Mercidabık Savaşı

Fatih Sultan Mehmet devrinden kalan anlaşmazlık ve İran Seferi, Mısırlıların ve Safevilerin ittifak yapmalarına neden oldu. Ayrıca Yavuz'un Safeviler'e karşı sefere çıktığını haber alan Memluk sultanı ordusunu Osmanlı sınırına kaydırmıştı. Memluklar'ın bu davranışları üzerine Yavuz Sultan Selim, 5 Haziran1516'da Mısır seferine çıktı. 27 Temmuz günü Osmanlı Ordusu Mısır sınırına dayanmıştı. Mısır Sultanlığına bağlı Antep ( 18 Ağustos1516) ve Besni ( 19 Ağustos1516) kaleleri birer gün arayla teslim oldular. Ancak asıl savaş 24 Ağustos1516'da Mercidabık'da oldu. Mısır Ordusu Osmanlıların ezici top ateşi karşısında fazla dayanamadı. Mısır hükümdarı Gansu Gavri ölü olarak bulundu. Kazanılan Mercidabık zaferi sonunda Suriye'nin kapıları Osmanlılara açılmış oldu.

Ridaniye Savaşı

28 Ağustos1516'da Halep'e giren Yavuz Sultan Selim hiçbir direnmeyle karşılaşmadan şehri teslim aldı. Hama (19 Eylül1516), Humus (21 Eylül1516) ve Şam (27 Eylül1516) aynı şekilde teslim olurken, Lübnan emirleri de Osmanlı hakimiyetini kabul ettiler.
Yoluna devam eden Yavuz 30 Aralık1516'da Kudüs'e, 2 Ocak1517'de Gazze'ye girdi. Mercidabık Savaşı'ndan sonra Mısır'ın başına Tumanbay geçti. Tumanbay Osmanlı hakimiyetini kabul etmediği gibi, barış teklifi için gelen Osmanlı elçisini öldürmüş ve Venediklilerden top ve silah alarak Ridaniye'de kuvvetli bir savunma hattı kurmuştu. Yavuz Sultan Selim, ordusuyla birlikte Sina çölünü geçerek, Ridaniye'de Mısır Ordusu ile karşılaştı. Mısır Ordusu'na, El-Mukaddam Dağının etrafını dolaşarak güneyden saldıran Yavuz Sultan Selim, bu manevra sayesinde Mısır Ordusunun yönleri sabit olan toplarını etkisiz hale getirdi. 22 Ocak1517'de Ridaniye Zaferi kazanıldı. Bu zaferle birlikte Memluk Devleti yıkıldı, toprakları Osmanlı egemenliğine girdi.

Halifelik

24 Ocak1517'de Kahire alındı. 4 Şubat1517'de Yavuz törenle Kahire'ye girdi ve MısırMemluklerine bağlı Abbasi halifeliğine son verdi.
Yavuz'un kulağına taktığı küpe de bu zamana dayanmaktadır. Yavuz, kutsal sayılan Kahire camisine girdiğinde Kahireliler ona Hakim-i Hamedeyn (kutsal yerlerin hakimi ) sıfatını verirler ama o bu sıfatı kabul etmez ve "Ben olsam olsam Hademe-i Hamedeyn (kutsal yerlerin hademesi) olabilirim" der. Bu olay üzerine üzerine o dönemde hademelerin taktığı küpeyi ister ve kulağına bu işareti, hademelerin taktığı küpeyi geçirir.
Diğer bir rivayete göre Yavuz Sultan Selim Kahireye Girdiği Zaman Kölelerin Kulağında Gördüğü Küpeyi Sadrazamına Sorar Sadrazam İse Küpe Takanların Köle Olduğu Söler Bunun Üzerine Sultan Selim Şunu Söler "Bende Allahın Kölesiyim Banada Küpe Takın"
Mısır Seferi sonunda Suriye, Filistin ve MısırOsmanlı hakimiyetine girdi. Ayrıca Hicaz ve yöresi de Osmanlı topraklarına katıldı. Doğu ticaret yolları tamamen Osmanlıların eline geçti. Elde edilen ganimetler ve alınan vergilerle Osmanlı Hazinesi doldu. 6 Temmuz1517'de Kutsal Emanetler Osmanlı eline geçti. Ayrıca Kıbrıs'taki Venedikliler Memlükler'e verdikleri vergiyi Osmanlılar'a ödemeye başladılar.
O dönemde halife olan III. Mütevekkil İstanbul'a taşınmış ve ömrünün sonuna kadar orada Osmanlı koruyuculuğunda, siyasi yetkiye sahip olmadan yaşamıştır. III. Mütevekkil'in ölümünden sonra hilafet makamı boş kaldı. Genel kanının aksine hilafet, I. Selim'e geçmiş değildir. Zaten 18.yy sonundaki Küçük Kaynarca Antlaşması'na kadar, hiçbir Osmanlı belgesinde Osmanlı Padişahı'nın sıfatları arasında "Halife" geçmez.
İlk kez Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı Padişahı, Halife olarak Rus idaresine giren Kırım Müslümanları'nın koruyucusu olarak gösteriliyordu. Ancak, Osmanlı'da hilafet iddialarının kurumsallaşıp oturması ancak II. Abdülhamit ile olacaktır.

Benzer Konular: