

İlin merkezi olan Çankırı kenti, Kızılırmak'ın kolları Acıçay ile Tatlıçay'ın birleştiği yerde kurulmuştur. Deniz yüzeyinden 700-800m yüksekliktedir. Çankırı çok eskiden bir kale kentiydi. Kent, sonraları sırtını kaleye dayayarak, güneye doğru yayıldı. Günümüzde, Tatlıçay'ın her iki yakasına serpilmiş durumdadır. Kalenin eteklerindeki mahalleler, kentin çekirdeğini oluşturur. Bu mahalleler dar sokaklıdır. Kentin yeni kesimleri ise, daha modern görünüşlüdür.
Cografi Konumu
Orta Anadolu'nun kuzeyinde, Kızılırmak ile Batı Karadeniz ana havzaları arasında yer alan Çankırı, 40° 30' ve 41º kuzey enlemleri ile 32° 30' ve 34º doğu boylamları arasında yer almaktadır. İlin komşuları batıda Bolu, kuzeybatıda Karabük, kuzeyde Kastamonu, doğuda Çorum ve güneyde Ankara ile Kırıkkale'dir. Denizden yüksekliği 723 metre olup, ülke topraklarının %o 94'lük bölümünü oluşturan toplam 7 388 Km²'lik bir alana sahiptir.
Çankırı'nın Tarihi
Çankırı'nın adı, Batılı kimi gezginler tarafından "Çangırı" ya da "Çengiri" biçiminde yazılmıştır. Kent eski GANGRA adlı kentin yerinde kurulmuştur. Önceleri Paphlagonia'ya bağlıydı. Sonra Pontos devletine, ardından da Galatia'ya bağlandı. Galatia hükümdarı Deiotarus, Gangra'yı merkez yaptı. M.Ö.25'te Roma imparatorluğunun topraklarına katılan yöre, Bizanslılar zamanında bir ara sürgün yeri idi. Kimi kaynaklarda anılan Germanikopolis kentinin Gangra olduğu sanılıyor. Emeviler zamanında İslam orduları birkaç kez saldırdılarsa da bu kaleyi ele geçiremediler.
Çankırı ve çevresi 1071 Malazgirt zaferinden sonra Danışmendoğullarınca ele geçirildi.
Selçukluların Malatya'da tutsak edilip Niksar kalesine kapattıkları Antakya hükümdarı Bohemond'u kurtarmak için 1101'de İstanbul'dan yola çıkan Raymond de Toulouse komutasındaki Haçlı ordusu Ankara'yı aldıktan sonra Çankırı'ya yöneldiyse de kaleye giremediler. Amasya yakınlarında Selçuklu ordusuyla karşı karşıya gelen Haçlı Ordusu, bozguna uğradı. 1134'te Bizans imparatoru Ioannes Komnenos şiddetli çarpışmalardan sonra kaleyi ele geçirebildiyse de, o döndükten sonra Danışmendliler kenti geri aldılar. Daha sonra yöreye Selçuklular egemen oldular. Murad I. zamanında Çankırı ve çevresi Osmanlı topraklarına katıldı. Timur 1402'de Çankırı'yı eski sahiplerine verdiyse de 1439'da Mehmet I. geri aldı.
Osmanlı döneminde yönetim bakımından anadolu eyaletine bağlı bir livanın merkezi olan Çankırı, Cumhuriyetin ilanından önce Kastamonu vilayetine bağlı bir sancağın merkezi idi. Kurtuluş savaşı sırasında İnebolu üzerinden İstanbul'dan Ankara'ya yapılan malzeme ve insan naklinde Çankırı önemli bir aracı merkez rolünü oynamıştır. Cumhuriyet döneminde il merkezi haline getirilmiştir.
19.yüzyılın sonunda yaklaşık 16 bin olduğu tahmin edilen nüfusunu, Cumhuriyetin ilk yıllarında 10 binin altına düştüğü görüldü. (1927'de 8.847). Ancak 1940'da 10 bini yeniden aşabilen (10.235) nüfus 1970'te 25 bini geçti (26.124). 1990'da da 45.496'ya ulaştı.
