Toplam 1 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 1 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Ağaç Şeklinde Aç1Beğeni
  • 1 gönderen Frank Woods

Konu: L.A. Noire İNGİLTERE'NİN EN ÇOK SATAN OYUNU

  1. #1
    Status : Frank Woods isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi : Mayıs.2011
    Mesajlar: 13.783
    Konular: 3.105
    Aldığı Beğeniler: 845

    Standart L.A. Noire İNGİLTERE'NİN EN ÇOK SATAN OYUNU




    LA Noire



























    Yayıncısı GTA ve Red Dead Redemption ile aynı olan bir oyun L.A. Noire. Rockstar oyunun tanıtımlarında, L.A. Noire’in açık dünyalı bir oyun olacağını belirtmişti. Oyunda her ne kadar olayları çözüp bir takım gizemli suçları açığa çıkaracağımız söylense de, oyunun GTA benzeri bir yapıda olacağını beklemek makul bir şey, ancak bu beklenti içinde olanlara belirtmeliyim ki, oyunun GTA ile bir ilgisi yok.
    Oyundaki baş karakterimiz Cole Phelps adında bir polis. İkinci Dünya Savaşı’nda gitmiş ülkesi için savaşmış ve ardından da ülkesine gelip LAPD’de polis olmuş. Oyuna üniformalı bir polis olarak başlıyoruz, ancak çok geçmeden, gösterdiğimiz başarı sayesinde kendimize bir takım elbise çekip dedektif oluyoruz. Oyunda davaları çözdükçe, mevki bakımından yükselişinizin süreceğini de belirtelim.

    SUÇLULARIN KORKMA VAKTİ

    Oyun bölüm bölüm ilerliyor. GTA’daki gibi, gidip değişik noktalardan görev almak yerine, bir olayı çözdüğünüzde, o olaydaki başarı durumunuz ve çevreye verdiğiniz zarar ekrana yansıtılıyor ve ardından, sıradaki davanın adı, siyah beyaz film adları gibi, ekrana çapraz bir şekilde yansıyor, olaya ait kısa bir video izliyorsunuz ve görevin size verildiğini gösteren videonun ardından, yeni davanızı çözmek için olay yerine doğru yola koyuluyorsunuz. Sokaklarda arabanızla istediğiniz gibi gezebilirsiniz, ancak en sonunda varmanız gereken yer olay yeri, yani başka gidecek bir yeriniz yok, tabi araba telsizinden geçilen anlık suç anonslarını saymazsak.
    Suç mahalline vardığınızda, genelde sizi bir polis karşılıyor ve size olayla ilgili kısa bir bilgi veriyor. Ardından olay yerini incelemeye koyulabilir ya da varsa şahitle ya da olay yeri inceleme memuru ile görüşebilirsiniz. Tabi öncelikle gereken olay yerini şöyle bir kolaçan etmek olacaktır. Maalesef oyun 1940’lı yıllarda geçtiği için o zamanlar kamera kullanımı pek yaygın değilmiş. Yani Arka Sokaklar dizisinde olduğu gibi doğrudan “Ali sen kamera kayıtlarını kontrol et.” diyip de suçluyu hemencecik tespit etmek gibi bir lüksünüz yok, o yüzden mekanı didik didik ederek kanıtları bulup çıkarmalısınız.

