Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: İstanbul'u fethetti ama oğullarına söz geçiremedi

  1. #1
    Status : _KaraCellat_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Aug 2008
    Bulunduğu yer : BURSA
    Mesajlar: 1.231
    Konular: 311
    Aldığı Beğeniler: 2

    Yeni İstanbul'u fethetti ama oğullarına söz geçiremedi




    İSTANBUL'U FETHETTİ AMA OĞULLARINA SÖZ GEÇİREMEDİ

    Fatih Sultan Mehmed'in Oğullarının Taht Kavgası
    1481-1494, Anadolu, Mısır, Rodos, Fransa, İtalya



    II. Mehmed, İstanbul'u alarak Bizans İmparatorluğuna son vermiş ve tarihe
    "Fatih" unvanıyla geçerken Osmanlı devletini "imparatorluk" haline getiren
    padişah olmuştu. Ayrıca büyük dedesi Yıldırım Bayezid'ın Timur'a
    yenilmesinden sonra Osmanlı devletinin karşı karşıya kaldığı dağılma tehlikesi
    ve on yıldan fazla süren "Fetret Devri" sırasında şehzadeler arasında çıkan taht
    kavgalarının bir daha tekrarlanmaması için "kardeş katline" olanak tanıyan bir
    "kanunname" de yapmıştı.

    Nitekim daha sonra bu kanunnameye uygun olarak çok kan dökülecek, saraydan
    bir gün içinde 17 şehzadenin cesedinin çıktığına bile tanık olunacağı zamanlar
    gelecekti. Ama Fatih kendi oğullarına söz geçiremeyecek ve Osmanlı tarihindeki
    en ciddi, en uzun süreli ve uluslararası boyutlar kazanan taht kavgası da
    Fatih'in oğulları arasında meydana gelecekti. Cem Sultan ile II. Bayezid
    arasındaki mücadele tam 13 yıl sürecekti.

    Aralık 1459'da Edirne'de doğan Cem Sultan ağabeyi Bayezid'dan on iki yaş
    küçüktü ama ondan daha yetenekli ve daha iyi yetişmişti. Bir Türk beyinin,
    Dulkadiroğlu'nun kızından doğan Bayezid, babası Fatih henüz şehzade iken
    dünyaya gelmişti. Bir Hıristiyan prensesi, Macaristan Kralı Matyas'ın kuzeni
    Sofya'dan olan Cem ise II. Mehmed "Fatih" unvanını aldıktan ve imparator
    olduktan sonra doğmuştu. Dinini değiştirmemesine rağmen Çiçek Hatun adını
    alan Sofya, II. Mehmed'in hareminde yönetimi ele almış ve padişahın en sevdiği
    karısı olmuştu.

    Fatih, Sofya'ya o kadar düşkündü ve öylesine değer veriyordu ki, Hıristiyan
    olarak kalmasına ve dini inancının gereklerini Topkapı Sarayı'nda sürdürmesine
    izin vermişti. Kendisinin de yine bir Hıristiyan prensesinin -Sırp Kralı
    Brankoviç'in kızı Mara Despina'nın- oğlu olması Fatih'in Cem'i daha çok
    sevmesinde rol oynamış olabilir. 3 Mayıs 1481'de Gebze'de son nefesini vermeden
    önce Fatih'in "Benden sonra tahta geçecek olan Cem'dir" dediği söylenir.

    Yunanca ve Farsça'yı çok iyi bilen Cem Fransızca ve İtalyanca'yı da oldukça iyi
    konuşuyordu. Farsça'dan çeviriler yapıyor, müzik, edebiyat ve felsefeyle
    ilgileniyordu. Önce Kastamonu'ya daha sonra da ağabeyi Mustafa'nın ölümü
    üzerine de Konya'ya vali olarak atanan Cem'in ağabeyi Bayezid'a göre yeniçeriler
    ve halk tarafından daha çok sevildiği söyleniyordu.

