Tabii tabii demokrasiden taviz vermemeli!..

Eşkiyanın yakıp yıktiği ,harabeye çevirdiği de devletçe tazmin edilecek..

Eşkiyanın yaptığı yanına kardır...

Karlarından en önemlisi de şudur...

Bana Diyarbakır’dan gelen bir e-mail’den aktarıyorum..

“Eşkiyalar,teröristlerin barındırıldığı Bağlar semtindeki P.T.T binasının önündeki Türk Bayrağını indirip kendi çaputunu astı!..”

Polisin toparladıkları da adliyede serbest!..

Oysa yaptıklarının mevcut yasalara göre bile ağır cezaları var..Mesela panzere molotofun cezası 18 yıl,küçük çocukları eyleme sürmek aynı şekilde, devlete kalkışmayı organize etmek ha keza...

Osman’a dokunamıyorlar, kalkışmayı isteyen, PKK afişleri altında devlete söven DTP il başkanları duymazdan geliniyor!..

Geçtik..!

Durum vaziyetini kavramaya çalışalım...

Şemdinli ve sonrasında,Nevruz çığırtkanlığında ,Diyarbakır odaklı kafa tutmalarda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yönelik “savaş” çığırtkanlığı ve gösterilerinin ötesinde, bir başka “durum” daha vardır.

Bu gösterilerin içine bakıldığında;

Apo ile Barzani Talabani çetelerinin kapışması da görülmektedir!..

Sokaktaki militanların bazı işyerlerine saldırılarında,sindirme çabalarının altında “iki çetenin” Barzani,Talabani ile Apo’nun kapışması da bulunuyor!..

Peki “siyasiler” bu cepheleşmede var mı?..

Bunu anlatacağım ama şimdi söyleyeceklerim başka...

Tıpkı Dicle Üniversitesi gibi Diyarbakır ‘daki güvenlik birimi görevlilerinden gelen iki mesajı değerlendirelim..Bu mesajları aktaracağım,varın yorumunu yapın da neyin ne olduğunu çözmeye çalışalım..

Bakın olayın “yansıtılmamış” bölümleri..

Polisin not defterinden...

“Teröristlerin cenazelerini almak için çevre il ve ilçelerden minibüs ve otobüslerle Diyarbakır’a gelen grubun olay çıkartacağı duyumunu alan istihbarat birimleri Diyarbakır’a olay çıkarmak için gelen grubu şehir merkezine sokmamak için Jandarma güçleri ile birlikte Vali’den izin istiyor, fakat Vali şehire girmelerinde sakınca yok diye izin veriyor. “

Burada bir belirleme yapalım...

Olayları yansıtan BBC, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in şehir eşkiyaları ile pazarlığı sırasında yanında Diyarbakır Vali Yardımcısının bulunduğuna da işaret etmişti..

Habere göre ,Baydemir eşkıya şeflerine “eyleme son verin,polis geri çekilecek anlaşıt ,böylece rahatça gidebileceksiniz” mealinde vilayet adına teminat veriyordu...

Gelen “polis mesajı”na dönelim..

“ Diyarbakır içine gelen grup ara sokaklarda ve Diyarbakır – Ergani yolunu keserek durdurdukları araçlarda kimlik kontrolü yaparak nüfusa kayıtları batı illeri olanları arabadan indirip 'Senin burada ne işin var' deyip dövüyorlar.”

Etnik ırkçılığın belgesidir bu..

“Diyarbakır içine giren grup ilk önce kamu kurum ve kuruluşların telefon ve elektrik tellerini kesiyorlar.Diyarbakır’da toplanan yaklaşık 1000 kişilik grubu içinde, İstihbarat birimlerinin belirlediği , 10 – 15 kişilik provokatör grubun yönlendirdiği ve olayları kışkırttığı gerekçesiyle Emniyet güçleri Provokatörlere müdahale etmek istiyor. Fakat Diyarbakır Valisi’nin engellemesi ile Emniyet birimlerine 'Sağduyulu yaklaşalım' diyerek müdahaleyi engelliyor. “

Böylece “demokratik sağduyu eylemi” kolaylaşıyor!..