    Delil ararken arka fondaki müziğe ve gamepadin titrediği anlara dikkat ederseniz, olay yerindeki bütün delilleri çabucak bulacaksınızdır. Bir delile yaklaştığınızda arka fondaki müzikte bir iki değişik nota duyuyorsunuz ve gamepadiniz de titriyor. “A” ya bastığınızda ise Cole bulduğunuz delili incelemeye başlıyor. Bu materyal bazen bir gözlük, bazen bir fotoğraf ya da her yeri kanla boyanmış bir araba olabiliyor. Sol stick tuşunu hareket ettirdiğinizde ise Cole elinde duran nesneyi çevirerek daha detaylı bir inceleme yapıyor ve varsa bir bilgi, görüş açısı ona doğru zoom yapıyor, akabininde Cole’un durumla ilgili yorumu size sıradaki hamlenizin ne olabileceğine dair küçük ipuçları veriyor.
    Arka fondaki müziğin tamamen susması, sizin de olay yerindeki tüm kanıtları bulduğunuz anlamına geliyor. Şayet oyunu daha gerçekçi kılmak istiyorsanız, size kanıt bulduğunuzu bildiren müzik ve titreşim özelliklerini kapatabilirsiniz. Bu şekilde oyun daha zor bir hale gelse de, daha gerçekçi olduğunu kimse inkar edemez. Ancak bu durumdayken herhangi bir kanıtı kaçırmamak için olur olmadık yerlerde “A” tuşuna basma gereksinimi duyabilirsiniz. Bu arada, gerçi oyunu oynayınca siz de fark edeceksiniz, çevredeki bütün materyaller kanıt değeri görmüyor, bazen işe yaramaz parçalarla da karşılaşabiliyorsunuz ve bu gibi durumlarda Cole “Bu parça işime yaramaz” gibisinden şeyler mırıldanarak bir nevi sizi uyarıyor, ancak siz yine de tüm materyalleri inceleyin, çünkü en işe yaramaz gördüğünüz delil bile sorgu sırasında iyi iş çıkarıyor. Olay mahallinde varsa cesetleri de mutlaka kontrol etmelisiniz. Genelde ceplerinde önemli şeyler taşıyorlar. Delilleri de tespit ettikten sonra, sanırız artık sıra görgü tanığı ile konuşmaya geldi.

    Bu arada küçük bir detayı da atlamayalım, aslında pek küçük sayılmaz. Cole ne görse, tıpkı eski dedektif filmlerinde olduğu gibi, elindeki küçük not defterine kaydediyor. Cole’un not defterinde üç ana başlık var. Locations başlığını seçerseniz, orada duran yerlerden birini seçerek, ekrandaki sol haritada çıkmasını sağlıyorsunuz ve böylece gideceğiniz yeri daha kolay bir şekilde buluyorsunuz. People seçeneğinde, olayla ilgili kişilerin adı geçiyor. Clues seçeneğinin altında ise bulduğunuz deliller yer alıyor. Kişileri sorgularken de bu not defteri üzerinden hareket ediyorsunuz. Karşınızdakine ne tür bir soru soracağınızı not defteri üzerinden belirliyor ve ardından da aldığınız yanıta göre bir hükme varıyorsunuz.
    Diyalogu devam ettirmek için yapımcılar size üç seçenek sunmuş. Ya karşınızdakinin yalan söylediğini belirten “Lie” seçeneğini ya da ona inandığınız anlamına gelen “Truth” seçeneğini, anlattıklarından şüpheliyseniz de “Doubt” seçeneğini seçiyorsunuz. Karşınızdakinin doğru mu yalan mı söylediğini nasıl ayırt edeceğinizi ise “Motion Scan” teknolojisi sayesinde anlayabiliyorsunuz.
    GÖZLERE DİKKAT

    Oyunla ilgili gelişmeleri az çok takip edenler, bu teknolojiden de haberdardırlar. Motion Scan teknolojisi sayesinde, oyundaki karakterlerin asıllarının yüz ve mimikleri çok gerçekçi bir şekilde oyuna aktarılmış durumda ve karşınızdaki karakterlerin sanki gerçekmiş gibi belirgin mimiklere sahip olmasını sağlıyor. Size doğru yapılan kaçamak bakışlar, ağız şekilleri, yüz kırışıklığı ve tabi konuşurken sesindeki titreme, gecikme gibi fonksiyonlar karşınızdakini çözümlemede size fazlasıyla ipucu veriyor. Oyunlardaki ruhsuz karakterlerden şikayetçi oyuncuların L.A. Noire’i baş ucu oyunu yapacaklarını düşünüyorum.

