Status :
Üyelik tarihi : Şubat.2007
Nereden : Nevşehir
Mesajlar: 5.295
Konular: 1.580
Aldığı Beğeniler: 89
Atatürk ve Alkışlar....
Yaşadıkları sürece yığınlara hakim olmuş, alkışlar ve takdirler toplamış nice tarihi kişiler, hayatlarında veya ölümlerinden sonra zaman çarkının dişlileri arasında kaybolup gittiler. Bunlar Yalancı Şöhretleridi ve yaptıkları köksüzdü, temelsizdi. Bunun içindir ki, eserlerinin ömrü, kendi ömürlerini aşamadı.
Bunların çoğu, lehlerinde yapılmış bir takım gösterilerin gururuna da kapıldılar. Ve bunları ebedi yaşamanın bir delili sandılar. Zafer sarhoşluğunun uykusunda kaybolup gittiler.
Atatürk'e 12 yıl yaverlik yapmış olan Sayın Naşit Mengü'nün çeşitli anılarını dinlerken, bir yandan da bunları düşünüyordum: Atatürk, kendisi hakkındaki büyük sevgi gösterileri karşısında nasıl duygulanıyor, neler düşünüyordu?
Bu soruma Naşit Mengü şu cevabı verdi:
-Yıl 1927... Atatürk, Anadolu'ya geçtikten sonra ilk defa İstanbul'a dönüyor. Bütün kent halkı sokakları ve denizleri kaplamış. Bayramların en büyüğünü yaşıyorlar. Kıyılardan, denizlerdeki sandallardan Atatürk'ün motoruna doğru eller uzanıyor, Yaşa, Varol sesleri kubbelerde yankılar yapıyordu.
Atatürk de ayakta, mendil sallayarak bu sevgi gösterilerine karşılık veriyor. Ben, rahmetli Salih Bozok'a Ata'ın bir adım gerisindeyiz. Rahmetli Salih, halkın bu coşkun gösterilerinden çok heyecanlandı. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Gazi'ye eğilerek:
-Paşam, dedi, halkın şu coşkun tezahürlerine bakınız. Bu millet ebediyete kadar uğrunuza ateşe atılmakta tereddüt etmez.
Atatürk, şu cevabı verdi:
-Kendilerine faydalı olduğunuz, onlara müspet yolda hizmet ettiğiniz müddetçe milletin sevgisini kazanabilirsiniz. Vaatlerinizi yerine getirmez, milletin refahına hizmet etmezseniz bu gün bizi alkışlayan bu topluluk yarın yuhalar.
alıntıdır..
Tweet