Söz konusu aşk olunca, ister istemez gideceğiniz yön bellidir... Geleceğinizi bağlayacak, mutluluk gülüşmelerinin sıcak yuvası tahayyül edilen evlikten başka bir yön değildir bu..
Alınmış kaşlarını çatarak ve kırmızı rujlu dudaklarını bükerek, “Evlenmeyi hiç düşünmüyorum” diyen kadınlar bile, evliliği hayal eder.
Bir kadın için evlilik kaçınılmaz bir kurtuluş gibi gözükür çoğu zaman. Ta ki, karşılarındaki erkeği ve evliliği daha iyi tanıyana kadar.
Çünkü bir çok erkek ve kadın, evliliğin mutlulukların paylaşımından daha çok, sorumluluk ve bunun paylaşımı üstüne kurlu olduğunu bilmez. Bazen yarım asırlık çiftlerde bile görürsünüz bu durumu.
Evet, belki yarım asır gibi çok uzun süren, hiç devrilmeyecek gibi duran bir evlilikleri var gibidir... Ama gerçekte bu sağlam, sıcak ve güvenli gözüken yuva, göründüğü gibi midir?...
Psikologların ve aile içi, ilişki danışmanlarının neredeyse başlarını kaşıyacak vakitleri olmadığı düşünülürse, bu kışkırtıcı soruyu “hayır” olarak yanıtlayabilirim.
Şimdi siz de çevrenize bakın... Bir oturuşta kaç tane “mutlu evlilik” sayabilirsiniz bana?
Ne oldu? Zorlanıyor musunuz yoksa... Zorlanmıyor musunuz?... Eee, o halde niye bunca “kem-küm”...
Sadece aileniz mi? Yok canım, şurada baş başayız, dürüst olalım... Rica edelim, size yalancı demedim, sadece daha samimi olalım. Maskelere gerek yok, öyle değil mi?
Hah şöyle, sanki bana aynı soruyu sorsanız, size farklı bir cevap verecektim... Aşk olsun yani.
Peki nedir, iki yabancının tanışıp âşık olmalarından sonra farklılaşan unsurlar? İlişkinizde terslikleri başlatan neler?.
Yoksa, yoksa size eskisi gibi ilgi ve şefkat göstermiyor mu?
Kendinizi ilgiye muhtaç hissediyorsanız, önce siz kendinize ilgi göstermekle başlayın... Unutmayın ki, küçük mutluluklar, büyük keyiflerin kapsını açan bir anahtardır. Üstelik size iyi bir haber vereyim mi? Bu anahtarı yapabilme becerisine hepimiz sahibiz.
Efendim, evet siz karşı taraftan bahsediyorsunuz... İyi ama söyler misiniz bana, her ilişki bir aynaysa, siz neler yansıtıyorsunuz oraya?... Öncelikle kendinizi neden böyle hissettiğinizi sorgulayın. Hayatınız boyunca hep ilgi mi beklediniz yoksa partnerinizin size karşı duyduğu ilginin zamanla azaldığını mı hissetmeye başladınız?
Bunlar önemli sorulardır ve ilişkinizi belirlediği gibi, hayatınızı da belirler, sizi yönlendirir... Düşünceleriniz, şu bazen dalgalı, bazen durgun, bazen güneşiyle ve tuzuyla yakan, bazen de kasırgada ölümüne korkmanıza neden olan okyanusta, bir pusuladır.
Aşksa, ilişkini başlarında yepyeni kalasları, güçlü görüntüsü, emniyet verici yelkenleri ve dümeninde emin emin gülümseyen, omzuna yeşil bir papağanın konduğu siz “kaptan”la gayet iyi gözükmektedir.
Ne olursa, siz yola çıkıp, derin sulara doğru yol almaya başladığınız da olur nedense.
Suç, Tanrı’nın cezası pusulada mıdır, yoksa duygularınızın bir yansıması olan tayfalarınız mı söz dinlememektedir?...
Sakın bundan önce ailenizden ve çevrenizdeki ilişkilerden bire bir alıp, bu normaldir diyerek kafanıza gerdiğiniz bir resimden ibaret olan “ilişki haritanız” yanlış olmasın?...
Belki her insan başka bir adadır ve o odaya hep bambaşka yolardan varmak gerekir.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla

Tweet