Konu aDNaN tarafından (07.Ocak.2009 Saat 21:09 ) değiştirilmiştir.
EĞer SEViyorsanızz.... AŞıksanızz ... ve KArşınızdaki BUnu BİLmiyorsa bnce hemen gidip sölemelisinizz......
BEN SANA MECBURUM !Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum, sen yoksun!
Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlarda bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum, sen yoksun!
Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor.
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin...
Yaşıyorum Demek
Çok merak ediyorum kendimi
Başıma birşey mi geldi
Öldüm mü kaldım mı
Hiçbir haber yok kendimden
Bu sabah kapımı çaldım
Kapıyı açan kendim
Bir süre kendime baktım
Bu güleç yüz bendim
Oh ne güzel bir sabah
Bugün de yaşıyorum demek
Benden başka yok kimsem
Beni merak edecek
Yıllardan beridir ağaran teller
Bu akşam parıldar şakaklarımda
"Bu gece ömrümün en son demi, der
Büsbütün ağarsın varsın yarın da.."
Çırpınır göğsünün içinde kalbi
Bir yaşlı ağaca sinen kuş gibi
Nedir bu esrarlı halin sebebi?
Neden parlıyor o gözler? Bir oda:
Yaşlanmış, altında ipek bir sedir
Bir kız ki ay ondan parlak değildir
Öptükçe ağaran bir gül denilir
İhtiyar bülbülün dudaklarında
SESSİZ GEMİ
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden
ANLAYAMAZSIN
Göğüslediğim iplerde sen varsın
Tutamam bu şehri avuçlarımda
Ellerim dünden sancılı ellerim
Dokunma ellerime yanarsın
Ateşten sırılsıklam saçlarım
Yüreğim mayınların kucağı
Sevme beni sevmelere tutsağım
Beni her gece iplere asarsın
Bu benim son ölümüm olacak
Tepeden tırnağa zor bir yasağım
Bu benim son ölümüm diyorum
Sen bu sevdayı anlayamazsın
ANLAYAN OLMADI Kİ
Rezaletin en büyüğünü yaşadım,
Ama hiç vazgeçmedim senelerce,
Mutluluğu özledim ömrümce,
Ansızın gelir bizi de bulur diye,
Zamansızca gelir belki yanımıza diye,
Aldırmadan rezaleti seyrettim,
Nedendir. Bilmem ama rezaletin sonu olmaz dedim.
Karşıma çıkardı hayat rezaletleri,
Aldırmadan izlediğim günden beri,
Razı değilim ben böle hayata,
Aldırmadan bu rezalete katlanmaya,
Yazdım bu yazıyı defalarca,
Anlayan olmadı beni bu dünyada,
Zamanını bekledim hep size bunu anlatmaya...
Seni seviyorum desem, var olan en yüce dağlar kadar,
En yücesi bir yol kadar düz olur...
Seviyorum desem seni, bütün denizler kadar, yetmez ki,
İçimdeki aşkın bir damlasından, zaten bin deniz olur...
Desem seni seviyorum, evren ne kadar büyükse,
Şu koca evren çok çok küçülür, ölçü olmaz az olur...
Seni seviyorum desem,büsbütün mevsimler kadar,
Dört mevsimin bütünü de, sımsıcacık yaz olur...
Desem seviyorum seni, sayısız yıldızlar kadar,
Yıldızlar güneşe dönüşür, tüm geceler gündüz olur...
Seviyorum seni desem, bütün canlılardaki hayatlar kadar,
Ölenlerde katılınca, yaşam dünyaya hiç sığmaz olur...
Seni seviyorum desem, acı gerçek ölüm kadar,
Yaşam utanır kendinden, zerreleşir, bir toz olur...
Özlüyorum seni desem, bir anlığım bin romandan çok olur...
Aşkımıza kalem yetmez, kağıt yetmez, bu sevdaya, bu özleme az olur...