    Yalnız şunu da belirtelim ki, her karakter aynı tepkimeleri vermiyor. Bazıları çok usta rol keserken, bazıları hemen yakayı ele veriyor ve şayet bu kişi, tam da aradığınız kişiyse hemen kaçmaya başlıyor ve siz de peşine takılıyorsunuz. Sizden kaçanlar bazen koşarak, bazense arabasına atlayıp uzaklaşıyor. Kovalama sahnelerinde silahlı çatışmaya girdiğiniz gibi, suçluyu doğrudan yakaladığınız ya da onu biraz benzettikten sonra teslim aldığınız anlar da oluyor. Araba ile kovalama sahnelerinde ise çevreye ve yayalara zarar vermemek için sürekli etrafınıza bakınırken bir yandan da şüpheliyi gözden kaçırmamaya çalışıyorsunuz. Takip sahneleri şüphelinin arabasından ineceği ana sürerken, bazense yanınızdaki ortağınız ateş açarak şüphelinin arabasının durmasını sağlıyor. Yaya şeklindeki kovalamaca sahnelerindeyse, borulardan apartman çatılarına tırmanıyor, boşluklardan atlıyor, merdivenlerden kayıyor… kısacası bir Hollywood filmindeki takip sahnelerinde ne ararsanız onu yapıyorsunuz.
    Olayların çözümünde deliller önemli bir yer tutuyor. Öyle ki, bazen karşınızdaki gözünüzün içine baka baka yalan söylüyor ve siz gaza gelip onu suçladığınızda, “Öyleyse ispatla” gibisinden bir tepki vererek sizi ters köşeye yatırıyor, çünkü elinizde yeterli derecede bir kanıt yok. Tabi delilleriniz sağlamsa hiç tereddüt etmeden karşınızdakini suçlayıp onu paketleyebilirsiniz de. Bazen masum bir kişiyi suçladığınızda hiç ummadığınız tepkilerle karşılaşabiliyor ve baya bir fırça yiyorsunuz. Oyunda bir iki kez bu tür fırça yedikten sonra da, zaten her önünüze gelene suçlu muamelesi yapmamayı öğreniyorsunuz.

    Karşınızdakinin açıklarını yakalamak L.A. Noire’de oldukça önemli. Sorgunuz bittiğinde, kaç kez karşınızdakine doğru şekilde yaklaştığınız ekrana yansıyor ve buna göre deneyim puanı kazanıyorsunuz ve rank seviyeniz artıyor. Rank seviyeniz arttığında, çeşitli bonusların yanı sıra, “Intuition” da kazanıyorsunuz.
    Intuition dava çıkmaza girdiği anda joker görevi görmek için oyuna yerleştirilmiş. Örneğin karşınızdakine ne tepki göstermeniz gerektiğine karar veremediniz. Bu durumda Intuition seçeneği sayesinde üç şıktan biri eleniyor ve tahmininizin başarılı olma ihtimali artıyor. Ayrıca olay mahallini incelerken bulamadığınız deliller olursa, Intuition sayesinde tüm deliller haritada gözüküyor.
    L.A. Noire’deki olayların zekice hazırlandığını da belirtmek gerek. Bazen sıradan bir kazaymış gibi görünen olayların altından hiç ummayacağınız sonuçlar çıkabiliyor. Ancak bazı davaların çözümünün de biraz saçma olduğunu belirtmeliyim. Burası spoiler olacak, o yüzden oyundaki davalara dair spoiler almak istemeyen arkadaşların bir sonraki paragrafa geçmelerini öneriyorum. Neyse. Olayda cinayet işlendiği açığa çıkıyor. Tek yapmamız gereken olayın işlendiği suç aletini bulmak. Cinayetin üstünden neredeyse bir gün geçmesine rağmen, suç aletini olay yerindeki çöp tenekesinde buluyoruz. Mantıken suç aleti olay yerinde duran çöp tenekesine atılmaz, ortadan kaybedilir, böylece dava da çöpe gider. Ama gel gelelim olaydaki suçlu, suç aletini yanı başında tutuyordu ve bu saçma ötesi hatasının da cezasını aldı. L.A. Noire’de bu tür bazı mantıksızlıklar olsa da, olayların kurgulanış şekilleri ve işleyişi takdire değer.

    Oyunun GTA ile alakasız olduğunu söylesek de, yine de bu silahlı çatışmalara girmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Ne de olsa bir kanun adamıyız. L.A. Noire’de ek görevlerin yanı sıra, normal görevleriniz anında da silahlı çatışmalara giriyorsunuz. Örneğin bir şüpheliyi peşindeki adamlardan korumanız gerekiyor ve bunun için de silahınıza sarılıyorsunuz. Ancak şunu da belirtelim ki, L.A. Noire’deki bu sahneler kesinlikle GTA ya da RDR ile kıyaslanamayacak kadar az yoğunlukta.
    Yapımcılar oyuna siper alma sistemi ve otomatik nişan alma özelliğini de dahil etmişler. Dolayısıyla bu seçenekler sayesinde oyunun silahlı çatışmaları oldukça kolay bir hal alıyor. Siper al, nişan al, ateş et hepsi bu, daha fazlasına gerek yok. Zaten düşmanlarınızda, elinizdeki silaha da bağlı olarak, birkaç ateşte ölüyorlar. Düşmanlarınız ölmeye çok fazla gönüllü değiller. Onlar da siper alıyor, siperler arası geçiş yapıyor, oyunda pek fazla yapay zekalık bir durum olmasa da, Team Bondi’nin bu konuyu da boşlamaması sevindirici.