    Babaları öldüğü sırada Bayezid Amasya'da, Cem ise Konya'da bulunuyordu ve
    tahta Cem'in geçmesini isteyen Sadrazam Mehmed Karamani Paşa hemen Cem'e
    üç ulak, Bayezid'a de iki ulak göndererek durumu bildirdi. Konya İstanbul'a
    daha yakındı ama Topkapı Sarayı'nda Bayezid daha örgütlüydü. Zaten
    ölümünden önce Fatih'le oğlu Bayezid arasında dolaylı bir iktidar mücadelesi
    başlamıştı ve hatta Fatih'in Üsküdar'dan hareket ettiği orduyla Bayezid'ın
    üstüne yürüyeceği söyleniyordu. Daha önce bilinen bir sağlık sorunu olmayan
    padişahın birdenbire rahatsızlanarak ölmesi üzerine zehirlendiği ve üstelik
    Bayezid'ın adamları tarafından zehirlendiği de ileri sürülecekti. Bayezid'ın
    damadı ve Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa ulakların Cem'e üç gün geç gitmesini
    sağladı ve böylece daha erken haberi alan Bayezid Amasya'dan hemen yola
    çıkarak Cem'den önce İstanbul'a gelip padişahlığını ilan etme fırsatını buldu.
    Ama kendisini tahtın asıl sahibi gören Cem bu durumu kabullenmeyerek
    toparladığı bir orduyla Konya'dan yola çıktı. 28 Mayıs'ta Bursa önlerinde
    ağabeyinin gönderdiği orduyu yenerek Bursa'da hükümdarlığını ilan etti. Kendi
    adına para bastırıp, camilerde hutbe okutarak Osmanlı'da ikili bir iktidarın
    varlığını herkese kanıtlamış oluyordu.

    Bu arada İstanbul'da kontrolü ele alan Bayezid iktidarını pekiştirmek için
    önemli adımlar attı. Cem'in destekçisi olarak bilinen Sadrazam Mehmed
    Karamani Paşa'ya karşı yeniçerileri kışkırttı ve onların bazı haklarının elinden
    alınmasının sorumlusu olarak gösterdi. Yeniçerilerin sadrazamı katletmesi
    üzerine hem Cem'in önemli bir destekçisinden kurtulmuş, hem de Yeniçerileri
    kendi yanına kazanmış oluyordu.

    Bayezid, ulema ve vakıf sahibi güçlü aileleri de yanına alacak tarzda davrandı.
    Zaten Fatih'in ölümüne giden olayların nedenleri arasında gösterilen vakıf
    arazilerine ve mallarına el konulmasından vazgeçileceğini ve bunların eski
    sahiplerine verileceğini ilan ederek kardeşiyle arasındaki iktidar savaşının
    sonucunu tayin edecek bir adım da atmış oldu.

    Böylece konumunu güçlendiren Bayezid büyük bir orduyla Bursa'daki Cem'in
    üzerine yürüdü. Kardeş kanı dökülmesini istemediğini söyleyen Cem, Bayezid'la
    anlaşmanın yollarını arayarak Anadolu topraklarının Bayezid'a, Rumeli
    topraklarının ise kendisine bırakılacağı ikili bir yönetim önerdi ama kabul
    edilmedi. 20 Haziran 1481'de Bursa önlerinde yapılan savaşı Cem kaybetti ve
    böylece fiilen ikili iktidar durumuna da son verilmiş oldu. Cem'in Osmanlıların
    ilk başkentindeki saltanatı ancak 20 gün sürebilmişti.

    Cem savaşı kaybetti ama taht üzerindeki iddiasını, Fatih'in meşru varisinin
    kendisi olduğu yolundaki inancını kaybetmedi. Savaş alanında ele geçirilemeyen
    Cem annesinin ve ailesinin bulunduğu Konya'ya gizlice ulaştı ve buradan da
    hemen yola çıkarak Kahire'ye Memluklara sığınmayı başardı. Eylül ayı
    sonlarında ulaştığı Mısır'da Memluk Sultanı Kayıtbay tarafından törenle
    karşılanan Cem Sultan için artık uzun yıllar sürecek bir sürgün hayatı
    başlamıştı.

    Oysa Cem'in tek düşüncesi yeniden Anadolu'ya dönüp bir ordu toparlayarak
    İstanbul'a yürümek ve gasp edildiğine inandığı tahtını ele geçirmekti. Bunun için
    Kayıtbay'ın mali desteğine ihtiyacı vardı ve Osmanlılarla ihtilafı olan Memluk
    Sultanının da Cem'e ihtiyacı vardı. Bu taht kavgasında Osmanlıların
    yıpranacağını hesaplıyor, Cem'in kazanması durumunda ise kendisine dost olan
    bir sultanın İstanbul'da olması tabii ki işine geliyordu.