Hep mi sebeplidir..? nedensiz,niçinsiz de ağlanır...!
nedensizim,
niçinsizim bu gün,
ağlamak istiyorum titretircesine arşı,
__________________________________ve
hatta sebepsiz...
günü,geceyi delirtircesine,
yakamozları mehtapta yakarcasına,
acıtırcasına iris rengimi,
bana benden yakın yalnızlığıma,
ağlamak,
bin çığlıkla...
her nefeste,
tükeniyorum en sesli gözyaşımda,
alışıktı pınarım,
doğuştan kuru yaşlara,
ağlamak kötü şey diyorlar,
________________________oysa,
büyük ağlıyorum yalnızlığıma....
ağlamak istiyorum,
kuytularımdaki en depreşik hüzne,
ağlamak istiyorum,
en nedensiz sevinçlerime,
müjdeli rüyalara dalıpta gözlerim,
hıçkırıklar içinde,yüreğime kapanıp,
ağlamak istiyorum,
bu gün nedense...
kuyruklu yıldız peşinde yiten,
gözlerim,
ayışığında süzülüyor çaresizliğim,
isyansızım yinede,
göz yaşlarımdaki yalnızlığa,
teslimim....
yüreğim sığmıyor,
bu gün
ne dört duvara
_______________ne sokaklara.
Ellerimden, gözlerimden, kalemimden,
Beynimden, ruhumdan,bedenimden,
ve hatta en deli benden
sessiz çığlıklarımla bu gün,
ağlamak istiyorum,
en sulu sepken...
________________________ve
katılıp yorgun düşercesine,
nedensiz,niçinsiz,
ve hatta sebepsiz,
arşı sallayarak depremlerimde,
ağlamak istiyorum..
__________________________________________________ __sakın sus deme...
BİR TAŞ YONTUYORUM
Bir taş yontuyorum tepeden inme gökdelenler
Kırıntılarından gece kondular yapıyorum
Hayatlar sığdırıyorum nefes giren her yere
Duygular yok duyarsızlığın rengi yok
Düşün artık yakamdan kahpe saraylar
Ben sabahı edilen gece
Gecede söylenilen onca söz
Yazılan onca şiirim
Yaşadığım mahalle
Çocuk konuşmaları
Zemin kattaki odam
Ekmekle giderilen açlık
Bir taş yontuyorum tepeden inme gökdelenler
Tepeden inme hayatlar sığdırıyorum
Diptekiler tezgah altı karıştırıyor
Ben hiç utanmıyorum yonttuğum tozları yiyorum
Sonra maslaktan geçiyorum
Mesleğimden utanmıyorum
Otobüslerden bana bakan gözlerden utanıyorum
Bütün hıncımla bir taş yontuyorum
Tepeden inme gökdelenler yapıyorum.
Su katsam gece kondu olacak susuz yaşıyorum
Geçmişime bakıyorum
Çocukların gözlerindeki felaketten korkuyorum
Bir taş yontuyorum bir taş nasılsa
İSTANBULU taşlaştırıyorum
Rengi yok yaşamın
Leventten geçiyorum
Bir taş yontuyorum kırıntılarından varoşlar yapıyorum
Herkese yetecek bir hayat var bu taşta
Kırıntıları topluyorum
Ben nereliyim?
Bir pasaport aldim Afyon ilinden
Terk ettim vatani Bulgar yolundan
Vardim Yugoslav'a bilmem dilinden
Söylermisin gardas ben nereliyim?
Avusturya polisi vurdu damgayi
bir pazar günüydü agustos ayi
Köyden cikmamistim, gördüm dünyayi
Söylermisin gardas ben nereliyim?
Almanya'ya girdik, o sert bakislar
Tenim esmer sac siyah, görenler dislar
Ilk sözleri bize: sefiller, aclar
Söylermisin gardas ben nereliyim?
Vardik Belcikaya, apayri millet
Bikmislar yabancidan, etmisler illet
Kiralik ev sorsan o ayri bir dert
Söylermisin gardas ben nereliyim?
Yüzüne bakarlar cok laf ederler
Doldu basimiza bunlar derler
Yerlere uzansan bakip giderler
Söylermisin gardas ben nereliyim?
Can ciger olmussun sohbet yönünde
Güvenme dostluga kirar aninda
Hele birkac kisi varsa yaninda
Söylermisin gardas ben nereliyim?
Ber araba alip izine geldim
Hasretin cektigim vatanim buldum
Köyümde bir el' im sasirip kaldim
Söylermisin gardas ben nereliyim?
Herkesin dilinde Almanci laf'i
Ufak bir hatanin edilmez af'i
Herkes akillanmis biziz saf'i
Söylermisin gardas ben nereliyim?
Bir magazaya girdim buyurun dedi
Gavurcusun diye hemen söyledi
Iki kat fiyattan ikram eyledi
Söylermisin gardas ben nereliyim?
Kiyafetim türk mali, türkce konustum
Cay ikram ettiler oturup ictim
Neredesin dedi hayrete düstüm
Söylermisin gardas ben nereliyim?