    Los Angeles büyük bir şehir ve haliyle oyunun haritası da büyük. Her ne kadar karşımızda GTA kadar aktif bir şehir olmasa da trafik bakımından oldukça yoğun olduğunu söyleyebiliriz. Özellik yol ağızları ana baba günü. Zaman zaman acaba trafik kurallarına uysam mı diye düşünebilirsiniz, ama GTA sayesinde trafikte yılan gibi süzülmeye alışmış oyuncular LA’de de gazı kökleyip çevrelerine aldırmadan yolculuklarını tamamlayacaklardır. Ama devir 1940’lar olduğu için altınızdaki arabadan pek fazla bir randıman beklememenizi öneriyorum.
    Kaza anında, şayet çok hızlıysanız arabanızın ön kısmı paramparça olabiliyor, ancak kaza modellemelerinin çok gerçekçi olduğunu söyleyemeyeceğim. Arabanızın neresi çarparsanız o yönden hasar almak yerine (GTA IV’te böyleydi) belli kalıplar halinde hasar alıyor, gerçi bu durum pek üzerinde durulması gereken bir eksiklik değil. Arabanız işleyemez bir hale geldiğindeyse çevredeki insanlara polis olduğunuzu belirterek onların arabasını alabiliyorsunuz.

    İçinde bulunduğunuz dünya 40’lı yılları kesinlikle yansıtıyor. İnsanların giyimleri olsun, etraftaki arabalar, çalan müzikler olsun her şey aslına sadık bir şekilde karşımıza çıkıyor. Motion Scan sayesinde hazırlanmış harika karakter tasarımlarından bahsetmeye gerek bile yok. Ancak zaman zaman karşılaşılan frame rate düşüşleri bu harika atmosferi biraz bozuyor. Seslendirmeler üstün bir başarıyla gerçekleştirilmiş. Sorgu sırasında karşınızdakinin bir yandan yüz hareketlerini süzerken, diğer yandan sesindeki duraksamalara, tonlama yanlışlıklarına kulak veriyorsunuz ve gerçekten karşınızdaki sizden bir şey saklıyorsa bunu sesinden yakalıyorsunuz.
    SON SÖZLER

    Son zamanlarda Rockstar tarafından yayınlanıp da kötü olan bir oyun hatırlıyor musunuz? Ben şahsen hatırlamıyorum ve L.A. Noire’de bir Rockstar oyunu. Yani aslında fazla söze gerek yok. Yalnızca L.A. Noire alacakların, oyunun GTA türünde olmadığını unutmaması gerek. Daha ziyade bulmacalara yoğunlaşılmış, aksiyondan uzak, ama oldukça eğlenceli bir oyun L.A. Noire. Şayet oyunu oynama imkanınız varsa kaçırmayın derim.
    Aral Game
    Fiyat:
    180,00TL









    Ever since it first worked out how to assemble pixels so that they resembled something more recognisable than aliens, the games industry has dreamed of creating one thing above all else – a game that is indistinguishable from a film, except that you can control the lead character. With LA Noire, it just might, finally, have found the embodiment of that particular holy grail.

    LA Noire GAME

    From start to finish, LA Noire feels like a film – LA Confidential, in fact, along with any similarly hard-boiled example of film noir adapted from stories by the likes of Chandler and Hammett. Set in a gloriously convincing depiction of Los Angeles in 1947 (which is much more attractive than today's LA), it casts you as Cole Phelps, returning war hero turned cop.
    Instantly, you plunge deeply and satisfyingly into his working life, solving a vast number of cases as he becomes the LAPD's poster-boy, first in Homicide, then in Vice. And your immersion in Phelps' affairs ratchets up even further when he is hung out to dry by his dubious superiors.
    There have been plenty of games with cinematic pretensions in the past, so what is it that enables LA Noire to make a transcendental leap? Inevitably, technology is involved: the new MotionScan system used to capture actors' performances simply produces more convincing facial animation than we have ever seen in a game.