    Kayıtbay destek sözü verdi ama önce yaklaşan Hac zamanını değerlendirmesini
    ve Mekke'ye giderek hacı olmasını önerdi. Böylece bütün Müslümanlar gözünde
    itibar kazanacaktı. Nitekim Cem de bu öneriyi akıllıca buldu ve binlerce
    taraftarından oluşan görkemli bir kafileyle Mekke'ye giderek Osmanlı
    hanedanından İslamın kutsal topraklarına giderek hacı olan ilk kişi oldu.
    Gerçekten de bu durum İslam dünyasında Cem'in itibarını ve desteğini artırdı.
    Kahire'ye döndükten sonra ailesini Kayıtbay'ın yanında bırakarak yeniden
    Anadolu'ya doğru yola çıkan Cem Suriye üzerinden Adana'ya geldi ve 14 Mayıs
    1482'de Karaman beyi Kasım'la buluştu. Karamanlıların yanı sıra Bayezid'a
    karşı olan güçlerden bir ordu meydana getiren Cem Ankara'ya doğru yürüdü ve
    kaleyi kuşattı. Ancak Bayezid'in büyük bir orduyla üzerine gelmesi üzerine
    kuşatmayı kaldırdı ve Alaşehir'e doğru çekildi. Kuvvetleri dağılmıştı ve artık
    canını kurtarmaktan başka yapabileceği bir şey yoktu.

    Çareyi Rodos şövalyelerine sığınmakta buldu. Şövalyelerin lideri Pierre
    d'Aubusson'la yapılan anlaşmaya göre adada özgür olacak ve istediği zaman
    adadan ayrılabilecekti. Güneyden Anadolu'dan ülkeye girerek şansını deneyen
    ancak kaybeden Cem bu kez Batı'ya giderek, kendisine destek olacağını söyleyen
    dayısı Macar Kralı Matyas'la buluşmayı ve Rumeli'den ilerleyerek tekrar şansını
    zorlamayı düşünüyordu.

    20 Temmuz 1482'de geldiği Rodos'ta uzun süre kalmaya niyeti yoktu. Saint-Jean
    şövalyeleri ise Cem'i mümkün olduğunca uzun süre ellerinde tutmak ve böylece
    hem Osmanlı hükümdarının adaya saldırmasını engellemek ve ondan para
    sızdırmak, hem de Hıristiyan dünyası üzerinde etkili olmak istiyordu.
    Avrupa'daki her kral Osmanlı hükümdarının korkulu rüyası olan böylesi bir
    tutsağa sahip olmak için her şeyi yapabilirdi. Balkanları ele geçirip Orta
    Avrupa'ya doğru yayılmakta olan Osmanlıları ve İslam'ı durdurmak için Cem
    Sultan çok iyi bir araç olarak görülüyordu. Bunu başaran kral ise hiç kuşkusuz
    Avrupa'nın hakimi olurdu.

    Gerçekten de 1 Eylül'de Rodos adasından gemiyle yola çıkan Cem Sultan ve
    kendisini terk etmeyen bir avuç adamı Ekim ayında Fransa kıyılarına, Nice
    şehrine ulaştılar. Cem'in bundan sonraki yedi yılı bazen kısmen özgür, bazen de
    iyice ağırlaşan tutsaklık koşulları içinde Rodos şövalyelerinin yönetiminde
    bulunan Fransa'nın Akdeniz kıyılarındaki şatolarda geçecekti.

    Bu arada bir Fransız asilzadesinin Philippine adlı bir kızıyla kısa süreli bir aşk
    yaşadığı ve daha sonra ondan bir oğlu olduğu da söylenir. Ellerindeki değerli
    tutsağı kimseye kaptırmamaya çalışan Saint-Jean şövalyeleri Bourganeuf'da
    onun için özel bir kule bile yaptırdılar. Batılılar Cem Sultana "Zizimi" dedikleri
    için hala "Zizimi Kulesi" diye bilinen bu özel hapishanede Fatih'in oğlu iki yıldan
    fazla kaldı.

    Bu arada İstanbul'daki ağabeyi Bayezid tabii ki hiç de huzurlu değildi ve
    yaşadığı sürece tahtı için bir tehlike olacak Cem'i ortadan kaldırmak veya en
    azından serbest bırakılmamasını sağlamak için elinden gelen her şeyi yapıyordu.
    Cem'i elinde tutanlara yıllar boyunca her ay 40 bin düka altın rüşvet verirken bir
    yandan da onu öldürtmek için her yolu deniyordu. Cem gerçekten de Hıristiyan
    dünyası karşısında elini kolunu bağlıyordu.

