Status :
Üyelik tarihi : Şubat.2007
Nereden : Çatalca
Mesajlar: 45.082
Konular: 6.317
Aldığı Beğeniler: 6278
Figürlü Artuklu Sikkeleri
Eski çağlardan beri, insanların yoğun ilgi odağı olan hayvan ve insan figürlü astrolojik burçlar ve gezegenler, 12. yüzyıldan itibaren Artuklularda, Selçuklularda ve aynı döneme ait diğer medeniyetlerde, her türlü malzemede süsleme unsuru olarak kullanılmıştır.
Babil'den itibaren başlayan bu mistik ilgi, Yunan, Roma, Bizans, Mısır, Hint ve Çin'de bütün sanat dallarına damgasını vurmuş; büyü, astrolojik hayvanlar, melekler, ejderler, hayvanlar arası mücadele sahneleri, Orta Çağ bilginlerinin de bu konulara aşırı duyarlılığı nedeniyle, 12. ve 13. yüzyıllardaki el yazması kitaplarda, edebi eserlerde, resimlerde anlatılmıştır. Hatta, Nasr-el-Din Sivasi'nin tezkeresi ve Cezeri'nin Otomato tezkeresinin birinci bölümü, bütün İslam aleminin astrolojik konularla, büyü ve sihirlerle uğraştığını gösteren resimlerle donatılmıştır.
Bu semboller, özel anlamlar taşıdıkları, nazar, tılsım, uğur gibi metafizik değerleri temsil ettikleri düşünülerek, her türlü malzemede, sivil ve dini mimaride, el sanatlarında, ahşap, taş, çini, kumaş, maden ve dolayısıyla sikkelerde de kullanılmıştır. Sikkelerinde figüratif ögeleri kullananlar arasında Artuklular da vardır. 11. yüzyılın sonundan 15. yüzyıla kadar Hasankeyf, Mardin ve Harput bölgesinde hüküm süren Artuklular, Döğer boyundandırlar. Artuklu sikkelerinde Roma, Bizans, Türk ve İslam etkileri görülür. Ancak, en fazla etkilendikleri medeniyet, şüphesiz ki Selçuklulardır. Tesbit edilebildiği kadarıyla Artuklular, sikkelerinde bakır ve çok az miktarda da gümüş kullanmışlardır. Bizans tarzı kıvırcık saçlı büstler, melekler, çift başlı kartallar, ejderler, Şamanizmde, Selçuklularda bolca kullanılan kutsal ağaçlar, zeytin, hurma ve bolluk-bereket sembolü nar, Artuklu sikkelerinde görülen öğeler arasındadır. Bizans tarzındaki sikkeler, -tıpkı Selçuklularda olduğu gibi- komşularıyla kolay ticaret yapılabilmek amacıyla, yani her ülkede geçerli olabilmesi için kestirilmiştir.
Sikkelerdeki konular içinde hakimiyeti simgeleyen motifler ve günlük hayattan alınan konuların yanısıra, mistik ve mitolojik öyküler de yer almıştır.
Örnek olarak vereceğimiz sikke, Hasankeyf Meliki Nureddin Muhammed'e ait olan melek figürlü sikkedir. Darp yeri bilinmemekle beraber kesim tarihi 1175'dir. Ortada görülen kanatlı melek figürünün başında semavi parlaklığı ve mevkiyi simgeleyen hale bulunmaktadır.
Sanat tarihçisi Robert E. Darley-Doren, sikkede görülen meleğin, hükümdarın hakimiyetini müjdeleyen bir haberci olduğu görüşünü savunmaktadır. Selçuklularda da kullanılan melekler müjdeci, koruyucu gibi özellikleri temsil ederler. Konya kalesinde bulunan iki melek figürünün, kaleyi koruyucu nitelik taşıdığı, sikkelerde avcı ile birlikte görülen meleklerin de, ava uğur getirici olduğu düşünülebilir.
Artuklular tarafından kullanılanda da görüldüğü gibi, sikkeler yalnızca mübadele aracı olmayıp, bir medeniyetin devlet şekillerini, inançlarını, hükümdarların saltanat sürelerini, almış oldukları ünvanları, iktisadi hayatı, sanatsal zenginlikleri, kaybolmuş bir şehri, günümüze ulaşamamış bir bitkiyi, tarihsel olayları ve o medeniyetin sanatsal etkileşimlerini de gösteren, sanat tarihi açısından çok zengin bir belge ve kaynak niteliğindedirler.
Tweet