    Couple that with the obsessive attention to detail for which Rockstar's existing games such as Grand Theft Auto and Red Dead Redemption are famed, and the end result rings true to a greater extent than anything that has gone before. The familiar need to suspend disbelief has been all but eliminated.
    Real-life gameplay

    LA Noire's gameplay capitalises cleverly on this breakthrough technology. Essentially, it sees you playing through Phelps's working life, doing what you imagine a real-life LAPD detective would have done in 1947. Thus, you have to drive to crime scenes, root around for clues and examine bodies, then follow the resulting leads.
    It's when you question suspects and witnesses that things get interesting. You have to analyse facial responses and bodily tics like a poker-player seeking tells, then choose one of three tones to adopt for each question. These are marked Truth, Doubt and Lying, but Sympathetic, Dubious and Accusatory would perhaps be more rigorous.
    If you accuse a suspect of lying, you must back that up by producing evidence (all accessed, along with along with your records of each case and details of suspects from your standard cop's notebook). If you don't adopt the correct tone, the character you're quizzing will, at the very least, take longer to give you the crucial information you seek.


    As you rise through the ranks, you earn Intuition points, which can be cashed in to eliminate one wrong question-tone (or reveal the location of all the clues at a location). Luckily, LA Noire is pretty forgiving, so if your body language-assessment skills aren't up to CSI standards, you should still get the right result in the end, although you risk a chewing-out from your boss for shoddy police work, which is genuinely mortifying.
    Beautiful pacing

    The game's pacing and narrative arc impress as much as its believability. The bog-standard detective work, fun though it is, is punctuated judiciously by action sequences including car chases, pursuing suspects on foot, climbing around inaccessible areas, puzzle-solving and, of course, shoot-outs.
    Between cases, you either get a flashback to Phelps' war experiences in Japan or a glimpse into his off-duty life; both those elements end up feeding back into the overarching storyline. The oeuvres of Shelley and even anarchist author Piotr Kropotkin are fed into the mix. Newspapers that you find when hunting for clues trigger yet another backstory (this time involving ongoing LA skullduggery), which yet again intersects with the main storyline in the game's later stages.
    A fascinating snapshot of an America struggling to readjust to everyday life in the aftermath of the second world war emerges, reinforced by the attitudes of your fellow cops (many of whom would be ejected from the Sweeney for political incorrectness, although Phelps's keen sense of morality keeps them sufficiently in check to appease modern moral arbiters seeking outrage).








    A Noire largely does away with the free-roaming that enhanced the appeal of Grand Theft Auto and Red Dead Redemption. As you drive around, you do occasionally hear of street crimes to which you can respond, and there are hidden vehicles and LA landmarks that completists can collect and visit, but the overwhelming focus is on the main story.
    So it's a good job that, bucking the modern trend for short single-player games, LA Noire is satisfyingly meaty. Rockstar reckons it's roughly equivalent in length to two seasons of a TV series, a claim that feels roughly accurate.
    Perhaps, then, it would be more accurate to argue that LA Noire more closely approximates a television show than a film – it beats any film hands down in terms of the sheer amount of entertainment on offer, which of course is an advantage games have always had over films.
    It has all the period charm of Boardwalk Empire or Mad Men – indeed, the role of Phelps is played by Mad Men's Aaron Staton and other digitised Mad Men actors crop up sporadically – and it seasons the gameplay with a healthy dash of CSI.
    In the past, games with such overwhelming ambitions have floundered on odd, usually peripheral, aspects that jarred – such as unrealistic animation (and especially facial animation), clunky dialogue, poor virtual camerawork or facile characterisation. LA Noire is the first game to lack any such element which naggingly reminds you that you're playing a video game, rather than strolling through a film or TV series.
    That's why it marks a breakthrough for games as a whole – and we can't wait to see what Rockstar does with LA Noire's technology in its other blockbuster franchises.

    Konu Frank Woods tarafından (10.Haziran.2011 Saat 19:30 ) değiştirilmiştir.
    Neferian bunu beğendi.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  





Takip Et
Sitemizde telif hakkı içeren mp3, film, video vb paylaşılması yasaktır. Eğer telif hakkı ihlaline neden olan bir konu olduğunu düşünüyorsanız BURAYA tıklayarak ilgili konuyu linkiyle birlikte göndererek yöneticiye şikayetinizi dile getirebilirsiniz. En kısa sürede ilgilenilecek ve ilgili konu kaldırılacaktır.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307