    Cem'i destekleyenleri kendi yanına çekmeye çalışıyor, siyasi ödünler veriyor,
    anlaşmalar yapıyor, hükümdarları satın almaya uğraşıyordu. Fransa Kralı XI.
    Louis'nin çok dindar olduğunu öğrenince Cem'i kendisine teslim etmesi için
    Topkapı Sarayı'nda bulunan Hıristiyanlık için kutsal emanetlerden "Vaftizci
    Yahya'nın elini" ve "İsa'yı öldüren mızrağın parçasını" krala vermeyi teklif etti.
    Ancak hasta ve yakında öleceğini düşünen kral bir kafirden bunları kabul
    etmeye yanaşmadı.

    Hıristiyan dünyasının ruhani lideri Papa VIII. Innocentius da Cem'i elde etmeye
    çalışıyordu. Osmanlılara karşı bir haçlı seferi düzenlemeyi düşünen Papa, Cem'i
    de ikna ederse Türkleri Avrupa'dan atacağına inanıyordu. Nitekim uzun
    uğraşlardan sonra Saint-Jean şövalyelerinin lideri Pierre d'Aubusson'u kardinal
    yaparak Cem'in Roma'ya verilmesini sağlayacaktı.

    Mayıs 1489'da Roma'ya gelen Cem, burada daha özgür olacağını ve Macaristan'a
    geçme olanağını bulacağını umuyordu. Ancak Papanın Hıristiyan olma davetine
    şiddetle karşı çıkınca yaşamı yine Rodos şövalyelerinin elindeki gibi sürüp gitti.
    Bu arada 6 Nisan 1490'da dayısı Macar Kralı Matyas da ölünce artık Cem'in
    Rumeli üzerinden İstanbul'a yürüme hayalleri de sönüp gidecekti.
    Siyasi emelleri için Cem'le yakından ilgilenen son hükümdar Fransa Kralı VIII.
    Charles oldu. Kudüs üzerine bir sefer yapmak niyetindeki Charles, VIII.
    Innocentius'un ölümü üzerine 27 Eylül 1492'de yeni Papa olarak seçilen VI.
    Alexandre'ın Cem'i ağabeyi Bayezid'a teslim etmek için pazarlık yaptığını
    duyunca 31 Aralık 1493'de Roma'ya girdi ve Cem'i kendi himayesine aldı. Fransa
    Kralı ile birlikte İtalya'dan yola çıkan Cem yolda hastalandı ve 24 Şubat 1494'de
    Napoli'de öldü.

    Henüz 35 yaşında hayata veda eden bu talihsiz şehzadenin ani ölümü
    zehirlenmiş olduğunu gösteriyordu. Ama bu konudaki esrar perdesi tam olarak
    aydınlanamadı. Bayezid'ın görevlendirdiği casuslardan birinin berber kılığında
    Cem'in yanına kadar gittiğini ve bir tıraş sırasında usturasıyla kanına zehir
    karıştırdığı söylentisi en çok üzerinde durulan olasılıklardan biridir.
    Daha sonra ilaçlanarak bozulmadan saklanan cesedi bile yıllar boyu süren
    pazarlıklara konu olan Cem Sultan en sonunda ölümünden 5 yıl sonra Bursa'ya
    getirilerek toprağa verildi.

    On yedi yıl önce Anadolu kıyılarından Avrupa'ya doğru yelken açmak zorunda
    kalan Fatih Sultan Mehmed'in en sevdiği oğlu taht kavgasında bir türlü başarılı
    olamamış ve Anadolu'ya ancak cesedi dönebilmişti. Kurduğu imparatorluğun
    taht kavgalarına sürüklenmesini önlemek için "kardeş katline" bile olanak
    tanıyan ve kendisinden sonra Cem'in gelmesini vasiyet eden Fatih ise ne
    oğullarının kavgasını önleyebilmiş, ne de kendisinden sonra Cem'in
    imparatorluğun başına geçmesini sağlayabilmişti.

    Büyük bir imparator olabilirdi, ama "iyi bir baba" olduğunu kimse
    söyleyemeyecekti



  2. #2
    Status : LeqeND KiLLeR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Aug 2008
    Bulunduğu yer : İstanbul
    Mesajlar: 14.630
    Konular: 1.850
    Aldığı Beğeniler: 612

    Standart

    saol


Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

Bu Konu İçin Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  





Takip Et
Sitemizde telif hakkı içeren mp3, film, video vb paylaşılması yasaktır. Eğer telif hakkı ihlaline neden olan bir konu olduğunu düşünüyorsanız BURAYA tıklayarak ilgili konuyu linkiyle birlikte göndererek yöneticiye şikayetinizi dile getirebilirsiniz. En kısa sürede ilgilenilecek ve ilgili konu kaldırılacaktır.


SEO by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279