Çankırı İlinin Kültürü
Çankırı’nın, Çankırılı’nın kültür yapısı, gelenek ve görenekleri, kültürel altyapıyı oluşturan folklorik öğeleri incelendiğinde büyük bir birikimin olduğu görülür. Bu birikimin temelinde uzun yıllar boyunca bu topraklarda yaşamış olan çeşitli milletlerin izleri vardır. Diğer taraftan asırlardır bu topraklarda yaşayan Türkler, kökleri anayurtları olan Orta Asya’ya uzanan bir takım adet ve ananelerini yaşatmayı ve gelecek kuşaklara bırakmayı başarabilmişlerdir.
Türklerin Çankırı ve civarını fethetmesinden bugüne kadar geçen süreçte bölge işgale uğramamış, etnik yapısının temelini oluşturan ağırlıklı Türk nüfusta hiçbir değişiklik olmamış, ticaret yollarından ve limanlardan uzakta oluşu sebebiyle de bölge insanı çok kültürlülükten daha çok tek- kültürlü bir toplum olma özelliğini korumuştur.
Çankırı, olanakların kısıtlı olmasına ve altyapı yetersizliğine rağmen kültürel etkinliklere sürekli sahne olan bir şehrimizdir. İl Kültür Müdürlüğü’nün öncülüğünde ve çeşitli kurumların katkılarıyla konser, tiyatro, gösteri, panel vb. etkinlikler düzenlenmekte, Çankırılılar'ın sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanmasına çalışılmaktadır.
Bu çalışmalar doğrultusunda, 1998 yılında ilde 2 açık oturum, 14 toplantı, 7 gösteri, 5 konferans, 4 panel, 1 seminer, 3 sempozyum düz enlenmiş, 2 kurs ve 11 sergi açılmış, 13 tiyatro oyunu sahneye konmuş ve 3 konser gerçekleştirilmiştir.
Çankırı’da kültür hareketlerinin bir merkezi de kütüphanelerdir. Halen il genelinde bulunan 10 kütüphane ile bir gezici kütüphane, okuyucularına başta ödünç kitap verme olmak üzere her türlü hizmeti sunmaktadır.
100. Yıl Kültür Merkezi’nde bulunan Çankırı Kütüphanesi ise 40.000’e yaklaşan kitap koleksiyonu ile hem Çankırılı kitapseverlere, hem de öğrencilere geniş olanaklar sunmaktadır. Kütüphanede bulunan 112 adet yazma eser ise koruma altına alınmış olup araştırmacıların hizmetine sunulmaktadır. Merkezdeki kütüphane dışında Eldivan, Şabanözü, Atkaracalar, Bayramören, Çerkeş, Kurşunlu, Ilgaz, Orta ve Yapraklı kütüphanelerinde de okuyucular kitapla buluşmaktadır.
Çankırı İlinin İlçeleri
Atkaracalar Bayramören Çerkeş Eldivan Ilgaz Kızılırmak Korgun Kurşunlu Orta Şabanözü Yapraklı
Çankırı İlinin Şabanözü İlçesi

Nüfus: 6455 (2000 yılı sayımına göre)
Yüzölçümü : 594 kilometrekare.
Rakım: 1100 metre
Tarihçe: Tarihi antik çağa kadar uzanır. Etiler, Persler, Paflagonyalılar ve Romalılar'ınegemenliği altında kalmıştır. Daha sonra Bizans,Selçuklular ve 1127 yılında da Danişmentliler'in eline geçerek Türkleşmiştir. Daha sonra da Osmanlılar'ın eline geçmiştir. 1913'de bucak merkezi, 1944'de ilçeolmuş ve belediye teşkilatı kurulmuştur.
İlçenin Şaban Koca isminde bir şahıs tarafından kurulduğu söylenir. Sanı Çayı'nın iki yakasının yeşilliklerle kaplı olması ve bu yerlere öz denilmesi, Şaban ile Öz kelimelerinin birleştirilmesinden Şabanözü adını almıştır.
Halkın geçimi tarım, hayvancılık, el sanatları ve küçük sanayiye bağlıdır. 19 köyü ve 2 belediyesi vardır.

