Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Kedi ve fare

  1. #1
    Status : Kaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Apr 2007
    Bulunduğu yer : Heryerden
    Mesajlar: 264
    Konular: 89
    Aldığı Beğeniler: 3

    Standart Kedi ve fare




    Bir Hint masalına göre, kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare varmış.

    Büyücünün biri fareye acımış ve onu bir kediye dönüştürmüş. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlamış.

    Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürmüş. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlamış.

    Büyücü bakmış ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürmüş.

    Ve demiş ki:
    "Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var.
    Ben sana yardım edemem."

    SHAKSPEARE DİYOR Kİ:

    "İnsanların çoğu sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
    Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
    Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.
    Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
    Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için."

    Gökten elmalar düşmüş...
    Öldükten sonra kendisini hayırla andırtanların başına


  2. #2
    Status : Kaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Apr 2007
    Bulunduğu yer : Heryerden
    Mesajlar: 264
    Konular: 89
    Aldığı Beğeniler: 3

    Standart

    Öykümüz ünlü Çin düşünürü Lao Tzu'nun zamanında geçer..
    Lao Tzu bu öyküyü çok sever, sık sık anlatırmış hatta..
    Efendim köyde bir yaşlı adam varmış.. Çok fakir.. Ama kral bile onu
    kıskanırmış.. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki.. Kral at
    için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam
    satmaya yanaşmamış..
    "Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost.. İnsan dostunu satar mı"
    dermiş hep.. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok..
    Köylü ihtiyarın başına toplanmış..
    "Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları
    belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.
    Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler..
    İhtiyar "Karar vermek için acele etmeyin" demiş.. Sadece 'At kayıp'
    deyin. Çünkü gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz
    karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu
    henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl
    geleceğini kimse bilemez.."
    Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler. Ama aradan 15 gün
    geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış, dağlara
    gitmiş kendi kendine.. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp
    getirmiş.
    Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler..
    "Babalık" demişler.. "Sen haklı çıktın.. Atının kaybolması bir
    talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için.. Şimdi bir at
    sürün var.."
    "Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar.. Sadece atın
    geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne
    getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.. Birinci cümlenin
    birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir
    yürütebilirsiniz?.."
    Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden
    "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişler.. Bir hafta geçmeden, vahşi
    atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve
    ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta
    kalacakmış.
    Köylüler gene gelmişler ihtiyara..
    "Bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun
    bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok..
    Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler..
    İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap
    vermiş. "O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu..
    Ötesi sizin verdiğiniz karar.. Ama acaba ne kadar doğru.. Hayat böyle
    küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla
    bildirilmez.."
    Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış.
    Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış.
    Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün
    gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın
    kazanılmasına imkan yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp
    köle diye satılacağını herkes biliyormuş.
    Köylüler, gene ihtiyara gelmişler..
    "Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık, ama
    hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler.
    Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer.."
    "Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar.. Oysa ne
    olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum
    yanımda, sizinkiler askerde.. Ama bunların hangisinin talih,
    hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor."
    Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlarmış, etrafına anlattığında:
    "Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz.
    Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten
    kaçının. Karar aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl
    düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı
    daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve
    insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken
    yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe
    ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu
    görürsünüz."


    Karar aklın durmasıdır.
    Karar verdiniz mi akıl düşünmeyi durdurur, gelişme durur.
    Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar.
    Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz kılar.
    Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar.
    Bir kapı kapanırken, başkası açılır.

    Bir hedefe ulaştığınızda
    daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.

    Gökten üç elma daha düştü...
    Birincisi cümlesinin sonuna nokta koymamanın kıymetini bilenlere.
    İkincisi veri varsa, bilgi varsa yorumu gereksiz diyenlere.
    Üçüncüsü terki terk edip, her zorluğu bir fırsat görenlere...



Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

Bu Konu İçin Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  





Takip Et
Sitemizde telif hakkı içeren mp3, film, video vb paylaşılması yasaktır. Eğer telif hakkı ihlaline neden olan bir konu olduğunu düşünüyorsanız BURAYA tıklayarak ilgili konuyu linkiyle birlikte göndererek yöneticiye şikayetinizi dile getirebilirsiniz. En kısa sürede ilgilenilecek ve ilgili konu kaldırılacaktır.


SEO by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279