Ben bir yabanciyim öz vatanimda
Dayim var, amcam var beni yanimda
Isterim vatanim olsun benimde
Söylermisin gardas ben nereliyim?
Türkiye'de dogdum, vatanim nere?
Bir türlü sinmadim dogdugum yere
Ben bir Türkiye'li kendime göre
Söylermisin gardas ben nereliyim?
Bunu yaziyorum, OSMAN SAHBAZ'im
Benim yad ellere yazilmis yazim
Tam bir Türkiye'li su benim özüm
Söylermisin gardas ben nereliyim?
Osman Sahbaz
ölü adam profilim...
sığıntı kentin limanlarındaçığlık çığlığa bir martı düşüyorkanatlarından sızan ilham perisidirgünahkar bir dili fırçalamak içintanrı ile kavga etmiş
yazıkkeşke söyleseydi/nucundan azıcık keserdim dilimi
masumiyetine bulaşmışölü adam profilimkimsesizkefensizderinliklerinde gömülüki gömübulanın olsaydı eğersatar mıydı kalbimi
yazıkkeşle söyleseydi/ngeri alırdım yüreğimi
sen hiç kendin değildindamarlarndan geçen bir ölümlününiflah olmaz repliklerineadını aşk diye yazdırmıştın
terk edilmiş gözlerine perdeler indiriyorduhayatımın sahnesindesufle beklemeye alışkıngayri meşru iç sesin
yazıkkeşke söyleseydi/nfısıldardım beni sevdiğini
kor halimleteslim olunmuş minnetine secde eden cinnetimilenç duraklarındasoluklandıkça buldu kendini
ansızın dökülmekteydi incilerindizdikçe boynumabir bir dişlerinidali’nin elinde ki “düş fırçası”kendi kanında boyadı aşk’ı
yazık
keşke söyleseydi/n
bende vardı intihar mavisi…
gel(me)keşke
1
yine de geleceksen
ya kuş ol gel
ya kuşluk... sız penceremden
ama gelme
al yalnızlığını da, git,
arşınlar boyu sevdasızlığa
yalnızlık arsız, yalnızlık senli, yalnızlık sensiz
2
yine de geleceksen
ya düşün ol gel
ya bana düşkün... sız yüreğimden
ama gelme
çalışıp terlemedikçe
neye yarar güvensiz sevişmeler
çiçek vermez hiçbir sevda... emeksiz
3
yine de geleceksen
ya bilgi ol gel
ya bilge... sız beynimden
ama gelme
tomurcuklarım soldu
kaynağına küskün sular gibi kaçıyorlar
zamanı tarihe gömüyorum artık... sessiz
4
yine de geleceksen
ya duygu ol gel
ya şiir... sız kalemimden
ama gelme
nice yorgun karanlıklar
geçirdim geceler boyu
“dövülmüş hayvan gibi”... sevgisiz
son söz
yine de geleceksen
yine de
yine
...
gelme
hükmü yok artık
geçti süresi hepsinin
maviye yazdığım bütün şiirler geçersiz
ama keşke
SENSİZ GÜNLERİMDE GÖZLERİM KAN AĞLAR
BİR SENİ UNUTAMAM!..
Günbatımında yaşıyorum son anlarımı
İçime çekiyorum tüm yaşananları
Bulutlara anlatıyorum tek tek yalanlarını
Yağmur yağıyor ardından hüzünler akıyor üstüme
Sevdalar yanıyor uzaklarda, bir ben görüyorum, biliyorum
Sevdamı sonsuza bırakırken, bir ben gidiyorum buralardan
Elveda sana, elveda bize, elveda sonsuz aşkımıza
Yaşananlar güzeldi inan ki sevgilim
Bir gün bile hayallerimizi yaşayamasak bile birlikte
Anıları geçmişe gömerek gidiyorum bir ben geleceğe
Uzun sürmez diyorsun ayrılık da unutulur
Unuturum elbet ayrılığı da acısını da
Kalbime anlatabilir miyim sensizliğin hikayesini!
Masallarla kandırırım belki de, ne fark eder sanki artık…
Gün yeniden doğunca bir dilek dilerim yine
Olmaz olmaz dememeli…
Ya seversen beni yine?
Kim bilir…
Demiştim ya unuturum ayrılığı.
Bir seni unutamam işte…
Ne yaparsın bir sevda ateşi var içimde
Sönmüyor, ne rüzgar ne de denizle
Bir gün dönersen yine, unutma!
Seviyorum seni hala…
Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)
Tweet