Coğrafya: İlçenin Yeri
İç Anadolu Bölgesi, Orta Kızılırmak sınırları içinde, Çankırı il Merkezi'nin güney-batısında, Aydos-Eldivan Dağları arasında, Sanı Deresi Vadisi'nde Müsellim, Taşlıtepe, Sarımsakçı, Evliya Tepeleri arasında kurulmuştur. İlçenin güneyindeki düzlük ileride oldukça geniş bir ova oluşturur. Kuzeyde Kurşunlu, batıda Orta, Çubuk ve Kalecik, doğuda Çankırı Merkez İlçe ve Eldivan ilçeleri ile çevrelenmiştir. Köyleri genellikle tepe eteklerine yerleşmiştir.
Yüzey Şekilleri
594 kilometrekare yüz ölçümlüdür. Deniz seviyesinden yüksekliği 1.100 metredir. İlçe, volkanik kayalardan Aglomera Bazalt andezitten oluşan yamaçlarda ve Sanı deresinde kurulmuştur. Kurşunlu, Çerkeş, ılgaz deprem kuşağı içinde bulunur. 1943 depreminde hasar görmüştür.
Saha, iç Anadolu'nun yüksek platolarından Kuzey-Anadolu sıra dağlarına geçiş bölgesinde yer almaktadır. Kuzeybatıda Dumanlı ve Elden, batıda Yıldırım ve Aydos, doğuda Eldivan, kuzeydoğuda Sanı en önemli yükselti ve dağlarıdır. Yükseltileri 1800-1950 metre arasındadır. Çankırı ile irtibatı sağlayan Arapboğazı geçidi ise başlıca geçit olarak sayılır.

Yaylaları
Sanı ve Aydos belli başlı olanlarıdır. Önceki yıllarda bu yaylalarda büyük çapta yaz süresince kalınabilecek yayla evlerinin ve hayvan barınaklarının bulunduğu bilinmektedir. Ancak göç nedeniyle nüfusun hızla azalması ile birlikte yaylacılık ta yok denecek kadar azalmıştır.
Akarsuları
Tatlı meyilli hafif dalgalı yamaçları arasındaki vadilerde oluşan akarsulardan, Çubuk istikametine akan ve ilçenin Kamış Köyü yakınlarındaki Sanı Dağı eteklerinden doğan Sanı Çayı ilçenin ortasından geçer. Gündoğmuş Köyü yakınlarından kaynaklanan Terme Çayı, Sanı Çayı ile birleşerek ileride Ana Terme Çayı'na katılır. Çankırı'dan gelen Acı Su ile birleşerek Kızılırmak'a dökülür.
İklimi
İlçe İç Anadolu Bölgesi ile Kuzey Anadolu Bölgelerini birbirinden ayıran Köroğlu Dağ silsilesinin güneyinde yer almıştır. Bu nedenle Karadeniz'in ılıtıcı etkisine kapalıdır. Bu konumu nedeniyle iklimi karasaldır.
Yörede kışlar soğuk, uzun ve karlıdır. İlkbahar kısa sürelidir ve hemen yaz başlar. İlçede yazın ısı 36 derece ile 28 derece, kışın ise 7 derece ile 11 derece arasındadır. Yıllık maksimum yağış 591 mm^3.dir. Yaz ve kış mevsimlerinde dağ ve vadi meltemleri sıkça görülür.Şiddetli rüzgarlara pek rastlanmaz.
Bitki Örtüsü
Aydosi, Elden ve Eldivan Dağları yer yer ormanlarla kaplıdır. Ormanlardaki alanları, meşe, karaçam, ardıç, kısmen sarıçam oluşturmaktadır. Su boylarında söğüt, kavak ile su kenarlarından uzak arazilerde ahlat, alıç gibi bitki türleri görülmektedir. Büyük alanlarda ise ilkbahar ortası gelişmeye başlayıp, yaz mevsiminde sararıp gelişimini tamamlayan atep bitki (ot türleri) örtüsü hakimdir. Elverişli toprak yapısına hakim alanlarda halen fidan dikimi çalışmaları devam etmektedir.
Tweet