“Cenazelerini devletin ambulansı ile alan grup ambulansa PKK bezleri ı ve Abdullah ÖCALAN’ın resmini asarak sözde PKK’nın şehitliği olarak kabul edilen Diyarbakır Yenişehir Mezarlığına götürüyorlar. “

Görüldüğü gibi Diyarbakır da eşkiyanın özel mezarlığı var!..

“Bu arada İl emniyet müdürü tahriklere kapılmayın halka duyarlı yaklaşın diye telsizden birimlerine talimat veriyor. Kalabalık mezarlığa giderken Belediye Zabıtaları şehir merkezinde açık olan işyerlerini dolaşarak kepenklerini kapatmalarını yoksa camlarının kırılacağı belirtiyor.”

Eşkıya şehirde rahatça at oynatıyor!..

“Şehir merkezine gelen grup ilk önce Dağ kapıdaki 4 katlı İş Bankasını, daha sonra sırasıyla İş Bankası’nı, Oyak bank, ve Finans Bank şubesin, yakıp Diyarbakır merkezinde bulunan Ofis Polis Karakoluna saldırıyor. Grup Karakola girerek 2 Polisi bıçaklayıp bir çok polisi dövüp karakolda bulunan bir çok eşyayı tahrip ediyor.”

Ve şu müthiş iddiaya bakın...

“Olaylara müdahale etmek isteyen polisleri İl Emniyet Müdürü telsizde birimlerine kesinlikle müdahale etmemeleri için uyarıyor.”

Ve dahası...

“Olaylar karşısında yetersiz olan Emniyet Müdürü Diyarbakır’da bulunan askerden yardım isteyeceğine çevre il ve ilçelerden yardım istiyor fakat olayların büyümesi üzerine askerin baskısıyla şehir merkezine girilip olaylara müdahale ediyor.”

Eli kolu bağlı devlet hedef tahtasında!..
”Kalabalık grubun içinden zaman zaman güvenlik güçlerine ateş edilmesi sonucu bir çok güvenlik mensubu ateşli silahla yaralanıyor.Diyarbakır Valisinin açıklaması da grubu daha fazla tahrik ederek olayların büyümesine neden oluyor.”

Değerlendirme ve bilgiler şöyle sürüyor
”Fakat olayların büyümesinin tek nedeni Valini olaylara müdahalede geç kalması ve Emniyet müdürünü İstihbarat birimlerinin raporlarında Gelen grubun olay çıkaracağını belirmesine karşın gerekli tedbirleri almamasıdır.Bugün yani 31,03,2006 günü Bismil ve Ergani de olaylar çıkıyor.”

İkinci mesajda çarpıcı bir tv bilgisi var..

“Bağlar bemtinde gösteri yapan teröristler balkonlardan alkışlandı!.”
Bu semt “milis” mahallesi haline getirilmiş!..

“Gün Tv adlı yerel kanal ROJ Tv’nin şubesi gibi yayın yapıyor. Törörist örgüt üyelerinden HPG'li gerillalar diye bahsetmektedir. Ordumuzdan ve polis güçlerinden ise halka saldırıp masum vatandaşın üzerine silahla ateş açan devletin güvenlik güçleri olarak bahsedilmektedir."

Bu kanala RTÜK’ün kürtçe yayın hakkı verdiğini hatırlatalım...Bildiğimize göre kanal hakkında güvenlik onayı var!..

Bu mesajlar çok kaba bir anlatımdır!..

Bu mesajdan ,tam kurutulmaya başladığı sırada tekrar tekrar sulanan bir bataklığın nasıl pislik ürettiğinin kabaca hikayesi vardır...Yurtsever görevlilerin içleri acı*** aldıkları “notlar”dır..Bir yere kayıt edilen notlar..

Bu son eylemlere eşkiyanın Kandil Dağı’ndan geldiğini dahi belirleyen,eylemden önceden haberdar olan devletin elini kolunu bağlayanların vebali nedir?..

Bu vebal neden hiç ödenmez?..

Bu “sürüklenişe” rıza gösteren bir siyaset sezgisi nidin şüphelendiriyor toplumu?..

Behiç KILIÇ