular: 1.578
    Aldığı Beğeniler: 48

    Standart

    Uluslararası Bilgi İşlem Federasyonu (Intersteno) nedir?

    121 yıl önce … 26 Eylül 1887 günü İngiltere’nin başkenti Londra’da, o günkü adıyla ‘Stenografi Federasyonu’ olarak kuruldu.


    Kısa adı INTERSTENO olan Uluslararası Bilgi İşlem Federasyonu; 1887 yılından bu yana Stenografi, Daktilografi ve Bilgisayar konularında gelişmeleri teşvik amacıyla Kongreler ve Dünya Şampiyonaları organize etme faaliyetlerini sürdürmekte olan, Birleşmiş Milletlere bağlı bir Federasyondur. 2006 yılına kadar toplam 45 kongre ve 25 Dünya Şampiyonası organize etmiş bulunmaktadır.


    İngiltere’deki modern stenonun 300. yıldönümünü kutlamak ve Parlamento-Mahkeme-Sekreter stenograflarının işbirliğine daktilografların da katılması amacıyla kurulan Uluslararası Bilgi İşlem Federasyonu - Intersteno; geçen 121 yıl içerisinde, öncelikli amaçları olan Daktilografi ve Stenografinin gelişimi konusunda tüm dünyada çok büyük ve başarılı çalışma ve gelişmelere imza atmıştır.
    Şu an 36 ülkenin üye olduğu, her iki yılda bir düzenlediği Dünya Bilgisayar ve Stenografi Şampiyonalarına ve her yıl yapılan Dünya İnternet Şampiyonalarına katılan binlerce yarışçısı ve öğrencisiyle, ve yüz binlerce destekçisiyle Intersteno; her geçen gün, tüm dünyada bilgisayarın bilinçli kullanımı ile yaygınlaşmasını sağlamanın haklı gururu ve mutluluğu içerisindedir.


    INTERSTENO Statüsünden iki önemli alıntı :
    Madde 1.4: "Federasyon, tarafsız bir organizasyondur. Kazanç sağlama amacı yoktur. Federasyonun parasal kaynakları ancak Tüzükte belirtilen amaçlarla kullanılabilir. Üyelerine tahakkuk ettirilen parasal kaynaklarda herhangi bir finansal kâr olamaz. Hiçbir üye; Federasyon amaçları dışında ödemeler yapamaz veya yüksek ücretlerle yapılan harcamalardan menfaat sağlayamaz."
    Madde 1.5: "Federasyon; hiçbir politik, dini veya etnik içerikli tartışmalara izin vermez."


    Türkiye 5 Mayıs 1957 tarihinde INTERSTENO'ya katılmış; aynı tarihte Merkez Komitesine de üye olmuştur.
    2000 yıldan fazla tarihi olan stenografi ve 150 yıldan fazla geçmişi olan daktilografi mesleklerinin ve günümüz bilgisayar çağının gereği Amatör ve Profesyonel Bilgi İşlem uygulamalarının ve eğitiminin geliştirilmesi için yapılan bu meslekî kongreler, parlamentolarda, her türlü kurullarda ve bürolarda sorunların çözümlenmesi, işlerin daha verimli yapılabilmesi için fikir ve deneyim alışverişleri yapmak, çalışanları daha verimli çalışmaya teşvik etmek üzere, ülkeler arası yarışlar ve Dünya Şampiyonaları organize etmek gibi faaliyetleri görev bilmiş; arada geçen iki büyük Dünya savaşının sonralarında da kongreler yine başlayıp yapılabilmiş; böylece, 1954 yılından beri üye ülkelerden birer temsilcinin oluşturduğu Merkez Komitesinin her yıl toplanmasıyla daha sistemli olarak gelişmeleri ve kurallaşmaları hızlandırmıştır. 1955 yılından 1995 yılına kadar 2 yılda bir, sonrasında ise 3 yılda bir üye ülke gruplarının organize ettikleri Kongre ve Şampiyonalar da durmadan gelişerek bugünlere gelmiştir.
    INTERSTENO Kongrelerinin 47'ncisi, 13-21 Ağustos 2009 tarihleri arasında, Çin'in başkenti Pekin'de yapılacaktır. Kongre kapsamında gerçekleşecek olan Dünya Bilgisayar Şampiyonaları 15 Ağustos 2009 tarihinde, Stenografi Şampiyonaları 16-17 Ağustos 2009 tarihlerinde gerçekleşecektir.


    Bu şampiyonalar için istekli kişileri DÜNYA ŞAMPİYONALARI sayfasını incelemeye ve kendilerini ölçmek için verilen testlerimiz sonunda başarılılarsa, kurumumuz tarafından hiçbir ücret karşılığı olmaksızın yetiştirilmek üzere kurumumuza davet ediyoruz.


    DÜNYA ŞAMPİYONALARI NEDİR?


    Intersteno tarafından 1950'li yıllardan beri organize edilmekte olan ve şu an sektörde dünyanın en büyük resmi yarışması olarak kabul edilen Dünya Bilgisayar Şampiyonaları, 2 yılda bir Merkez Komitesi üyelerinin oylamalarıyla belirlenen çeşitli ülkelerde organize edilmektedir. Türkiye (İntersteno-Türk), 1957 yılından beri bu Dünya Şampiyonalarına aralıksız katılmaktadır.
    Türkiye (İntersteno-Türk), şimdiye kadar katılmış olduğu Dünya Şampiyonalarında, 23'ü rekor olmak üzere, 49 kez Dünya Şampiyonluğu kazanmıştır.


    Uygulanacak olan Intersteno 2009 Yarış Yönetmeliği için tıklayın...(İngilizce)


  4. #4
    Status : [E]Rcann... isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Aug 2007
    Bulunduğu yer : sin bakim
    Mesajlar: 3.504
    Konular: 965
    Aldığı Beğeniler: 0

    Standart

    neden karış karış türkiyem bölümünde bu.


  5. #5
    Status : OzaN isimli Üye şuanda  online konumundadır
    Üyelik tarihi : Feb 2007
    Bulunduğu yer : Çatalca
    Mesajlar: 38.706
    Konular: 5.662
    Aldığı Beğeniler: 3112

    Standart

    Başka yer bulamadı heralde
    Ben alışmışım q klavyeye bırakamam
    + yeni bir klavye için para veremem



  6. #6
    Status : LeqeND KiLLeR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Aug 2008
    Bulunduğu yer : İstanbul
    Mesajlar: 14.630
    Konular: 1.850
    Aldığı Beğeniler: 612

    Standart

    sağol f de ii kullanırım ama q daha ii kullanıyom


  7. #7
    Status : yaSSin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Feb 2007
    Bulunduğu yer : Ne önemi var?
    Mesajlar: 2.918
    Konular: 548
    Aldığı Beğeniler: 9

    Standart

    f klavye forever bakmadan yazabılıyorm


Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

Bu Konu İçin Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  





Takip Et
Sitemizde telif hakkı içeren mp3, film, video vb paylaşılması yasaktır. Eğer telif hakkı ihlaline neden olan bir konu olduğunu düşünüyorsanız BURAYA tıklayarak ilgili konuyu linkiyle birlikte göndererek yöneticiye şikayetinizi dile getirebilirsiniz. En kısa sürede ilgilenilecek ve ilgili konu kaldırılacaktır.


SEO by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279